Devrimci Karargah Örgütü’ne ilişkin hazırlanan iddianamede, Hanefi Avcı’nın Kılıç’la yaptığı telefon görüşmelerinde, takibi yapanların normal polis olmadığını, cemaatin adamları olduğunu söylediği ileri sürüldü.
Tutuklu Emniyet Müdürü Hanefi Avcı’nın da aralarında bulunduğu 22 kişi hakkında, ”Devrimci Karargah Örgütü” soruşturması kapsamında hazırlanan ve İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesince kabul edilen iddianamede, ”tutuklu sanık Nejdet Kılıç’ın, Devrimci Karargah terör örgütünün devrimci gruplar ile yan yana durup iş yapma stratejisinin gereği olarak sol terör örgütlerinde kurucu, aktif ve sorumlu düzeyde faaliyet yürütmüş bir kısım kişileri buluşturmaya çalıştığının belirlendiği” ifade edildi.
İddianamede, sanıklardan Hanefi Avcı’nın kullandığı telefonun sahibi olduğu iddia edilen tutuklu sanık Nejdet Kılıç’ın soruşturma dosyasında, diğer sanıklara ait emniyet arşiv kayıtlarının incelendiği belirtilerek, Mersin’de yasa dışı THKP/C-Kurtuluş örgütüne yönelik yapılan operasyonlarda, 17 Kasım 1980 tarihinde yakalandığı, 12 Mart 1981’de gönderildiği Sıkıyönetim Mahkemesince tutuklandığı ve 4 Kasım 1987’de de tahliye edildiği bilgisi verildi.
İddianamede, 26 Ocak 1981’de Mersin’in Tarsus ilçesinde yasa dışı Kurtuluş örgütüne yönelik yapılan çalışmada 1980 yılı öncesi örgüt adına silahlı gasp, pankart asma, duvarlara yazı yazma, silahlı kahvehane baskını yapmak, bildiri dağıtma, silahla adam kaçırma ve Tarsus Zirai Donatım Kurumunun soyulmasına teşebbüs etmek suçundan dolayı yakalanan ve 11 Mart 1981’de yapılan sorgu sonucunda sevk edildikleri Sıkıyönetim Mahkemesince tutuklanan Mustafa Avcı, Muvaffak Balıkçı ve Serpil Özcan Ercan adlı örgüt üyelerinin verdikleri ifadelerde, Tarsus’ta 1980 öncesi kendileriyle birlikte faaliyet gösteren ”Haşmet” kod adlı örgüt üyesi olarak şüpheli Nejdet Kılıç’ı ifade ettikleri aktarıldı.
İddianamede, 2 Şubat 1983’de Sıkıyönetim 1 nolu Askeri Mahkemesinin gerekçeli bir kararıyla, Mersin’de yakalanıp tutuklandığı anlaşılan sanık Kılıç’ın, alınan mahkeme kararlarına istinaden evinde yapılan aramalarda, şunların ele geçirildiği kaydedildi:
”1 ses ve gaz tabancası, şarjörü ve 2 fişeği, 8 kurusıkı tabancaya ait fişek, 1 adet üzerinde herhangi bir numara bulunmayan tek namlulu kırma av tüfeği, 1 kütüklük, 18 av tüfeği fişeği kovanı, 1 adet namlusunun sol yüzeyinde ”Fujununjie Making Columbia Fujunjie USA A123” ibaresi bulunan, siyah renkli kabzalı bıçak, 1 adet sol yüzeyinde ”Stainless steel steel chiha” ibareli sustalı bıçak, 1 laptop bilgisayar, 2 flash disk, 2 cep telefonu, 1 sim kart, 29 CD ve DVD, 13 fotoğraf, 1 not defteri, 16 video kaset, 1 adet Hanefi Avcı tarafından N.Kılıç’a hitaben imzalanmış olan ”Haliçte Yaşayan Simonlar Dün Devlet Bugün Cemaat” adlı kitap ve çok sayıda bilgisayar çıktısı, el yazısı dokümanlar.”
