Partisinin Kızılcahamam Kampı’nda konuşan Başbakan Erdoğan, cumhura ait olan hiçbir yerin cumhura yasaklanamayacağını söyledi.
ANKARA – AKP Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, partisinin Kızılcahamam kampında başörtüsü konusunda mesajlar verdi. Kameraların önünde Grup Başkanvekillerine başörtüsü konusunda çalışma başlatılması talimatını veren Erdoğan, CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu’na da aynı talimatı vermesi çağrısında bulundu.
Erdoğan CHP’nin 29 Ekim resepsiyonunu boykotuna ise sert çıkarak “Cumhura ait olan hiçbir yer cumhura yasaklanamaz” dedi. Konuşmasında Cumhuriyet’e bağlılık konusuna vurgu da yapan Erdoğan Cumhuriyet’in halkı bütün renkleri ve farklılıkları ile kucakladığını, birilerinin, belli bir zümrenin değil 73 milyonun Cumhuriyeti olduğunu, seccadenin suç sayıldığı dönemler olduğunu söyledi.
Kızılcahamam Asya Termal Oteli’nde bu yıl 16.’sı düzenlenen İstişare ve Değerlendirme Toplantısı’na AKP tam kadro katıldı. Toplantının açılış konuşmasını yapan Genel Başkan ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ağırlıklı olarak başörtüsü ve Cumhuriyet vurguları yaptı. Cumhuriyet’in yönetim şekli olarak pek çok ülkede olduğunu ancak Türkiye’de kuruluş felsefesi olarak farklılıklar arz ettiğini dile getiren Erdoğan “Bizim cumhuriyetimiz kardeşlik, birlik ve beraberlik ruhu üzerine inşa edilmiştir. Cumhuru halkı bütün renkleri farklılıkları ile kucaklayan bir zihniyet üzerine bina edilmiştir. Birilerinin değil belli bir zümrenin değil, cumhurun yani halkın yani 73 milyon aziz milletimizin cumhuriyetidir” dedi.
Erdoğan cumhura ait olan hiçbir yerin cumhura yasaklanamayacağına vurgu yaptığı konuşmasında şunları kaydetti:
“Birilerinin cumhuru istediğimiz yere sokarız istediğimiz yere sokmayız gibi anlayışı olamaz. Bunu anlamak durumundalar. Sıkıntının kaynağında cumhuru tanımamak yatıyor. Kimse bu ülkenin belli fertlerini, bölgelerini, etnik gruplarını, inanç gruplarını ötelemek dışlamak haklarından mahrum etme hakkını kendisinde göremez. Böyle bir yaklaşım adalete hukuka vicdanlara ve insanlığa aykırı olduğu kadar, Cumhuriyetin temel felsefesine kuruluş felsefesine de aykırıdır. Cumhuriyeti korumak ve kollamak onu dışa kapatarak sanal düşmanlar üreterek kendi halkını kendi milletini, yani cumhuru cumhuriyete karşı gibi düşman görerek olmuyor. Cumhuriyet cumhura sahip çıkarak cumhur için hizmet eser üreterek milletin hakkına hukukuna sahip çıkarak güçlenir. Yakın tarih bize şunu göstermiştir: Kendisini Cumhuriyetin asıl ve tek sahibi görenler, kendisine durumdan vazife çıkaranlar cumhuru aşağılayan cumhura güvenmeyenler, ellerindeki bütün o yetkiyi farklı amaçlar için kullananlar bu ülkeye ve millete olduğu kadar Cumhuriyet’e de en büyük zararı vermişlerdir. “
ESKİ GENEL BAŞKANLARI DA BÖYLEYDİ
Başbakan Erdoğan, CHP’de Genel Başkan Kılıçdaroğlu ile Grup Başkanvekili Muharrem İnce’nin resepsiyon konusundaki söylem farklılıklarına da dikkat çekerek “Böyle bir tenakuz, böyle bir çatışma olabilir mi” dedi. Genel Başkan Kılıçdaroğlu’nun sürekli söylem değiştirdiğine dikkat çeken Erdoğan “Genel başkanları akşam başka sabah başta. Eskisi öyleydi bu farklı olur sanmıştık ama bu da aynı” dedi. Kılıçdaroğlu’nun başörtüsü konusunda halk oylaması sürecinde verdiği sözü de hatırlatan Erdoğan şunları söyledi:
“Şimdi ana muhalefet eğer samimi iseniz dürüstseniz hemen talimatınızı verin ben de talimatımı vereyim. Aynı şekilde MHP ‘ben de varım’ diyor. BDP de katılacağını söylüyor. Hep beraber bu işi bitirelim. Ben şu anda Grup Başkan vekili arkadaşlarımla da talimatı veriyorum. Sizde grup başkanvekilleri ile görüşün talimat alıp almadıklarını öğrenin. Hemen görüşün, hazır olup olmadıklarını öğrenin. Biz de aynı tarihte bunu kamuoyuna duyuralım.
