Baykal'ın gündeminde anayasa paketi var

CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, hükümete “Aytaç Durak’ı görevden alıyorsun da neden RTÜK eski Başkanı Zahid Akman’ı neden görevden almıyorsun?” diye sordu. Baykal, anayasa değişikliği paketiyle ilgili olarak da hükümete yüklendi, “Dertleri 3 maddeyle. Anayasa Mahkemesi, HSYK ve parti kapatmayı zorlaştırmak” dedi.

Baykal, partisinin, Almira Otel’de düzenlenen Bursa İl Kongresindeki konuşmasında, Türkiye’de ekonomik anlamda ciddi atılımlar yapılamadığını, işsizlik ve buna bağlı olarak yoksulluğun önemli boyutlara ulaştığını iddia etti.

Yoksullaşmanın, Türkiye’de çok ciddi tehdit olarak kendini gösterdiğini savunan Baykal, “Ekonomide tıkanma sosyal facialara yol açıyor. 16 dürüst, namuslu iş adamı, kendi kontrolü dışındaki ekonomik sıkıntılar sonucu krize sürüklendi ve intihar etti” dedi.

Türkiye’de insanların borçlarını ödeyemez konuma geldiğini, borçlarının 3 ve 4 katına yükseldiğini ileri süren, “Emekliye zam yapıldı 1,83… Sadece Ocak ayındaki enflasyon artışı emekliye verilen parayı aldı götürdü” diyen Baykal, şöyle konuştu: “Memura zam verdiler 3,70… Ocak ve Şubat ayında ortaya çıkan fiyat artışı onu aldı götürdü. Memur 10 ay cebinden yiyecek. Türkiye’de iyi bir ekonomi politikasının yürütüldüğünü söylemek mümkün değildir. Türkiye’nin kalkınmayı, sanayileşmeyi önemseyen, üretimi teşvik edecek bir kur ve faiz politikasını temel alan yeni bir anlayışla yeni bir ekonomiyi politikasını ortaya koyması gerekir. Tarıma yönelik bakış değişmelidir.

Tarımı ayak bağı gibi gören anlayışla ülkeyi kalkındırmak mümkün değildir. Dünyanın bütün kalkınmış ülkeleri topraktan, tarımdan başlayarak kalkınmışlardır. Önümüzdeki dönemde Türkiye’de kalkınma, tarımdan, köyden ve köylüden başlayacaktır. Türkiye’de yeni bir sanayi ve eğitim politikasına ihtiyaç var. Bütün bunların hazırlıklarını yapıyoruz. Böylesine kritik bir dönemde kongre yapıyoruz. Bu seçim bugüne kadar yapılmışlardan farklı olacaktır. Bu seçim, bir iktidar değişikliğinin ortaya konulacağı bir seçim olacaktır.”

Geride bırakılan dönemin bazı gerçekleri ortaya koyduğunu belirten Baykal, “2007-2009 arasındaki zaman dilimi içinde AKP 8,5 puan oy kaybetmiştir. Şimdi 2011 Mayısına kadar geçecek süre içinde bundan daha fazlasını kaybedecektir. Bunun işaretleri her yerde görülmüştür. Bursa, İstanbul, İzmir, Aydın, Muğla ve Antalya’da görülmüştür. AKP inişe geçmiş, gün dönmüş, dönemini tamamlamak üzere olan bir siyasi parti haline gelmiştir. Türkiye’de yükselen yeni siyasi bir güç vardır, bu güç de Cumhuriyet Halk Partisi’dir” dedi.

