CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, partisinin grup toplantısında CHP iktidarında yapılacakları sıraladı. Üniversiteye giriş sınavlarını kaldıracaklarını söyleyen Baykal, Doğu ve Güneydoğu’daki fabrikaların ise zarar etmesi pahasına çalıştırılması gerektiğini savundu.
Baykal, partisinin TBMM grubunda yaptığı konuşmada ekonomideki gelişmeleri ve TEKEL işçilerinin eylemini değerlendirdi.
Sanayi üretiminde beklenen atılımın çıkmadığını ifade eden Baykal, kaygı verici noktaya gelen işsizliğin artarak devam ettiğini söyledi.
Baykal, iktidarın izlediği ekonomi politikalarının, işsizliği ortadan kaldırmayı amaçlayan bir politika olmadığını savundu, Türkiye’nin en temel konusunun işsizlik olduğunu, işsizliğin giderek artmasının altında, tarımın çökertilmesinin yattığını söyledi.
Baykal, işsizlikle mücadele için yapılması gerekenlerden birinin GAP’ın bitirilmesi olduğunu ifade ederek, “Siyasal değişimin gerçekleşmesine yakın bir süre kala, siyasi değişim öncesi, ne söylediğimizi bilerek söylüyorum, GAP’ı hızlandırmayacağız, bitireceğiz” dedi.
Deniz Baykal, iktidarları dönenimde, üniversiteye giriş sınavlarını, ÖSS’leri kaldıracaklarını ifade etti. Doğu ve Güneydoğu’da kurulan fabrikaların, “zarar ediyor” denilerek kapatıldığını ileri süren Baykal, zarar etse de bu fabrikaların çalıştırılması gerektiğini savundu.
CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın, TEKEL işçileriyle ilgili konuşurken de “peşkeş çekmedik” derken de gerçeği yansıtmadığını savunarak, “TEKEL işçisine 4-C dışında işine devam etme imkanını çok görüyorsun, ‘yetim hakkı’ diye bize boş edebiyat taslıyorsun, ondan sonra TEKEL işçisinin de alnının teriyle kazanılmış tesisi, bir yandaşına, tanıdığına tahsis ediyorsun” dedi.
“Önce sen yeme yetim hakkını”
TEKEL işçilerinin eylemine de yer verdiği konuşmasında Baykal, kişilerin hak mücadelesi verme şansının olabileceğinin gösterildiğini, korkunun da buradan kaynaklandığını ileri sürerek, “(Aman ha burada bastıralım, yol olmasın) anlayışı içine girmişlerdir. Demokraside yol budur, hak mücadelesidir. ‘Sen benim işyerimi satıyorsun, satarken beni yok sayıyorsun, fabrikanın taşı, duvarı gibi bakıyorsun, fabrikayı satarken, beni de satabileceğini zannediyorsun, hala Ortaçağ’daki serf anlayışı senin kafanda, çalışanıyla bunu satarım diyorsun.’ ‘Yetim hakkını yedirmem’ diyorsan, önce sen kendin yeme o yetim hakkını” dedi.
CHP lideri, “Bugünkü insanlar yetim hakkını yeme alışkanlığı olan insanlar değil, kendisi yetim, mağdur, mazlum. Onların sırtından kahramanlık yapmaya çalışıyor. Sözlerinin aslı, astarı yok. En son, ‘Kimseye TEKEL’de ne menkul ne gayrimenkul peşkeş çekilen bir şey yoktur’ diyor Başbakan. Başbakanlık Denetleme Kurulunun raporlarını oku, o raporlarda bütün bu özelleştirmenin, satışın, nasıl bir peşkeş olduğu, 100 tane örneğiyle yazılı. Yanlışları teker teker, devletin denetim kurumları, senin iktidarında koymuş. Sen iktidarı bir kaybedersen, orada birileri yanlış aramaya kalkarsa, bakalım onlar neler bulur, neler çıkarır. Peşkeş çekilen bir şey yokmuş, duy da inanma” diye konuştu.
TEKEL Genel Müdürlüğü binasının tahsisi
Baykal, İstanbul Unkapanı üzerinde 5 katlı, Galata’yı, Marmara’yı gören, son derece değerli TEKEL Genel Müdürlüğü binasının, TEKEL’den alınarak, Maliye Bakanlığı Milli Emlak Genel Müdürlüğüne devredildiğini kaydetti.
Bu devir kararını Özelleştirme Yüksek Kurulunun aldığına işaret eden Baykal, kurul üyelerinin ise Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım, Devlet Bakanı Cevdet Yılmaz olduğunu söyledi.
