Parlamenter yöntem gittiği yeri iflah etmemiştir!

TBMM Anayasa Komisyonu Başkanı Burhan Kuzu, parlamenter modelin gittiği yeri iflah etmediğini, aksine o ülkeleri her zaman süründürdüğünü ifade ederek, “Türkiye’de bugün eğer parlamenter modele devam edecek olursak açık söylüyorum; bir iki dönemin sonunda gelecek olan bir koalisyon bu memleketteki bütün birikimi 6 ayda bitirir” dedi.

Kuzu, Fatih Üniversitesinde düzenlenen “Yeni Anayasa Nasıl Olmalı?” konulu sempozyumun açılışında yaptığı konuşmada, 8 yıldır TBMM Anayasa Komisyonu Başkanlığını yürüttüğünü ve hem teorik hem de pratik olarak Türkiye’nin sorunlarını yakından görme fırsatı bulduğunu söyledi.

Anayasanın, Türkiye’nin önemli bir konusu olduğunu belirten Kuzu, “Bugün bu konuyu konuşuyor olmamız, bu ülke bakımından büyük bir talihsizlik olsa gerektir. Çünkü dünya başka şeyleri konuşuyor. Esasen bugün Türkiye bu meseleyi çözmüş olmalıydı, ancak maalesef Türkiye bu sorunu çözememiştir” diye konuştu.

Burhan Kuzu, tarihe bakıldığında birçok ülkenin bu aşamalardan geçtiğini aktararak, “Siyasi çalkantı olduğunu gösterir, bir ülke hala anayasasını konuşuyorsa. Biz de bunu konuşmaya devam edeceğiz, madem ki böyle bir sorunumuz var” dedi.

“DAVUL SİYASETÇİNİN SIRTINDA, TOKMAK ASKERİ, SİVİL BÜROKRASİNİN ELİNDE”

Kuzu, 1961 ve 1982 anayasalarının darbe ürünü anayasalar olduğunu ifade ederek, şöyle devam etti:

“Bu iki anayasanın ortak noktasında, milli iradeye güvensizlik var. Bu, bütün metne yansımış. Güvenilir olan kurumlar, askeri, sivil bürokrasidir. Bütün yetkiler onlara verilmiştir. Bir şey kalırsa egemenlikten bunu da Meclis kullanıyor. Davul siyasetçinin sırtında, tokmak askeri, sivil bürokrasinin elinde; ona göre de davulun sesi çok farklı çıkıyor. 26 maddelik son paket, eldeki değişik tokmakları davulcuya vermek için yapılmıştır; davul kimin elindeyse tokmak da onun elinde olması gayretidir. Biraz da yol alınmıştır bu manada, yeterli olmasa bile.”

Anayasanın nasıl yapılacağıyla ilgili olarak değişik yöntemlerin olduğunu, her birinin kendine göre sıkıntıları bulunduğunu anlatan Kuzu, şöyle konuştu:

“Türkiye’de tartışılan konu; ’mevcut meclisler anayasa yapamazlar’, asıl sıkıntı bu. Geçen dönem bunu Türkiye çok tartıştı. Ne yapacağız? Yeni anayasanın ne zaman yapıldığına bakıyorsunuz, ya darbe döneminde ya da yeni bir devlet kurulurken yapılıyor. Yeni bir devlet kurmadığımıza göre darbe ile ancak anayasa yapılıyor, bizim elimizde bir tek darbe duasına çıkmak kalıyor; ’Allahım bize bir darbe gönder, anayasa yapacak kadar olsun, sonra çekip gitsin. Başka çare yok, amin…’ Bunu söyleyenler, Meclisin bunu niye yapamayacağını ya da neden yapmaması gerektiğini izah edemiyorlar. Bunun savunulur bir görüş olduğunu düşünmüyorum. Mevcut Meclis, sıfırdan bir anayasa yapar. Türkiye’de doküman sorunu yok, amaç masa etrafında oturup metin çıkarmak, bunu yapamıyoruz.”

Burhan Kuzu, muhalefet partileri üye vermediği için Uzlaşma Komisyonunu kuramadıklarına dikkati çekerek, bu nedenle kendi dönemlerinde 9 kez anayasa değişikliği yapıldığını, bunun birkaçını muhalefetle birlikte yaptıklarını ama en sonunda mecburen referanduma giderek yapmak zorunda kaldıklarını söyledi.

Türkiye’de “kazuistik” (kuralcı) yöntemle anayasaların çok yaygın hale geldiğini ifade eden Kuzu, bundan kurtulmak gerektiğini ve insanların zihinlerinde bir şeyleri çözmek gerektiğini belirtti.

Kuzu, Batı ülkelerinden Doğu’ya gittikçe anayasa metinlerinin uzadığının görüldüğünü aktararak, “Metnin uzun olması her şeyi halletmiyor. Gelişmiş ülkeler ise kısa metin yazıyor, ancak şöyle bir şey yok; biz de metni kısa yazalım biz de gelişelim. Geliştiğin zaman kısa yazıyorsun, tersinden geliyor iş. Bu nedenle Türkiye biraz daha kazuistik yönteme devam edecek gibi geliyor bana maalesef” dedi.

