Baykal'dan hükümete ince ince…

CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, askerin siyasete müdahalesinin de TSK’ya karşı tertiplerin karşısında da CHP’nin olduğunu belirterek, “Silahlı Kuvvetlerden elinizi çekiniz” dedi. CHP’li vekillere hitap eden Baykal, AK Parti’nin iktidardan düşmesi durumunda partiyi nasıl hatırlayacağını da üç maddede özetledi: Deniz Feneri, Habur hukuku, hukuki ve siyasi skandallar…

CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, partisinin TBMM grubunda milletvekillerine hitap etti.

Yargı ve Osmanlı’dan örnek:

Baykal, İstanbul işgali sırasında işgal kuvvetlerinin talimatı, Damat Ferit Paşa hükümetinin işbirliğiyle adalet faciaları yaşandığını söyledi. Boğazlıyan Kaymakamı Mehmet Kemal Bey, Diyarbakır Valisi Mehmet Reşit Bey ve Urfa Mutasarrıfı Nusret Bey’in Ermeni olayları ile yargılanmalarına değinen Baykal, üçü hakkında idam kararı verildiğini anımsattı.

Reşit Bey’in “onur intiharı” yaptığını, Boğazlıyan kaymakamının İstanbul’da halkın gözü önünde asıldığını, Nusret Bey’in de idam edildiğini dile getiren Baykal, “Damat Ferit’ten sonraki Tevfik Paşa hükümeti, Nusret Bey’in suçsuz yere idam edildiğini karara bağlamıştır. Bunun üzerine üçünü mahkum eden mahkeme başkanı yargılanmıştır. Bu mahkeme, Nemrut Mustafa Paşa mahkemesidir. Türkiye bu günlere Nemrut Mustafa paşa mahkemelerinden geçerek geldi. Türkiye’yi, Nemrut Mustafa Paşa Mahkemelerine kimsenin mahkum etmesi mümkün değildir” dedi.

Gizli tanıklar:

Baykal, “gizli tanıklığa” ilişkin eleştirilerini de sürdürdü ve “Türkiye Cumhuriyeti’nde Emevi hukuku, Muaviye hukuku işlemeyecektir” dedi.

Tutuklamaların infaza dönüştüğünü, “hüküm içermeyen yargılı infazlar” yaşandığını, “iddianame ile infaz” yapıldığını ileri süren Baykal, Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç’ın konuya ilişkin sözlerini anımsattı.

Askeri müdahale:

CHP olarak askeri müdahaleler döneminde zor şartlardan geçtiklerini belirten Baykal, “Askerin siyasete müdahalesinin karşısında en büyük güvence Cumhuriyet Halk Partisi’dir. Bu askeri müdahalelerin içinden başı dik alnı ak, onuruyla çıkmış bir siyasi kadro olarak, açıkça ifade ediyorum ki, Türk Silahlı Kuvvetleri’ne karşı yapılacak bütün tertiplerin karşısında da yine Cumhuriyet Halk Partisi vardır” diye konuştu.

Baykal, “Bizim askere saygımız vardır, ama biz diyoruz ki herkes kendi işini yapacaktır. Asker askerliğini, siyasetçi siyasetini yapacaktır. Bu ilke etrafında daima tavır takındık” diye konuştu.

Cami ve kışla:

Siyasetin camiye girmesi durumunda, caminin herkesi kavrayan bir anlayışın dünyası olmaktan çıkacağını, dinin siyasete kaynaştırılması durumunda din olmaktan çıkacağını ifade eden Baykal, “parti” kavramının doğası gereği ayrıştırma içerdiğine, dinin ise sorgulama içermediğine işaret etti.

28 Şubat ve Balyoz:

28 Şubat sürecine de değinen CHP lideri, “Niçin herkese bir kulp takıyorsunuz da 8 yıl önce, 10 yıl önce yapıldığını söylediğiniz olayların hesabını soruyorsunuz da 28 Şubat olaylarının hesabını sorma gereğini niye duymuyorsunuz. Birilerinin 8-10 yıl önce aklından darbe yapmayı geçirmiş olabileceği iddiasıyla en büyük suçlamaları yapıyorsunuz da resmen darbeyi yapmış, suçsuz insanları asmış, binlerce insana ıstırap çektirmiş olanlardan niye hesap sormuyorsunuz. Tarihin tutanaklar ortada” dedi.

Deniz Feneri vurgunu:

Deniz Feneri konusunun iktidarın simgesi haline geldiğini söyleyen Baykal, “Zaman zaman bu iktidar çekip gittikten sonra, acaba AKP dönemini neyle hatırlayacağız diye kendime soruyorum. Bir, AKP’yi Deniz Feneriyle diğeri de Habur kapısındaki hukuka tecavüz olayıyla, hukuki ve siyasi skandalla hatırlayacağız” dedi.

Deniz Baykal, Almanya’da, ikinci dalga Deniz Feneri soruşturmasıyla ilgili olarak Kanal 7 Yönetim Kurulu Başkanı Zekeriya Karaman, Reklam ve Pazarlama Müdürü İsmail Karahan, RTÜK üyesi Zahid Akman ve Deniz Feneri eski yöneticisi, eski Kanal 7 Muhasebe Müdürü Harun Kapıyoldaş aleyhine hazırlanan iddianamenin Ağustos 2009’da Frankfurt 29. Ceza Dairesinde dava açılması talebini içerdiğini belirtti.

