İstanbul 12. Asliye Ceza Mahkemesi, İstanbul Üniversitesi’nin Fatih’teki fakülte, yüksekokul ve diğer idari binalarının yakın çevresinde bir yıl süreyle arama izni verilmesine ilişkin kararın iptaline hükmetti.
İstanbul 12. Asliye Ceza Mahkemesi, İstanbul 1. Sulh Ceza Mahkemesi’nin 30 Kasım 2010’da aldığı, 1 Aralık 2010 ile 30 Kasım 2011 tarihleri arasında İÜ’nün Fatih’teki fakülte, yüksekokul ve diğer idari binalarının yakın çevresinde kişilerin üstünde, üzerinde bulunan özel kağıtlarda, diğer eşya ile aracında önleme araması yapılmasına ilişkin karara yönelik itirazı inceledi.
Mahkeme, itirazı kabul ederek, önleme araması kararının iptaline hükmetti.
Kararda, şöyle denildi: “Temel hak ve özgürlüklerin Anayasa ve yasaların aksine yönetmelikle sınırlandırılması gibi bir uygulamanın da ortaya çıkabileceği anlaşılmakta ise de, hakim tarafından yasalara, Anayasa’ya, uluslararası sözleşmelere, temel hak ve özgürlüklere aykırı bir önleme kararının verilebileceği elbette düşünülemez.
İÜ’de güvenliği tehdit edici faaliyetlerin neler olduğu talep yazısında ve itiraza konu kararda açıklanmamış, ortaya çıkan somut olgulara dayalı tehlike ve önlenmesi amaçlanan suçun ne olduğu belli olmadığı gibi, somut olguların ortaya konulduğunun da söylenemeyeceği, burada öngörülerin kabul edilemeyeceği, karara dayanak yapılamayacağı dikkate alınmalıdır.
İstanbul’da diğer illerdeki gibi halen olağan yürürlükteki rejimin uygulandığı, olağan üstü hal veya sıkıyönetim uygulaması yapılmadığı, milli güvenlik ve kamu düzenini sarsıcı somut olayların belgelendirilmediği, genel sağlık ve genel ahlakın korunmasını öngören herhangi bir duruma somut olguya dayalı olarak yer verilmediği anlaşılmaktadır.”
Adli ve Önleme Aramaları Yönetmeliğinde önleme araması kararının süresine ilişkin bir sınırlama yer almadığı, buna karşın arama kararlarının bir ay, alt ay veya bir yıl gibi keyfi sürelerle verilebileceğinin düşünülemeyeceği belirtilen kararda, Anayasa’nın 13. maddesinin böyle bir keyfiliğe engel teşkil ettiği bildirildi.
Kararda, şu görüşlere yer verildi: “Önleme araması özel hayatın gizliliği ilkesine etki eden bir işlem sonucunu doğurmaktadır, bu nedenle sınırlı ve ölçülü olmak zorundadır. Herhangi bir ceza soruşturma aşamasında bile şüphelilerin ev ve aracında bir defaya mahsus arama izni verilip arama dahi sınırlı ve belirli bir zamanda yapılırken, somut bir suçun şüphelisi olmayan sadece önleme aramasına maruz bırakılan kişiler hakkında bir yıl gibi uzunca sayılabilecek bir süre ile onların her halde aranabileceklerine ilişkin bir kararın verilmesi hakimin karar verme yetkisinin devri anlamına gelebileceği gibi Anayasa ile yasaların özüne de uygun düşmeyecektir.
Somut bir suçun şüphelisi olmayan kişiler hakkında bir yıl süreli genel arama kararının özel hayatın gizliliğini ve masumiyet karinesini ihlal edeceği, Anayasa’nın 20, 21 ve 22. maddeleri ile AİHS’in 8. maddesine de aykırılık teşkil edeceği unutulmamalıdır.”
Açıklanan nedenlerle itirazın kabul edildiği belirtilen kararda, önleme araması kararının iptaline hükmedildiği bildirildi.












Bu konu hakkındaki yorumunuz