KILIÇ’IN EYLEMCİ GRUPLA BİRLİKTE EYLEMLERDE AKTİF BİÇİMDE YER ALMASI
İddianamede, alınan mahkeme kararına yönelik yapılan fiziki takipte, Nejdet Kılıç’ın 5 Şubat 2010 günü, İstiklal Caddesi Galatasaray Lisesi önünde İbrahim Turgut ile buluştuğu, bu kişilerin birlikte Taksim, Gümüşsuyu, Dolmabahçe ve Beşiktaş istikametine doğru yürüdükleri, Beşiktaş’taki bir fotokopi dükkanına girdikleri, arkalarından sanıklardan Rıdvan Turan ve Afşin Burak Umar’ın da aynı dükkana girdikleri, söz konusu kişilerin, fotokopi dükkanının sahibi olduğu değerlendirilen Halis Meşe ile birlikte dükkanı kapatıp çarşıya doğru yürüdükleri ve bir ticari taksiye binerek uzaklaştıklarının görüldüğü dile getirildi.
Sanık Kılıç’ın evinde yapılan aramada elde edilen 2 gigabaytlık flash belleğin incelemesinde ”Movie_001” isimli video bulunduğu belirtilen iddianamede, video içeriğinde, ellerinde Sosyalist Demokrasi Partisi (SDP) pankartı taşıyan, yüzleri kırmızı siyah fularlarla kapalı kişilerin sloganlar atarak kaçıştıklarının ve 2009 yılının 1 Mayısında çekildiği değerlendirilen görüntülerde de DEV-GENÇ pankartı arkasında bulunan yüzleri maskeli gurubun SDP pankartı taşıyan yüzleri kapalı gurupla birlikte ellerinde molotofkokteylleriyle ortaklaşa hareket ettiklerinin görüldüğü anlatıldı. Ayrıca, ellerinde SDP pankartı taşıyan, taş ve sapanlarla güvenlik güçlerine saldıran grup içerisinde tutuklu SDP Merkez Yürütme Kurulu (MYK) üyesi Ulaş Bayraktaroğlu’nun yüzünün kırmızı fularla kapalı olarak ellerinde molotofkokteyli bulunan eylemci grupla birlikte eylemler içinde aktif olarak yer aldığının görüldüğü de anlatıldı.
Dosya kapsamında Kılıç’ın takip edilen ADSL hattında yapılan incelemede, Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) ”Genel Ahlaka Karşı Suçlar” bölümünde tarifi bulunan ”Çocukların kullanıldığı müstehcen görüntü, yazı veya sözleri içeren ürünleri depoladığı ve bulundurduğunun” tespit edildiği kaydedilen iddianamede, bu konuya ilişkin soruşturmanın, soruşturma kapsamından ayrılarak, Beyoğlu Cumhuriyet Başsavcılığına gönderildiği ifade edildi.
ÇATIŞMADA ÖLDÜRÜLEN YILMAZKAYA İLE İLİŞKİ
İddianamede, 27 Nisan 2009’da Devrimci Karargah terör örgütüne yönelik yapılan operasyonlarda, güvenlik güçleriyle girdiği silahlı çatışmada ölü olarak ele geçirilen Orhan Yılmazkaya’nın bilgisayarında kurtarılan belgeler arasında ”Unallocated Clusters-1311” adlı bir belge yer aldığı ve bu belgede, ”SDP’ye harmanlama sürecinin ön aşamalarından birisi olabilecek bir kurguya sahip olduğu, bu nedenle kendisini çatı partisi olarak tarif ettiği için; Kürt ulusal hareketiyle yakın durma stratejik yaklaşımının, bizim Kürt devrimi Türkiye devriminin stratejik ortağıdır. Stratejik yaklaşımımıza çok yakın düştüğü için, bizim harmanlama açısından önemli gördüğümüz devrimci gruplarla yan yana durup iş yapmaya özen gösterdiği için; gençlik içinde son 2 yılda yarattığı birikimin ÖDP deneyiminin bu parti kadroları ve siyaset yapma biçiminde yarattığı tahribatı giderme potansiyeli taşıdığını tespit ettiğimiz için katıldık” şeklinde bir yazının olduğu aktarılarak, yazıya göre yasa dışı Devrimci Karargah terör örgütünün, SDP ile bütünleşmesinin gerekçesinin açıklandığı da anlatıldı.
