Erdoğan: “Top çevirme zamanı değil”

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, spor camiasından isimlerle bir araya geldi. Açılım sürecini anlatan Erdoğan, “Bu ülkede gençler ölüyor. Zaman orta sahada top çevirme zamanı değil, gol atma zamanı. Kimse kimseye kırmızı kart gösteremez, minder dışına itemez” dedi.

Açılım buluşmalarının beşincisinde konuklar spor camiasından isimler oldu.

Toplantıya süper lig takımlarının kulüp başkanları, teknik direktörler, 3 büyük takımın eski başkanları, eski futbolcular ve sezon sonunda küme düşen takımların temsilcileri katıldı.

Mustafa Denizli ve Süleyman Seba rahatsızlığı nedeniyle toplantıda yoktu ama telefon ettiler.

Başbakan Erdoğan, Fatih Terim, Ali Şen, Aziz Yıldırım, Faruk Süren, Ertuğrul Sağlam ve Rıdvan Dilmen’in de aralarında bulunduğu davetlilerin tek tek ellerini sıktı.

Toplantıya, Devlet Bakanı Faruk Nafiz Özak ve İçişleri Bakanı Beşir Atalay da katıldı.

“Gol atma zamanı”

Erdoğan, yaptığı konuşmada, Türkiye’nin emin adımlarla geleceğe ilerlediğini, Türkiye’nin önüne koyduğu hedeflere tek tek ulaştığını belirtti.

Türkiye’nin büyüdüğünü, kalkındığını, bölgesinin ve dünyanın saygın bir üyesi olmak için her ferdiyle yoğun bir mücadele verdiğini kaydeden Erdoğan, şunları kaydetti:

“Bizim ufkumuz sonsuz derecede açıktır. Bizim geleceğimiz sonsuz derecede aydınlıktır. Artık dünün parametreleriyle, geçmişin tortularıyla, yakın tarihimizin ayağımıza bağladığı zincirlerle, prangalarla geleceğe yürüyemeyiz. Biz kronik sorunları yaşatarak, meseleleri hasır altı ederek, erteleyerek, öteleyerek, görmezden gelerek geleceği inşa edemeyiz.

Korkarak, sorunlardan çekinerek, büyüterek, aydınlık bir gelecek oluşturamayız. Zaman, futbol diliyle konuşuyorum, orta sahada top çevirme zamanı değil. Zaman, dar alanda kısa paslaşmalar yapma zamanı, ekip oyunu oynama, pası isabet ettirme ve netice, yani gol atma zamanı.”

“Bu ülkede bir terör sorunu var”

Bu ülkede gençlerin öldüğünü kaydeden Erdoğan, “Şehit cenazelerindeki kalabalıklar evlerine dağıldığında, şehidin anne ve babası aslan gibi delikanlılarını toprağa verip eve gittiğinde, yalnız kaldıklarında hiç kimsenin hissetmediği, hissedemeyeceği o büyük boşluğu, büyük acıyı, büyük sızıyı onlar hissediyor” dedi.

Ülkenin büyük bir kesiminde çocukların okula gitmek yerine, çocuk parkına, spor sahalarına gitmek yerine maalesef istismar edildiğini vurgulayan Erdoğan, ellerine verilen taşları güvenlik güçlerine, cama, çerçeveye attıklarını belirtti.

Başbakan Erdoğan, “Zamanı, birbirimizi suçlama zamanı olarak geçiremeyiz. Birbirimizi itham etme zamanı olarak geçiremeyiz. Zaman, anlık tepkiler verme, duygusal tepkiler verme zamanı değildir. Şiddetin sadece ve sadece şiddet doğurduğunu anlamak, Türkiye’nin 73 milyon ferdi olarak bunun üzerinde derinlemesine düşünmek ve muhasebe yapmak zorundayız. Evet, bu ülkede bir terör sorunu var. Güvenlik güçlerimiz fedakar bir şekilde terörle mücadele ediyor. Polisimiz, askerimiz bunu birlikte yapıyor” diye konuştu.