Resepsiyona bir tanesi katılmayacaklarını açıkladı. Genel Başkan da ‘çok var aramızda görüşüz ederiz’ dedi. Hani siz özgürlüklerden yanaydınız. Demokrasiden yanaydınız. Mağduriyetleri ortadan kaldıracaktınız. Hani artık değişecektiniz. Başbakanlığımın ilk yılına kadar eşli ve başörtülü olarak herkes çıkabiliyordu. Başbakanlığımın birinci yılında yine öyle çıkılmıştı. Sonradan ne oldu ne bitti hava değişti. Bu herhalde meteorolojik bir değişimdi. Burası kamusal alan dediler. O ana kadar kamusal alan değil miydi veya nerden çıktı bu kamusal alan. Türkiye’de kamusal alan dediğiniz zaman kamuya ait alan demektir ki öyle alan çok. Bu tür şeyi anlamak mümkün değil. Yine anayasacılara iş düşüyor. Türk siyasi tarihinde de nice zik zaklar yaşanmıştır. Vaatler çiğnenmiştir. Ama bir gün, bir hafta, bir ay içinde bu kadar çok zik zak yaşanması bir ilktir. Bir genel başkanın gün içinde defalarca kendisini yalanlaması çark etmesi siyasi tarihimizde bir ilktir.”
SECCADE SUÇ ALETİ SAYILDI
Başbakan Erdoğan kendisinin ve kadrosunun daha önce yasaklar ve sıkıntılar yaşadığını dile getirerek “Biz dertli bir kadroyuz, damdan düşen bir kadroyuz. Biz damdan düşenin halini bilen bir kadroyuz. Özgürlüğün kıymetini düşünce ifade özgürlüğünün hukukun adaletin değerini bilen bir kadroyuz” dedi. CHP’nin Cumhuriyet’in temeli ile ters düşen hareketleri olduğuna değinerek “Bu ülkede kitapların yakıldığı dönemler oldu. Bunu sizler de biliyorsunuz. Bu halk partisinin iktidar dönemindedir. Bu ülkede inançlara ibadetlere ezanın okunuşuna müdahale edildiği dönemler oldu. Seccadeler suç aleti sayıldı. Başka bir ülkeyi anlatmıyorum. Ülkemi anlatıyorum. Ülkem bunları yaşadı. İşlerine geldiği zaman ‘biz Cumhuriyet’i kuran partiyiz’ diyenlerin yaptıkları bunlar. Bu kuşaklara bunları anlatacağız ki ne denli samimi olup olmadıklarını iyi görsünler iyi bilsinler” diye konuştu.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, YÖK’ün üniversitelerde başörtüsü ile eğitimin önünü açan kararına yönelik eleştirilere de sert çıktı. “Mahalle baskısı, sivil diktatörlük” yönündeki eleştirileri değerlendiren Erdoğan, “Laiklik tehlike altında diyenler, laiklik adına özgürlükleri kısıtlama hakkını kendilerinde görenler, hem laikliğe hem demokrasiye karşı olduklarını kendilerinde görmeliler. Laiklik inancından dolayı başını örten için bir güvencedir” diye konuştu.