Devrimci Karargah Örgütünün amacının, Türkiye sosyalizminde egemenliğini sürdüren alternatif devrimci bir yol çizme görevinde birleşik bir örgütsel yapı oluşturma şeklinde belirlendiği öne sürülen iddianamede, şu ifadeler yer aldı:
”Devrimci Karargah terör örgütü mensupları ile ilişki ve irtibat içerisinde bulunduğu tespit edilen şüpheli Nejdet Kılıç’ın örgütün devrimci gruplarla yan yana durup iş yapma stratejisinin gereği olarak kullanmış olduğu, bir cep telefonuyla Haziran ve Eylül 2010’da yapmış olduğu görüşmelerde, Abdullah Bülent Uluer, İlhami Aras, soruşturma kapsamında yakalanamayan Salih Mahir Sayın, Ertuğrul Kürkçü, Şaban İba, Sezai Sarıoğlu ve Haşim Barış gibi isimleri bir araya toplamaya çalıştığı, ‘Herkesi kucaklamaya çalıyoruz yani, tamam benim söylediğim isimleri aklında tut tamam mı, gelenler bunlar yani bütün dedeler, ağalar gelecek anladın mı, her türlü’ şeklindeki beyanlarıyla Devrimci Karargah terör örgütünün yayın organı olduğu tespit edilen Demokratik Dönüşüm dergisi yazarlarının yanında, sol terör örgütlerinde kurucu, aktif ve sorumlu düzeyde faaliyet yürütmüş kişileri buluşturmaya çalıştığı tespit edilmiştir.”
KILIÇ’IN SOL TERÖR ÖRGÜTLERİNDEKİ FAAL KİŞİLERİ BULUŞTURMA ÇABASI
İddianamede, sanık Kılıç’ın, terör örgütü geçmişi olan bazı kişileri bir araya toplamaya çalıştığının, firari sanık olan Salih Mahir Sayın’ın 5 Ekim 2010’da Samanyolu televizyonundaki haber programında yayınlanan bir beyanına göre anlaşıldığının ve söz konusu beyanda Kılıç’ın Kurtuluş terör örgütü içerisinde faaliyet yürütenleri birleştirmeye çalıştığının ifade edildiği aktarıldı.
Sanıklardan Salih Mahir Sayın’ın, aynı haber programında, ”Bunun için son olarak Nejdet ile bizim görüşmemiz, onun bana Adana’ya gidiş-dönüş bileti ayarlaması için konuşmamız şeklinde olduğu” hususundaki beyanlarından, ”Eski kurtuluş terör örgütüyle irtibatlı şahısların yeniden birlikte hareket etmek amacıyla toplandıklarının” ve ”Devrimci karargah terör örgütüyle olan irtibatlarını değerlendireceklerinin” anlaşıldığı aktarılan iddianamede, Nejdet Kılıç’ın Devrimci Karargah terör örgütünün devrimci gruplar ile yan yana durup iş yapma stratejisinin gereği olarak yapılan teknik takiplerde bazı kişileri toplamaya, ”Herkesi kucaklamaya çalışıyoruz yani.. yani bütün dedeler ağalar gelecek anladın mı” gibi beyanlarla sol terör örgütlerinde kurucu, aktif ve sorumlu düzeyde faaliyet yürütmüş bir kısım kişileri buluşturmaya çalıştığının belirlendiği ifade edildi.












Bu konu hakkındaki yorumunuz