ALES’te yaşanan kitapçık krizi Başbakan Yardımcısı Arınç’ın tepkisini çekti. Diğer sınavlardaki skandallarla ilgili “tatmin oldunuz mu?” sorusuna maruz kalan Arınç, bu ifadeden sıkıldığını belirtirken, ALES’teki durumun ise diğerlerinden daha farklı olduğunu savundu ve hata demedi, “eksiklik” dedi.
Arınç, soruları yanıtlarken de medya patronu Mehmet Emin Karamehmet’e göndermede bulundu, sendikalı olun dediği gazetecilere daha sonra AA’daki durumu örnek vererek inanılmaz sözler söyledi.
BURSA- Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, Akademik Personel ve Lisansüstü Eğitimi Giriş Sınavı’ndaki (ALES) baskı hataları iddialarıyla ilgili ”Bir ALES sınavını organize eden kuruluşun yeteri sayıda yedek soru kitapçığı göndermemesi veya istenildiği zaman hemen karşılanamaması çok büyük eksikliktir” dedi.
Bursa Gazeteciler Cemiyetini (BGC) ziyaret eden Arınç, basın mensuplarının sorularını cevaplandırdı.
“HÜKÜMETİN TATMİN DURUMU DEVAM EDİYOR MU?”
Bir gazetecinin, YGS’deki şifre iddialarını hatırlatarak, ”ALES’te de bir skandal ortaya çıktı. ÖSYM konusunda hükümetin tatmin hali devam ediyor mu acaba?” sorusu üzerine Bülent Arınç, şunları söyledi:
”Tatmin oldun veya olmadın kelimesi artık biraz tadını kaçırdı. Birileri o zaman ki açıklamalara bakarak bu kelimeyi kullanmış olabilir. Ama YGS’deki şifre iddiasıyla ilgili konu Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından araştırılıyor. Başsavcı vekillerinden birisi görevlendirildi ve en son bu soru kitapçıklarının basıldığı Meteksan matbaasında 3 gün boyunca arama yapıldı. Bilirkişiler detaylı bir inceleme yaptılar. Dün aldığım bir haberde bunun bittiğini, artık bilirkişi raporlarının savcılığa iletildiğini öğrendim. Dolayısıyla tatmin kelimesini içinde bulundurmayan bir cümle kurmak istiyorum. Bu savcılığın yaptığı inceleme sonucunda varsa hata, kusur veya suç ortaya çıkarılmalı ve suç işlenmişse bunun sorumluları da şüphesiz en ağır cezalara maruz kalmalı.
Çünkü bu sınavların çocuklarımızın önünde bir hayat boyu devam eden, gerçekten onları stres içine sokan, yarının endişesiyle tasalandıran böyle bir sınavda eğer yolsuzluk yapıldıysa veya bağışlanmaz bir kusur işlendiyse bunu yapanlar cezalandırılmalıdır. Dolasıyla ben de sizler gibi birilerinin şahsi açıklamalarından ziyade savcılığın yaptığı incelemenin veya soruşturmanın tamamlanmasını beklemek durumundayız.”
“ALES’TEKİ DURUM ÇOK FARKLI”
Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, ALES ile ilgili konunun çok farklı olduğunu ifade ederek, sözlerine şöyle devam etti:
”ALES soru kitapçıklarından az sayıda gelmiş, başka yerden karşılamaya çalışmışlar ama sayı yeterli olmadığı için orası da olmamış. Manisa’dan temin etmişler, ama yine de eksik kalanlar olmuş. Bir ALES sınavını organize eden kuruluşun yeteri sayıda yedek soru kitapçığı göndermemesi veya istenildiği zaman hemen karşılanamaması çok büyük eksikliktir. Sanıyorum bir açıklama yapıldı. Burada bir yolsuzluktan veya bir şifre gibi bir usulsüzlükten bahsedilmiyor. Ancak sanıyorum İzmir’de yapılan sınavda eksik gelmiş. Telafi etmek mümkündür, ama bu tür olayların üst üste gelmesi, her halde bir seçim döneminde fazlasıyla herkesi ilgilendirmesinin altında yatan başka bir husus varsa, Türkiye bir hukuk devleti olduğuna göre bunu da araştırmak zorundadır. Doğrusu bizi çok rahatsız eden gelişmeler. Gençlerin istikbalinin söz konusu olduğu bir yerde, herkesin büyük bir hevesle hazırlandığı bir sınavda yaşanan böyle tersliklerin, onları düş kırıklığına uğratması bizleri çok üzüyor.”
