İkinci Ergenekon davasının tutuklu sanığı Yarbay Mustafa Dönmez, duruşmada Zir Vadisi ile ilgili bazı sorular sordu.
Mustafa Dönmez’in avukatı Celal Ülgen, ”Genelkurmay Askeri Mahkemesi çok iyi bir inceleme yapsaydı Balyoz korkusu olmayacaktı. Mustafa Dönmez olayı püskürtülmüş olsaydı bugün Balyoz’da bu kadar general tutuklanmayacaktı” dedi.
Daha sonra sorgusuna geçilen tutuklu sanıklardan emekli Albay Mustafa Levent Göktaş; gözaltına alındıktan 4 gün 10 saat sonra savcılığa, 4 gün 19 saat sonra mahkemeye çıkabildiğini dile getiren Göktaş, ”Suçlanmama dayanak olan 51 No’lu DVD, büroma kesinlikle polis tarafından konulmuştur. Tek delil olan bu DVD’nin dışında başka hiçbir delil elde edilememiştir’ dedi.
İSTANBUL – Emekli Orgeneraller Hurşit Tolon ve Şener Eruygur’un sanıkları arasında yer aldığı İkinci Ergenekon Davası’nın 104’üncü duruşması görülmeye başlandı.
Aralarında gazeteciler Mustafa Balbay ve Tuncay Özkan’ın da bulunduğu 28’i tutuklu toplam 117 sanığın yargılandığı davanın bugünkü duruşmasına tutuklu sanıklar İnönü Üniversitesi eski Rektörü Prof. Dr. Fatih Hilmioğlu, Başkent Üniversitesi eski Rektörü Prof. Dr. Mehmet Haberal, emekli Tuğgeneral Levent Ersöz, emekli Albay Hasan Atilla Uğur, İbrahim Özcan, Oğuzhan Sağıroğlu ve Ersin Gönenci katılmadı. Tutuksuz sanıklardan ise İlyas Çınar ve Emin Şirin duruşmada hazır bulundu.
MUSTAFA DÖNMEZ’DEN SORULAR

Yarbay Mustafa Dönmez
Mahkeme Başkanı Köksal Şengün, geçen hafta yaptığı savunmasında eksik kalan hususlar olduğunu ve kısa bir süre daha savunma süresi istediğini belirten tutuklu sanık Yarbay Mustafa Dönmez’e 15 dakika daha savunma hakkı verdi. Soruşturma ve kovuşturma aşamasında oluşan şüphelere cevap verildiği takdirde konunun anlaşılacağını belirten Yarbay Dönmez, bazı soruları sıraladı.
Dönmez, “7 Ocak’ta Zir Vadisi’nde arama yapıldığı sırada şahsıma neden haber verilmedi? Zir Vadisi’nde aramalar neden gece yapıldı? Aramalara bölgenin jandarma bölgesi olmasına rağmen polis neden jandarmayla birlikte bölgeye gelmemiştir? Jandarmanın da rahat şekilde görüntü alması neden engellendi?
Arama ve el koyma tutanağı neden olay yerinde tutulmadı? Tutanaklardaki 3,5-4 saatlik saat farklarının nedeni nedir? Aramada çekilen görüntüler neden 105 kez kesilmiştir? Kayıtlardaki görüntülere neden tarih ve saat kaydı yoktur? Zir Vadisi’ndeki aramalarda bomba imha ekiplerinin üzerinde koruyucu kıyafet yok? Zir Vadisi’nde bulunduğu iddia edilen 18 el bombası Ümraniye’deki bombalarla neden bu kadar benzer özellikler taşıyor?” diye sordu. Mahkeme Başkanı Şengün’ün verilen süreyi aştığı şeklindeki uyarısının ardından, Dönmez sözlerini tamamladı.
ODATV SORGUSUNDA ERGENEKON MAHKEMESİ BAŞKANIYLA İLGİLİ SORU
İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmada savunmasını yapan tutuklu sanık Mustafa Dönmez’in avukatlarından Serkan Günel, Özdemir Asaf’ın şiirine gönderme yaparak, ”Bütün renkler aynı hızla kirleniyordu, birinciliği buradaki sanıklara verdiler” sözleriyle başladı.