Baykal, Almanya’nın, Türkiye’den bu kişilere, mahkeme ilamının tebliğ edilmesini istediğini ancak tebligatın sadece 1 kişiye yapılabildiğini söyledi.

“Biz kendimiz gereken şekilde yargılamıyoruz, adamların yapacakları yargılama için tebligatı da yapmıyoruz” diyen Baykal, “Niçin acaba? Bunların imtiyazı nedir? Bunlar kimin himayesi altındadır? Her gün sağa sola caka satan hangi hükümetin, o hükümetin hangi mensubunun, başbakanın mı yardımcısının mı kimin himayesi altındadır, adalet bakanının himayesi altında mıdır? Türkiye’yi bir sanığa tebligat yapmaktan aciz bir ülke konumuna düşürmenin, sorumluluğunu bunlar nasıl taşıyorlar?” sorularını yöneltti.

Aytaç Durak hakkındaki iddialar:

Baykal, Adana Büyükşehir Belediyesi’nde yaşanan rüşvet tartışmaları konusunda da, “Başbakan, Adana Büyükşehir Belediye Başkanı soruşturulsun diyor. Adana Belediye Başkanı da soruşturulsun Zahid Akman da sen de ben de soruşturulalım, hep soruşturulalım. Niye sadece Adana Belediye Başkanı? Sen Akman’ı niye saklıyorsun, koruyorsun, gerekçeni çık söyle” ifadesini kullandı.

YÖK’e eleştiri:

YÖK’ün, KKTC hariç yurtdışında liselerde okuyanların Türkiye’de sınavsız üniversiteye girebileceğine yönelik 18 Şubat’ta bir karar aldığını söyleyen Baykal, Türkiye’de okuyanların üniversiteye giremezken, yurtdışındaki okullardan süzülüp gelenlerin bütün üniversitelere istediği gibi girebileceği eleştirisinde bulundu.

Futbolda şiddet:

Futbol Federasyonunun, hakemlerin, sporcuların, seyircilerin, tuzağa düşmemesi çağrısında bulunan Baykal, “Yanlış yapanlar hakkında gereken kararlar alınır. Ama bir tasfiye sonucu ortaya koyacak, üzüntü verici kırılganlıklara yol açacak gelişmeler umarım ortaya çıkmaz. Diyarbakırspor yöneticilerine de çok büyük görev düşüyor. Kendi aramızda futbol maçı yapamaz hale düşmemeliyiz” dedi.

Enerji üretim tesislerinin satışı:

Hükümetin kaynak yaratmak için enerji üretim tesislerini satma hazırlığı içinde olduğunu söyleyen Baykal, bunu parasız kaldığında eşinin bileziklerini satan adama benzetti.

Baykal, “Elde avuçta ne kadar enerji üretim tesisi varsa, hidrolik ve termik santrallar onların 3’de birin satılması için 9 paket halinde hazırlıkların yapıldığını ve önümüzdeki günlerde bu doğrultuda harekete geçileceğini görüyoruz” dedi.

Baykal, “Bunlar satıldığı zaman ne olacak? Bunlar zarar eden tesisler değil. Elektrik üreten tesisler, Türkiye’nin can damarı bunlar. Sanayimizin, ekonomimizin şah damarı bunlar. Her birisi üretiyor ve ürettiğinden dolayı da Türkiye kar ediyor. Bunlar zarar eden kuruluşlar değil” diye konuştu.

Hükümetin “altın yumurtlayan tavukları” satmaya çalıştığı değerlendirmesini yapan Baykal, “Hem bunu yapacaksın hem de Cumhuriyet tarihi boyunca alın teriyle, emekle üretilmiş o tesisleri gerçekleştiren insanlara ‘taş taş üstüne koymadılar’ diye hakaret edeceksin, ondan sonra da onların eserleriyle açık kapatacaksın” diye konuştu.

Satışlar için “talan” nitelendirmesi yapan Baykal, tesislerin satışından 10-15 milyar dolar elde edilebileceğini, bunun da kalıcı bir çözüm değil, günü kurtarma girişimi olduğunu savundu.

Maaş zammı:

Hükümetin memurlara verdiği yıllık zammın ancak enflasyonun Ocak ve Şubat aylarındaki artışını karşılayacak nitelikte olduğunu kaydeden Baykal, “Memur artık cebinden yemeğe başlamıştır” dedi. Emeklilerin ve toplumun diğer kesimlerinin de aynı durumda olduğunu ifade eden Baykal, kazanılan hakların bile ödenmediğini ileri sürdü. Baykal, “Öyle zannediyorum ki önümüzdeki seçimlerde bu iktidar bu emeklilerden hak ettiği silleyi yiyecektir” diye konuştu.

CNN TÜRK

Bu konu hakkındaki yorumunuz

  

  

  

Diğer sounçlar..

Generic selectors
Exact matches only
Search in title
Search in content
Post Type Selectors
Filter by Categories
BİLİM VE TEKNOLOJİ
DÜNYA
DW HABER
EKONOMİ
GÜNDEM
KÖŞE YAZILARI
KÜLTÜR & SANAT
MEDYA & MAGAZİN
SAĞLIK
SPOR
YOUTUBE