Kılıçdaroğlu: "Çin seddi gibi kuşatma"

CHP Grup Başkanvekili Kemal Kılıçdaroğlu, yargıyı eleştiren Başbakan Recep Tayyip Erdogan’a tepki gösterdi. Kılıçdaroğlu, “Yargıya Çin Seddi gibi büyük bir kuşatma var” dedi.

CHP Grup Başkanvekili İstanbul Milletvekili Kemal Kılıçdaroğlu kongre için geldiği Muş’ta konuştu.

AK Parti hükümetinin icraatlarını eleştiren Kemal Kılıçdaroğlu halkın telefonla konuşmaktan korktuğunu ileri sürdü ve “Devletin bütün kadrolarına, bütün kurumlarına yerleştiler. Eskiden YÖK’ü eleştirirlerdi. Bakın artık YÖK’ü eleştirmiyorlar, çünkü ele geçirdiler” dedi.

AK Partinin devleti yönetmekten çok ele geçirmeyi hedefleyen bir siyasi parti olduğunu ileri süren Kılıçdaroğlu, “Valiler artık devletin valisi değil AKP’nin valisi. Kaymakamlar AKP’nin kaymakamları. Şimdi savcılar ve yargıçlar da AKP’nin savcısı ve yargıcı olsun diyorlar. Devletin bütün kadrolarına, bütün kurumlarına yerleştiler. Eskiden YÖK’ü eleştirirlerdi. Bakın artık YÖK’ü eleştirmiyorlar, çünkü ele geçirdiler. Bunun adı doğrudan AK Parti’nin devletin gücünü kullanarak yurttaşlar üzerinde baskı kurmasıdır. En somut örneği telefon konuşmalarıdır. AK Parti iktidarından önce kimse telefonla konuşmaktan korkmazdı. Şimdi herkes telefonla konuşmaktan korkuyor. Dün İzmir’deydim. Bugün Muş’ta da soracağız vatandaşa. Vatandaşlar telefonla konuşmaktan korktuklarını söylüyorlar. Güvencenin verilmediği, hissedilmediği yerde insanlar korkuya impatorluğuna teslim olurlar. Türkiye bu korkuya aşmak zorundadır” dedi.

Kılıçdaoğlu, Erdoğan’ın yürütmenin yargı organına nasıl baskı yaptığını, yürütmenin yargı organını nasıl kuşattığını açıkladı: “Birinci örneğimiz şu: Acaba Sayın Başbakan şunu biliyor mu? Adalet Bakanının kendisi veya müsteşarı, HSYK toplantısına girmediği an o toplantı gerçekleşemiyor. Peki müsteşar yürütme organında önemli bir makam. Demek ki yürütme organı toplantıya bile katılmayınca çoğunluk bile sağlansa yargı organı karar alamıyor. Sayın Başbakan bunu nasıl bilmez? İkincisi Hakim ve Savcılarla ilgili soruşturma. Yürütme organının başı olan sayın bakanın talimatı ile başlar. Yani demek ki yürütme organı arzu ettiği zaman ve yerde yargı organını denetliyor. Hele giden müfettişler yandaşsa, o yargı organının vay haline. Bunun çok sayıda örneği var. Telefon dinlemelerinden tutun da Sayın ‘Başbakan aleyhine karar verdi’ diye hakkında soruşturma açılan cezalandırılan yargıçlar var.

“Bir üçüncü temel olgu: Sayın Başbakan bilmiyor mu acaba? Hakimlerin savcıların mesleğe alınmasındaki sınavı, yürütme organı yapıyor. Bir kuşatma değil, Çin Seddi gibi büyük bir kuşatma var” diyen Kılıçdaroğlu, “Bu kuşatmadan Sayın Başbakanın da rahatsız olması lazım. Siyasi otoritenin yargıya müdahale etmemesi lazım. Yargı elbette ki denetlenmelidir. Ama kendi kuralları içinde denetlenmelidir. AB standartları içinde denetlenmelidir. AB standartları içinde eğitimleri yapılmalı, hiçbir şaibeye yer verilmeyecek şekilde yargıçların mesleğe alınmasına olanak sağlanmalı. Eğer Danıştay sözlü sınavlarda televizyon kameralarının zorunlu olmasını öngörüyorsa, demek ki yapılan sınavdan kaygı duyuyor. Bu kaygıyı sadece Danıştay mı duyuyor? Yani yargının kendisi mi duyuyor? Hayır. Bu kaygı defalarca dile getirildi. Üç kez yazılıyı kazananların sözlüde elendiklerini biliyoruz. Niçin bunlar oluyor? Demek ki Sayın Başbakan, Türkiye’yi yönetiyor ama, Türkiye’yi yönetirken yasaların neyi ön gördüğünü, yasaların yargıyı kuşatma açısından yürütme organına hangi olanakları verdiğinin farkında değil. Aslında sayın Başbakan farkında ama bu kuşatmayı yetersiz görüyor: Biraz daha fazla baskılama, yargıyı biraz daha kontrol altına almak istiyor. Sayın başbakanın temel hedefi bu” dedi.

