Danıştay’ı Ergenekon’a bağlamayan müdüre Dink faturası

Danıştay saldırısının Ergenekon soruşturmasıyla ilgisi olmadığını ileri süren eski İstanbul İstihbarat Şube Müdürü Ahmet İlhan Güler’e Hrant Dink cinayetinin faturası kesilerek görevden alındığı ve yargı yolunun açıldığı ileri sürüldü.

İSTANBUL / Eskişehir Emniyet Müdürü Hanefi Avcı’nın yazdığı ve kamuoyunda büyük etki yaratan “Haliç’te Yaşayan Simonlar” kitabında, eski İstanbul İstihbarat Şube müdürü Ahmet İlhan Güler’in Danıştay saldırısının Ergenekon ile birleştirilmesine karşı çıktığı için kendisine fatura kesilerek Dink cinayetinde kusuru görüldüğü için görevinden alındığını ileri sürdü.

Hanefi Avcı kitabının 433. sayfasında bu olayı şu şekilde anlatıyor;

“Danıştay olayında faillerin Ergenekon’la ilişkilendirilmesini Ahmet İlhan Güler ve Şammaz Demirtaş, yani İstanbul İstihbarat Şubesi desteklememiştir. Bunun yanlış olduğunu, eldeki delillerle böyle bir bağlantının kurulamayacağını, aksine Alparslan Arslan’ın her eylemden önce ve sonra İstanbul’daki Şeyh Salih Kurter ile irtibat kurduğunu, Aslan’ın telefon HTS raporları iyi okunursa bu irtibatın daha tutarlı olduğunun görüleceğini savunmuşlardı. Aslında işte o gün Ahmet’in İstanbul’dan alınması gerektiğine karar verildiği kanaatindeyim. Ankara, Danıştay olayı ile Ergenekon bağlantısını kurmak istiyordu. Delilin olup olmaması önemli değildi, onlar bunu istiyordu o kadar.”

DAİRE BAŞKANINI TAKİP ETMEYİ REDDETMİŞ

Dönemin Ankara Merkez İstihbarat Şube Müdürünün, Ahmet İlhan Güler’e Daire Başkanı Sabri Uzun’u İstanbul’a gelişlerinde takip ettirmek istediği, ancak Ahmet İlhan Güler’in bu talebi uygunsuz gördüğünü belirterek kabul etmediği de belirtildi.

Hanefi Avcı’nın yazdığı ‘Haliç’te Yaşayan Simonlar’ kitabının 428. sayfasında yer alan bilgilere göre olayın şu şekilde meydana geldiği anlatılıyor;

“Ahmet Şube Müdürü olarak çalışırken, Ankara Merkez İstihbarat Daire Başkanlığındaki müdürler, o dönem Daire Başkanı olan Sabri Uzun’un İstanbul’a gelmesi durumunda takip edilip gittiği yerlerin fotoğraflanmasını takip amirlerinden istemişler. Bu talepten haberi olan Ahmet buna tepki göstermiş ve Daire Başkanının takip edilmesini veya uygunsuz şekilde fotoğraflanmasını kabul etmemiş. Böylece merkezdeki arkadaşlarıyla aralarında ilk çatlak çıkmıştı…

İl müdüründen öğrendiğime göre bir müddet sonra Ahmet’i kış ortasında Ankara’ya çağırmışlar ve resmi daire dışında bir ortamda muhatap olan aynı arkadaşları “İstanbul İstihbarat Şubesi görevinden ayrılman lazım. Biz İstanbul’a İstihbarat Şube Müdürü olarak başka birini atayacağız. Seni istersen İzmir’e verebiliriz.” demişler. Ahmet bu teklifi kabul etmeyip istenen dilekçeyi vermemiş. Akabinde Hrant Dink öldürülmesi olayı meydana gelince, bu fırsattan istifade Ahmet görevinden alınıp yerine Ali Fuat Yılmazer Şube Müdürü olarak atandı. Bana göre Hrant Dink öldürülmesi olmasaydı Ahmet şubeden yine de alıncaktı. Çünkü isteneni yapmaycağı ve merkezin İstanbul’daki planlarına uygun davranmayacağı anlaşılmıştı.”

FATURA GÜLER’E KESİLDİ

“…Mesele o kadar büyük boyutlara varmıştı ki, Hrant Dink olayındaki Emniyet mensuplarının kusurlarını araştırmakla görevlendirilen mülkiye müfettişleri Ahmet’i suçlamak, hatta mahkemede cezalandırmak için neredeyse sahte evrak bulmaya kadar her şeyi denemekten geri durmuyorlardı.İstihbarat Dairesi ile beraber çalışıyorlardı.

