Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, CHP lideri Deniz Baykal’a Van’da düzenlenen saldırıda AK Parti’lilerin olması halinde “Anında ihraç ederim, partimde barındırmam” dedi.
Başbakan Erdoğan, Washington’da düzenlenecek Nükleer Güvenlik Zirvesi’ne katılmak ve temaslarda bulunmak üzere ABD’ye gitmeden önce Atatürk Havalimanı’nda düzenlediği basın toplantısında, açıklamalarının ardından gazetecilerin sorularını yanıtladı.
Anayasa değişikliği konusunda “Yüksek yargının açıklamaları bizi üzüyor” diyen Erdoğan, yüksek yargının brifinginin gerilimi yükseltme amacı taşıdığını kaydetti.
Başbakan Erdoğan, anayasa değişikliği paketine ilişkin YARSAV’da hakim ve savcılara brifing verileceğini hatırlatarak, bu brifinge katılmaları konusunda hakimlere baskı yapıldığı şeklinde iddialara ilişkin değerlendirmesini soran bir gazeteciye, yüksek yargıyla başta Adalet Bakanı olmak üzere süreç içerisinde ne gibi katkıları olup olmayacağı konusunun hep görüşüldüğünü, taleplerinin ne olduğunun sorulduğunu dile getirdi.
Askeri yargının bu konuda kendilerine yazılı cevap gönderdiğini, ancak Yargıtay, Danıştay ve HSYK’den yazılı bir cevap gelmediğini ifade eden Erdoğan, “Onlar sadece bu tür meydanlarda siyaset yapıyorlar. Bu anda da brifing. Neyin brifingini kime veriyorsunuz? Yani orada yapacağınız bu brifingle neyi değiştireceksiniz? Yani bu işin yeri, merkezi yasama organıdır. Bu konuyla ilgili çalışmayı yapanlar, sizden ‘bize katkıda bulunun’ diyor, talep ediyor, siz bu talebe cevap vermiyorsunuz. Şimdi de kalkıp bir derneğin yaptığı böyle bir yerde brifing verip güya buradan halkı farklı şekilde yönlendirecekler. Bunların hepsi bir gerilimi yapmanın çalışmalarıdır. Bunlar gerilim üretmenin gayretleridir. İşte siyasallaşma bu” dedi.
“Cumhurbaşkanını siyasallaştırmak istiyorlar”
Erdoğan, CHP lideri Baykal’ın üzerinde uzlaşma sağlanamayan 3 maddenin anayasa değişiklik paketinden ayrılarak tek başına halkoyuna sunulması yönündeki önerisi ile ilgili olarak, öncelikle, yazılı ve görsel medyayı “hassasiyete” davet ettiğini söyledi.
Başbakan Erdoğan sözlerini şöyle sürdürdü:
“O da şudur; Cumhurbaşkanımızın görevi nerede başlar nerede biter? Bir defa bunu belirlememiz lazım. Şu anda Cumhurbaşkanımız yasama organının başında değil. Yasama organı çalışmasını yapacaktır. Ondan sonra kanunlaşacaktır ve sayın Cumhurbaşkanımıza gidecektir. Cumhurbaşkanımız ondan sonra bu yasada yanlışlıklar veya eksiklikler var mı yok mu inceledikten sonra ya iade eder Meclis’e veya onaylar.
Şimdi bir defa bunu görmeden sayın Baykal nedense sayın Cumhurbaşkanımızı siyasallaştırmanın gayreti içerisine giriyor, onun tarafsızlık ilkesini gölgelemek istiyor. Böyle bir şark kurnazlığının içerisinde. Sayın Baykal’ın yapacağı bir şey varsa bu konuda Meclis Başkanı’ndan yardım istemektir, destek istemektir veya Meclis Başkanı’nın bu konuda devreye girmesini istemektir.”
“Partimde barındırmam”
Bir gazetecinin CHP Genel Başkanı Deniz Baykal’a Van’da yapılan protesto sonucunda iki müfettişin görevlendirildiğini belirterek, “Gelişme var mı, işin içinde AK Partililer de var mı? İçişleri Bakanı’nın özür dileyip dilemeyeceği tartışması var. Bu konuyla ilgili görüşleriniz nelerdir?” yönündeki sorusuna Başbakan Erdoğan, “Benim her konuyla ilgili açıklama yapmama gerek yok. Ben İçişleri Bakanıma ‘bu konuyu inceletin’ dedim ve İçişleri Bakanım da iki müfettişi oraya gönderdi. Bundan daha güzel, gerçekçi uygulama olur mu? Herhalde her şeyin hesabını da kalkıp biz Baykal’a verecek halimiz yok. Ancak partimi gölgeleme gayretlerinin de boş olduğu ortada” karşılığını verdi.
