Erdoğan: “Aradığın örgüt Danıştay 2. Dairesi’nde”

Başbakan Erdoğan, partisinin Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısı’nda, Ergenekon için “Neredeymiş bu örgüt gidip üye olayım” diyen CHP lideri Kılıçdaroğlu’na, “Danıştay’ın 2. Dairesi’ne git orada aradığın örgütün izlerini bulursun” dedi.

ANKARA- AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Ergenekon için “Neredeymiş bu örgüt gidip üye olayım” diyen CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’na, “Danıştay’ın 2. Dairesi’ne git orada aradığın örgütün izlerini bulursun” dedi. Başbakan Erdoğan’ın sözünü ettiği Danıştay 2. Dairesi, tartışmalı türban kararı sonrasında Alparslan Aslan tarafından silahlı saldırıya uğramış ve Daire Başkanı Mustafa Birden ağır yaralanmıştı.

Erdoğan, AK Parti Genel Merkezi’nde, ”Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısında” yaptığı konuşmada şunları kaydetti:

“ARADIĞIN ÖRGÜTÜN İZLERİ İÇİN DANIŞTAY 2. DAİRESİ’NE GİT”

“Biz milletle işbirliği yaparken muhalefet çetelerle işbirliği yaptı. Çamur üreterek milli iradeye yön çizeceklerini zannettiler. Danıştay’ın 2. Dairesi’ne git orada aradığın örgütün izlerini bulursun. “Nerede o örgüt üye olacağım” diyor. Git ol orada işte. Eski genel başkan Ergenekon avukatıydı, yeni genel başkan yetinmedi üye olmak isiyor.”

TÜRBAN KARARINA İMZA ATAN DAİRE

Danıştay 2. Dairesi tartışılan türban kararına imza atmıştı. Daha sonra ise şu anda Ergenekon ile birleştirilen Danıştay’a saldırı davasında yargılanan Alparslan AslanDanıştay 2. Dairesi’ne saldırı düzenlemişti. Daire, 9 Şubat 2006’da okula geliş gidişlerinde türban takan bir öğretmenin, anaokuluna müdür olmasını sakıncalı bulan bir karara imza atmıştı. Daire Başkanı Mustafa Birden bu kararın ardından sürekli ölüm tehditleri alıyordu.

Karardan sonra Başbakan Erdoğan eleştiri yüklü eleştirilerde bulunmuş bazı dinci gazeteler de Mutafa Birden ve daire üyesi yargıçların fotoğraflarını yayınlamıştı. Danıştay Başkanı Sumru Çörtoğlu 10 Mayıs günü yaptığı konuşmada bu konuya değinmişti.

Kimi kararlara karşı duyulan memnuniyetsizliğin, eleştiri ve yorum sınırlarını aştığını söyleyen Çörtoğlu, karara katılan yargı mensuplarının kişisel bilgi ve fotoğraflarına gazete sayfalarında yer verilmek suretiyle ‘yıpratma, hatta hedef gösterme’ girişimine dönüştürüldüğünü ifade etmişti.

ABD BÜYÜKELÇİSİ RICCIARDONE’YE TEPKİ

”Acaba Anayasa’da, anayasalarda medya patronlarının, medya mensuplarının dokulmaz olduğuna dair bir hüküm var da bizim bundan haberimiz mi yok? Medya kuruluşları her şeyden muaf mıdır, vergiden, her türlü suçtan muaf mıdır, onlar sorgulanamaz mı, yargılanamaz mı? Maalesef bu yaygaraya hiç üzerine vazife olmadığı halde hariçten birileri de inanıyor ve görüş bildiriyor. Türkiye’yi tanımaz, bilmez. Ne nedir? Hangi yasa var? Hiç haberi olmaz. Orada hemen bir tuzağa, tezgaha gelir, kalkar açıklama yapar. Dur ya önce bir araştır, sor nedir, yargı burada ne yapacak, hangi neticeye varacak bunu bir öğren, işte buna acemi elçilik denir.”

EYLEMLER SEÇİMLERİ ETKİLEMEK İÇİN

“Seçime 4 ay kala PKK ve onun uzantıları yine taşeronluk üstlenmiş durumda. Yapılan eylemle seçimi etkilemek için yapılıyor. Bunları zaten belirli tarihleri var, kendilerine göre allayıp pullayıp güya anma yapıyorlar. Kırarak, dökerek, yakarak eylem yaparlar. Her seçim öncesi aynı şey yapılıyor. İç siyaseti yönlendirmek, milleti korkutarak her seçim öncesinde terör örgütü ihale üstlenmiştir. Aziz milletim oynanan bu oyunu, bu çirkin senaryoyu lütfen iyi anlasın. Bu kirli oyunu biz bozduk, ama milletin desteğiyle bozduk. Bugünde bu seçimde öncesinde de bu oyunu milletimizle beraber bozacağız. Bu millet de söz de, hak da sadece millettedir. Egemensizlik kayıtsız şartsız milletindir.”