DİKTATÖRLÜĞÜN SİVİLİ OLMAZ
Erdoğan “Bazı açık kızlar okula giremeyecek diyorlar. Özgürlükler kısıtlanacak, mahalle baskısı olacak diyorlar. Sivil Diktatörlük olacak diyorlar. Diktatörlüğün sivili olmaz. Bu iki ifadeyi yan yana koyamazsınız” dedi. Eleştiride bulunanların ağzına ne gelirse onu söylediğini savunan Erdoğan 82 Anayasası’nda yapılan laiklik tanımını hatırlatarak “Laiklik tehlike altında diyenler laiklik adına özgürlükleri kısıtlama hakkını kendilerinde görenler, hem laikliğe hem demokrasiye karşı olduklarını artık görmeliler. Bazı yorumcular çıkıyor inancımdan dolayı örtüyorum bazıları inancımdan dolayı örtmedim diyor. Sağa sola çekmeye gerek yok. Ben sadece inancından dolayı başını örtene söylüyorum. Laiklik inancından dolayı başını örten için bir güvencedir. 1982 Anayasası’nın gerekçesinden ben bunu anlıyorum. Başörtülü gezmeyi laikliğe tehdit olarak gösterme zorlama bir yaklaşımdır. Bu yerine oturuyor şimdi” diye konuştu.
SENİN PROFESÖRÜN VARSA BENİM DE VAR
Kimi başörtüsü yorumlarına da tepki gösteren Erdoğan “Anayasa profesörüymüş. Ne profesörü olursan ol işin aslına bak. Bir tane Anayasa profesörü yok ki ülkede, çok var. Sen farklı yorumlarken başkası başka yorumluyor” dedi.
Anayasa profesörleri için “Sen de varsa bizde de var” sözüyle gönderme yapan Erdoğan şöyle devam etti:
“Yasalar hukuka ters olamaz. Zira hukuk yasalara göre düzenlenemez. Yasa hukuka göre düzenlenir. Haklara göre düzenlenir. Asıl olan haktır hukuktur. Bu halk oylamasında biz hak ve özgürlükleri özellikle öne çıkardık. İleri demokrasi derken bunu savunduk. Bunu halletmemiz lazımdır. Benim ülkemde her insan istediği gibi giyinmeli istediği gibi hareket etmeli. Başı örtülü olmayan hangi özgürlüklere sahipse başörtülü olan da o özgürlüklere sahip olmalı…Bazı bayanlar kadın erkek eşitliği diyor. Bu eşitlik haklar noktasında eyvallah ama diğeri yaradılışa ters. Bunu savunanlara söylüyorum. Siz önce bayanlar arasındaki eşitliği bir savunun. Siz henüz kadınlar arasındaki eşitliği savunmadınız. Aynı ekranda başı örtülü bayan sana mahalle baskısı yapılırsa ben senin yanında olacağım diyor. Sen, bende senin hakkını savunacağım diyemiyorsun. Nerde adalet nerde adil yaklaşım. Milleti korkutarak buradan kendilerine rant devşirmenin gayretine girdiler. Bu ülkenin başörtülü kızları kendi ülkesinde okuyamayacak, gidip Avrupa’da, Amerika’da okuyabilecek. Öz yurdunda garipsin öz vatanında parya.”
İSTİFALARINA İDEOLOJİK KILIF BİÇENLER
Başbakan Erdoğan, özgürlükler konusunda ülkede yaşanan sıkıntıların farkında olduklarını, kademe kademe bu aksaklıkları ortadan kaldıracaklarını da sözlerine ekledi. Demokrasi içerisinde sorunları çözme mücadelesi verdikleri sırada çetelerin devreye girdiği ve kapatma davası açıldığını hatırlatan Erdoğan yargıya şu sözlerle yüklendi:
“Yargı siyasallaşıyor diye ortalığı velveleye verenlerin, cübbeleri içinde siyaset yaptıkları, muhalefet partisi gibi davrandıkları, muhalefet ne diyorsa aynısını teyitlediklerini bu ülkede hep beraber gördük. Elbette değişim kolay olmadı. Kendi şahsi beklentilerini karşılamak için istifa edenlerin, istifalarına da ideolojik kılıf biçenlerin olduğu bir ülkede üstünlerin hukukundan hukukun üstünlüğüne geçiş kolay oymayacaktır.”