“PKK benim insanıma saldırıyor”

Dün akşam bir televizyon programında yapılan yorumun enteresan olduğunu dile getiren Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Benim dün Konya’da yaptığım, Tevrat’tan (öldürmeyeceksin) ifadesine, bana cevap veriyor. Verdiği cevap şu; (Güvenlik güçlerinin PKK örgütündeki öldürme olayını ne yapacaksınız) diyor. Böyle bir mantık olabilir mi? Düşünebiliyor musunuz? PKK benim insanıma saldırıyor, benim insanımı öldürüyor, güvenlik güçlerine saldırıyor. Güvenlik güçlerinin görevi, topraklarını korumak, halkın can güvenliğini sağlamak, onlara karşı saldıranlara yönelik olarak da güvenlik gücü elinden ne geliyorsa onu yapacak. Onun görevi bu.

Ancak öbürü terör örgütü. Aradaki fark bu. Sen nasıl olur da onunla onu birbirine karıştırırsın. Bir tarafta uluslararası sularda yürüyen insani yardım taşıyan gemiler var, öbür tarafta ise kendi ülkesinde insanca yaşama hakkına sahip olanların haklarına engellemek gayreti içerisinde olanlar var. Onunla onu birbirine nasıl karıştırırsın? Ülkemde ne yazık ki bu tür köşe yazarları da var. Bu tür yorum yapanlar da var. Bunları da iyi tanımak durumundayız.”

“Etnik milliyetçiliğe ‘hayır’ diyoruz”

Hız kesmeden terörle mücadele etmeye devam edeceklerini aktaran Erdoğan, “Demokratik açılım” dedikleri “milli birlik ve kardeşlik projesi” dedikleri sürecin terörle mücadelenin sadece güvenlik tedbirleriyle çözülemeyeceği, ekonomik, sosyolojik, psikolojik tedbirlerinin de artık geciktirilemeyeceği üzerine kurulduğunu ifade etti.

Bu mücadelenin ekonomik, sosyolojik, psikolojik boyutunun olduğunu, bütün bunların hepsinin ele alınması gerektiğini belirten Erdoğan, şöyle konuştu:

“Özellikle son dönemde milli birlik ve kardeşlik projesinin kesintiye uğradığı, yarım kaldığı, durduğu, yavaşladığı gibi iddialar ortaya atılıyor. Asla. Biz bunun için varız. Bunu sürdürmek durumundayız. ‘Milli birlik’ diyoruz. Buna karşı olunur mu? ‘Kardeşlik’ diyoruz, ‘dayanışma’ diyoruz. Bunlara karşı olunur mu? Ancak oluyorlar.

Etnik milliyetçiliğe ‘hayır’ diyoruz. Yani benim ülkemde ne kadar etnik unsur varsa, biz Türkiye Cumhuriyeti hükümeti olarak, devleti olarak, hepsine aynı mesafedeyiz. 73 milyon birdir, beraberdir. Kardeşçe yaşamanın içerisinde olmalıyız. Bizim aramıza ayrılık tohumları, nifak tohumları atanlara fırsat vermemeliyiz.”

“Spor kitleleri herşeyden çok etkiliyor”

Başbakan Erdoğan, sporun kitleleri etkilediğini, sporcuların, bugünün dünyasında gençlere, çocuklara, yetişkinlere herkesten çok daha fazla etki ettiğini belirterek, şöyle devam etti:

“Şu tarihi örneği eminim hepiniz hatırlıyorsunuz. 1967’de, Nijerya ile Biafra arasındaki savaşta iki günlük ateşkes ilan edildi. Sebebi, Pele’nin Lagos’ta yapacağı maçtı. Spor sadece insanları, sadece kitleleri yakınlaştırmıyor… Tarihteki birçok örnekten de anlaşılacağı gibi spor, ülkeleri, medeniyetleri, farklı kültürleri de buluşturuyor, farklılıkları bir saha içinde, bir salon içinde kaynaştırabiliyor.

Burada, Pele’nin bir sözünü sizlere aktarmak isterim. Diyor ki Pele, ‘Dünyada futbol oynayan her çocuk Pele gibi oynamak istiyor. Benim çok büyük bir sorumluluğum var. Onlara sadece nasıl iyi futbol oynanacağını değil, nasıl iyi bir insan olunacağını da göstermek zorundayım’.

Yine efsanevi boksör, Muhammed Ali’nin ‘Keşke insanlar, beni sevdikleri kadar birbirlerini sevselerdi. Eminim ki dünya o zaman çok farklı bir yer olurdu’ ifadelerine de dikkatinizi çekmek istiyorum.”

“Kimse kimseye kırmızı kart gösteremez”

Başbakan Erdoğan, ölümlere, gözyaşlarına, acılara daha fazla seyirci kalamayacaklarını vurgulayarak, herkesin empati kurmasını ve 73 milyon vatandaşın her birinin kendini ötekinin yerine koyarak düşünmesini istediğini belirtti.

Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Her bir vatandaşımın, kendisini oğlunu yitirmiş, oğlunu genç yaşında bu topraklar için şehit vermiş annelerin, babaların yerine koyup düşünmesini istiyorum. Her bir vatandaşımın, kendisini evladıyla konuşamayan, hapisteki çocuğuyla iletişim kuramayan annelerin, babaların yerine koyup düşünmesini istiyorum.

Şunu lütfen unutmayınız. Bu gerçeği artık görmek zorundayız. Terör, bizim güvenlik güçlerimize saldırırken, kan dökerken, esasen öfke istiyor, nefret istiyor, husumet istiyor. Biz bin yıl bir arada yaşadık ve bin yıl bu tuzağa düşmedik. Bugün de düşmeyeceğiz. Biz bu oyunu bozarız değerli arkadaşlarım…

Tarihimizle, kültürümüzle, engin hoşgörümüzle, dirayetimizle, ferasetimizle biz bu kirli oyunu, bu çirkin senaryoyu beraber, birlikte bozarız. Bugün de işte bunun için yoldayız. Altını çizerek ifade ediyorum; hiç kimsenin ama hiç kimsenin, bu ülkenin herhangi bir vatandaşına ‘kırmızı kart’ gösterme hakkı yoktur. Hiç kimse, dilinden, inancından, renginden, etnik kökeninden dolayı bir başkasını minder dışına itemez, parkur dışına çıkaramaz.”

NE DEDİLER?

Eski milli futbolcu Hakan Şükür, toplantının ardından yaptığı açıklamada, spor dünyasından çok önemli şahısların, başkanlar, federasyon başkanları ve spor otoritelerinin fikirlerini beyan ettiğini söyledi.

“Hakikaten bu kadar değerli insan arasında fikir beyan etmek kolay değil. Ancak mevzu ülkemiz olunca mutlaka hepimiz ilgileniyoruz” diyen Şükür, sporun çok geniş kitlelere hitap ettiğini, çok insana doğrudan basın, televizyon ekranları aracılığıyla ulaşma imkanı bulduklarını belirtti.

Şükür, “Hepimizin taşın altına elimizi sokmamız gerektiğini düşünüyorum. Çok güzel fikirler çıktı. Önümüzdeki günlerde umarım bunlar sadece sözde kalmaz, faaliyete geçer ve bütün dünyada bir etkinlik kazanan ülkemiz çok daha güzel günlere ulaşır. Biz de bu konuda ne yapabiliriz diye naçizane fikirlerimizi söyledik. Ben özel bir konuşma yapmadım” dedi.

Eski Fenerbahçe Kulübü Başkanı Ali Şen de Başbakan Erdoğan’ın bu kadar meşgalesine rağmen, bir gün Brezilya’da, bir gün Şili’de, öbür gün Türkiye’de “demokratik açılım” projesini anlatmaya devam ettiğine dikkati çekti.

Şen, “Sanatkarlara anlattı, entelektüellere, akademisyenlere anlattı. Bugün de spor dünyasına anlattı. Ben de konuşmamda, ‘Sayın Başbakanım bu kadar yıldır, Nihat Erim’den bu tarafa bütün başbakanları tanıyoruz. Hiçbir başbakanın meseleleri insanlara bu kadar yakın anlattığına şahit olmadık’ dedim. Belki fikrini beğenmezsiniz ama bize planlarını anlattı, bize fikirlerimizi sordu. Başbakanın anlattıklarına hiçbir şekilde beyanda bulunmayıp ondan sonra da tenkit etmenin bir anlamı olmadığını düşünüyorum. Hakikaten başbakanı tebrik ediyorum. Spor dünyası olarak böyle başbakanları görmek, dinlemek pek nasip olmamıştır” dedi.

CNN TÜRK

Bu konu hakkındaki yorumunuz

  

  

  

Diğer sounçlar..

Generic selectors
Exact matches only
Search in title
Search in content
Post Type Selectors
Filter by Categories
BİLİM VE TEKNOLOJİ
DÜNYA
DW HABER
EKONOMİ
GÜNDEM
KÖŞE YAZILARI
KÜLTÜR & SANAT
MEDYA & MAGAZİN
SAĞLIK
SPOR
YOUTUBE