
Erkut TEKİN
Muhteşem bir atmosfer, tarihe tanıklık etmek için gelen onbinlerce taraftar ve Telekom Arena’nın hizmete açılışı…
Bütün bunların bir araya gelmesinin ne sakıncası olabilir ki? Ama oldu…
Galatasaray taraftarı, böylesine önemli bir gecede Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ı da, TOKİ Başkanı Erdoğan Bayraktar’ı da Galatasaray Bakanı Adnan Polat’ı da protesto etti.
Ama korkulan şekilde değil. Ne yumurta attılar, ne de ayakkabı…
Sadece ıslıkladılar… Biraz da yuhaladılar…
Önce Erdoğan terk etti stadı, sonra bakanları. Gerisi zaten o gecenin teferruat kimlikleriydi. Onların çekip gittiğini gören Toki Başkanı, TFF Başkanı ve diğer kulüp başkanları da aynı kapıdan çıkmayı şeref bildiler!
Son yolcu ise en zayıf halkaydı. Adnan Polat…
Başbakan hariç hemen hepsi ilk gördükleri kameralara demeç vermek için can attı resmen. Adnan Polat, kendi yönetimini eleştiren muhalifler için diyordu ya “güvenlik kamerası görseler ötüyorlar” diye. İşte o hesap hepsi cik cik cik öttüler…
Kimi vefasızlık dedi, kimi haince, kimi de terbiyesizlik…
Ama kimse o stadyuma gelenlerin bu ülkede yaşadığını söylemedi uzatılan mikrofonlara. Daha doğrusu yaşamaya çalıştığına…
Mevzuyu daracık bir alana sıkıştırarak “nankörlük” edebiyatı yapmanın doğru olmadığını onlarda biliyor aslında. Hatta Galatasaray taraftarlarından çok daha iyi biliyorlar.
Çünkü öyle sıradan bir tepki değildi Galatasaraylılarınki…
Ülkeyi her noktadan kuşatan AKP gericiliğine karşı verilen bir tepki vardı içinde. Günden güne bağnazlaşan bir anti laik yapının protestosuydu bu.
“Sporu çok seviyoruz ama alkolsüzünü” diyerek Efes kulübünü kapanmaya zorlayan kafasız yöneticilerle yaşamanın tepkisiydi belki de.
Çokta fazla bir protesto olmadı aslında. Sadece ıslık ve biraz da yuhalama. Ama her yaptıkları için el etek öpülmesine alışmış bir başbakan için kolay olmasa gerek. Ve tabi dalkavuklarına da…
Ancak seyirciyi çileden çıkaran sadece hükümetin ülke genelindeki politikaları değildi. TOKİ Başkanının resmen kulübü aşağılarcasına yaptığı konuşma, tepkilerin daha da büyümesine neden oldu. Bir kamu yöneticisini bu kadar üslupsuz ve tahrikkar konuşturan ne olabilir ki? Hemen söyleyeyim: Galatasaray Yönetiminin acizliği…
Eğer siz bir ülkenin en önemli spor markasını (aldığı 2 uluslararası kupaya ve ülke tanıtımına yaptığı katkıya bakarak söylüyorum) gidip siyasetçilerin kucağına teslim ederseniz olacağı budur elbette. Fırça da atarlar, enseye tokatta…
O yüzden kimse Galatasaray taraftarının yaptığı bu protestoya kızmasın. Hatta tam tersi, tarih boyunca koyun gibi olmanın ezikliği yerine farkında olmayı seçen bu insanlara teşekkür edilsin.
Onlar, bu ülkenin doğru ellerde olmadığını düşündükleri için en temel haklarını kullandılar.
Tarihe mal olmuş bir kulübün siyasete meze yapılmasına karşı çıktılar.
Ve bir kamu görevlisi olan Erdoğan Bayraktar’ı haddini bilemesi için ıslıkladılar…
Son sözüm de Adnan Polat’a: Aylar önce sarf ettiğin “Galatasaray, Türkiye’dir” sözlerinde samimiysen eğer, kimseden özür dilemen için bir sebebin yoktur. Çünkü dün geceki tavır Galatasaray’ın değil, senin tabirinle tüm Türkiye’nin tavrıdır!
Özetle Galatasaray taraftarları, tarihin onlara biçtiği görevi en doğru şekilde yaptılar. Ben onlarla gurur duydum. Eminim Türkiye’de duymuştur!










Bu konu hakkındaki yorumunuz