Soruşturma başlayınca müfettişler alenenİstanbul’u suçlamak, Ankara Daire Başkanlığını temize çıkarmak için özel gayret sarf ediyordu. Olayın iki tarafından biri İstanbul’da Emniyet Müdürü Celalettin bey ile Ahmet iken, diğer tarafı İstihbarat Daire Başkanı Ramazan Akyürek olmasına rağmen mülkiye müfettişleri İstihbarat Daire Başkanlığı personelini bilirkişi olarak atamıştı ve onların raporlarına dayanarak fezleke düzenliyordu. Sonunda İstanbul Emniyet Müdürü Cerrah ve İstihbarat Şube Müdürü Ahmet’in yargılanması istendi. Vali bu kararı Ahmet açısından onayladı. Celalettin Cerrah açısından onaylamadı…”

“Olay aslında şu şekilde cereyan etmişti. 1. yıl kadar önce Trabzon emniyeti Yasin Hayal’in Hrant Dink’e eylem yapacağı ve bunun için Hayal’in İstanbul’da yaşayan ağabeyinin yanına gideceği bilgisini muhbir Erhan Tuncel’den alıyor. Bunun üzerine Trabzon Emniyeti İstanbul Emniyetine haber veriyor. İstanbul Emniyeti Yasin Hayal’in ağabeyinin adresi denen yeri araştırıyor, böyle bir adresin bulunmadığını tespit ediyor. Ayrıca Hayal’in telefonlarını sorguluyor ve onun ağabeyiyle birlikte o anda Trabzon’da bulunduklarının görüldüğünü bildiriyorlar. Böylece tahkikatı Trabzon’a devrediyor ve konuyu kapatıyor.

Fakat Mülkiye Başmüfettişi İstanbul Emniyetinin olaydan önce yapıldığını iddia ettiği tahlikat ve işlemlerin olaydan sonra yapıldığına, bu yönde İstanbul Emniyetinin sahte döküman hazırlamaya kalktığına, olaydan önce incelediklerini söylediği olayın faillerine ait numaraların aslında olaydan önce hiç incelenip bakılmadığına dair resmi bir yazı aldıklarını ve polis başmüfettişlerinden bu doğrultuda rapor vermesini istemişti.”

DİNLEME SİSTEMİNDEKİ GÜVENLİK KALKANI KALDIRILMIŞ

Bu sistemleri ilk defa İstanbul’da 1992 yılında kurarken başkomiser ve emniyet amiri rütbesinde bürolar amiri amirim ve yardımcım görevlerinde bulunan ve bu sistemi kullanmasını en iyi bilen polislerden olan polis başmüfettişi Levent Mülkiye büşmüfettişen verilen bilginin doğru olamdığını, bu durumda faillerin telefonunu sorgulayan diğer kişilerin de, en azından ilk bilgiyi veren Trabzon İstihbarat Şubesinin de yaptığı incelemenin görülmesi gerektiğini ama şimdi hiç kimsenin bu sorgulamayı yapmamış göründüğünü, dolayısıyla bu kayıtların silinmiş olduğunun, bunun doğru bir bilgi olmadığının net olarak anlaşıldığını ifade etmiş….

HTS RAPORLARI DEĞİŞTİRİLDİ

Bununla birlikte şu ortaya çıkmıştı. İstihbarat Daire Başkanlığı telefon detaylarını (HTS raporlarını) kimin ne zaman hangi numarayı incelediğinin tutulduğu LOG kayıtları değiştirilmişti. Bu çok vahim bir durumdu. Merkez güvenilirliğini yitirmişti. Güvenlik amacıyla tutulan LOG kayıtları geçmişte kimin hangi numarayla hangi tarihte incelendiğini tutuyordu. Herhangi bir olay olursa bu kayıtlar incelenip, görevlilerin sorumluluğu tespit ediliyordu… Bu sistemin güvenlik sübabıydı. Ama şimdi Daire Başkanlığı bu kayıtları değiştiriyor, kimin hangi telefonu sorguladığı bilgilerinden isetdiğini çıkarabiliyordu. Bu istediğini de koyabileceği anlamına geliyordu.

İhsan Demir – GAZETEPORT

Bu konu hakkındaki yorumunuz

  

  

  

Diğer sounçlar..

Generic selectors
Exact matches only
Search in title
Search in content
Post Type Selectors
Filter by Categories
BİLİM VE TEKNOLOJİ
DÜNYA
DW HABER
EKONOMİ
GÜNDEM
KÖŞE YAZILARI
KÜLTÜR & SANAT
MEDYA & MAGAZİN
SAĞLIK
SPOR
YOUTUBE