Erdoğan referandum sonrası Hayır oyu veren yüzde 42’nin korkularını da anlamaya çalıştıklarını dile getirirken, Tophane olayının faturasının da 58’in şımarıklığı olarak nitelendirildiğini, bu kafanın İttihat ve Terakki’den beri böyle geldiğini söyledi. O dönemden bu yana bazı gazete başlıklarının bile aynı olduğunu savunan Erdoğan “Şurada 8 yıldır ülkeyi idare ediyoruz. Kimin tavuğuna kışt dedik ya. Yani eğlenmekse eğleniyorsunuz. İstediğin gibi yaşıyorsun kime müdahale ettik. Muhalefet partileri küçük olsun benim olsun derken haritayı da renklere bölüp kendi oylarının yüksek olduğu kesimlerle yetinirken O sahil şeridinde de bizim milletvekillerimiz vardı. 81 vilayetin partisiyiz iktidarıyız. Ne ana muhalefet ne diğerleri 81 vilayetin temsilini alamadılar. Biz 73 milyonun tamamına ulaşma hedefi ile yürüyoruz” dedi.
Başbakan Erdoğan, Türkiye’nin Pakistan’a verdiği destek ve bölgedeki çalışmaları nedeniyle eksen kayması eleştirileri yapılmasına da tepki gösterdi. “Hak ve özgürlükler lütuf değildir” diyen Erdoğan “Kendi insanımızın kardeşlerimizin huzur ve güvenliği her şeyin üzerindedir. Türkiye’nin tesis edeceği huzur dalga dalga bölgeyi etkisi altına alacak barış çağrıları dünyada yankısını bulacaktır” dedi. Erdoğan Avrupa Birliği’ne üyelik konusunda da Türkiye’nin gösterdiği samimiyet ve iyi niyeti AB’den göremediklerini dile getirerek “Sadaka istemiyoruz, ulufe istemiyoruz. Türkiye için farklı alternatifler sunan yaklaşımlar karşısına sessiz ve tepkisiz kalmayız” diye konuştu.
Başbakan Erdoğan Pakistan’a yaptığı ziyaret ve yapılan yardımlara yönelik eleştirilere tarihten alıntılar yaparak yanıt verdi. Kurtuluş Savaşı yıllarında Pakistan’ın Anadolu’ya yardım etmek için büyük çaba sarf ettiğini dile getiren Erdoğan, “Bugün zulme karşı sesimizi yükselttiğimizde bizi anlamayanlar bu ülkenin tarihini okumayanlar bizi eksen kayması ile itham edenler yüklendiğimiz mirasın idrakinde olmayanlardır. Türkiye’nin batıdan uzaklaştığını söyleyenler bu ülkenin vizyonunu ufkunu tarihi misyonunu anlayamayacak kadar sığ olanlardır” dedi.
“DEVLET TERÖRÜ İLE KATLEDİLEN FURKAN…”
Erdoğan konuşmasında İsrail’in Mavi Marmara saldırısı nedeniyle özür dilemesi ve tazminat ödemesi gerektiğini dile getirerek şunları söyledi:
“Gazze’nin çocukları için Kudüs’ün çocukları için susmayacağız. O çocuklara bebek maması götürürken oyuncak götürürken Akdeniz’de devlet terörü ile katledilen Furkan Doğan için susmayacağız. Dünyanın hiçbir yerinde onaylamadığımız gibi devlet terörünü, korsanlığı orantısız güç kullanımını tasvip etmeyecek tepkisiz kalmayacağız. İsrail hükümeti özür dilemeli. Hatasını kabul etmeli ve tazminat ödemelidir. Bunu yapmadığı sürece barışır huzurun istikrarın önünde bir engel olarak kalmaya devam edecektir. İsrail uzlaşmaz ve çatışmacı politikaları ile insanlığın vicdanında mahkum olmuştur… Hak ve özgürlükler lütuf değildir. Kendi insanımızın kardeşlerimizin huzur ve güvenliği her şeyin üzerindedir. Türkiye’nin tesis edeceği huzur dalga dalga bölgeyi etkisi altına alacak barış çağrıları dünyada yankısını bulacaktır.”
