ADININ açılımı almanca olan İnsani Yardım Vakfı (Internationale Humanitaere Hilfsorganisation) ile Almanya’daki aynı isimdeki IHH e.V.’yu karşılaştırdık ya, kafalar karıştı.
Okurun ve vatandaşın kafası net de, kafayı karıştıran iki IHH’nın yetkilileri oldu.
Bu kafa karışıklığının ardında ise, daha yüksek idealler yatıyor.
Bu idealler, Filistin, aç Müslümanlar filan değildir…
Bu idealler, gelen paranın bir şekilde paylaşımıdır.
Bu nedenle, “Bizim birbirimizle ilgimiz yok” iddiasıyla ortaya çıkan iki IHH, birbirine karşı isim hakkı davası açmaz…
Aynı ismi kullanırlar, kardeşçe…
ALMANYA’DA WEFA’YI KURDU
Şimdi sırayla gidelim…
IHH Almanya, Alman adli makamları tarafından sıkı takip altındadır. Bir yıl önceki Milli Görüş baskınlarıyla sarsılmaktadır.
Haklarında ne tür belgelerin çıkacağı, yakında başlayacak olan duruşmalarda ortaya dökülecektir.
Avrupa ülkelerinin resmi raporları, bunları radikal- islamcı örgütlerle bağlantılı görmektedir.
Pek fazla seslerinin çıkmamasının tek nedeni budur…
Yoksa onların gemileri çoktan hazırdı…
Türkiye IHH ise, AKP sayesinde midir bilinmez, HAMAS’la birlikte rahatlıkla çalışabilmekte ve istediği gibi at oynatmaktadır.
Ve o IHH, bir süre önce Almanya’daki IHH ile görüş ayrılığına düşmesi sonucu, Almanya’da WEFA e.V.’yu (e.V.: Kamuya yararlı dernek) kurmuştur.
WEFA, Türkiye’deki IHH’nın Almanya’daki koludur.
Türkiye’deki IHH ile birlikte çalışır.
Çeşitli ülkelere yapılacak yardımları birlikte organize ederler…
Hatta son Afganistan operasyonu sırasındaki uçak kazasında, bir IHH’cı ile bir WEFA’cı birlikte can vermişti.
WEFA İnsani Yardim Organizasyonu Yönetim Kurulu üyesi Bahattin Yıldız ile Türkiye IHH İnsani Yardım Vakfı Asya Sorumlusu Faruk Aktaş’tı bunlar…
Bildiğimiz kadarıyla bu ikisi için “şehitlik” tartışması filan yapılmadı.
ADIM ADIM YOĞUN İSLAMCI FAALİYET
Türkiye’de seçimlerin yaklaştığı anlamak için, asıl böyle durumlara bakmak gerekiyor.
1990’lı yılların ilk yarısından itibaren “islamı kullanan” örgütler, her seçim öncesi yoğun faaliyetler içine girer..
İlk adım insanların yardım duygularını körüklemektir.
İkinci adım, bu körüklemekle birlikte nakti veya ayni yardımların akmasını sağlamaktır.
Üçüncü adım, bu yardımların kullanıldığını, kendilerine ait yayın organları ile halka göstermek ve tekrar tekrar aktarmaktır.
Dördüncü adım, yardımların katlanarak gelmesini sağlamaktır.
Nihai amaç, belirli bir siyaseti desteklemektir.
Deniz Feneri’nde de aynen böyle olmuştur…
Milli Görüş’ün yardım organizasyonlarında da…
İstanbul’daki IHH’nın, yurt dışındaki IHH bağlantıları ile alt kuruluşlarının da bu amaçla incelenmesi gerekir.
Ne kadar para toplandığı, bunların ne kadarının yardıma gittiği, ne kadarının amaç dışı kullanıldığı, ne kadarının belli bir siyasete destek için aktarıldığı tespit edilmelidir.
Türkiye’deki IHH’nın Gazze Seferi bu gözle okunmalı…
Sefer ne kadar gündeme oturursa, o derece akacak yardım büyük olurdu.
Hatta bu uğurda, insanlara “şehitlik duygusu” bile aşılanabilirdi.
Çünkü ne de olsa, o payeyi verecek olanlar iktidardaydı…
Öyle de oldu, insanlar açık açık ölüme götürüldü.
9 KİŞİYİ ÖLÜME GÖTÜRDÜ, HALA KONUŞUYOR
Bugün IHH Başkanı Bülent Yıldırım’ın, 9 kişiyi ölüme götürmekten, İsrail vahşetine kurban vermekten yargılanması gerekirken, kahraman gibi dolaşması, tv kanallarında akşama kadar nutuk atması tam bir hukuk faciasıdır.
Destekledikleri ve destek gördükleri siyaset, aksini savunsa bile…
IHH, içindeki mevcut AKP bağıyla zaten sırıtıyor.
Bir de, aklı başında bir savcının kalkıp “Hemşerim sen topladığın paraları ne yapıyorsun, hele bir hesabını ver” demesi halinde taşların yerine oturacağına inanıyoruz.
Ve şunu artık çok iyi biliyoruz;
Ne zamanki, islamı kendi çıkarlarına alet eden bir kısım yardım kuruluşları faaliyetlerini artırıyor, Türkiye seçim sathına giriyor…
Seçimin tarihini de, akacak ve çeşitli kanallarla belli bir siyaseti destekleyecek paranın miktarı belirleyecek.
Ne kadar çok toplanırsa, seçim o kadar erken olur…
Yoksa, IHH’cılar o gemiyi boşuna almış, İsrail seferine de boşuna gönderilmiş (pardon çıkmış) olur…
Şimdi anladınız mı, vehbinin kerrakesini?
KİM BU CANSUYU?
İSLAMCI kesimde son yıllarda artan, “dünyadaki fakir-fukara müslümanlara yardım merakı” bir çok oluşumun bu yöne kaymasına neden oldu.
Bir dönemler “faizsiz kazanç” vaadiyle para toplayan Yeşil Sermaye örgütlerinin yerini Yeşil Yardım Örgütleri (YYÖ) aldı…
YYÖ’ler Türkiye’de yeteri kadar denetlenmediğinden artık oraya yönelmiş durumda.
Avrupa idari makamlarının baskısı, bunların elden para toplayıp istedikleri gibi kullanmalarını az da olsa kısıtlıyor çünkü.
Yine de bir çok örgüt ortaya çıkıyor. Islamic Relief, Cansuyu, IHH, IHH e.V., WEFA gibi…
Bunların tümünün birden Milli Görüş veya Yenilikçiler kanadından olduğunu söylemek yanlış olur.
Cansuyu ise başka bir cemaatin izlerini taşıyor. Ucu ABD’ye kadar uzanan…
Bir gazetenin bunu desteklemek için çırpınmasına bakınca siz de hak vereceksiniz…
Yeşil Sermaye örgütlerinin ipliğinin pazara çıkması için 10 yıl gerekti.
İnsani yardım kılıflı bu örgütleri ise Türk halkı daha ne kadar sırtında taşıyacak, bunu şimdilik bilemiyoruz…
Kaynak : Ali Gülen – Odatv.com












Bu konu hakkındaki yorumunuz