Hem ABD'ye hem yargıya çok sert çıktı

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Ermeni tasarısının ABD Temsilciler Meclisi Dış İlişkiler Komitesi’nde onaylanmasına çok sert çıktı. “Yalan yanlış bilgilerle bir ülkeye rota çizilmez” diyen Erdoğan, “Öyle bir senaryo oylandı ki, bu bir komedidir. Türkiye bu tür parodilere pabuç bırakmaz. Küçük düşünenler kaybeder” dedi. Erdoğan yüksek yargıyı da eleştirdi: “Türkiye’de yasama da yürütme de yargı tarafından kuşatılmıştır”

İstanbul’da bulunan Başbakan Erdoğan, Türkiye İşadamları ve Sanayiciler Konfederasyonu (TUSKON) Genel Kurulu’nda konuştu.

Erdoğan, ABD Temsilciler Meclisi Dış İlişkiler Komitesinin, 1915 olaylarına ilişkin Ermeni iddialarını içeren tasarıyı kabul etmesinin Türkiye’ye hiçbir şekilde zarar vermeyeceğini söyledi.

Erdoğan, “Kaybeden biz olmayız. Kaybeden, küçük düşünenler, husumetle hareket edenler, intikam duygusuyla hareket edenler olur. Biz bu olumsuzluklara takılmayacağız. Biz işimize bakacağız. Biz kin duygusuyla, intikam duygusuyla, öfkeyle, husumetle değil, yapıcı bir tavırla gönüller kazanmayı kendisine hedef edinmiş bir duruşla yolumuzda ilerleyeceğiz. Dış İlişkiler Komitesinin bu kararı, açık söylüyorum Türkiye’ye hiçbir zarar vermez” dedi.

– “O mecliste ‘evet’ oyu verenlerin acaba kaçtanesi Ermenistan’ın yerini haritadan gösterebilir?”

– “Biz geleceğe bakacağız. Önceki gün ABD’de Ermeni Tasarısı 22’ye karşı 23 oy ile kabul edildi. Değişen ne oldu şimdi? Kimin çıkarınadır bu? Amerika mı kazandı? Ermenistan mı kazandı? Şimdi tarih yeniden yazıldı. Yeniden. Dış ilişkiler Komitesi’nde öyle bir senorya oylandı ki bu bir komedi.”

– “Dış politikayı korku üzerine inşaa edemezsiniz. Husumet üzerine, kin, öfke, intikam üzerine dış politika inşa edemessiniz. Tarihte yaşanmış olan acı olayları sürekli sıcak tutarsanız, önyargı ve yalan yanlış bilgilerle bir ülkenin dış politikasına rota çizilmez. Böyle yapanlar çağa yakışmayan bir vizyon ortaya koymaya, ekonomisi ile sosyal yaşamı ile de geri kalmaya mahkumdur.”

– “Dış ilişkiler Komitesi’nde öyle bir senorya oylandı ki bu bir komedi. Bir kişi evet yerine hayır kullanılsaydı. Veya beş dakika bekletilmesi gerekirken hemen istediğimi yakaladım deyip hemen toplantıyı kapatan bir başkanlık anlayışının olduğu bir yerde evet her şey değişebilirdi. Tarihin yani geçmişin seyrini mi değiştirdiklerini sanıyorlar. Tarihe bakmak siyasetçilerin işi mi?”

– “Ekranda izliyoruz. Son anda apar topar içeriye getiriliyor adam… Ya böyle bir oy kullanma olabilir mi? Ya bunların kaçtanesi Osmanlı tarihini bilir? Kaç tanesi bugün Türkiye’nin, Ermenistan’a karşı iyi niyetlerinden haberdardır? Siz bir komite toplantısı yapacaksınız. Elinizi indirip kaldıracaksınız böylece tarihi yargılamış olacaksınız. Böyle bir komedi olabilir mi? Tükiye çok büyük bir ülkedir. Türkiye’nin büyüklüğünü anlamayanlar anlayacaktır.

– “Bizim dış politikamız dik durmaktır. Dikleşmemektir. Kimse bizi yalan yanlış politikalarına kurban edemez. Oradaki kararlar bizi bağlamaz. Türkiye tarihiyle kültürüyle çok büyük bir devlettir. Türkiye bir kabile devlet değildir. Bunu herkes böyle bilecek. Türkiye bu tür komedilere, paradilere pabuç bırakmayacak kadar asil bir duruşa sahiptir. Alınan karar Türkiye’ye hiç bir zarar vermez. Ancak, dış ilişkiler bu durumdan olumsuz etkilenir. Kaybeden biz değil küçük düşünenler olur… Biz yapıcı bir tavırla yolumuzda ilerleyeceğiz.”

