Geçtiğimiz yıl Türkiye’nin Lefkoşa Büyükelçiğine atanan Kaya Türkmen’in sürpriz bir şekilde görevden alınarak yerine KKTC’de hiç de sevilmeyen Halil İbrahim Akça’nın atanmasının perde arkası belli olmaya başladı.
Başbakan Erdoğan’ın Türkiye karşıtı gösteriler karşısında sorumluluğu altı ay önce KKTC Büyükelçiliğine atanan Kaya Türkmen’e kestiği gelen bilgiler arasında.
İSTANBUL – KKTC’de yaşanan büyükelçi krizinin arkasında bizzat Başbakan Recep Tayyip Erdoğan olduğu belirtiliyor.
Altı ay önce Türkiye’nin Lefkoşa Büyükelçiliğine atanan Kaya Türkmen’in başbakan Erdoğan’ın büyük tepki gösterdiği protesto gösterilerinin hemen ardından görevden alınması şaşkınlıkla karşılanmıştı. Dışişlerinin haberi olmadan yapılan bu atamanın perde arkası yavaş yavaş ortaya çıkmaya başladı.
Alınan bilgilere göre KKTC’de yaşanan pankart krizinin sorumlusu olarak Büyükelçi Kaya Türkmen’i sorumlu tutarak bizzat Dışişleri Bakanı’nı arayarak Türkmen’in hemen görevden alınarak, hiç diplomasi deneyimi bulunmayan ve KKTC ile ilgili görüşleri nedeniyle adada hiç sevilmeyen Halil İbrahim Akça’nın atanmasını istedi. Halil İbrahim Akça, KKTC’ye yardım programıyla ilgili TC Teknik Heyet Başkanlığı görevini yürütüyordu.
AKÇA KİMDİR?
İTÜ Elektronik ve Haberleşme Mühendisliği Bölümü mezunu olan, University of Delaware’de ekonomi masteri yapan Akça, DPT’de müsteşarlık yardımcılığına kadar farklı görevlerde bulundu. Akça, KKTC’ye yardım programıyla ilgili TC Teknik Heyeti Başkanlığı görevini yürütüyordu. Büyükelçilik “istisnai memuriyet” olduğu için bu göreve, Dışişleri’nde meslek memuru olmayan kişiler de müşterek kararname ile atanabiliyor. Büyükelçilik görevi, Devlet Memurları Yasası’nın 59. maddesinde sayılan istisnai memurluk içinde yer alıyor. Büyükelçi atamaları, bütün bakanların imzasını taşıyan müşterek kararnamenin cumhurbaşkanı tarafından onaylanması suretiyle yapılıyor. Hükümet, devlet memuru olabilmek için için gerekli genel şartları taşıyan kişileri, kararname ile büyükelçi olarak atayabiliyor. Dışişleri Bakanlığı dışından atanan büyükelçilerin, görevleri sona erdikten sonra bu bakanlık ile olan ilişkileri sona eriyor.
Halil İbrahim Akça son olarak Fortune dergisine KKTC üzerine yaptığı açıklamalar üzerine sert tepki çekmişti.
– Dede emekli maaşı olarak 7 bin lira alıyor. Üniversite mezunu torunu, özel sektörde 1500 lira kazanıyor. Dede kendisini; ‘Bilmez misiniz, biz bu maaşla torunlarımızı geçindiriyoruz’ diye savunuyor. Halbuki bırak, torunun eğitim görmüş, kendisi iş bulsun, hayatını kazansın.
– KKTC’deki temel sorun, çalışanların çok yüksek ücret alması ve fazla insan çalışması. Hepsinde çok güçlü sendikalar var ve sendikalar tasarruf yönünde atılacak adımların hepsini engelliyor.
– İngilizler emekli oluyor, KKTC’ye geliyor, aldıkları maaş 600 pound. KKTC’den oraya gidenlerin emekli maaşları 2 – 3 bin pound. Bu yüzden 12 bin emekliden 7 bininin emekli maaşları gelir vergisine tabi tutuldu.
– Sendikal hakların kullanım şekli çok tahripkâr, kamu hizmet sunumunu olumsuz etkiliyor. Örneğin, sınav yapılacağı gün öğretmenler greve gidiyor, sınav saati geçiyor, grevi bitiriyorlar. Güçlerini böyle kullanıyorlar. Birçok yasada, sendikal haklarin daraltılmasına ve kullanım şeklinin düzenlenmesine ihtiyaç var.
– Türkiye asıl balık tutma konusunda yardımcı olmalı. Program da bunu öngörüyor. Ancak KKTC toplumunda bu yeni durumun farkındalığı lazım. Kamuoyu dünyadan kopuk. Yerel ve gereksiz konularla meşgul oluyor.













Bu konu hakkındaki yorumunuz