4 Rus rehberin sahte içki nedeniyle yaşamını kaybetmesinin ardından Türkiye’de sahte içkiye bağlı ölüm istatistiklerine ulaşmak için Sağlık Bakanlığı’na aradığımızda bir gazeteci olarak habere ulaşmakta ne kadar büyük zorluk yaşadığımızı bir kez daha test etmiş olduk.
2003 yılında kabul edilen ve demokratik ve şeffaf yönetimin gereği olan eşitlik, tarafsızlık ve açıklık ilkelerine uygun olarak kişilerin bilgi edinme hakkını kullanma hakkını içeren Bilgi Edinme Kanunu’na rağmen kamu kurum ve kuruluşlarında zihniyetin hala değişmediğini gördük.
NEDEN “SAKINCALI”
Ülkede yaşayan herkesin hayatının beden ve ruh sağlığı içinde devamını sağlamak, ülkenin sağlık şartlarını düzeltmek, fertlerin ve cemiyetin sağlığına zarar veren sorunlarla mücadele etmek ve halka sağlık hizmetlerini ulaştırmak, sağlık kuruluşlarını tek elden planlayıp hizmet vermelerini temin etmekle görevlendirilen Sağlık Bakanlığı’nın hala bu bilince ulaşamadığını talep ettiğimiz bir istatistiği kamuoyu adına görev yapan bir basın mensubundan saklıyor olmasından ve elindeki bilgiyi toplum adına “Sakıncalı” bulmasından anladık.
Bizden bu bilgiyi saklayan ve paylaşmayan Bakanlık acaba diğer kamu kurum, kuruluşları ve sivil toplum örgütlerinden de saklamış mıdır sorusu geldi aklımıza. Asli görevi ülkenin sağlık hizmetlerini tek elden planlayıp hizmet verme olan Bakanlık tespit ettiği bazı konularda diğer ilgili bakanlıkları bilgilendirmekten kaçınmış olabilir mi?
BİLGİYE ULAŞMAK DEVEYE HENDEK ATLATMAK!
Türkiye’de sahte içkiden kaynaklanan ölümlerin gerçek bilançosunu öğrenmek amacıyla başlattığımız çalışma nasıl bir maratona dönüştü? Bakanlık önce “var” dediği istatistik için sonra neden “yok” oldu?Sağlık Bakanlığı yaptığı araştırma ve istatistikler ile ilgili sonuçları neden kamuoyundan saklar? Neden bu bilgileri “Sakıncalı” ilan eder?
ÖNCE ” VAR” SONRA “YOK”
Son 10 yılda sahte içkiden ölenlerin sayısını öğrenmek için aradığımız Sağlık Bakanlığı basın müşavirliği önce istatiğe yönelik bilgileri toparlamak için zaman istedi.
Daha sonra ise basın müşavirliğindeki aynı yetkili böyle bir istatistikleri olduğunu ancak basınla paylaşamayacaklarını Tarım Bakanlığı arşivinden gıdaya bağlı ölümlerin istatistiğini bulabileceğimizi söyledi.
Sağlıkla ilgili her türlü bilgi ve dökümanın toplandığını düşündüğümüz Sağlık Bakanlığı’nın bu bilgiyi neden kamuoyuyla paylaşmakta sakıncalı bulduğu sorusuna cevap ararken bu bilgiyi paylaşmamaktan çok böyle bir istatistiğin tutulmamış olabileceği aklımıza geldi.
Bakanlık basın müşaviri ile görüşme isteğimiz ve ona ulaşmamız ise akşam saatlerini buldu.
Görevi basınla ilişkileri düzenlemek ve basına bakanlığın çalışmaları ile ilgili bilgileri aktarmak olan basın danışmanlarının gazetecilerle görüşmekten kaçındıklarını hatta iletişim bilgilerini gazetecilerle paylaşmamaları konusunda alt kadrolarını sıkı sıkı tembihlediklerini bilsek de arayışımızı sürdürdük.
Böyle bir alışkanlığın genel bir tavır olduğunu bilerek ısrarla sürdürdüğümüz trafik trafiğinde “Bakan Bey’in adına faks çekin, biz hemen iletelim, daha hızlı olur” gibi bir sözle karşı karşıya kalınca telefon ya da e-posta varken bakanlık hala neden faksta ısrar ediyor” diye düşünmeden edemedik.
SAĞLIK BAKANLIĞI NEDEN SESSİZ KALDI?
Dikkatimizi çeken başka bir konuda insan sağlığı ile ilgili yakından ilgili iki bakanlıktan biri olan Tarım Bakanlığı’nın sahte içki olayının hemen ardından bir açıklama ile kamuoyunu bilgilendirirken denetleme yetkisi olan Sağlık Bakanlığı’nın bırakın açıklamayı konu hakkında tek bir satırı bile sitesine koymamasını anlamlı bulamadık.
Geçen haftanın gündeminde yer alan EHEC virüsü ile ilgili açıklama yapan Sağlık Bakanlığı 4 kişinin ölümüyle sonuçlanan bir olay karşısında hala sessizliğini koruyor.
Gelelim sonuca, zor bela bakanlık basın danışmanı Mine Tuncel’in telefonuna ulaştık ancak kendisine ulaşmak zaman aldı. Mine Tuncel, ısrarlı aramalarımız sonunda talebimizi dinledi. Ve konu ile ilgili ellerinde bir istatistik olup olmadığına bakıp bilgilendireceğini söyledi.
“BAKANLIĞIN BÖYLE BİR GÖREVİ YOKMUŞ”
Mine Tuncel, bizi tekrar aradığında sözlerinde biraz sitem,biraz şikayet, biraz tavsiye ve bir parça da ders vardı.