GERÇEKER’E SERT YANIT

Erdoğan, konuşmasında Yargıtay Başkanı Hasan Gerçeker’in açıklamalarına atıfta bulunarak, “Dün yargıdaki bir başkanımızın yaptığı bu açıklama, gerçekten bizi üzmüştür. Nedir? ‘Yargı, kuşatma altındadır’ ifadesi veya ‘Yargı kuşatılmaya çalışılıyor’ şeklinde bir ifade. Ben bu değerli dostuma şunu hatırlatmak isterim; bu ifadeniz bir defa ne yasal uygulamalarla ne de filli uygulamalarla mümkün değil. Ancak şunu ben burada çok rahat söyleyebilirim; Türkiye’de yasama da yürütme de yargı tarafından kuşatılmıştır. Eğer yasama organı 411 ile bir karar çıkartıyor da bu 411 yok sayılıyorsa yargı tarafından siz bu ülkede yasama veya yürütmenin yargıyı kuşatmaya çalıştığından bahsedemezsiniz. Ben örneklerle konuşuyorum. Aynı şekilde yerindelik kararı yürütmeye ait olduğu halde yargı yerindelik kararını yürütmenin elinden alıp kendisi uygulamaya koyuyorsa siz yargının yürütme veya yasama tarafından kuşatıldığından bahsedemezseniz. Yargının fiziki şartları yoktur eğer diyorsanız bu çok büyük bir haksızlık” dedi.

Erdoğan, “En güzel, en verimli olmamız gereken dönemlerde hep ön kestiniz. Artık bunları anlatmak durumundayım ve anlatacağım, bedeli ne olursa olsun… Bu kadar biz samimiyetle önyargısız davranacağız, ama siz, bize önyargılı davranacaksınız ve çıkıp bu açıklamaları yapacaksınız” dedi.

“Yargının fiziki şartları yoktur” demenin büyük haksızlık olduğunu belirten Erdoğan, hükümetleri dönemine gelene kadar, adeta “merdiven altlarında” adli çalışmalarını yapan bir Türkiye olduğunu dile getirerek, kendi iktidarları döneminde 170 kadar Adalet Sarayını bitirdiklerini kaydetti.

Başbakan Erdoğan, “Ya insaf edin, bunları görün. ‘Fiziki şartlarımız müsait değil’ nasıl dersiniz? Bunları size bu iktidar yaptı. Niye? Çünkü, ‘Türkiye’ye o çalışma şartları yakışmaz’ dedik. Ama sizler bize aynı şekilde yaklaşmadınız. En güzel, en verimli olmamız gereken dönemlerde hep ön kestiniz. Artık bunları anlatmak durumundayım ve anlatacağım, bedeli ne olursa olsun… Şu anda yargı, Danıştay, Anayasa Mahkemesi, bu yerleri, yeni yapılmakta olan, yapılacak olan yerleri, Milli Emlaktan sizlere, en güzel yerde tahsis eden kim? Bu hükümet. Karşı mı olduk, bu yerleri tahsis ettik. Ödeneklerinizi hep veriyoruz, karşı mı olduk? Bu kadar biz samimiyetle önyargısız davranacağız ama siz, bize önyargılı davranacaksınız ve çıkıp bu açıklamaları yapacaksınız. Neymiş, ‘HSYK’nın içerisinde Adalet Bakanı, Adalet Bakanı Müsteşarı yer alamazmış’. Biz gelene kadar neredeydi sizin aklınız yahu? Bundan önce bunları niye konuşmadınız. Biz mi getirdik, Adalet Bakanını ve müsteşarını HSYK’nın üyesi yaptık?” dedi.

Yargıya atamalar

Yargıda kendilerinden önceki iktidarlar nasıl atama yaptılarsa kendileri de aynı şekilde atama yapacakken Danıştayın engel olduğunu ifade eden Erdoğan, “(Danıştay) ‘Hayır’ dedi, ‘yapamazsınız’. Nasıl olacak. Dediler ‘kamera sistemi ile olacak’. Biz bu kamera sistemini birisinden duyduk da sizden duymayı anlayamadık. Yahu bugüne kadar kamera sistemi ile yargıya, Danıştaya, şuraya buraya adam mı alınır, Allah aşkına. Moğultay döneminde alınan adamları siz böyle mi aldınız. Şimdi biz aynı sistemle alırken ne oldu size? Şimdi diyor ki ‘eksikliğimiz var, eleman eksikliği var’. Tamam işte eleman alalım. ‘Olmaz, biz nasıl dersek öyle alacaksınız’. Tamam da yürütmenin görevi bu, senin görevin değil ki. Yasalar bu görevi yürütmeye vermiş, senin görevin değil. Ha, iktidar AK Parti iktidarı, rahatsızlık buradan geliyor. Dolayısıyla millete bunlar karşı. Ama ben şunu hatırlatıyorum. Kim olursanız olun, hiçbiriniz bu makamlarda kalıcı değilsiniz. Biz de değiliz, amaç şu gök kubbede hoş bir sada bırakmak. Söylemleriniz hukuka uygun olsun, söylemleriniz milletin mahşeri vicdanında yer bulsun. Eğer yer bulamazsa millet sizi mahkum eder, bizim mahkum etmemize gerek yok” dedi.