Anayasanın olağanüstü şartlarda değil, normal zamanda yapılması gerektiğini vurgulayan Kuzu, “Olağanüstü dönemde yapmak doğru değil diyoruz ama Türk siyasi tarihinde olağanüstü dönemler olağan hale gelmiş. Bizim normal dönemimiz pek yok. Bu nedenle biz olağanüstü dönemde bile olsa anayasa yapmaktan başka çare olmadığını görüyoruz” diye konuştu.

Burhan Kuzu, anayasalarda resmi ideolojiye yer verilmemesi gerektiğini, değişmez maddeler konusunun ise bakış noktasına bağlı olduğunu ifade ederek, şöyle dedi:

“Demokratik, sosyal, laik, hukuk devleti. Bunlarla kimsenin sorunu yok. Türkiye’deki sorun, bu ülkenin yorumundan kaynaklanıyor. Laiklikle ilgili meselede siz Avrupa’da olmayan başörtü konusunun yasağını getirip dayatırsanız bunun gereği gibi işte o zaman adamın laiklikle ilgili sorunu olur ister istemez.”

“PARLAMENTER MODEL GİTTİĞİ YERİ İFLAH ETMEMİŞTİR”

TBMM Anayasa Komisyonu Başkanı Kuzu, anayasanın getireceği sistemin, modelin ne olacağının üzerinde durulması gerektiğini belirterek, dünyada gelinen noktada parlamenter, yarı başkanlık ve başkanlık olmak üzere üç tane modelden söz edildiğini aktardı.

Kuzu, şunları söyledi:

“Hangi model gelirse gelsin, milli iradeyi hangisi daha çok yansıtıyor? Kuvvetler ayrımı hangi modelde var? Türkiye’nin eğer 13 Haziran’da masada başkanlık modeli olacaksa ki olacaktır muhtemelen, o zaman bu çok konuşulacak. Bunların cevabı mutlaka verilmeli. Parlamenter model gittiği yeri iflah etmemiştir, o ülkeleri her zaman süründürmüştür.”

Dünyanın hiçbir yerinde yüzde 10’luk seçim barajı uygulanmadığını ifade eden Kuzu, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Çekin yüzde 5’e Türkiye’yi. 10 parti girer parlamentoya, dörtlü koalisyonlar olur. Ben korkarım koalisyondan. Getireceğiniz model koalisyona imkan vermemeli bu memlekette. Çözüm başkanlık derken, barajları külliyen kaldırıyorsunuz, çünkü orada halk, meclisi ayrı seçiyor, yürütmeyi ayrı oluşturuyor. Kuvvetler ayrımı noktasında da bunu sağlayan dünyadaki tek model başkanlık modelidir. Parlamenter modelde kuvvetler ayrımı yoktur. Bugün yasama diye bir organ yoktur Türkiye’de, adı var kendi yok. Meclisin aktif hale gelmesi sadece başkanlık modelinde oluyor. O modelde esasen parlamento var, esasta da parlamento vardır. Orada esasen yasama organı para musluklarına tamamen hakimdir. Bir kuruş harcayamaz başkan parlamento evet demedikçe. Kanunu tamamıyla parlamento çıkarır. Hükümet güçlüdür, doğrudur ama sadece yürütmede güçlüdür. Parlamenter modelde ise hem yürütme hem yasama güçlüdür. İddia ediyorum; ABD’deki başkandan parlamenter rejimlerdeki başbakanlar üç kat daha yetkilidir. ’Diktatörlük gelir.’ Neden gelsin? Diktatörlük bugün var, varsa…”

Kuzu, bu sistemi yıllardır savunduğunu, merhum Cumhurbaşkanı Turgut Özal ile Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın bunu çok iyi anladığını dile getirerek, “Türkiye’de bugün eğer parlamenter modele devam edecek olursak, koalisyonlara bir çözüm bulmazsak açık söylüyorum; yakın dönemde, bilemem elbette, görmüyorum pek öyle bir tablo ama bir iki dönemin sonunda gelecek olan bir koalisyon bu memleketteki bütün birikimi 6 ayda bitirir. Biz bunu kesinlikle dayatma biçiminde getirmeyeceğiz. AK Parti olarak bunu masaya koyacağız, gerekçelerimizi sunacağız, muhalefet partilerimiz aklı selim davranır da sistem değişikliğine giderse hay hay, gitmezse parlamenter model anayasasını hep beraber yaparız, hep beraber sürünmeye devam ederiz” diye konuştu.

Anayasa’nın yamalı bohçaya dönüştüğünü ifade eden Kuzu, “Yeni anayasa elzem hale geldi” dedi.

Kaynak : VATAN Gazetesi

Bu konu hakkındaki yorumunuz

  

  

  

Diğer sounçlar..

Generic selectors
Exact matches only
Search in title
Search in content
Post Type Selectors
Filter by Categories
BİLİM VE TEKNOLOJİ
DÜNYA
DW HABER
EKONOMİ
GÜNDEM
KÖŞE YAZILARI
KÜLTÜR & SANAT
MEDYA & MAGAZİN
SAĞLIK
SPOR
YOUTUBE