“BELGELERLE AÇIKLAYACAĞIZ”

“CHP, BDP, MHP ortak bir söylem oluşturarak Türkiye sanki bir korku tünelindeymiş, korku imparatorluğu varmış gibi koro halinde aynı şeyi ifade ediyorlar. Böyle şeylerle kendi kitlelerini korkutmaya çalışıyorlar. Kendi ayaklarının altındaki kilimlerin de kayacağından şüphe ediyorlar. Bu kampanya bayat bir kampanyadır. Bu kampanya Adnan Menderes’e uygulanan bir kampanyadır. Biraz daha yol alalım, size belgelerle açıklayacağız. CHP o dönemlerde neler yapmış. 27 Mayıs müdahalesinin daha 2. günü kendisini arayanlara “Çok iyi bir iş yaptınız, emrinizdeyim” diyerek alkış tutmuştur. Yaptıklarını belgelerle açıklayacağız.”

KORKU SİYASETİ CHP’NİN GENLERİNE İŞLEMİŞ

“Bundan sonra millet iradesine kastetmeye çalışanlar bizim dik duruşumuz karşılarında görecekler. Amaçları hak ve özgürlükleri geliştirmek değildir. Darbe olunca alkış tutan bu jakobenler darbe öncesinde de darbe koşullarının oluşturulması için gayret göstermektedirler. Sivil diktatörlük, korku imparatorluğu medyaya baskı gibi kavramlar bugün ortaya çıkmadı. Bunlar darbeci anlayışıdır. CHP’nin önceki genel başkanı irtica üzerinden korku siyaseti takip ediyordu. Korku siyaseti bu CHP’nin genlerine işlemiştir. Demokrasi içinde mücadele edemeyenler, sandıktan medet umamaz sokağı, dağı gösterirler.”

ODA TV BASKINI

“BDP’ye soruyorum: Orhan Miroğlu’na yönelik teditler faşizm değil de nedir? ODA TV için bugün yazan çizen sahip çıkanlar, aynı cesareti Orhan Miroğlu, Mehmet Metiner için kalemlerini kıpırdatmıyorlar. ODA TV’nin yargılananları yazılarından, düşüncelerinden değil başka bir durumdan yargı altındalar.”

DİKTATÖR GÖRMEK İSTİYORSANIZ AYNAYA BAKIN

“Kürt kökenli kardeşim de Türk kardeşim nasıl bir kirli oyun oynandığını biliyor. Mikrofon başına geçenler konuşmanın başından sonuna kadar küfür ediyor. Ciddiyet yok. Bir yandan korku siyaseti diyorlar, bir yandan sistematik şekilde hakareti benimsiyorlar. Bu ülkenin bakanlarına, bürokratlarına, ailelerine laf edeceksiniz sonra haktan hukuktan bahsediyorsunuz. “Burnunuzdan fitil fitil getireceğiz” diye külhanbeyi ağzıyla konuşuyorsunuz sonra korku siyasetinden bahsediyorsunuz. Diktatör görmek istiyorsanız aynaya bakın beyler. Mısır’ı siz mi örnek alacaksınız, biz mi alacağız.”

CHP SEÇİMDEN UMUDUNU KESTİ

“Kıpırdayamıyorsunuz yerinizden. O koltuklarınız makamlarınızı bırakıp gidemediniz. Siz ne zaman sandıklara kulak vereceksiniz, Biz samimiyetle söyledik. Partimiz 2. parti olursa bırakırız dedik ama siz ne yaptınız? CHP, MHP ve BDP’lilerin korku ve dikta söylemlerini artırdılar.

CHP seçimden tamamen umudu kesti. Kendi tabanını korkutarak çıkış yolu bulacağını ümit ediyor. Kılıçdaroğlu’na soruyorum: Sokak sokak direnme çağrısı yapan milletvekillerinizle ilgili nasıl bir işlem yaptınız? Bizi diktatörlükle suçlarken, genel başkanınızla ilgili hangi işlemi yaptınız. TSK’ya hakaret eden genel başkan yardımcınızla ilgili ne yaptınız?”

“DİRENME ÇAĞRISI YAPAN VEKİL İÇİN NE YAPTIN?”