Özelleştirmeler

“Sadece ekonomik sıkıntı değil, yolsuzluklar da var. Bu iktidar yolsuzlukları himaye eden, besleyen, destekleyen bir iktidardır” diyen Baykal, hükümetin özelleştirme politikalarını eleştirdiği konuşmasına şöyle devam etti: “Balıkesir’deki SEKA’nın özelleştirmesinden başlayın, en son özelleştirme uygulamasına kadar şaibeler var. Devlet Denetleme Kurumunun raporları hazır. Danıştay ‘yanlış bu özelleştirme’ diye kararlar aldı. Telekom’dan Tekel’e kadar her yerinde yolsuzluk. Telekom’u taksitle sattılar. Telekom’u alanın ödemesi gereken taksitten fazla yıllık karı var. Telekom’u alan ödemesi gerekenden fazla kar ediyor. Telekom, karıyla satılmış oldu. Satış olduktan sonra da ‘Telekom’un satışında uygulanan vergi, kurumlar vergisi fazladır. Üçte bir azaltalım’ dediler. Vergiyi üçte bir düşürdüler.

Fiyat veriliyor, pazarlık ediliyor, satılıyor, taksit yapılıyor. Sonra kurumlar vergisi üçte bir indiriliyor. Bu indirim yüz milyonlarca dolar anlamına geliyor. Ne oldu, kime gitti bu para? Nasıl tutuldu? Şimdi bunu kimsenin hesabını soramayabilir. Kesin bilmenizi istiyorum, CHP iktidarında Telekom’un sonuna kadar hesabını soracağız. Tekel’i sattılar. 292 milyon dolara satın alan, kısa süre sonra hiçbir harcama yapmadan 900 milyon dolara devretti. Bütün bunlar Devlet Denetleme Kurumu raporlarında tespit edilmiş, belgelenmiş. Neyi bekliyor? CHP iktidarını bekliyor.”

Deniz Feneri davası

Deniz Feneri e.V Davası’nın tekrar gündeme geldiğini anımsatan Baykal, “Gelir tabii. Bak Almanlar yargıladılar, hükmü verdiler. Bize de listeyi verdiler. Ele başlarını verdiler. Yargıladık mı? Belgeler geleli bir yılı aşkın zamandır bırakın yargılamayı iddianame yazılamadı” diye konuştu.

Baykal, şu görüşleri dile getirdi: “Böyle bir şey olabilir mi? Dosyası hazır, Almanya’da yargılanmış her türlü bilgi, kanıt ortada. Sana da göndermiş. 4 ay tercümesini bekledik. Tercüme yapıldı. Tercümesinin üzerinden zaman geçti ortada iddianame yok. Yaptıkları Almanları çileden çıkarmış. Onların yaptıklarından Türkler etkilenmiş. Yolsuzluk baştan aşağı bizi ilgilendiriyor. Adam toplamış parayı Ramazan’da ‘Türkiye’de yardım yapacağım’ diye. Oradaki bizim Müslüman vatandaşların yardım duygularını istismar etmişler. Aldıkları parayı buraya taşımışlar. Kim bunları yapanlar? Belli. Bir şey yapamıyoruz.”

Almanlar’ın ‘ikinci dava’ açacağını iddia eden Baykal, sözlerini şöyle sürdürdü: “Halen yargılanmamış olanlar var. Dosya hazırladılar. Aramızda adli anlaşma var. Bu çerçevede Türkiye’den birşey rica ettiler. ‘Bizim savcımız gelsin oradaki şu kişilerin ifadesini alsın’ dediler. ‘Burada suç işledi senin vatandaşın, ifadesine ihtiyacım var’. ‘Hayır gelmeyin.’ ‘Peki siz alın.’ dediler. ‘Soruları gönderiyorum. Bu sorulara siz cevap alın, bize gönderin.’ Ona da ‘Hayır.’ Böyle uygulamaya hukuka ters davranışı niçin göze alıyor bu kadro. Nedir bunların önemi? Özelliği ne? Başbakan’ın bir yakınının esrar kaçakçılığında adı geçti. Başbakan ‘hesabını sorun kardeşim’ dedi.