Baykal, “TEKEL işçisine sen işçi statüsünde, 4-C uygulaması dışında, yıllardır çalıştığı çerçevede işine devam etme imkanını çok görüyorsun, ‘yetim hakkı’ diye bize boş edebiyat taslıyorsun, ondan sonra çıkıyorsun, bu milletin, TEKEL işçisinin de alnının teriyle kazanılmış olan tesisi, bir yandaşına, tanıdığına tahsis ediyorsun. Nedir peşkeş, bundan daha ala peşkeş var mı. Kullanmadığı bir tehdit var, önümüzdeki günlerde bir de onu kullansın, işçilere, ‘sizi buradan alırım, Silivri’ye Ergenekon mahkemesine taşırım’ desin. Tek başvurulmamış tehdit budur. Önümüzdeki dönemde, belki TEKEL işçilerini Ergenekon, Silivri korkutur” diye konuştu.
Hatip Dicle’nin iddiaları
Baykal, Hatip Dicle’nin terör örgütü PKK üyelerinin Habur’da teslim olmalarına ilişkin iddialarını değerlendirdi.
Dicle’nin iddialarını mahkemedeki ifadesinde ortaya koyduğunu söyleyen Baykal, kürsüden bu ifade metnindeki bazı bölümleri okudu.
Dicle’nin ifadesinde, İçişleri Bakanı Beşir Atalay’ın teslim olan terör örgütü üyelerinin tutuklanmamalarına ilişkin olarak “Hakim ve savcılar ayarlandı. Geldikleri gibi geçecekler” sözlerini kullandığının yer aldığını belirten Baykal, “Bu tanıklık ortaya koyuyor ki bütün Türkiye’yi ayağa kaldıran o Habur girişinin arkasında gelenlere verilmiş bir teminat vardır. Gelenler oraya ‘geliyoruz, acaba bizi tutuklayarak cezaevine atarlar mı?’ kaygısı içinde gelmemişlerdir, güvenle gelmişlerdir” diye konuştu.
Habur’da teslim olanların bir tereddüt, kaygı içinde olmadıklarının, aksine sevinç içinde bulunduklarının görüldüğünü anlatan Baykal, “Başbakan bugün cevap veriyormuş, ‘Silivri’de de mahkeme var’. Evet, mahkeme kuruldu orada. ‘Öcalan İmralı’da yargılandı’. Evet İmralı’da yargılandı. Burada ne oldu? Tahliye edildi bitti. Yargılama nerede? Tahliyeye gittiler, tahliyeye… Yargılamaya değil. Tahliyeye hakim, savcı gönderdin sen, yargılamaya değil. Çok açık, çok net. Şimdi anlıyoruz ki o gelişten önce İçişleri Bakanı kendi Bakanlığında değil, gizlice Atatürk Orman Çiftliği’nde Tarım Bakanlığı’na ait bir çalışma yerinde gizlici buluştu. Kiminle buluştu? DTP’nin Genel Başkanıyla. Gizli bir buluşma. İçişleri Bakanı, Tarım Bakanlığına ait bir gizli yerde buluşuyor. Bu sonradan ortaya çıkıyor. ‘Ne yaptınız, neyin pazarlığını yaptınız?’ diye o zaman soruldu. İnandırıcı bir cevap veremediler. O zaman da kem küm… Olayı geçiştirmeye çalıştılar. Şimdi anlıyoruz onlar konuşulmuş. Buraya gelenler bu güvenle geldiler” ifadelerini kullandı.
Ergenekon
İçişleri Bakanı Atalay’ın olayın taraflarının sözlerine değil de bir sanığın ifadesine inanılmasını eleştirdiğini kaydeden Baykal, “Hatip Dicle böyle söylüyor, ona inanılmaz demeye getiriyorlar. Bunu söyleyenlere hatırlatmak isteriz ki sizin Ergenekon davanızın temelindeki Danıştay cinayetiyle ilgili davanın bütün dayanaklarını ortaya koyan kişi meşhur Osman Yıldırım bütün Ergenekon ve Danıştay davasının ana dayanak noktasıdır” dedi.