“ÇAKALLAR-BOZKURTLAR TARTIŞMASI DOĞRU BİR TARTIŞMA DEĞİL”
Ziyaretinin ardından gazetecilerin sorularını yanıtlayan Arınç, ”Son günlerdeki siyasetteki üslup tartışmalarına” ilişkin soru üzerine şöyle konuştu:
”Saygılı bir üsluba hepimizin ihtiyacı var, Türkiye’nin çok daha fazla ihtiyacı var. Yani ‘Çakallar-Bozkurtlar’ tartışması doğru bir tartışma değil. Bunları kullanmamalıyız. Sayın Bahçeli, La Fontaine Masallarından bahseder gibi çakalları, Bozkurtları vesaireleri çok çok konuşmamalı. Veya sembol haline gelmiş bazı değer veren unsurları tahrik edecek bir üslubun içinde de olmamalıyız.”
“ECEVİT BENİ KUTLAMIŞTI”
Siyasi hayatında, eski başbakanlardan rahmetli Bülent Ecevit’in üslubuna çok önem verdiğini belirten Arınç, şöyle devam etti:
”Çünkü o keskin cümleleri bile saygısını bozmadan söyleyebilen ve konuşmasında bunlara çok dikkat eden bir liderdi. Onun övgüsünü de almış bir insanım. Sayın Ecevit, Sayın Hüsamettin Özkan’ın da olduğu bir yerde ben de bulunmuştum ve beni üslubumdan dolayı kutlamıştı. ‘Fikirlerimiz ayrı ama üslubunuz çok hoşuma gidiyor’ demişti. Bunu iyi bir anı olarak hatırlıyorum.”
ARINÇ’TAN KARAMEHMET’E GÖNDERME
Bir basın mensubunun, Anadolu Ajansı’ndaki (AA) toplu sözleşme süreci ve basın sektöründeki sendikalaşma sorununa ilişkin sorusu üzerine Arınç, gazetecilerin sendikalı olması, sendika marifetiyle patronlarla toplu iş sözleşmesi yapmasının kanunen mümkün olduğunu ama burada gazete veya medya patronlarının tavrının da önemli olduğunu söyledi.
Bununla ilgili hüküm olduğunu, işçiler veya çalışanların elbette sendikalı olabileceğini ifade eden Arınç, şöyle konuştu:
”Size çok enteresan bir şey söyleyeyim; şu elektrik dağıtım ihalelerinde, neredeyse 6 milyar dolarlık ihaleyi alan ve ‘ben bu parayı hemen ödeyeceğim’ diye taahhütte bulunan kişi, ‘televizyonunda çalışanların paralarını 6 aydır vermiyor’ diye söyledim. En çok tebriği gazetecilerden aldım ama arkadan başka bir şey oldu. Gazetecileri temsille görevli üst kuruluşların başkanları, ‘sizi tebrik ediyoruz’ dediler. Başka bir şey daha söylediler; aman ne olur bu söylediklerinizi her yerde söyleyin. ‘Siz niye söylemiyorsunuz?’ dedim, ‘biz söyleyemeyiz’ dediler. Sizin söylemeniz lazım. Evet ben, gözü kara bir adamım, her yerde de bunları söylerim, söyleyeceğim ama bir siyasetçinin bunlarla kavga ederek bu tavrı ortaya koymasının ne anlama geldiğini de hepimizin bilmesi lazım.
Dolayısıyla çalışanlar ile o çalışanları temsil eden kuruluşlar, bu konuda çok kararlı, cesur olmaları lazım. Evet yapıyorlar görevlerini ama sizin şikayet ettiğiniz konuyu gündeme getirene ben rastlamadım. Dolayısıyla bu, beraberce yürüteceğimiz bir konudur. Hakikaten üzülüyorum arkadaşlar, ertesi günü kapının önünde… İşsiz kalabiliyor gazeteciler, ekmek götüremiyor evine, hasta çocuğuna bakamaz hale geliyor, hiçbir güvenceleri yok. Bu güvenceleri kanunlar göstermiş ama bu konuların uygulanması sırasında bunları uygulamayan, aba altından sopa gösteren ‘bak şöyle yaparım’ diye korkutanlara da bizim toplum olarak nasıl bugün sokaklarda, bazı hakları savunabiliyorsak bunları da savunmamız gerekecek. Ben yanınızdayım. Bu konuda hakikaten, üzerimize aldığımız işi de Allah’ın izniyle yapacağız.”