Esrar kaçakçısından hesabını soruyorsun da Deniz Feneri’nden niye hesabını sormuyorsun, ‘yakını var mı’ diye baktık dünürü çıktı. Öbürü sınıf arkadaşı. RTÜK’ün eski başkanı. Burası hukuk devleti. Burada herkes kanunlar, hukuk karşısında eşit ama sadece öyle yazıyor. Bizim Nilüfer Belediye Başkanı Mustafa Bozbey, Cumhuriyet yürüyüşünde ‘Türk bayrağı dağıttı’ diye hakkında takibat yapılıyor. Habur’da Apo posterleriyle yürüyüş yapanlar ellerini kollarını sallayarak dolaşıyorlar.

Böyle adalet olur mu, iki tane hukuk olur mu memlekette?” Habur’da bazı pazarlıklar yapıldığını ileri süren Baykal, şunları söyledi: “Kim yaptı pazarlığı? Hükümet adına birileri. Kiminle yaptı? PKK adına birileriyle. Pazarlık konusu ne? Kanunları askıya almak. ‘Merak etme ayarladık hakimleri’ diyor. Hakimleri ayarladık ne demek? Sen kim oluyorsun hakimleri ayarlıyorsun? Sen ne hakla hukuku askıya alıyorsun? Hukuk Anayasaya saygıyla başlar. Anayasa’yı temel almayla yargıya saygıyla yargı bağımsızlığına değer vermeyle başlar. Türkiye’de bir Habur hukuku var, bunların sayesinde çıktı.

Bir de Silivri hukuku var. Silivri’de bu memleketin namuslu dürüst insanları, kimisi gizli tanık iddialarıyla kimisi imzasız ihbar mektuplarıyla kimisi telefon dinlemeleriyle yargılanıyor. 3 yıl tamamlanmak üzere. Haziran ayında 3 yıl bitecek. 3 yıl boyunca boyuna iddia, suçlama dinledik. Gazetelerde ve televizyonlarda itham dinledik. Bir tane karar gösterin. 3 yıl boyunca bir tek karar alamadınız mı? Bir de karar dinleyelim. Millet orada karar bekliyor.

Ülkede öyle bir noktaya gelindi ki iddianame hükmün yerini almaya başladı. İddianame yazmak hüküm yazmak gibi değerlendirilmeye başlandı. İtham hükmün yerini almaya başladı. Ucu açık iddianameler. Dalga dalga iddianameler geliyor. Her gelen iddianame daha önceki iddianameyi allak bullak ediyor. Dünyada böyle bir şey yok. Kimi neyle suçluyorsan kararını ver, dosyasını hazırla, iddianameni hazırla mahkemede hükmünü ver. Türkiye’de konuşulan tutukluluk, tahliye ve iddianame. Yargı bundan ibaret değil.”

Aytaç Durak’ın durumu

CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, Erzurum’da da bir iddianame hazırlandığını anımsatarak, “İddianame, Allah muhafaza… 3. Ordu Komutanı, Alevi köylerine okul yapmakla suçlanıyor. Hiçbir iddia yok. Türkiye böyle bir adalet anlayışına layık değildir. Bir an önce siyasi adalet dönemine son vermek lazımdır, hukuki adalet dönemini derhal başlatmak gerekmektedir” dedi.

Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Aytaç Durak’ın açığa alınmasına değinen Baykal, şunları kaydetti: “Hükümet karar almış, ‘Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Aytaç Durak görevinden alınmış, yargılanacak.’ Aytaç Durak’ı görevinden alıyorsun da RTÜK eski başkanını görevinden niye almadın? RTÜK Yönetim Kurulu’ndaki görevini sürdürmesine niye izin veriyorsun? ‘Zahid Akman’ın ifadesini al’ diyor, almıyorsun, ‘bırak ben alayım’ diyor ona izin vermiyorsun. Akman’ı koruyorsun, Durak’ı niye görevden alıyorsun? Acaba görevden alınacak başka belediye başkanı yok mu? Hükümet, Adana’yı görüyor da burnunun dibindeki Ankara’yı görmüyor mu?”