“Kılıçdaroğlu’na soruyorum: Sokak sokak direnme çağrısı yapan milletvekillerinizle ilgili nasıl bir işlem yaptınız. Bizi diktatörlükle suçlarken, genel başkanınızla ilgili hangi işlemi yaptınız. TSK’ya hakaret eden genel başkan yardımcınızla ilgili ne yaptınız? ‘Kağıttan kaplan’ diyen genel başkanınız için nasıl bir tavır aldınız. Arap halklarının kadınlarına hakaret eden vekillerinizle ilgili ne yaptınız? Kardeş Arap ülkelerinin kadınlarına ırkçı hakaret eden milletvekiliniz ile ilgili hangi işlemi yaptınız. Kadınlar konusunda hiç bir ayrım içinde olmayız. Bizim nezdimizde CHP’li, BDP’li, MHP’li kadın kardeşlerimiz aynıdır.”

MEDYA ÖZGÜR

“8 yıl önce hayali bile kurulamayan reformların yapıldığı bir Türkiye var. Özgürlüklerin baskı altında olduğunu söyleyenler 8 yıl öncesini hatırlayın. Emirle, siparişle yazı yazarlardı yazarlar. Şimdi serbestçe yazıyorlar. Şimdi özgürce ifade edebildiği bir Türkiye oluşturduk. 8 yıldır sesini kıstığımız tek bir yayın organı yok, yasalarımız da buna müsaade etmez. Yargı kararıyla yayın durduruluyorsa bunun bizimle ne ilgisi var.”

O YORUMLARA “ACEMİ ELÇİLİK” DENİR

Yargı kararı beklemeden yapılan yorumlara ‘acemi elçilik’ denir. Yargı yoluyla yapılan aramanın bizim hükümetimizle ne ilgisi var. 8 yıldır işitmediğimiz hakaret kalmadı. Yargı bize yapılan hakaretlere, küfürlere “Ağır eleştiri” dedi.

SANAL KORKULARA KAPILMAYIN

Korkuları bitirmenin çabası içindeyiz, herkesi mutlu etme çabası içindeyiz. Vatandaşlarımızın yaşam tarzı bizim garantimiz altında. Biz öleceğimizi her an aklımızda tutuyoruz ve kendi kendimizi hesaba çekebiliyoruz. Halkıma sesleniyorum. CHP’li, MHP’li kardeşlerimize sesleniyorum: Sanal korkulara kapılmayın. Baskı, dikta, korku imparatorluğu bizim tarzımı ve siyasetimiz değildir. Yaşam tarzını tehlikede hisseden vatandaşlarıma sesleniyorum: Yürütülen korku kampanyasına kanmayın. türkiye’yi, Ak Parti’yi vicdan terazisinde tartın diyorum.

HAKARET YAZANLAR RAHAT OLSUN

Hakaret yazılarını yazanlar rahat olsun. 4 ay var. O zaman millet sözünü söyleyecek. Asıl olanı millet, sandıkta mührünü basarak verecek. 8 yıl boyunca söz, karar, yetki ve egemenlik milletin dedik ve diyoruz. CHP yaklaşan seçimlerle birlikte popülist vaatlerine hız verdi. Biz yoksulluğu en yakından takip eden bir partiyiz. 8 yıl boyunca 2 şey yaptık. Türkiye’yi büyüterek, yoksulluğu azaltmak çabasında olduk. Biz bunları yaparken bize “Sadaka kültürü” yapıyor dediler. Devletin yaptığı sadaka vermek değildir. Olması gerekeni yapıyor. Devlet fakiri arayıp bulacak. Bunu yaptığımız için eleştirildik. Bunu yapmak devletin işidir, yardım etmek devletin işidir. Muhalefet güya bizi taklit ediyor. Bol keseden dağıtıyorlar ama yanlış yapıyorlar.

“KILIÇDAROĞLU’NUN DÖRT İŞLEM SORUNU VAR”

Ben CHP Genel Başkanı’na kaynağın ne diye sormuyorum, muhatabım da değil. Kaynakları belli. Kılıçdaroğlu’nun ciddi bir dört işlem sorunu var. Yaptığı hesap şu: Türkiye’de 12 milyon yoksul var diyor. En az 600, 1250 en fazla maaş bağlayacağız diyor. Hesabımızı kitabımız yaptık diyor. Bu sözler CHP Genel Başkanı’na ait. Yalan yanlış rakamlarla halkın karşısına çıkıyorlar.

Kaynak : GAZETEPORT

Bu konu hakkındaki yorumunuz

  

  

  

Diğer sounçlar..

Generic selectors
Exact matches only
Search in title
Search in content
Post Type Selectors
Filter by Categories
BİLİM VE TEKNOLOJİ
DÜNYA
DW HABER
EKONOMİ
GÜNDEM
KÖŞE YAZILARI
KÜLTÜR & SANAT
MEDYA & MAGAZİN
SAĞLIK
SPOR
YOUTUBE