Erdoğan, makam sahiplerine düşen görevin makamdan güç almak değil makamı güçlü kılmak olduğunu vurgulayarak, bu ülkenin makamlarını, koltuklarını güçlü kılacak insanlara ihtiyacı olduğunu, kendilerinin dertlerinin bu olduğunu sözlerine ekledi. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın sözleri sık sık alkışlarla kesildi.

Gerçeker ne demişti?

Yargıtay Başkanı Hasan Gerçeker YARSAV panelinde, “Yürütme, yargıyı kuşatma altına almak istiyor. Demokratik sisteme en büyük kötülük, yargı bağımsızlığının geri götürülmesidir” demişti.

“Hadi seçime deseniz kaçarlar”

– “Herhangi bir konuyu millete götürme konusunda acayip korkuyorlar. Çünkü ne olacağının farkındalar. Daha ne yapılacağı, ne tür değişiklik yapılacağı belli değilken, daha çalışmanın mahiyeti ortada değil, kökten reddediyorlar.”

– “Söyledikleri ne, daha birşey yok ortada, belli değil, ‘Anayasa Mahkemesi’ne gideriz’ diyorlar. Hani ya siz uzlaşmacıydınız, hani uzlaşmadan yanaydınız.”

– “Erken seçime gidelim. İnanın, ‘Hadi seçime gidelim’ deseniz, bin dereden su getirip, kaçacak delik arayacaklar, bu kadar açık konuşuyorum. Bunlarınki sadece blöf, bunlar kendilerini inkar etmekle kalmıyorlar, halkı da inkar ediyorlar, milleti de inkar ediyorlar.”

– “22 Temmuz öncesinde millet iradesini hiçe sayan, millete ‘Bidon kafalı, göbeğini kaşıyan adam’ diyen bir parti vardı, bugün sayının ikiye çıktığını büyük bir üzüntüyle görüyoruz.”

“Bu Meclis anayasa yapamaz demek…”

– “Biz hükümet olarak 7.5 yıl boyunca bu anlayışla hareket ettik. 11 bin 373 kilometre bölünmüş yol yaparken, demokrasinin, hukukun, milli iradenin, hak ve özgürlüklerin de sağlıklı şekilde ilerleyebileceği yollar inşa etmenin mücadelesini verdik. Demokrasi zenginleşmezse, demokrasi gelişmezse, ekonomi zenginleşmez, vatandaş zenginleşemez dedik ve hem demokrasiyi, hem de ekonomiyi aynı anda zenginleştirmenin, güçlendirmenin mücadelesini verdik. Ak Parti iktidarı döneminde cumhuriyet tarihinin en büyük demokrasi dalgalarına şahit oluyoruz. Vesayetçi anlayışlar, statükocu yaklaşımlar bir bir kırılıyor. Şuanda da ibretlik bir tartışma yürütülüyor. Açıkçası ilk kez yaşadığımız bir tartışma değil. Ne diyorlar, ‘Profesörün oyuyla çobanın oyu bir olamaz’ dediler. Demokrasi kavramına işlerine geldiği gibi yorumlar ürettiler. Milli egemenlik kavramını işlerine geldiği gibi sündürdüler. ‘Anayasayı değiştiremezsiniz’ dediler, çok daha ileri gittiler, ‘Cumhurbaşkanı seçemezsiniz’ dediler. Şuanda bu aynı hastalıklı tavır bir kez daha nüksetti. ‘bu meclis anayasa yapamaz, reform yapamaz’ diyorlar. Allah aşkına bir siyasetçi bunu nasıl söyler. Halkın oyuyla seçilmiş, halkın tercihiyle oraya gelmiş, üzerinde milletin emanetini, milletin yetkisini, milletin vesayetini taşıyan birisi bunu söyleyebilir mi, bunu savunabilir mi? Arkasında ‘Egemenlik kayıtsız, şartsız milletindir’ yazacak bir parlamento ve o parlamentonun mensubu bunu savunacak. ‘Bu meclis anayasa yapamaz’ demek, kendini inkar değil de nedir?”