Anayasa değişikliği

Baykal, Almira Otel’de düzenlenen partisinin Bursa İl Kongresindeki konuşmasında, hükümetin tek derdinin Anayasa değişikliği olduğunu savunarak, “Bunun için referandum yapacağız. 70 milyonu ayağı kaldıracağız. Ülkenin bunca derdi sıkıntısı arasında, işsizlik, istihdam, sağlık, eğitim sorunları varken, öğretmen atanmayı, öğrenci öğretmenini beklerken siyasetçi ortada ‘referandum yapacağız’ diye dolaşıyor” dedi.

Deniz Baykal, Türkiye’nin birden bire yargı ve bir Anayasa değişikliği telaşı içine girdiğini belirterek, şöyle devam etti: “Anayasa değişikliğine bakarsanız iki tür madde var. Garnitürler, süsleme maddeleri var, bir de işin esasını oluşturan maddeler var. Aslında AKP’nin istediği, 3 maddeyi değiştirmektir. O’nun derdi 3 maddeyle. Onu halka sunarken dikkatleri dağıtıp başka yerlere çekmek için başka maddeleri oraya eklemişler.

Sonuçta da karmakarışık bir şey ortaya çıkmış. 3 temel maddeden birincisi Anayasa Mahkemesi’nin yapısını değiştirecek. İkincisi HSYK’nın yapısını değiştirecek ve üçüncüsü ise parti kapatmayla ilgili olan. Anayasaya Mahkemesi, HSYK ve parti kapatmayla ilgili derdi var. ‘Anayasa Mahkemesi’ni genişleteceğiz’ demiş. 19 üyenin 16’sını Cumhurbaşkanı seçecek, 3’ünü de Meclis’teki AKP çoğunluğu seçecek. Yani Meclis’teki muhalefetle paylaşacak değil. Böylece al sana Anayasa Mahkemesi, yargı bağımsızlığı, demokratik yargı, politikanın tayin ettiği yargı.”

Meclis’te 550 milletvekiline karşın 600’ün üzerinde dosya bulunduğunu ifade eden Baykal, “Bu dosyaları niye mahkemeye göndermiyorsun? Niye soru sormuyorsun? Bu dosyaların arasında kalpazanlık var, ihaleye fesat karıştırmak var, herşey var. Mahkemenin karşısına çıkmaktan korkan dokunulmazlık zırhının arkasına saklanmaya mahkum kadroya sen, ‘en yüksek mahkemesinin üyelerini sen tayin et’ dersen, yetkiye bağlarsan bundan yargı olur mu?” diye konuştu.

Değişikliğe göre, Anayasa Mahkemesi üyelerini Cumhurbaşkanının tayin edeceğini söyleyen Baykal, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bizim Anayasamızda cumhurbaşkanı tarafsız olacak. Bir aldatmaca, demagoji oldu. AKP’nin üç temel unsurundan, iç çekirdeğinden birisi cumhurbaşkanı olarak gönderildi. Yanlış buydu. O dönemlerde anlatmaya çalıştık. ‘AKP’nin içinden cumhurbaşkanı seçilebilir’ dedim. ‘Uzlaşmayla yapalım’ dedim. ‘İç çekirdekten birisi olmasın’ dedim ama böyle yapmadılar. Cumhurbaşkanının rektör atması, YÖK etkisi var. YÖK nasıl oluştu, rektör atamaları nasıl oldu? Bolu’da rektör ataması yapıldı.

Bir hayırsever iş adamı vakıf üniversitesi kurdu, devlete emanet etti. Devlet rektör atayacak, seçim yapıldı. Oradaki rektör en yüksek oyu aldı. Oradaki öğretim üyeleri memnun. Vakıf Başkanı mektup yazdı. Mektubunda, ‘Burada seçim yaptık. Rektörü seçti üniversite. Ben buna tanıklık ediyorum’ diyor 80 yaşındaki vakıf başkanı. ‘Bu rektörü atayın’ dedi ama seçimi kazanan rektör unutuldu. Vakfın güven duyduğu rektör unutuldu, AKP ile ilişkili rektör, cumhurbaşkanımız tarafından atanıverdi. Bu uygulama ortada. Şimdi ise cumhurbaşkanına 16 kişiyi atama yetkisi verelim. Sonra da Anayasa Mahkemesi doğru kararlar alsın.”

