Nereye kadar?

Güngör Mengi

AKP’nin seyir defteri “Türk Malı” partilerin iktidarda sekiz yıl dayanamadığını anlatıyor.

Sistem, birinci partinin hak ettiğinin kat kat üstünde güç vehmetmesine sebep oluyor.

Bu duygu kibir yaratıyor. Bu virüsü kapanlar, toplam oyun üçte biri ile meclisin üçte iki çoğunluğuna sahip olunca anayasayı bile tek başına değiştirmeyi göze alabiliyorlar.

Tabu yıkma şehvetine kapılıp camcı dükkânına dalan filleri andırıyorlar.

AKP’nin açılımları, üniversitelerin siyaset tarihi derslerinde ibretle okutulan acı tecrübeler olacaktır ilerde.

Ülkenin geleceği yine de “Kürt açılımı“ adıyla başlatılan arayışta ısrar edilmesini gerektiriyor. Çünkü fikir güzeldir. Yanlışlık uygulamada oldu.

Elde iyi düşünülmüş, toplumsal mutabakatı arkasına almış bir proje olsa, şefkat ve anlayış gösterisi yapmak uğruna Habur’daki o rezaletlere mecbur kalınmazdı.

Bölücü terör örgütünde büyük beklentiler uyandırıldığı ve toplumsal tepki de dağ gibi dikildiği için şimdi başarısızlığın bedelini milletçe ödüyoruz.

Yitirilen canların acısı hiç unutulmasın.

Unutulmasın ki terörle mücadele geçmişte olduğu gibi her inişe geçtiğinde söndü zannedilip yarım bırakılmasın.

Bölünene kadar mı?

İktidarın şehit haberlerini medyada küçük görme hevesi terörle mücadeleye katkı açısından yararlı olur mu?

Bundan emin olmamak lâzım.

Canilere toplumun tepki göstermesinden niçin çekiniliyor?

Terör örgütü, cinayetleri yüzünden sadece nefret topladığını başka nasıl öğrenecek?

Milletin bu cinayetlerle vatanın bir karış toprağından bile vazgeçmeyeceği hainlere başka ne şekilde anlatılacak?

Bir şey yapmak gerektiğini gören ama ne yapacağını bilemeyen iktidara çözüm yolunda çareler üreterek yardımcı olmanın yararına biz de inanıyoruz.

Ama dikkat!.. Tehlikeli hayaller uyandırmanın bedeli ağır oluyor.

On yıl önce telâffuz bile edilemeyecek haklar verilmiş olduğu halde PKK tatmin olmuyor.

Siyasetçiler bu kadar çıkarcı, aydın denilen kitle bu kadar aymaz oldukça bölünme gerçekleşene kadar hiçbir şey onları tatmin etmeyecektir.

Yakında resmî ilân

Nitekim örgütün Kandil’deki liderlerinden Cemil Bayık ültimatomu vermiştir:

“Kürt sorununu Türk devletiyle demokratik özerklik temelinde çözmek istedik. Çabalarımız sabote edildi. Onun için şimdi kendi mücadelemizi pratikte gerçekleştirmeye çalışıyoruz.. Yakında bunun resmî ilânını da yapacağız.”

Bu hayali, bu cüreti “Kürt açılımı” diye başlatılan içi boş proje uyandırmıştır.

Şimdi o boş çerçeveyi herkes kendi aklınca, gönlünce dolduruyor.

Yeni fikirler üretilsin ama bir sınırı olmalı.

TÜSİAD toplantısında bir üye hoşlanmadığımız bir takım şeyleri duymaya alışmamız gerektiğini söyledi ve “mesela” dedikten sonra üç şey sıraladı:

1. Çözüm aşamasında İmralı’nın görüşmelere katılması;

2. Anayasa’ya “bu ülkeyi Türkler ve Kürtler kurdu“ diye bir madde eklenmesi;

3. Bölgesel özerklik..

Bölücülerin yakın bir gelecekte oldu-bitti şeklinde bölgesel özerklik ilân etmeye hazırlandığını işte Kandil haber vermiştir.

Bu kan banyosu, PKK’nın ve İmralı’daki elebaşının devlete taraf olarak dayatılmasıdır.

İstanbul’da pusu kuran asker ve çocuk katillerinin Adliye girişinde alkışlanmaları neyin habercisidir?

Güneydoğu’daki özerklikten sonra yarın İstanbul’da kantonlar oluşmasını mı tartışacağız?

gmengi@gazetevatan.com

Bu konu hakkındaki yorumunuz

  

  

  

Diğer sounçlar..

Generic selectors
Exact matches only
Search in title
Search in content
Post Type Selectors
Filter by Categories
BİLİM VE TEKNOLOJİ
DÜNYA
DW HABER
EKONOMİ
GÜNDEM
KÖŞE YAZILARI
KÜLTÜR & SANAT
MEDYA & MAGAZİN
SAĞLIK
SPOR
YOUTUBE