“Bu zihniyet çağdışıdır”

– “Ya şu muhalefet manzarasına bakar mısınız, ‘Yasa yapma, Anayasa Mahkemesi’ne giderim, iptal ettiririm’, bunu neye göre söylüyorsun? ‘Anayasa yapma, uzlaşmam, destek vermem, Anayasa Mahkemesi’ne götürürüm, referandum yapma, reforma yapma’ peki ne yapalım? Erken seçime gidelim. İnanın, ‘Hadi seçime gidelim’ deseniz, bin dereden su getirip, kaçacak delik arayacaklar, bu kadar açık konuşuyorum. Bunlarınki sadece blöf, bunlar kendilerini inkar etmekle kalmıyorlar, halkı da inkar ediyorlar, milleti de inkar ediyorlar. Oy çokluğu, milli irade değilmiş. Şimdi son zamanlarda bazı medyadaki temsilcileri çıkıp konuşuyorlar. Diyorlar ki, ‘Millet yüzde yüz bir konuda ittifak etse bile bunun bir anlamı yok’. Ne zaman anlamı var? Şimdi yüksek mahkeme toplanacak, 5’e karşı 6 oyla siysi partileri kapatabilecek, kapılarına kilit vurabilecek, ama bu milletin referandumda söyleyeceği söz bir anlam ifade etmeyecek. Ne oldu? Hani egemenlik kayıtsız, şartsız milletindi, hani Gazi Mustafa Kemal Atatürk böyle demişti, noldu? Hani Anayasamızın değiştirilemez başlığı buydu, noldu? Türkiye Millet Meclisi’nin yarıdan fazlası hatta 4’te 3’ü, 3’te 2’sini gördük biliyorsunuz, bir konuda ittifak edecek, bu bir anlam ifade etmeyecek, ama öbür tarafta atanmışların oyları veya bir kişinin dudak arası veya 11’in 6’da 5’i noktasında bu ülkenin kaderini değiştirecek ve bunun adı da demokrasi olacak ve bunun adı hakimiyet-i milliye olacak. Bu zihniyet çağdışıdır.”

“Hakem millettir”

– “Bu çağdışı zihniyet 3 Kasım’da da, 22 Temmuz’da da milletten gereken cevabı almıştır. Bakın ben çıkıyorum diyorum ki, ‘Millet ne derse o olur, gelin bu milletin engin ferasetine başvuralım, sonuç olumlu da çıksa, olumsuz da çıksa, benim millet önünde boynum kıldan incedir’ diyorum. Bir siyasetçiye düşen, demokratik zeminde siyaset yapanlara da düşen işte aynen bunu söylemektir. 22 Temmuz öncesinde millet iradesini hiçe sayan, millete ‘Bidon kafalı, göbeğini kaşıyan adam’ diyen bir parti vardı, bugün sayının ikiye çıktığını büyük bir üzüntüyle görüyoruz. Bizim dönemimize kadar Türkiye’de ortalama hükümet etme süresi, dikkat ediniz, 16 ay, şuanda seçimlere 17 ay var ve tutturmuşlar ‘Bu meclis anayasa yapamaz’ diye. Her siyasi partinin hedefi iktidar olmaktır. Bunların iktidar olmak gibi bir hedefleri, böyle bir gayeleri, böyle bir çabaları yok. İktidar hedefi olmayanların ülkenin bekasına ilişkin pozitif bir düşünce ortaya koymaları imkansızdır. Yaşananlar apaçık bir demokrasi sınavıdır, samimiyet sınavıdır. Bu süreçte koparılan fırtınanın tek sebebi antidemokratik anlayışların, vesayetçi anlayışların bir bir yıkılmasıdır. Meclisin iradesini küçümseyenlerin de yasamanın yetkilerini budamak isteyenlerin de, yürütmenin yetkilerini gasp etmek isteyenlerin de tek bir hazımsızlığı var, o da milletin egemenliğidir, milletin iradesidir, milletin tercihleridir. Sanmayın ki, bunlar sadece Ak Parti Hükümeti’ne, Ak Parti’nin çoğunlukta olduğu bir meclise böyle engelleyici, böyle küçümseyici bir tutum içindeler. Bunların tahammülsüzlüğü milletin ta kendisidir. Biz çok açık söylüyoruz, hakem millettir. Herkes milletin hakemliğine inanacak, herkes milletin hakimiyetine inanacak. Bu ülkenin siyasetçileri de, kurumları da meşruiyetlerini milletten alırlar ve bundan sonra da yegane karar mercii millet olacaktır.”

CNN TÜRK

Bu konu hakkındaki yorumunuz

  

  

  

Diğer sounçlar..

Generic selectors
Exact matches only
Search in title
Search in content
Post Type Selectors
Filter by Categories
BİLİM VE TEKNOLOJİ
DÜNYA
DW HABER
EKONOMİ
GÜNDEM
KÖŞE YAZILARI
KÜLTÜR & SANAT
MEDYA & MAGAZİN
SAĞLIK
SPOR
YOUTUBE