CHP Genel Başkanı Baykal, böylesine bir değişiklik taslağının bir partinin içinde hazırlanamayacağını savunarak, “70 milyonu ilgilendiren bir olay. Toplumun her kesiminin katkısıyla hazırlanması gerekir. Niye dokunulmazlık maddesini koymuyorsun da Anayasa Mahkemesi’ni koyuyorsun? Niye referandumda bunu sormuyorsun? Çünkü hazırlayan grubun içinde bunu talep edecek biri yok” dedi.

“AKP’nin nabzını tutmuşlar’

Anayasa değişikliği ile ilgili taslağın AK Parti’nin nabzına göre hazırlandığını öne süren Baykal, “AKP’nin nabzını tutmuşlar. Bu reçeteyi AKP’nin hastalığına yazmışlar. AKP’nin kendi ihtiyacına göre reçete yazmışlar” dedi.

Baykal, şöyle devam etti: “Bu, AKP’nin hastalığı, Türkiye’nin değil. AKP’liler ve AKP’ye bağımlı iş adamlarının açıkça desteklediği bir paket olmuştur. Bu değişikliğin amacı, yargıyı AKP’nin yargısı haline dönüştürmektir. Bu teşebbüs açıkça görülmüştür. Temel anlayışı ortadan kaldıracaktır. Kuvvetler ayrılığı, yargının bağımsızlığı… Türkiye’nin anayasal çatısı çöker. O üç madde hiçbiriyle mukayese edilmeyecek vahim sonuçlar doğurur. DNA’sı, tabiatı, genetiği değişir Anayasanın. ‘Cumhuriyet Anayasası’ olmaktan çıkar, ‘AKP Anayasası’ haline gelir. Bu geçerse Anayasa Mahkemesi, YÖK gibi RTÜK gibi olur. RTÜK gibi bile olamaz, muhalefetin RTÜK’te göstermelik de olsa üyesi var.”

Taslağa göre Anayasa Mahkemesi’ne seçilecek 15 üyenin hukukçu olmayabileceğini ifade eden Deniz Baykal, şöyle konuştu: “Hukuk güvence altına alınmamış. Böyle bir şey olabilir mi? Bir maddesi var. Parti kapatmayla ilgili madde. Siyasi parti gruplarının her birinden beşer temsilci gelecek. 2 parti grubu varsa 10 kişi parti temsilcisi olacak ve Meclis Başkanı buna eklenecek 11 olacak. 11 üyenin ancak üçte ikisi ‘evet’ derse kapatılabilecek. 11 üyenin 5’i kapatılacak partinin kendi olacak. Üç parti olursa pazarlıklar olacak, ‘al gülüm ver gülüm’ hakim olacak. İyi düşünülmemiş, olmaz böyle bir düzenleme.

82 Anayasası’nda 15. maddeyi kaldırıyorsun ama aynı zamanda bundan çok daha ağır bir dokunulmazlık getiriyorsun. Yapılmış olan hukuki yanlışlıkların hesabının sorulamayacağını öngören, engelleyen bir düzenleme yapıyorsun. Yeni bir 15. madde skandalı yarattın. ‘Parti olarak yapacağım usulsüzlükler iktidardaysam benden sorulamaz’ diyorsun.”