Odatv’ye yönelik operasyonda tutuklanan Barış Pehlivan’ın savcılık sorgusuna da katılan Günel, Mahkeme Heyeti Başkanı Köksal Şengün’e hitap ederek, ”Odatv ile ilgili sorguya katıldığımda sizinle ilgili soru geldi. Soruşturmayı yürüten savcı, yargılamayı yürüten mahkeme başkanıyla ilgili soru sormaya nasıl cüret ediyor?” diye konuştu.
Zir Vadisi, Gölbaşı ve Poyrazköy aramalarında bulunan açık yeşil sis kutusunun heyetin önüne getirilmesi yönünde talebi hatırlatan Günel, bunun Dönmez’in kendi masumiyetini ortaya çıkarmaktan çok oynanmaya çalışılan senaryoyu ortaya çıkarmak amacında olduğunun en büyük kanıtı olduğunu ileri sürdü.
Günel, ”Müvekkil bu oyunun bir parçasını ortaya çıkarmıştır, diğer sanıklar başka parçasını ve tabii avukatlar da… Sayın mahkemeniz tarihe geçecek bir davayı yürütüyorsa amaç sadece önünüzdeki sanıkların masumiyetini veya suçluluğunu ortaya koymak değil bu sanıklara ve dolayısıyla Türkiye Cumhuriyeti devleti üzerine oynanan bir oyun varsa ki vardır bunu ortaya çıkarmak olmalıdır” dedi.
Aramaların yapıldığı Zir Vadisi’nin eski bir Ermeni yerleşim birimi, bu özelliği nedeniyle de define avcılarının uğrak yeri olduğunu belirten Günel, vadide kazılmış irili ufaklı birçok çukur bulunduğunu, kendilerine verilen görüntülerde kazılar sonucu çıkarılmış bir mühimmata rastlanmadığını, bunun da kendilerinde ”zaten mevcut olan çukurlara mühimmatın yerleştirildiği” izlenimini yarattığını ifade etti. Günel, Zir Vadisi’nde aramanın gece yapılmasının üzerinde durulması gereken bir konu olduğunu söyledi.
ASKERİ MAHKEME İYİ İNCELESEYDİ BALYOZ OLMAYCAKTI
Dönmez’in diğer avukatı Celal Ülgen de müvekkilinin sanki çok sayıda mühimmatı alıp saklamış, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’a suikast planlamayı düşünmüş bir kişi olarak gösterildiğini ifade ederek, sadece Dönmez değil çok sayıda asker ve sivil hakkında tertipler ve komplolar oluşturulduğunu savundu.
Bu oluşturulurken bir imaj yaratıldığını ifade eden Ülgen, ”Buna göre Poyrazköy’de Levent Bektaş, Zir Vadisi’nde Mustafa Dönmez, Ergenekon’da da diğer insanlar hakkında suçlu imajı yaratmaya çalıştılar. Dönmez, haksızlığa, komploya uğramıştır” diye konuştu.
Dönmez’in gelecek günlerde Genelkurmay Askeri Mahkemesinde duruşması olduğunu hatırlatan Ülgen, bu mahkemenin verdiği ilk karara değinerek, ”Genelkurmay Askeri Mahkemesi ya bu imajın etkisinde kalıyor, esaslı, derinden inceleme yapmadan karar veriyor ya da ‘Ben Türk Silahlı Kuvvetleriyim, Mustafa Dönmez olayıyla mı uğraşacağım, varsın dışarı atalım’ diyor. Genelkurmay Askeri Mahkemesi çok iyi bir inceleme yapsaydı Balyoz korkusu olmayacaktı. Mustafa Dönmez olayı püskürtülmüş olsaydı bugün Balyoz’da bu kadar general tutuklanmayacaktı” dedi.
“51 NO’LU DVD’Yİ KESİNLİKLE POLİS KOYDU”
Tutuklu sanık emekli Albay Mustafa Levent Göktaş, suçlanmasına konu olan ve içinde bazı yargı mensuplarının kişisel yaşamlarıyla ilgili bilgilerin yer aldığı 51 No’lu DVD’nin bürosuna polis tarafından konulduğunu savundu. İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmada tutuklu sanık Mustafa Dönmez’in avukatı Celal Ülgen’in savunmasını tamamlamasının ardından sanıklardan Mustafa Levent Göktaş’ın savunmasının alınmasına geçildi.
