Adalet Bakanı Sadullah Ergin, ikinci “Ergenekon” davasının tutuklu sanığı gazeteci Tuncay Özkan ve gazeteci Mustafa Balbay’ın tek başına ayrı koğuşlara alınmalarıyla ilgili, “Daha önce fiziki koşullardaki imkansızlık nedeniyle aynı hücredeydiler. Yasa bu tür sanıkların ayrı tutulmalarını öngörür” dedi.
Ergin, TOBB Genel Merkezindeki “Cezaevleri Okuyor” projesinin tanıtım toplantısının ardından gazetecilerin sorularını yanıtladı.
Tutuklu bulunan Mustafa Balbay ve Tuncay Özkan’ın, tek kişilik hücrelere alınması ve Silivri Cezaevi’ndeki koşullarla ilgili bir soru üzerine ise Bakan Ergin şunları söyledi:
“Cezaevlerindeki uygulamalar, tamamen, Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkındaki Yasa çerçevesinde, buna bağlı olarak çıkartılan ikinci, üçüncü mevzuata göre yürütülmektedir. Bu bağlamda, cezaevlerinde bulunan tutukluların da, mahkemeye sevk edildikleri sevk maddeleri dikkate alınarak, cezaevlerinde birlikte ya da ayrı ayrı barındırılmalarına karar verilmektedir. Bu kararı da, infaz savcılıkları vermektedir.
Mustafa Balbay ve sayın Tuncay Özkan’la ilgili olarak yapılan uygulamanın esası şudur: ‘Daha önce birlikte kalmaktaydılar, niçin birlikteydiler, şimdi ayrıldılar?’ sorusu sorulabilir. Silivri Kampusu içerisindeki fiziki imkanlar yetersizdi. Onun için bir arada bulunmaktaydılar. Ancak orada yeni hizmete alınan bloklar, cezaevi üniteleri olmuştur. Dolayısıyla, yasanın emredici hükmü, fiziki koşullar elverdiği ölçüde, bu tür sanıkların, tutukluların, ayrı ayrı barındırılmalarını emretmektedir, yasa ve yönetmelik, tüzük. Bundan kaynaklı bir uygulamadır. Burada süreci belirleyecek olan da, cezaevi idaresiyle cezaevi savcılığıdır, sorumlu olan onlardır.”
‘Tecrit iddiaları’
Bu konuda, Silivri’deki tutukluların, ‘tecride’ alındıklarının iddia edildiğinin belirtilmesi üzerine Bakan Ergin şöyle konuştu:
“Bizim cezaevlerimizdeki standartlar, tutukluya hükümlüye göre ayrı ayrı uygulanan standartlar değildir. Oradaki standartlar geneldir ve bu standartlar, yurt içinden ve yurt dışından periyodik olarak incelenmekte, insan hakları kurumları tarafından değerlendirilmektedir. Bu konuda uygulamaya yönelik şikayetler varsa bunlar tarafımızdan ayrıca değerlendirilmektedir. Ancak, Silivri’deki standartların kişilere farklı uygulandığı yönündeki bir değerlendirmeye katılmam.”
Üskül: “Can güvenliği devlete emanet edilmiştir”
TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu Başkanı Zafer Üskül de Tuncay Özkan’ın avukatı Ahmet Çörtoğlu’nun, “müvekkilinin yerinin değiştirildiği” gerekçesiyle komisyona yaptığı başvuruyu değerlendirdi.
Silivri Ceza İnfaz Kurumu’nda L Tipi binalar olduğunu, F tipi binalar olmadığını ifade eden Üskül, 1 ve 2 No’lu L Tipi binaların yeni hizmete açıldığını kaydetti.
Üskül, hem Silivri içinden hem de Silivri dışından, Metris Cezaevi’nden tutuklu ve hükümlülerin yeni açılan bu binalara nakledildiğini bildirdi.
Zafer Üskül, 54 Ergenekon davası sanığının da bu binalara nakledildiğini belirterek, şunları söyledi:
“Bu 54 kişiden 52’si tebligatı alarak, sorun çıkartmadan yeni binaya taşındılar. Ancak Tuncay Özkan ve Mustafa Balbay itiraz etmişler. Nakil kararları uygulanmak zorundadır. Nakilde cezaevi yönetiminin zor kullanma yetkisi de var. Sonuçta güç kullanımına gerek kalmadan anlaşmaya varıldı ve bu 2 kişinin yeni binaya nakledildiği anlaşılıyor. Bu kişilerin nakilleri sırasında kahvaltı ve yemek verilmediği iddiası doğru değil. Tüm tutuklulara olduğu gibi bunlara da yemek ve kahvaltı verilmiştir.
