Erdoğan: “Kim gelecek göreceğiz…”

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, muhalefet liderleriyle görüşme yapma konusunda, “Görüşmek isteyene kapımız açık, önyargımız yok. Başbakan sıfatı ile davetimi yapacağım. Bakalım kimler gelecek?” dedi.

Başbakan Erdoğan, AK Parti grubunda konuştu.

Erdoğan, muhalefet partilerine en kısa zamanda Başbakan sıfatıyla davette bulunacağını bildirerek, “Bakalım kimler gelecek? Gelenlerle de bu konuları görüşelim. Ne gibi katkıları olur, katılımları olur bunları bizzat dinlemek isterim” dedi.

“Yeter ki bir kolektif akıl oluşsun, bir söylem birliği oluşsun ve bu sorunların üzerine hep birlikte gidelim” diyen Erdoğan, “Parlamento içi parlamento dışı hepsini davet edeceğim. Benim için bunlar anormal şeyler değil. Dün de söyledim; asla bir ön kabulüm, asla bir ön yargım yok. Yeter ki oturalım, konuşalım ve birlikte çözüm arayalım” dedi.

Erdoğan, “Bir yıldır Milli Birlik ve Kardeşlik Projesiyle ilgili olarak son derece çirkin, nezaketsiz, seviyesiz eleştiriler geliyor. Kimse işin özüne girmiyor. Kimse alternatif getirmiyor. Ama toplumun çeşitli kesimlerini tahrik etmek için son derece sorumsuz bir tavır sergileniyor. Buna rağmen tüm tahriklere tüm provokasyonlara, en ağır itham ve iftiralara rağmen biz kapımızı hiçbir zaman kapatmadık. İçimize de kapanmadık. Son bir yıldır bu konudaki kimin samimi olduğu, kimin de çözümün karşısında durduğunu aziz milletimiz tek tek gördü. Bizim bugün de hiçbir çekincemiz, hiçbir kompleksimiz yoktur. Eğer bu konuda bizimle görüşmek isteyenler olursa illa bu siyasi parti liderleri olmayabilir. Akademisyenler, medya, sivil toplum örgütleri hatta birey olabilir. Bölgenin insanları olabilir. Biz bunları tüm yetkili birimlerimizle dinleriz, dinlemeye hazırız. Bizimle görüşmek isteyen, bu sürece katkı sağlamak isteyenler varsa her zaman olduğu gibi bugün de partimizin de Başbakanlığın da dinlemeye hazır olduğunu ifade ediyorum” dedi.

Erdoğan, “Türkiye, artık eski Türkiye değil. Muhalefet eski söylemlerle gelişmelere ayak direyebilir. Medya kendi hesabına göre hareket edebilir. Birileri istismar kanalları kurumasın diye çaba gösterebilir. Milletimiz, eşsiz basiretiyle her şeyi görüyor, biliyor. Türkiye bugün hep birlikte Olağanüstü Hal uygulamasına karşı çıkıyor. Bu az şey midir? Türkiye bugün, kanın durması gözyaşının dinmesi için sesini yükseltiyor. Bu az şey midir? Türkiye, tek yürek halinde terörün karşısına dikiliyor. Benim batıdaki kardeşim doğudakini, doğudaki batıdakini anlamak için daha yoğun çaba sarf ediyor. Bu az şey mi? Bize ‘Olağanüstü Hal Kalksın, yeter’ diyenlere cevap veriyorum; Olağanüstü Hal’i AK Parti iktidarı kaldırmadı mı? Söyleyin bakalım. Çekiç gücü v.s kim çıkardı bu topraklardan? Bu ülkede yıllarca bunlar giderken Çekiç gücüyle şusuyla busuyla bunlar giderken ‘AK parti iktidarı bunları yaptı teşekkür ediyoruz’ dediler mi? Sadece mazide kaldı. Görevinizi yaptınız diyorlar. Tamam da bizden önce gelenler niye yapmadı bu görevi? Yapınca, görevi yaptı, yaparsanız her şey bitti teşekkür ederim. Yaptık hadi bakalım” dedi.

Terörle mücadele

Erdoğan, “Terörle mücadele milli bir meseledir. Terörle mücadelede yegane sorumluluk hükümete ait değildir, yegane sorumluluk güvenlik güçlerinde de değil, en az onlar kadar muhalefetin Meclis içinde veya dışında tüm siyasi partilerin, sivil toplum örgütlerin, kanaat önderlerinin, medyanın bu alanda sorumluluğu var. Son 26 yıldır Türkiye bu sorunla mücadele ediyor. 26 yıldır her hükümet bu soruna muhatap oluyor, çözüm için çaba harcadı, ancak köklü ve cesur tedbirler alınamadığı için terör bitirilemedi, kontrol altına alınamadı” dedi.

“Son terör saldırılarıyla birlikte herkesin şunu görmesi lazım. Terör saldırılarını, terör örgütünün faaliyetlerini, hükümeti ya da kurumları yıpratmak için bir fırsat olarak görmek, terörle mücadele azmine vurulacak en ağır darbedir” diyen Erdoğan, “Daha Şemdinli’de şehit olan 11 Mehmetçiğimiz toprağa verilmeden, acıları çok sıcakken, ne yazık ki Ankara’dan milletin hissiyatıyla örtüşmeyen açıklamalar yapılmaya başlandı. Hiç yeri ve zamanı değilken erken seçim çağrılarının yapılması, olağanüstü hal ilanının istenmesi, yaşanan saldırılardan dolayı hükümetin, kurumların, milli birlik ve kardeşlik sürecinin suçlanması en hafif ifadesiyle fırsatçılıktır” dedi.