Öz geçmişini anlatarak savunmasına başlayan Göktaş, hayatının büyük bir kısımını terörle mücadele ederek geçirdiğini, binden fazla çatışmaya girdiğini söyledi. Türk Silahlı Kuvvetlerinde çok az subayda bulunan 3 adet kahramanlık madalyası aldığı dile getiren Göktaş, kendisine 180 takdirname, 23 rozet ve bröve verildiğini kaydetti.
Göktaş, 1999’da imzalanan Suriye Adana Mutabakatı’nda görev yapan tek Türk subay olduğunu ifade ederek, 1996 yılında da Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesinden mezun olduğunu, emekli olduktan sonra avukatlık yaptığını anlattı.
”Milletimi, devletimin güvenliğini ölümü göze alarak savundum. Özel Kuvvetler olarak bizler kendimizi ülkemize adamış insanlarız” diyen Göktaş, ölümü göze alarak savaştığı için madalyalar verildiğini, bu davada yargılanmasının bunlara ters olup olmadığını sordu.
Polisin, 7 Ocak 2009’da Ankara’daki avukatlık bürosunda yaptığı aramayı anlatan Göktaş, bürosunda çalışan avukat Özge Evci’nin masasının üzerindeki bir mahkeme dosyasında, içeriğinden savcılık sorgusuna kadar haberdar olmadığı 51 No’lu DVD ile suçlandığını kaydetti.
Gözaltına alındıktan 4 gün 10 saat sonra savcılığa, 4 gün 19 saat sonra mahkemeye çıkabildiğini dile getiren Göktaş, ”Suçlanmama dayanak olan 51 No’lu DVD, büroma kesinlikle polis tarafından konulmuştur. Tek delil olan bu DVD’nin dışında başka hiçbir delil elde edilememiştir’
İstanbul 9. Ağır Ceza Mahkemesi hakimlerinden İdris Asan tarafından verilen arama ve el koyma kararının hukuka aykırı ve yok hükmünde olduğunu ifade eden Göktaş, bürosunda yapılan arama ve gözaltına alınmasıyla ilgili, hukuka aykırı olduğunu belirttiği konuları açıkladı.
Göktaş, avukatlık bürolarındaki aramaların nasıl gerçekleştirileceğinin CMK’de belirlendiğini ancak bu kurallara uyulmadığını dile getirdi.
”BUNLAR BAŞKA TÜRLÜ POLİS”
Polisin bürosunda arama yaparken kayda aldığı videoda saat 10.46 ile 15.25 arasında görüntülerin olmadığını ifade eden Göktaş, ”Bu saatler arasındaki video görüntülerinin silinmiş olması 51 No’lu DVD’nin polis tarafından koyulduğunu doğrulamaktadır” dedi.
Duruşma salonunda bu arama görüntülerini de izleten Göktaş, bu görüntülerin polislerin savcıdan 5 saat önce bürosuna gelerek delil yaratma faaliyetleri olduğunu savundu.
Polislerin avukat-müvekkil ilişkisine ait dosyaları yetkisi olmadan incelediğini ifade eden Göktaş, ”Bir gazap, kin ve nefret içerisindeler. Diyeceksiniz ‘Sen de özel harekatçısın. Sen nasıl böyle bir tufaya, oyuna geldin’. Ben özel harekatta çalıştım. Kolu kopmak üzere olan polisin damarını tutup ölmesin diye götüren kişiyim. Ama bunlar başka bir türlü polis. Bizim beraber savaştığımız, bu ülke için can verdiğimiz polislerden değiller. Emniyetin içerisinde gerçekten kötü niyetli insanlar var” diye konuştu.
51 No’lu DVD odasında bulunduğu iddia edilen avukat Özge Evci’nin mesleğe yeni başlayan genç bir meslektaşı olduğunu ifade eden Göktaş, Evci’nin adı internet ortamında yazıldığında karşısına 51 No’lu DVD’nin çıktığını, mesleğe yeni başlayan avukat için böyle bir olayın zulüm olduğunu, Evci’nin bu nedenle uzun süre psikolojik tedavi gördüğünü anlattı.
Göktaş’ın diş ağrısı çektiğini belirterek savunmasına bugünlük ara verilmesini istemesi üzerine, duruşma yarına ertelendi.












Bu konu hakkındaki yorumunuz