Açıklamaları bizi şaşırttı. Kendi cümleleri ile paylaşalım.
” Sayın Akdağ döneminden önce arşiv diye bir şey yok. Çalışmalar ve araştırmalar ile ilgili hiçbir şey kayıt altına alınmamış, hakgetire. Dolayısıyla böyle bir istatistikte yok geçmişe dönük.Zaten Sağlık Bakanlığı’nında istatistik tutmak gibi bir görevi de yok. Bakanlık olay istatistiği değil, ölümlerin hangi hastalık kaynaklı olduğunun bilgisini tutar.Yani trafik kazasında kafa travması geçirerek yaşamını yitiren birinin sadece kafa travmasından öldüğü bilgisi Sağlık Bakanlığı kayıtlarına alınır, trafik kazası notu alınmaz. Dolayısıyla sahte içkiye bağlı ölümlerin kaydı bizde bulunmuyor. Ancak Tarım Bakanlığı’ndan ya da TÜİK’den bulabilirsiniz”
Açıklama bizi tatmin etmedi tabi. Sağlık Bakanlığı ile ilgili geriye dönük hafızamızı yokladığımızda yine bir gazeteci arkadaşımızın kansere bağlı ölüm istatistikleri talebinin bakanlık kayıtlarında olmasına rağmen “sakıncalı” olduğu gerekçesi ile karşılanmadığını hemen hatırladık.
Oysa, Sağlık Bakanlığı’nın yetki, görev ve hizmet alanına giren konularda Milli Savunma Bakanlığına bağlı kurum ve kuruluşlar hariç olmak üzere diğer tüm resmi ve özel sağlık kurum ve kuruluşlarından istatistiki bilgi toplamaya yetkili olduğunu biliyoruz.
Aklımıza ilk gelen ya bakanlık bu görevini yerine getirmekten kaçınıyor ya da görevini yerine getiriyor ama kanser istatistikleri örneğindeki gibi “sakıncalı” olduğunu düşünerek vermiyor ve bunun için mazaretler uyduruyor.
SAĞLIK BAKANLIĞI’NIN DENETLEME YETKİSİ VAR
Sağlık Bakanlığı’na bağlı Kanserle Savaş Dairesi Başkanlığı gibi Sıtma Savaşı Dairesi Başkanlığı , Verem Savaşı Dairesi Başkanlığı ve Aile,Kadın ve Çocuk Sağlığı Merkezleri’nin teşhis ve tedavi hizmetleri yanında istatistiki bilgileri toplamak, araştırma ve incelemeler yapma yükümlülüğü var.
BASINA ÇİFTE STANDART!
Açıklamaları yine yeterli ve ikna edici bulmadık. Sadece Sağlık Bakanlığı değil pek çok bakanlığın, devlet kurum ve kuruluşun basın danışmanında da aynı uslüp ve alışkanlık mevcut maalesef.
Aynı gün Tarım Bakanlığı Basın Danışmanı Taceddin Ural’dan da EHEC virüsü ile bir açıklama yapıp yapmayacaklarını sorduğumuzda hazırladıkları bilgi notunu göndereceklerini söyledi. Bilgi bize ulaşmayıp aradığımızda ise ya telefonunu açmadı ya da telefonuna başka biri cevapladı.
EHEC virüsü ile ilgili açıklamayı ise ertesi gün sadece bir yayın organında görünce her zaman olduğu gibi bazı yayın organlarının diğerlerinden haber ve bilgide öncelikli kılındığına, ayrıcalıklı davranıldığına bir kez daha şahit olduk.
Örneklerden yola çıkarak bakanlıklarda, kamu kurum ve kuruluşlarında basın danışmanı olarak çalışan, medyaya hızlı,doğru haber aktarma ve bilgilendirmekle görevli, pek çoğu uzun yıllar gazetecilik yapmış meslekdaşlarımızın artık “Basın Danışmanı” değilde “Basın Danışmamanı” olarak görevlerini başarı ile yerine getirdiklerini düşünüyoruz.
BAKANLIKLAR NEDEN BİLGİ SAKLAR?
Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı ” Ali Babacan’ın iktidar oldukları 9 yıl boyunca 4-5 IMF raporunu bilinçli olarak açıklamadıklarını kendi ağzıyla itiraf etmesinden hareketle “Bakanlıklar neden araştırma, inceleme yaparlar da sonuçlarını kamuoyundan saklarlar” sorusuna ise henüz cevap bulmuş değiliz. “Cevaplamak isteyen olur belki” diye de bu satırlara taşıyoruz.
2010’DA 60 KİŞİ ALKOLDEN ÖLDÜ
Türkiye’de sahte içki nedeniyle ölenlerin kaydına Sağlık Bakanlığı kanalıyla ulaşamadık.Ancak, Adalet Bakanlığı’na bağlı Adli Tıp Kurumu, 2010 yılında alkole bağlı ölüm sayısını 60 olduğu notunu almış.Bunların içinde metil alkol yanında etil alkol yani gerçek içkiden ölenlerin sayısı da var. Türkiye’de neredeyse her gün sahte içki baskınları yapılıp, korkunç gerçek gözler önüne serilirken sahte içkiden yaşamını kaybedenlere yönelik bir kaydın ilgili kurumlar tarafından tutulmasını da anlayışla karşılayamadık. Yoksa biz doğru bilgiyi yanlış yerde mi aradık? Turizm Bakanlığı’na sorsak onlardan böyle bir kayıt var mıdır acaba?












Bu konu hakkındaki yorumunuz