Erdoğan, “Böyle zamanlarda dosta düşmana karşı birlik ve bütünlük ruhu daha da yüceltilmesi gerekirken, tam tersine, ‘buradan nasıl bir siyasi fayda elde edebilirim, buradan kendi partime, kendi siyasi görüşüme nasıl bir çıkar sağlarım’ mücadelesi başlatıldı” diye konuştu.

“DTP’yi AK Parti mi kapattı?”

Erdoğan, partilerin kapatılmasını zorlaştırmak için Anayasa değişikliğini gündeme getirdiklerini, ancak muhalefetin buna karşı çıktığını belirterek, “DTP’yi AK Parti mi kapattı? Habur’dan gelenleri Hükümet mi tutukladı? KCK yargılanmasını Hükümet mi yaptı? DTP, kendisini kapattırmak için elinden ne geliyorsa bunları yapmadı mı? yaptı” dedi.

Taşeron tartışmasına değinen Erdoğan, son dönemde eylemleri artan terör örgütünü taşeron olarak nitelendirmelerinden bazılarının son derece rahatsız olduğunu kaydederek, “Demek ki taşeron olarak kabul etmiyorlar, herhalde bildikleri bir şey var. Çok ilginçtir, bu taşeron polemiği adeta terör örgütünü temize çıkarma noktasına kadar götürüldü. Bu boyutta bir örgütün dışarıdan finans yardımı almadan ayakta durabilmesi, silah temin edebilmesi mümkün değildir. Bizim ilgili kurumlarımız, istihbarat örgütlerimiz, Hükümet olarak da biz, bu noktada gerekeni çok yoğun bir şekilde yapıyoruz. Ancak örgütün desteğinin sadece uluslararası boyutta sınırlı kalmadığını, bilerek ya da bilmeyerek, dolaylı ya da doğrudan içeriden de destek aldığını, hatta içerideki kimi örgütlerle, kimi çetelerle işbirliği içinde olduğunu bazı iddianameler, açıkça ortaya koyuyorlar. Ergenekon iddianamesinde bunları görüyoruz” dedi.

Erdoğan, “Son haftalardaki terör saldırılarının 7,5 yıldır yapıldığı gibi, bugün de Hükümeti yıpratmak için bir fırsat olarak kullanılmasını, terörün diliyle ortak bir dil kullanılıyor olmasını da dikkatlerinize sunmak istiyorum. AK Parti buralara çetelerin, hukuk dışı örgütlenmelerin kirli tezgahlarıyla gelmedi, onlara rağmen geldi. AK Parti buralara manşetlerle gelmedi, manşetlere rağmen geldi. Çözümsüzlük politikalarını, statükoyu savunarak değil, onlara rağmen geldi. AK Parti milletten aldığı güçle, destekle, hayır dualarıyla bu yola çıktı, bu sorumluluğu üstlendi ve yoluna da milletle birlikte devam etti ve devam ediyor. Ülke içinde ya da dışında en küçük bir olumsuz meseleyi dahi AK Parti’ye saldırı fırsatı olarak kullananlar, bu noktada ülkenin, milletin menfaatlerini dahi çiğneyecek kadar sağduyularını yitirenler bilsinler ki bu millet her şeyi çok iyi görüyor, biliyor ve değerlendiriyor” dedi.

“Açılım bir zihniyet devrimi”

Erdoğan, “Demokratik açılım, bir zihniyet devrimidir. Zihniyeti değiştirmeden uygulamayı düzeltemezsiniz. AK Parti iktidarı, sorunu üreten zihniyeti değiştirmektedir. En çok sesi çıkanlar, süreci büyük bir tehlike gibi gösterenler ne diyorlar? Açılımın içi boş diyorlar. Peki açılımın içi boşsa niçin bu kadar kıyamet koparıyorsunuz? Sebebi basit. Çünkü statükocu anlayışlar yıkılıyor, inkarcı zihniyet tarih oluyor, baskıcı anlayışlar tarihe gömülüyor. Açılım sürecinin yönetilmesiyle ilgili iyi niyetli eleştirileri elbette değerlendirmeye alıyoruz. Ama şunu da unutmamak gerekiyor; süreç sadece Hükümetin iyi niyetiyle yürümüyor. Sürecin içinde olanlar, sorunun parçası olanlar kötü niyetli olursa, gelişmeleri sabote etmeye çalışırsa, elbette süreç arzu edilen hızda ilerleyemez. Biz, her zaman sorunların çözüm yeri olarak siyaset kurumunu, demokrasiyi gördük. Açılımda da siyasete ve demokrasiye güvendik. Siyasetin çözüm kapasitesi gelişsin, siyasi kanallar açılsın, demokratik süreçler güç kazansın istiyoruz. Ama süreç içinde yasama ve yürütmenin iradesi dışında bir çok gelişme ortaya çıktı” dedi.

CNN TÜRK

Bu konu hakkındaki yorumunuz

  

  

  

Diğer sounçlar..

Generic selectors
Exact matches only
Search in title
Search in content
Post Type Selectors
Filter by Categories
BİLİM VE TEKNOLOJİ
DÜNYA
DW HABER
EKONOMİ
GÜNDEM
KÖŞE YAZILARI
KÜLTÜR & SANAT
MEDYA & MAGAZİN
SAĞLIK
SPOR
YOUTUBE