AB’DEN SADAKA İSTEMİYORUZ
Başbakan Erdoğan, konuşmasında AB üyeliği konusunda da mesajlar verirken, AB’ye tam üyelik noktasında Türkiye’nin samimiyet ve iyi niyetini muhafaza ettiğini söyledi. Türkiye Cumhuriyeti hükümetleri arasında en kararlı duruşu sergileyen en büyük mesafeyi kat edenin AKP hükümeti olduğunu dile getiren Erdoğan, “2004 de ortaya koyduğumuz kararlılığın bugün de arkasındayız. Aynı kararlılığı göremiyor olmak ahde vefaya uyulmadığını görüyor olmak heyecanımızı törpülüyor. Motivasyonumuzu zedeliyor. Sadaka istemiyoruz ulufe istemiyoruz. Türkiye için farklı alternatifler sunan yaklaşımlar karşısına sessiz ve tepkisiz kalmayız. AB’den bize verdiği sözleri tutmasını ve artık müzakere sürecini daha fazla oyalamamasını bekliyoruz. Son ekonomik krizde Türkiye’nin birikimi tecrübesi ve dirayeti ortaya çıkmıştır. AB Türkiye’nin üyeliği neticesinde Türkiye’den çok Avrupa’nın kazanacağını fark etmek durumundadır. Türkiye’nin önündeki yapay engelleri artık kaldırmalarını bekliyoruz” dedi.
ALMANYA’DAN ANA DİLDE EĞİTİM TALEP ETMEDİK
Erdoğan geçtiğimiz günlerde Almanya’ya yaptığı ziyaretin ardından Almanya’dan Türk hükümetinin anadilde eğitim istediğine yönelik iddialara da yanıt verdi. Erdoğan “Almanya’da konuştuğumu farklı yorumlayan kalemşorler veya dilbazlar var. Biz Almanya’da yönetimden istediğimiz çeşitli dil kurslarının açılmasına müsaade edilmesidir. Resmi dilin Türkçe olarak kabul edilmesi talebimiz olmamıştır. Anadilde eğitim talebimiz olmamıştır. Ülkemde yaşayan Kürt kardeşlerim azınlık hukukuna değil asli unsurudur. Bunun sömürüsünü kimse yapmasın. Bizler şu anda kursların açılmasına müsaade ettik. Siz bunları şu anda Avrupa’da azınlık hukukuna tabi olduğunu halde alamıyorsunuz. Bizim mücadelemiz bu. Bizde ülkemizi bölme gayreti içinde olanlar var” dedi.
Türkiye’de terör örgütünün desteği ile siyaset yapanların bulunduğunu belirterek BDP’ye de göndermeler yapan Erdoğan, bayrak tartışmasına da değinerek “Bizde şu anda sistem bellidir. Bizim ülkemizde oraya parti bayrağı asmıyorsunuz. O görünmeyen ama zihinlerinizde oluşturduğunuz yapının bayrağını asmak istiyorsunuz. Bu ülkenin tek bayrağı vardır o da ay yıldızlı Türk bayrağıdır. Ay yıldızlı bayrağın hilali bağımsızlığın, yıldız şehitlerin simgesidir. Tüm etnik unsurlar birer yıldız olarak o hilalin uğruna şehit olmuştur. Bu kanda tüm etnik unsurların kanı vardır” dedi. Erdoğan ülkeyi bölme gayreti içinde olanlar olduğunu söyleyerek şunları kaydetti:
“Nedir rahatsızlığınız garip garip şeyler önümüze geliyor. Neyi istediğiniz de alamadınız. Her yerde varsınız. Devletin üst kademe yönetimlerinde hepsi de var. Başka ülkelerden örnekler veriyorsunuz. Oralarda bunları göremezsiniz. Artık bu oyunu lütfen çok iyi anlamamız lazım. Köy boşaltmalarının nasıl olduğunu biliyoruz. Faili meçhullerin suikastlerin karanlık noktaların aydınlığa kavuştuğu bir Türkiye var. Önyargıların üzerine gitmek ön kabulleri kırmak zorundayız. Ulaşamadığımız ulaşıp da kendimizi anlatamadığımız kesimlere kendimizi daha iyi anlatmanın metodlarını bulmak zorundayız.” (ANKA)












Bu konu hakkındaki yorumunuz