Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Strasbourg’daki Türk vatandaşlarına hitap ederken “Sizler bizim Avrupa’daki temsilcilerimiz, Avrupa’ya açılan penceremiz oldunuz. Sizler bizim Batı’ya bakan yüzümüz, modern yönümüz oldunuz. Sizler, birileri istemese de, Avrupa Birliği’nde bizim üyelerimiz oldunuz” dedi. Başbakan, isim vermedi ama Paris yönetimine sert eleştirilerde bulundu.
Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi Genel Kurulu’na katılmak üzere Fransa’nın Strasbourg kentine gelen Erdoğan, Rhenus Sport’da “Vatandaş Buluşması”na katıldı.
Başbakan Erdoğan, buradaki konuşmasında, “kalbi gurbette çarpanın, gönlünün sılada yandığını” ifade ederek, Türk vatandaşlarının on yıllar önce evini, barkını, toprağını, anne babasını, eş ve çocuklarını geride bırakarak gurbet ellere geldiklerini belirtti.
Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Çok zor günler geçirdiniz, zor şartlarda tutunma mücadelesi verdiniz. Sılaya hasret bir yana yabancı olmanın, Türk olmanın, Müslüman olmanın, emekçi olmanın ağırlığını yüreğinizde hissettiniz. Ekmek parası için alın teri dökerken kulağınız ana vatanda, gözünüz, gönlünüz ana vatanda, özleme, hasrete göğüs gerdiniz.
Şundan lütfen emin olunuz ana vatandaki kardeşleriniz sizlerle her zaman gurur duydular. Türkiye’de kardeşleriniz sizlerin hüznünü, sevincini sizlerle birlikte paylaştılar. Sizin mutluluğunuz, bizim mutluluğumuz oldu. Gurbette sizin acınız, sılada bizim acımız oldu. Sizler bizim Avrupa’daki temsilcilerimiz, Avrupa’ya açılan penceremiz oldunuz. Sizler bizim Batı’ya bakan yüzümüz, modern yönümüz oldunuz. Sizler, birileri istemese de Avrupa Birliği’nde bizim üyelerimiz oldunuz.”
Fransa’yı isim vermeden eleştirdi
Tarihin yüklediği sorumluluktan asla kaçılamayacağını dile getiren Erdoğan, Türkiye’nin “tarihe yayılan ulu bir çınar gibi” olduğunu söyledi.
Erdoğan, şunları söyledi: “O çınarın gölgesi dünyanın dört bir yanına yayılmış vatandaşlarımızı, soydaşlarımızı, kardeşlerimizi serinletmeye, onları kollamaya, korumaya yeter. Türkiye çınarının gölgesi bütün mazlumlara, bütün mağdurlara bir korunak, bir sığınak olmak için yeter.
Biz diyoruz ki ‘Adaletin bulunmadığı bir dünyada herkes suçludur.’ İşte onun için Türkiye olarak özgürlük, barış, refah, adalet ve demokrasi için var gücümüzle çalışıyor, çabalıyoruz. Biz Ortadoğu’da, Kuzey Afrika’da, Kafkasya ve Balkanlar’da rol kapma yarışında değiliz, çıkar peşinde hiç değiliz. Bizim tavrımız birileri gibi ‘ganimet önünde harami tavrı’ değildir. Tam tersine bizim tavrımız taşıdığı büyük misyonun farkında büyük ve sorumlu devlet tavrıdır.
Biz Libya’ya baktığında yer altı zenginliklerini, petrol kuyularını, madenleri görenlerden değiliz. Biz Libya’ya baktığımızda ortak bir tarih, ortak bir medeniyet görüyoruz. Orada kardeşlerimizi görüyoruz. İnsan olmanın gerektirdiği neyse biz onu görüyor ve ona göre tavır belirliyoruz. Biz Libya’nın yeni bir Irak, yeni bir Afganistan olmasını istemiyoruz.
Biz Libya’nın toprak bütünlüğü adına, Libya’nın selameti adına orada barış ve huzur ve dayanışma arzuluyoruz. Libya’da, Kuzey Afrika’da rol kapmaya çalışanlar, şahsi hırsları için, yaklaşan seçimler için, bölgenin kaderi ile oynayanlar tarih karşısında sorumlu olurlar. Libya hiçbir ülkenin çıkar arenası olamaz. Libya Libyalılarındır. Yemen Yemenlilerindir. Bahreyn Bahreylilerindir. Cezayir Cezayirlilerindir. Fas Faslılarındır. Irak Iraklılarındır. Kimse buralar üzerinde tasarrufta bulunmasın.”











Bu konu hakkındaki yorumunuz