“Doğuya geldik işte, ne var?”

Erdoğan’ın, kendilerini Doğu’ya gitmedikleri yönünde eleştirdiğini anımsatan Kılıçdaroğlu, “Tayyip Bey diyordu ki ‘Efendim siz doğuya niye gitmiyorsunuz.’ Sanıyor ki doğu onun tapulu malı. Geldik işte, ne var? Yurttaşlarla konuşuyoruz. Belki bizim söylediklerimizi vatandaş eleştirebilir ve onun da eleştirisi başımızın üstüne. Eksiğimizi söyleyebilir. Bunu da öğreneceğiz vatandaştan. Eksiğimiz varsa eksiğimizi tamamlayacağız, yanlışımız varsa yanlışımızı da düzelteceğiz. Ama biz Tayyip Bey’in yaptığı gibi yapmıyoruz. Tayyip Bey, TBMM’ye 15-20 korumayla geliyor. Vatandaştan niye korkuyorsun. Biz samimi söylüyorum alçak gönüllüyüz, halkı severiz, halkla beraberiz. Yaşamımız böyledir zaten. Şatafatı, lüksü sevmeyiz. Oturduğumuz evler mütevazı evler. Vatandaş açsa ben o akşam uyumamalıyım. Onun açlığı giderilmeden ben siyaseten koltuğumda rahat etmemeliyim. Çünkü onun açlığını gidermek siyasetçinin görevidir” dedi.

Toplantıda gerginlik

Bu arada, toplantının soru cevap bölümünde, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Varto Şubesi Yönetim Kurulu Üyesi Bingöl Boztaş, Onur Öymen’in Dersim olaylarına ilişkin görüşleri hakkında kimsenin soru sormamasına tepki gösterdi.

“Dersim Katliamı’nı kabul eden bir partinin zihniyeti olamaz” diyen Boztaş’a bazı gençlerin de destek vermesi üzerine tartışma çıktı. Tartışma büyüyünce kısa süreli arbede yaşandı.

Bunun üzerine, Boztaş ile bazı vatandaşlar, görevliler tarafından salondan dışarı çıkarıldı. Kılıçdaroğlu, yaşanan gerginliğin ardından, herkesin soru sorma hakkının olduğunu belirterek, “Ama şunu da unutmayın, her toplantıda, toplantıyı provoke etmek isteyen insanlar olabilir. Onu da biz biliyoruz ve yaşadık” dedi.

Dersim İsyanı’nın terör bağlamında değerlendirilmesinin yanlış olacağını ifade eden Kılıçdaroğlu, “Dersim’de yaşanan olayların güzel olmadığını siz de biliyorsunuz, ben de biliyorum. Niye birbirimizi kandıralım? Kandırmıyoruz ki. Kim kimi kandırabilir. Yanlışa ‘bu doğrudur’ demek bizatihi yanlışın en büyük yanlışı olur. Söyledik, ‘yanlıştır’ dedik. Ama insanları bir düşünceden ötürü linç etmek ne benim hakkım ne de başkasının hakkıdır” diye konuştu.

CNN TÜRK

Bu konu hakkındaki yorumunuz

  

  

  

Diğer sounçlar..

Generic selectors
Exact matches only
Search in title
Search in content
Post Type Selectors
Filter by Categories
BİLİM VE TEKNOLOJİ
DÜNYA
DW HABER
EKONOMİ
GÜNDEM
KÖŞE YAZILARI
KÜLTÜR & SANAT
MEDYA & MAGAZİN
SAĞLIK
SPOR
YOUTUBE