Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) Başkanvekili Kadir Özbek, Adalet Bakanlığı Müsteşarı Ahmet Kahraman hakkında Yargıtay Birinci Başkanlar Kurulu’na suç duyurusunda bulunduklarını açıkladı. Adalet Bakanlığı’ndan ise yanıt gecikmedi: “Kurul üyeleri bakanlık yetkisi kullanmak istiyor.”
HSYK’nın seçilmiş üyeleri, suç duyurusu ekine, Müsteşar Kahraman’ın salı günü yapılan toplantıyı terk ettiğine ve dünkü toplantıya katılmadığına ilişkin tutanağı da ekledi.
Adalet Bakanı Sadullah Ergin, müsteşarın cenaze törenine katıldığı için toplantıya katılamadığını belirtmiş ve öğleden sonra yapılan açıklamada ise, “Mazeret HSYK’ya bildirildi” demişti.
Bakanlıktan yeni açıklama
Adalet Bakanlığı son olarak, HSYK’nın çalışmalarının Adalet Bakanı ve Müsteşarı tarafından engellendiği yönündeki iddiaların gerçek dışı olduğunu belirterek, “Üyeler yasaların Bakanlığa verdiği bir yetkiyi hukuk dışına çıkarak kullanmak istemişler ve Anayasa değişiklik teklifinin kamuoyuna açıklanması üzerine bir çatışma ortamı oluşturma gayretine girişmişlerdir” açıklamasında bulundu.
HSYK İç Yönetmeliği’ne göre Kurul gündeminin Başkan veya vekili tarafından işin önemine, ivedi veya süreli oluşuna göre düzenlendiği ifade edilen açıklamada, “23 Mart 2010 tarihli Sözcü gazetesinde bir köşe yazarının Adalet Bakanlığının, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına bir müsteşar yardımcısının atanmasını önerdiğine ilişkin gerçek dışı iddialara da yer veren yazısındaki bir kısım hususların HSYK’nın bazı üyelerince aynı gün işleme konulması, üzerinde düşünülmesi gereken önemli bir husustur” denildi.
Açıklamada ayrıca, “Köşe yazarı, ‘HSYK kararname istiyor’ başlıklı yazısında, ‘…Eğer bu atama kararnamesi yine gelmezse (ki gelmeyecek) o takdirde Kurulun seçilmiş üyeleri tarafından verilecek bir önerge ile çok önemli boş yerler için en kısa zamanda oylama yapılacak’, ‘…Size dahasını da söyleyeyim bu atama kararnamesi Kurul gündemine geldiği anda kamuoyunu çok yakından ilgilendirecek bazı sürpriz gelişmelerin de olması bekleniyor’, ‘…Kuruldan önümüzdeki günlerde seçilmiş 5 üyenin oylarıyla çok önemli kararlar çıktığını duyarsanız sakın şaşırmayın…’ şeklindeki ifadeler ile o gün olacakları tek tek yazmış ve Kurulun sürpriz kararlar alacağını önceden açıklamıştır” denildi.
“Başka yerlerde hazırlanan ve kamuoyuna açıklanan hukuk dışı stratejinin HSYK’nın bazı üyelerince uygulanmaya konulması son derece vahim olup, kabul edilebilir bir durum değildir” denilen açıklamada, “Söz konusu üyeler yasaların Bakanlığa verdiği bir yetkiyi hukuk dışına çıkarak kullanmak istemişler ve Anayasa değişiklik teklifinin kamuoyuna açıklanması üzerine bir çatışma ortamı oluşturma gayretine girişmişlerdir. Kurulun çalışmalarının Bakanlığımız tarafından engellenmesi söz konusu olmayıp, Kurul üyelerinin kendilerince önem atfettikleri bazı konuları bir an önce çözmek ve yukarıda bahsedilen yazarın öngörülerini gerçekleştirmek istemeleri yüzünden Kurul çalışmalarına ara verilmiştir. Bakanlığımız bu güne kadar olduğu gibi hukuka bağlı tutumunu bundan sonra da taviz vermeksizin sürdürmeye devam edecektir. Herkesi de bu hususta duyarlı davranmaya devam etmektedir” ifadesi kullanıldı.
Adalet Bakanlığı Basın ve Halkla İlişkiler Müşavirliğinden yapılan yazılı açıklamada, 23 Mart Salı günü yapılan toplantının gündeminin bir gün önce dağıtıldığı ve belirlenen saatte toplantıya başlandığı belirtildi.
