Türkiye Başbakanı Tayyip Erdoğan Uygurların öldürülmesine tepki gösterirken bu mezalimi soykırıma benzetti.
Etnik çatışmalarda, çok sayıda Uygur da dahil, 150’den fazla insan hayatını kaybetti. Erdoğan, “Çin’deki bu olaylar adeta soykırımdır” diyor ve ekliyordu: “Çin hükümetinden bu olaylara seyirci kalmamasını istiyoruz. Orada bir vahşet yaşandığı açıkça ortada.” Çin’deki olayların kınanması gerektiğine en ufak bir kuşku yok. Ancak burada, bize ‘Camdan evlerde oturan insanlar taş atmamalıdır’ deyişini hatırlatan bir diğer faktör söz konusu.
Türkiye de soykırımdan ve inkârdan müteşekkil bir sicile sahip, zira 1.5 milyon Ermeni’nin öldürülmesi hâlâ kabul edilmiş değil. Türkiye’nin ellerinde Kürt kanı da var. Erdoğan açısından, bir yandan onlarca Uygur’un öldürülmesini soykırımla kıyaslarken, diğer yandan bir buçuk milyon Ermeni’nin öldürülmesini inkâr etmek için milyonlar harcamaya devam etme cüretine sahip olması, (hafif tabiriyle söylemek gerekirse) gülünçtür. Lâkin şu soru da sorulmalı: Uygurlara ya da Doğu Avrupa ve Filistin topraklarındaki mezalimlere atfen soykırım kavramını kullanmakta hiç tereddüt göstermeyen Erdoğan, ‘1915 olayları’na atfen de soykırım kelimesini kullanacak mı?
Neticede, resmi Türk kayıtlarına göre bile, 1915’te öldürülen insanların sayısı 150’den fazlaydı…
(ABD’de İngilizce yayımlanan haftalık Ermeni dergisi, başyazı, 13 Temmuz 2009)
Radikal











Bu konu hakkındaki yorumunuz