SENDİKAYI ÖVDÜ, AA ÇALIŞANINA REST ÇEKTİ
Arınç, AA’daki toplu iş görüşmeleri sürecine de değinerek, ”Bakınız, Anadolu Ajansındaki sendika ve toplu iş sözleşmesi, örnek toplu iş sözleşmeleridir. Çalışanlar lehine alabildiğince haklar getirilmiştir, hatta biraz da fazlası. Arkadaşlar, bugün 30-35 yılını geçirmiş bir idareci, bir mülki amir düşünün, vali olarak emekli olduğunda 70 milyar lira tazminat alabiliyor” dedi.
Soruyu yönelten gazeteciye ”Senin ne aldığını bilmiyorum ama söyletme beni” diye seslenen Arınç, ”Arkadaşlar, örnek veriyorum; vali 70 milyarı zor alıyor, 20 seneden fazla AA’da çalışmış ve emekli olmuş bir insan 400 milyarın üzerinde alıyor. Bu doğru mudur, yanlış mıdır? Hakkıdır, toplu iş sözleşmesi bunu vermiş…” dedi.
Bülent Arınç, AA’da neredeyse 65 yaşına gelmiş bir kişinin bile emekli edilemediğini ifade ederek, sözlerini şöyle sürdürdü:
”Toplu iş sözleşmesini elime aldığımız zaman hayret ettim. Ben yıllardır Hak-İş Sendikasının avukatlığını yaptım. 15 senem sendika avukatlığıyla geçti. Yetkinin, itirazların ne olduğunu bilirim. Bir iş yerinde örgütlenmenin ne olduğunu, ne kadar zor olduğunu bilirim ama ben böyle bir toplu sözleşme, böyle bir şey görmedim. Eskiden beri geliyor, eskiden beri hiçbir toplu sözleşme müzakere edilmeden imzalanmış, ben ondan sorumlu değilim. Ben, müzakere edeceğim, çok şükür. Bugün onlar grev kararı aldılar, grev de yasal bir haktır. Greve başlarlarsa işveren için de lokavt yasal bir haktır ama önemli olan uzlaşmaktır, imzayı atmaktır. Bugün her noktada uzlaşabiliyoruz ama kendilerini teminat altına alınmış olan 2 maddeye itirazları var sendikanın. Bunu müzakere etmek de bizim hakkımız, lütfen…
Ben 4 aydan beri bu toplu sözleşmeyi müzakere ediyorum. Bana düşen budur. Benim kurumumun bütçeden tahsis edilen parası, AA’ya 3 ay bile yetmiyor. Ya bankadan faizle para alıyor, maaş ödüyor veya ben Maliye’den ek bütçe alıyorum. Artık AA’yı kendi ayakları üzerinde duran bir kuruluş haline getireceğiz. Sendika bizi grevle tehdit ediyor, hakkındır, kullanabilirsin ama bunun karşılığında kanunun bize verdiği haklar da var. Hiç böyle bir restleşmeye gerek yok, sonunda inşallah umarım ki aklıselimle toplu sözleşmeyi imzalarız.”
GAZETECİLERE “YIPRANMA HAKKI”NI GERİ VERECEĞİZ
Bursa Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Nuri Kolaylı’nın, 212 Sayılı yasanın yeniden ele alınması gerektiğiyle ilgili hatırlatması üzerine Arınç, kendilerinin kaldırdığı basın çalışanlarının “yıpranma hakkı”yla ilgili olarak şöyle konuştu:
”Basında çalışanların bu hakları, gerçek haklardır, bunları kabul ediyoruz ve inşallah yeni dönemde kim olursa olsun bu konuda ele ele vereceğiz aklıselimle çalışmalarımızı yapacağız. Alın terinin karşılığını mutlaka vermemiz lazım, yıpranma hakkı olarak da da diğer haklar olarak da.
Biz bugün Basın Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğünde bazı çareler bulmaya çalışıyoruz. Yani lojistik destek verelim, nakdi veremiyorsak ayni verelim. Haber desteği veriyoruz, TRT Anadolu’da tanıtım veriyoruz, CD’ler gönderiyoruz, şimdi yurt dışına çıkışlarda gri, hizmet pasaportu veriyoruz, vermediğimiz bir şey de kalmadı.”
Kaynak : GAZETEPORT












Bu konu hakkındaki yorumunuz