Isınma konusunda yapılan açıklamaların da doğru olmadığı bilgisini aldım. 1 ve 2 No’lu binalar merkezi ısıtma sistemine daha yakın olduğu için, öbür binalardan biraz daha iyi ısındığı söylendi.”
Komisyon Başkanı Üskül, Silivri’de F tipi cezaevi olmadığı için, bu yeni binaların bazılarının yüksek güvenlikli hale getirildiğini söyledi.
“Alt komisyon kurup yerinde inceleme yapma imkanımız yok”
İlgili kanuna göre, haklarında ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası istenenlerin tek kişilik koğuşa, daha az ceza istenenlerin ise 3 kişilik koğuşa konulduğunu belirten Üskül, “Yeni binalarda 1 ve 3 kişilik koğuşlar var. 1 kişilik koğuşlardan 4 tane yan yana var ancak mevzuata göre sadece 3’ü dolu olabiliyor, 1’i boş kalıyor. Böyle 9 kişinin ayrı ayrı konulabileceği tek kişilik koğuşların ortak havalandırma bölümü var” diye konuştu.
Üskül, bu bilgileri cezaevi savcılığından aldığını belirtti.
Zafer Üskül, “Tuncay Özkan’ın başvurusu üzerine yeni bir inceleme yapma gereği duyuyor musunuz?” sorusuna, “Şu anda alt komisyon kurup yerinde inceleme yapma imkanımız yok. Mevcut alt komisyon üyeleri de bir araya gelemiyorlar, toplanamıyorlar, her biri bir tarafta” dedi.
Zafer Üskül, Avrupa’da gezdikleri cezaevlerindeki tutuklu ve hükümlülerin yüzde 90’ının tek kişilik koğuşlarda kaldığını gözlemlediklerini de ifade etti.
Can güvenliklerinin olmadığı iddiası
Komisyon Başkanı Üskül, 2 sanığın can güvenliklerinin olmadığı yönünde bir iddia olduğunu anımsatarak, “Tüm tutuklu ve hükümlülerin can güvenliği devlete emanet edilmiştir. Dolayısıyla can güvenliğinin sağlanamaması gibi bir durumun ortaya çıkması mümkün değil. Kazara böyle bir şey olursa oradaki tüm görevliler suç işlemiş olurlar” dedi.
Bu iddianın ciddi olması halinde, gerekli incelemeyi hem savcılığın hem de komisyonlarının yapacağını ifade eden Üskül, “Ancak böyle bir durumun olmadığı anlaşılıyor. Kişinin tek kişilik bir odaya konulması onun can güvenliğini ortadan kaldırmaz. Tek kişilik odaya konulanlar da sadece bu iki kişi değil. Özel bir uygulama yok. Sonuç olarak bizim edindiğimiz izlenim; adı geçen kişilerle ilgili olarak, sürekli kamuoyunun gündemine gelmeleri nedeniyle daha da dikkatli bir tutumun sürdürüldüğü yönünde” ifadelerini kullandı.
Üskül, Tuncay Özkan’ın başvurusu ile ilgili olarak gerekli yerlere yazı yazacaklarını sözlerine ekledi.
Kılıçdaroğlu’nun değerlendirmesi
CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu da Londra’da Tuncay Özkan ve Mustafa Balbay’ın yerlerinin değiştirilmesiyle ilgili soru üzerine de şöyle konuştu:
“AKP uygulamasının doğal bir sonucu. Yadırgamamak lazım. Baskı daha da artacak. Bunu ta en baştan beri söyledik. 21. yüzyılda tecriti niye uyguluyorsunuz, bunlar terörist mi? Birileri elini kolunu sallayarak gider, hiçbir şey yapmazsınız. Birileri tutuklu ama onlara tutukluluğunda bile baskı altında zor koşulları dayatırsınız. Bu doğru bir uygulama değil.”












Bu konu hakkındaki yorumunuz