Erdoğan, isminden bahsedilen kişinin o gün İstanbul’da olduğuna dair İl Başkanı’nın açıklama yaptığını, kendilerinin de İstanbul’da olduğunu açıkladığını dile getirerek, “Fakat ne olursa olsun. Eğer benim partimin herhangi bir mensubu, bu olayların içindeyse, çalışmalar yapılıyor, yapılacak, partimde barındırmam. Anında ihraç ederim. Hemen disipline sevk ederim. Çünkü bizim partimizde bu tür bir yaklaşım tarzı yer alamaz. Bu tür bir yaklaşım tarzı bizim partimizin içerisinde barınamaz. Çünkü biz partimizi bu tür fiili eylemlere dayalı bir anlayış üzerine değil, düşünceye, fikre dayalı bir anlayış üzerine bina ettik. Ve bu yola böyle çıktık. Ve bugüne kadar da herhangi bir sıkıntı bu noktada yaşamadık, bundan sonra da asla buna pirim vermeyiz, müsaade etmeyiz” dedi.
Rusya’daki uçak kazası
Başbakan Erdoğan, bir gazetecinin, “Polonya Devlet Başkanı eşi ve Genelkurmay Başkanı’nın da öldüğü uçak kazasına ilişkin sizin bir açıklamanız oldu; ‘Umarım bir kazadır’ diye. Bu konuyla ilgili size ulaşan herhangi bir bilgi mi var. Cenaze programına katılmayı düşünüyor musunuz?” yönündeki sorusuna, “Konuyla ilgili olarak tarihten bu yana bu tür olumsuz şeyler hep oldu. Yıllar sonra on yıllar sonra bunların çok farklı raporları ortaya çıktı. Kaldı ki bu konuyla Sayın Putin ‘bizzat ben takip edeceğim’ diyor ve kendileri takip ediyor. Tabii bu kara kutu vesaire incelendikten sonra işin gerçeği ortaya çıkacak. Biz tabii burada ifade ettiğim olumsuzlukların olmasını istemiyoruz. Bunlar ayrı bir felakettir. O bakımdan temennim kaza olsun” yanıtını verdi.
Erdoğan, cenaze töreni konusunu da Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ile görüşeceğini belirterek, “Ne gün yapacaklar. O günkü şartlarımızı da değerlendirip, Cumhurbaşkanımız katılacak mı katılmayacak mı onu da bilemiyorum. Ona göre merasim belirlendiği anda biz de değerlendirmelerimizi yapacağız. Çünkü yakından görüştüğümüz, tanıştığımız bir meslektaşımız. Ve Türkiye’ye karşı çok olumlu yaklaşımları olan bir siyasetçi. İkiz kardeşlerin ikisini de iyi tanırım. Gerçekten çok farklı altyapıları olan, sevilen isimler. Kendisiyle bu seyahatte yanında bulunan mesai arkadaşları Polonya için önemli isimler. O bakımdan Polonya’nın da bu noktada olayın olduğu andan itibaren meydana gelen hava açıkça görülüyor. Bu sevginin tezahürüdür. Biz kendilerine rahmet diliyoruz. Tüm Polonya halkına baş sağlığı diliyoruz” diye konuştu.
1 Mayıs kutlaması
Erdoğan, işçi sendikalarının bu yıl da 1 Mayıs’ı Taksim’de kutlama talepleri bulunduğunu hatırlatarak “Siz bu konuda bir açılım yapmayı planlıyor musunuz?” diyen gazeteciye de şu karşılığı verdi: “İstanbul Valisine gerekli yetkiyi verdik. Biz süreci başlattık. 1 Mayıs artık geçmişte olduğu gibi değil, bir emek ve dayanışma günü olarak belirlenmiş bir gün. Ve o gün bir yerde işçilerin yıllardır bekleyip de kendileri için verilmeyen bir hakkı biz kendilerine verdik.
Bu 1 Mayısla ilgili de yetkiyi Valimize verdik. Kendisi emniyet teşkilatıyla, yetkililerle, taraflarla bu konuları konuşup bunu bir bayram havasında kutlamalarını biz tavsiye ediyoruz, istiyoruz. Biz yürütme ve yasama olarak yapılması gerekeni yaptık. Şimdi de Valimiz ve Emniyet Teşkilatımız gereğini yapacaktır. Bizim açımızdan herhangi bir sıkıntı söz konusu değildir.”
CNN TÜRK












Bu konu hakkındaki yorumunuz