
Ruhat Mengi
Artık Türkiye’nin geleceğine yön verecek konuların başında gelen Anayasa değişikliği için Anayasa Mahkemesi’nin karar vereceği günlere giriyoruz.
Bu nedenle TV’lerde, gazetelerde yüksek mahkemenin kararını etkileme, hatta daha da ötesi “eğer iktidar partisinin yaptığı bu değişikliğin bazı maddelerini iptal kararı alırsa millet iradesine, Meclis kararına karşı gelmiş olacağını” söyleyerek baskı altına alma çabalarını izliyoruz.
Son olarak, AKP’nin daha önce yine Anayasa değişikliği hazırlattığı 6 hukukçudan biri olan Prof. Dr. Ergun Özbudun yukardaki cümleyi TV’de aynen söyleyerek “O zaman da bu devlet yargıçlar devleti olur” benzeri bir sözle konuşmasını bitirdi.
Anayasa; yargıda karar süreci içinde olan bir davada mahkemeye bu müdahaleyi, hatta soru yöneltmeyi bile yasaklamış. Buna rağmen daha önce hükümet üyelerinin bu yasağı umursamayarak yaptığı yorumların benzerleri halen fütursuzca tekrarlanıyor.
“Yargıçlar devleti” değil!
Üstelik dünyada anayasa mahkemelerinin kuruluş nedeninin ve asıl görevinin zaten “parlamentoların kararlarını, çıkardığı yasaları denetlemek, anayasaya uygunluğuna bakmak” olduğunu, bu görevin de kesinlikle “yargıçlar devleti” anlamına gelmediğini bilerek ve unutturarak yapılıyor bu baskıcı yorumlar.
Bu mahkemeler; yasama ve yürütme faaliyetlerini denetleyecek bir yargı olmadığında,“halkın seçtiği bir parlamento olsa bile” sonucun nereye varacağı Hitler Almanyası’nda görüldükten sonra “demokrasiyi koruyacak, son kararı verecek bir kurum olarak” kurulmuş…
Eğer olmasalardı parlamentoda çoğunluğu ele geçiren bir partinin, istediği her antidemokratik uygulamayı, hatta demokrasiyi tümüyle ortadan kaldıracak; medyadan yargıya ve diğer tüm kurumlara kadar kontrolüne alıp ülkelere istediği şekli verecek eylemler yapması “demokrasi içinde kalarak” nasıl önlenebilirdi ki?
Örneğin; yargının siyasallaştığı, tarafsızlığını kaybederek bir partinin yönetimine geçtiği bir ülkede seçimde açık açık hile yapılsa ya da parlamento “bundan sonra tüm kurumları kaldırıyoruz, ülkeyi tek kişi yönetecek” dese diğer partilere ve halka nasıl bir çözüm kalırdı?.. (Bkz: Ahmedinejad’ın hileli seçim sonunda, başka bir çözüm bulamadıkları için sokaklara dökülen binlerce vatandaşına yaptıkları…)
AB’den örneklemeler
Biliyorsunuz işimize gelen konuda (uysa da, uymasa da) Batı’ya referans vermeye bayılır, işimize gelmeyen durumlarda ya görmezden gelir veya örneğin “Batı ülkelerinde Anayasa Mahkemesi yok” benzeri yalanlara başvururuz.
Bu anayasa değişikliğinde de aynı yöntem kullanıldı, kullanılıyor… “AB ülkelerinde de yüksek yargı üyelerini parlamento seçiyor, biz onları örnek alarak değişiklik yaptık” sözleri bunun en açık örneği.
Karşılaştırma yapmanın mümkün olmadığını; AB ülkelerinde meclislerin (milletvekillerinin) Türkiye’deki gibi parti lideri tarafından değil ön seçimle halk tarafından seçildiğini…
Bizde ise “Anayasa’yı demokratikleştireceğiz” diyen iktidar partisinin demokrasinin ilk adımı olan “milletvekillerini millete seçtirme”ye yanaşmadığını, bunun da padişahlık benzeri bir sistem yarattığını… Milletvekillerini köle haline getirdiğini…
BENZEMİYOR… OLSUUUN!
Böylece “Meclis seçecek” demenin, “çoğunluğa sahip partinin lideri seçecek” anlamına geldiğini… Onun tek başına seçtiği yargı üyelerinin “bağımsız” olmasının imkânsızlığını anlatmadan…
AB’nin tüm yetkili kuruluşlarının “yüksek yargı üyelerinin seçiminde ilk tercih yargı üyeleri tarafından seçilmeleridir. Ancak ileri demokrasilerde (yani milletvekillerini milletin seçtiği, yasalara kurallara saygılı, rejimle problemi olmayan, devlet kurumlarını ve tüm bağımsız kurumları ele geçirmeye çalışan partilerin bulunmadığı ülkelerde) parlamentolar da az sayıda üye seçebilir. Meclis’in 2/3 nitelikli çoğunluğunun oylarıyla” dediğini anlatmadan…
“Millet iradesi seçsin” diye tekrarlayıp millet iradesinin “kendi milletvekilini seçmesine” bile izin vermeden… Bunları hiçbiri yapılmadan, sadece “AB’de de böyle” denemez tabii ama bizde deniyor.
Anayasa Mahkemesi’nin karar sürecinde rastlayacağınız, baskıcı ve sizi yanıltacak yorumları dinlerken bunları unutmamanız gerekiyor.
rmengi@gazetevatan.com











Bu konu hakkındaki yorumunuz