Kurul toplantısının başlangıcında bir üyenin, “ilke kararı teklifleri ile daha önce görüşülmeyip geri bırakılan atama kararnamesinin ve boş olan yerlerle ilgili atamaların” gündeme alınması için önerge verdiği ifade edilen açıklamada, HSYK İç Yönetmeliğin 9. maddesinde gündem dışı görüşülebilecek konuların gündemin düzenlenmesinden sonra ortaya çıkan ivedi ve süreli işlerle sınırlandırıldığı vurgulandı.
Toplantıda gündemin hazırlanmasından sonra ortaya çıkan ivedi ve süreli bir iş söz konusu olmadığı için önergeye usulden karşı çıkıldığı belirtilen açıklamada şunlar kaydedildi: “Önergenin esasına ilişkin olarak da atama kararnamesi taslağı hazırlamak Bakanlığın görevidir. Kurul, Bakanlıkça hazırlanan taslağı en geç bir ay içerisinde inceleyerek, aynen veya gerekli değişiklikleri yapıp karara bağlamak ve Bakanlığa tevdi etmek zorundadır (2461 S.Y. 19/2. madde). Bu kapsamda, Bakanlıkça bir taslak verilmeden Kurulun bu konuyu gündeme alarak görüşmesi mümkün değildir.
Burada bir hususun hatırlatılıp açıklanmasında da yarar görülmektedir, 2009 yılı sonbahar kararnamesi Ekim ayı içerisinde hazırlanmış ve Kurula bu durum bildirilmiş, ancak kurul üyelerinin, atamaların Yargıtay seçimlerinden sonra yapılmasının uygun olacağını ifade etmeleri üzerine beklemeye alınmıştır. Yargıtay seçimlerinin 18 Ocak 2010 tarihinde sonuçlanması üzerine 22 Ocak 2010 tarihinde sonbahar kararnamesi taslağı HSYK üyelerine dağıtılmıştır. Kararnamenin gecikmiş olması ve kış şartları dikkate alınarak kapsam daraltılmış ve 287 kişilik sonbahar kararnamesi 12 Şubat 2010 tarihinde karara bağlanmıştır.”
“3 başsavcılık, 4 ağır ceza mahkemesi başkanlığı boş”
Açıklamada, 12 Şubat 2010 tarihinde karara bağlanan kararnamenin görüşüldüğü tarihte boş olan ve halen atama yapılmayan yerlerle ilgili Kurul üyelerinin daha sonra çalışma yapmasının istendiği belirtilerek, bugün itibarıyla üçü Cumhuriyet başsavcılığı, dördü ağır ceza mahkemesi başkanlığı olmak üzere yedi yerde boşluk bulunduğu ve bu görevlerin üç ile dokuz ay gibi sürelerle vekillerince veya komisyon başkanlarınca görevlendirilen hakimlerce zaten yürütüldüğü bildirildi.
Karşıyaka Cumhuriyet Başsavcılığının, 2009 yaz kararnamesi görüşmeleri sırasında boşaldığı, konunun Bakanlık tarafından Kurul gündemine getirildiği ancak HSYK’nın Karşıyaka Cumhuriyet Başsavcılığına dokuz aydır atama yapmadığı anımsatılan açıklamada, HSYK’nın yaz ve güz kararnamesi olmak üzere yılda iki kararname çıkardığı, 2010 yılı yaz kararnamesinde uygulanacak prensiplerin HSYK tarafından belirlenerek yaz kararnamesi hazırlıklarına başlandığı belirtildi.
Söz konusu kararnameler haricinde ara dönemde kararname çıkartılmadığına işaret edilen açıklamada, “Bu sebeplerle boş yerlerin yaz kararnamesinde değerlendirilmesi hizmetin gereklerine daha uygun olacaktır. Ayrıca kararname çalışmaları mahiyeti itibariyle sadece boş bulunan yerlere yapılacak atamalarla sınırlı olmayıp boş yerlere yapılacak atamaların yerlerine de atama yapmak suretiyle zincirleme olarak bir çok hakim ve Cumhuriyet savcısını etkileyecek çalışmalardır” denildi.
“Gündem dağıtılmadı”
Açıklamada, dönem itibarıyla kapsamlı bir çalışma yapılmasının yaz kararnamesinin dengelerini bozabileceği, yaz kararnamesinde atama bekleyen hakim ve Cumhuriyet savcılarının talep ve tercihlerinde sınırlamaya neden olabileceği ifade edildi.
HSYK İç Yönetmeliğinin 11. maddesine göre, ilke kararlarının her yılın Ocak ayının üçüncü haftası görüşülmek zorunda olunduğuna, ilke kararı tekliflerinin bu tarihten önce verilmesi gerektiğine dikkat çekilen açıklamada, bir HSYK üyesinin 29 Ocak 2010 tarihli dilekçesini 1 Şubat 2010 tarihinde gündeme alınmak üzere Bakanlığı verdiği ve bu nedenle de konunun önerge ile gündeme alınması talebine karşı çıkıldığı belirtildi.