Millete sorulacak 23 soru

CHP Lideri Baykal, referandumda millete 23 soru sorulacağını belirterek, “Bunların birbiriyle hiç ilgisi yok. Tamamen birbirinden kopuk olacak. Vatandaşa diyorlar ki ‘ya evet ya da hayır’ diyeceksin. ’23’üne de evet ya da hayır’ diyeceksin. 23 değil 30 tane sor ama teker teker sor, teker teker getir karşımıza. Bunda demokrasi var mı, milli irade, şeffaflık, iyi niyet vatandaşa saygı, dürüstlük ahlak var mı? Anayasanın değiştirilmez bazı temel nitelikleri var. Anayasamız laiklik temeline sahip çıkmıştır, demokratiklik anlayışına sahip çıkmıştır. Bizim anayasamız hukuk devleti anlayışına sahip çıkmıştır” dedi.

Anayasa Mahkemesi Başkanının tüm uyarılarına rağmen ‘ben yaptım oldu’ anlayışıyla çalışma yapıldığını öne süren Baykal, konuşmasında şu ifadelere yer verdi: “Anayasa’ya aykırı bir anayasa değişikliği teşebbüsünde bulunup, bunun Anayasa’ya aykırı olduğu Anayasa Mahkemesi kararıyla ortaya çıkarsa sen ‘suç üstü’ olursun. Bu masum bir Anayasa’ya aykırılık noktasında kalmaz. Sen Anayasa’yı ihlale teşebbüs konumuna düşersin. Anayasa’ya aykırı bir değişikliği bunca uyarıya, dikkati çekme çabasına rağmen inatla, ısrarla takip etmek çok yanlış, tehlikeli ve sakıncalıdır.

AKP’nin eğer bizzat kendisi masayı devirmek istemiyorsa, ortalığı karıştırmak, Türkiye’yi bunalıma çekmek gibi gibi bir planı yoksa bu teşebbüsten bir an önce vazgeçmesini CHP Genel Başkanı olarak tarihi bir uyarı niteliğinde kendisine ifade ediyorum. Tarihi uyarı yaptığımızı düşünüyorum. İktidarın bunu değerlendirmesi gerekiyor. Çok yanlış, sakıncalı, tehlikeli kumar oynuyor. Bu işten derhal vazgeçmelidir. Böyle bir yanlış Anayasa’ya aykırı olduğu görülen Anayasa’yı değiştirme teşebbüsü bilerek isteyerek yapılmamalıdır.”

AK Partili milletvekillerinin bile kendi aralarında değerlendirme yaparak bu Anayasa değişikliğinin uygun olmayacağını ülke açısından sakıncalı olacağını yüksek sesle ifade eder konuma geldiğini savunan Deniz Baykal, “Bugün AKP’nin içinde sağ duyulu, sorumluluk sahibi, tarih bilincine sahip, milletvekilleri de bu gidişin gidiş olmadığını, Anayasa değişikliği projesinin yanlış olduğunu söyleme aşamasına gelmiştir. Parti kendi içinde bile bu değişikliğe tümüyle sahip çıkma noktasında değil” diye konuştu.

Baykal, tüm uyarılara rağmen AK Parti’nin Türkiye’yi bir krize sokacağını ve sonra krizin altında kalınca oturup ağlayacaklarını ileri sürerek, “Ülkeyi o krizin altına sokmayın. Masayı devirmeye kalkmayın, masanın altında kalabilirsiniz. Masanın devrilmesini, sizin masanın altında kalmanızı istemiyoruz, yarın sizin de ağlaşır hale gelmenizi istemiyoruz. Bırakın bu işi, noktalayın ve bitirin” dedi.

CNN TÜRK

Bu konu hakkındaki yorumunuz

  

  

  

Diğer sounçlar..

Generic selectors
Exact matches only
Search in title
Search in content
Post Type Selectors
Filter by Categories
BİLİM VE TEKNOLOJİ
DÜNYA
DW HABER
EKONOMİ
GÜNDEM
KÖŞE YAZILARI
KÜLTÜR & SANAT
MEDYA & MAGAZİN
SAĞLIK
SPOR
YOUTUBE