Adalet Bakanlığının açıklamasında şunlar kaydedildi: “HSYK’da görev alan tüm yetkililerin hukuk sınırları içerisinde kalmaları, kendi görev ve yetki alanlarına giren konularla ilgili karar almaları vurgulanmış, açıkça yasaların ve hukukun çiğnenmesi ve yok farz edilmesi yaklaşımlarında Bakanlığımızın yer almayacağı belirtilerek, kurul üyeleri hukuka davet edilmiş ve önceden belirlenip dağıtılan gündemin görüşülmesine geçildiği takdirde çalışmalara devam olunacağı ifade edilmiştir. Belirlenen gündeme geçilmemesi ve hukuk dışı önergenin görüşülmesindeki ısrar nedeniyle Bakanlığımız Müsteşarı toplantıdan ayrılmak zorunda bırakılmıştır.”
Kurul toplantısının yapılabilmesi için gündemin dağıtılması gerektiği ve 23 Mart Salı günü toplantı gündeminin dağıtılmadığı vurgulanan açıklamada, geçmişte salı ve perşembe günleri olmasına rağmen gündem dağıtılmadığı için toplantının yapılmadığına dair sayısız örnek bulunduğu ifade edildi.
Açıklamada, sadece 2009 yılında toplantı günü olarak belirlenen 78 günün 26’sında toplantı yapılamadığı belirtilerek, “Gündem dağıtılmadığı ve gündem olmadığı halde Müsteşarı toplantıya bekleyip katılmadığından bahisle tutanak tutulması ve suç duyurusunda bulunulmasını kamuoyunun takdirine bırakıyoruz. Kaldı ki 25 Mart 2010 günü Müsteşar ve Bakanlık üst düzey yetkilileri 14 yıl Adalet Bakanlığında hizmet etmiş bir müsteşar yardımcısının babasının cenaze törenine katılmak üzere il dışına çıkmışlardır. Bu husus kurul üyelerince de bilinmektedir” değerlendirmesinde bulunuldu.
“Kurul çalışmasını engellemek söz konusu değil”
“Kurulun çalışmalarının Bakanlığımız tarafından engellenmesi söz konusu değildir. Kurul üyeleri, kendilerince önem verdikleri bazı konuları öncelikle görüşmeye çalışmakta, bazı konularda ise işleri aylarca bazen bir yıla yakın sürelerle geciktirmektedirler” denilen açıklamada şunlar kaydedildi: “
– Yargıtay üyeliklerine seçim hususu sekiz ay süreyle incelemede tutularak 27 Aralık 2009 günü hazır olduklarını bildirmişlerdir.
– Yargıtay üyeliği seçimi gerekçe gösterilerek sonbahar kararnamesi Ekim ayında hazırlanmasına rağmen Ocak ayına kadar bekletilmiştir.
– Ağustos 2009 terfi defteri Eylül ayı itibarıyla hazır olmasına karşın Ocak ayında görüşülerek karara bağlanabilmiştir.
– 282 hakim ve savcının soruşturma geçirdiği 191 disiplin dosyası HSYK’ya sevk edilmiş olup, görüşülmeyi beklemektedir.
– Görüşülmesi tamamlanarak imzaya sunulan kararlardan bir yıla yakın sürelerle imzalanmayı bekleyenler bulunmaktadır. Bu da, ilgili hakim ve savcıların yeniden inceleme ve itiraz taleplerinin gecikmesine ve mağduriyetlerine neden olmaktadır.
– Haklarında soruşturma bulunmadığı halde kamuoyunca bilinen bazı davaları yürüten hakim ve savcıların terfileri gerekçe gösterilmeksizin bekletilmekte veya terfileri yaptırılmamaktadır. Görüldüğü gibi, HSYK üyelerinin bekleyen sorunları bir an önce çözmek gibi bir amaç ve gayretleri bulunmamaktadır. Bu konuda Bakanlığa yönelik eleştirileri de gerçekçi ve tutarlı değildir. HSYK üyelerinin Kurul dışında belirlenen bazı stratejileri uygulamak, ‘sürpriz kararlar’ almak suretiyle Anayasa değişikliği öncesi gerginlik ortamı oluşturmak istemeleri yüzünden Kurul çalışmalarına ara verilmiştir.”
Özbek’ten Bakanlık açıklamasına yanıt
Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) Başkanvekili Kadir Özbek, Adalet Bakanlığının, “Kurulun çatışma ortamı yaratmak istediğine” ilişkin açıklamasının haksız ve yanlış olduğunu belirterek, “Kurul görevini yapmaya çalışıyor. Kurul ve Kurul üyeleri yasal zeminde ne yapması gerekiyorsa onu yapmaya çalışıyor” dedi.
Özbek, HSYK’dan ayrılırken gazetecilerin sorularını yanıtladı.
Bir gazetecinin, Adalet Bakanlığının, “Kurulun, Anayasa değişikliği paketi çalışmasının ardından bir çatışma ortamı yaratmak istediği ve HSYK’nın yaklaşımının atmosferin gerilmesine neden olduğu” yönünde açıklamaları bulunduğunu anımsatması üzerine Özbek, “Bir çatışma ortamı değil, Kurul görevini yapmaya çalışıyor. Böyle bir değerlendirmede bulunması son derece haksız ve yanlış. Kurul ve Kurul üyeleri yasal zeminde ne yapması gerekiyorsa onu yapmaya çalışıyor” dedi.
Adalet Bakanı Sadullah Ergin’in, Kurulun gündeminde daha öncelikli konular bulunduğunu ve bunların görüşülmesi gerektiğini söylediği hatırlatılan Özbek, “Boş olan yerlere atama yapılması son derece önemli ve öncelikli konudur. O boş olan yerlerin doldurulması için bize intikal eden, iletilen birtakım iş yükünün arttığına yönelik sorunların çözülmesi için taslağın hazırlanıp getirilmesini istedik. Bunun yanında birtakım arkadaşlarımızın terfi işleri, bir üst sınıfa ayrılma işleri vardı, bunların sonuçlandırılması gerekiyordu, bunları istedik. Kurul gündeminde de vardı. Ancak bunların görüşülmesi ve getirilmesi dahi bir tarafa bırakıldıktan sonra Kurula vermek ve görevi yaptırmamak gibi bir isnatta bulunmak bir haksızlıktır” diye konuştu.
Özbek, “Salı günü yapılacak toplantından ne bekliyorsunuz?” sorusu üzerine de “Bizim de çok sevdiğimiz, takdir ettiğimiz bir arkadaşımızın babasının vefatı sebebiyle Sayın Müsteşar’ın toplantıya katılamadığını, bunu dahi toleransla karşılamadığımızı ifade ettiler. Yanlış olur. Hem o cenazeyi gündeme getirmek saygısızlık olur hem de o arkadaşımızı ve ailesini üzebilir. Ben de bugün öğlen bir cenaze törenine katıldım. Cenazeler üzerinden siyaset yapmamak gerekir. Sayın Müsteşar gelemediyse müsteşar vekilleri vardır. Onların gelmesi gerekirdi. Yasaya göre de yapılması gereken iş oydu. Kaldı ki o gün sizlere ifade ettim, bize gündem dahi gönderilmedi” cevabını verdi.
Bir gazetecinin, “Salı günü de müsteşar gelmezse ne yapacaksınız?” sorusuna karşılık Özbek, “Değerlendiririz, bakarız” yanıtını verdi.
Özbek, “Sizin kurul olarak Ergenekon savcılarını, Osman Şanal’ı görevden almak istediğinize ilişkin bazı iddialar var. Bu konuda ne diyorsunuz?” sorusu üzerine de “Kesinlikle bizim istediğimiz ‘taslağı hazırlayın, getirin’ dedik. Yani böyle bir şey, kişiler bazında bir şey konuşulmadı. Hem konuşulmadı hem görüşmeye dahi geçemedik. Elimize gelmiş bir taslak veya metin yoktu, bir liste söz konusu değildi” dedi.
Çelik’ten Özbek’e: ”Türkiye çadır devleti değil”
Isparta’da konuşan Devlet Bakanı Faruk Çelik de, HSYK Başkan Vekili Kadir Özbek’in “Taslağın bu şekilde geçmesi devletin temeli ve çatısının çökmesi demektir” açıklamasına tepki gösterdi.
“Türkiye Cumhuriyeti Devleti çadır devleti değildir ki çöksün” diyen Çelik, “Abartı bile demiyorum. Gereksiz, lüzumsuz, çatışmaya dönük değerlendirmelerdir, bunlar hoş şeyler değil. Devletin kademelerinde olan sorumluluk sahibi insanların çok daha dikkatli dil kullanmaları gerekiyor” dedi.
Çelik, “Anayasa değişikliği 16 kez olmuş Türkiye’de. 1980 Anayasası yürürlüğe girdiğinden bugüne 16 kez değişiklik olmuş. Devletin çatısı mı çökmüş?” diye konuştu.
CNN TÜRK












Bu konu hakkındaki yorumunuz