Baykal, bu kişinin hakkında geçmişte çeşitli mahkemelerce verilen cezaları okudu. Baykal, günün birinde belki bir savcı ya da hakimin de “Ne acı günler yaşadık. Bize ne baskılar yaptılar. Bizi Habur’a sürdüler. Oralarda ne kararlar aldılar. Vicdanım bunu kabul etmiyor” diyerek anılarını yazabileceğini ifade ederek, “Bu işler böyle. Gerçekler ebediyen saklı tutulamaz. Bir yerden çıkar. Bu işin doğrusu; evet maalesef bu iş olmuştur. ‘Ben öyle demedim…’ Vallahi dedin mi demedin mi bilmiyorum ama yaptığın ortada. Ayarlanmadan bu iş olmaz. Ayarlanmadan o mahkemeler oraya gitmez. Ayarlandı. Ayarlandığı da işin içindeki birisi tarafından ifade edildi. Şimdi biz bunu tekrar milletin önüne koyacağız ve İçişleri Bakanı’nı hesap vermeye çağıracağız” diye konuştu.
Gensoru tartışması
Baykal, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın, CHP’nin konuya ilişkin vereceği gensoru için “bir şey olmayacağını biliyorlar yine de veriyorlar” ifadesini kullandığını söyleyerek, “Orada oy verecek olanlar senin emir kulunsa, senin kapı kulunsa, senin talimatınla oy vereceklerse o bizim ayıbımız değil. Biz, tarihe karşı görevimizi yapıyoruz. Yarın çıkarlar derler ki ‘Türkiye’de bu kadar maskaralık yapılırken, hukukun ırzına geçilirken siz ana muhalefet olarak ne yaptınız?’ Sorumluluğumuzun gereğini yapıyoruz. Zulme engel olamazsan hiç olmazsa zulüm karşısında tepki göster, boyun eğme. Biz, yapabileceğimizi yapıyoruz. ‘Burada yanlışlık var, haksızlık var’ diyoruz. Ve bunun böyle olduğu da çok açıktır. Hiçbir vicdani tereddütümüz yoktur, çok net biliyoruz ki bu ayarlanarak yapılmıştır” dedi.
Baykal, “Şimdi yalan söyleyerek, korkarak, gerçekleri saklayarak bu işi örtbas etmeye çalışanlar olabilir ama bu onların ayıbını daha da artırır. Çıkıp yüreklice ‘ne yapalım memleketin menfaati bunu gerektiriyordu, yaptık’ diyebiliyorlar mı? Diyemiyorlar. Bir defa memleketin menfaatine değil. Ayrıca yaptık diyecek babayiğit… Orada o babayiğit yok” diye konuştu.
Bu “ayarlamanın” kapsamının ve içinde kimlerin olduğunun sorgulanması gerektiğini de savunan Baykal, böyle bir iddianın başka nelerin ayarlanmış olduğu sorusunu akla getirdiğini söyledi.
İktidarın önce yandaş bürokrasi, ardından da yandaş medya yarattığını öne süren Baykal, gelinen noktada ise yandaş yargı oluşturma çabası içinde olduğunu iddia etti.
Esas projenin yandaş yargının bütün ülkeye yerleştirilmesi olduğunu öne süren Baykal, “Bu tablo artık net bir şekilde ortaya çıkmıştır. Gerektiği zaman Habur’da diyecek ki ‘tahliye et kardeşim teröristi.’ Sonra Ergenekon’da diyecek ki ‘vatanseveri de mahkum et.’ Orada tahliye, burada da mahkum et. Bunu diyecektir. Bu önümüzdeki manzaradır. Buna karşı hep beraber gerekli mücadeleyi veriyoruz” ifadelerini kullandı.
Cumhurbaşkanının görev süresi
Görev süresini tartışmaya açacak bir durumun bulunmadığını ifade eden Baykal, durumun açık ve net olduğunu, Anayasa’nın bu konuyu düzenlediğini, buna göre de cumhurbaşkanının görev süresinin 5 yıl olduğunu kaydetti.
Anayasa’nın bütün maddeleriyle yürürlükte olduğunu belirten Baykal, kamu hukukunda müktesep hak anlayışının da söz konusu olamayacağını savundu.
“Çok açıktır, çok nettir. Bu hukukun gereğidir. Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı ne zaman seçilmiş olursa olsun bir pazarlıkla kimse bir yere gelmiş değildir, Anayasa ile kimse pazarlık yapmamıştır, Anayasa’nın kimseye verilmiş özel bir imtiyazı yoktur, cumhurbaşkanı bu Anayasa göre o süre içinde görev yapar o da 5 yıldır” diyen Baykal, “Birileri uzatmak istiyor ya uzatmanın gereklerini de göze alamıyorlar, uzatmanın gereği Anayasa değişikliğidir” dedi.
“Başbakan’ın hakaretlerine değer vermiyorum”
İktidarın halktan oy isterken sergilediği manevi değerlerden giderek uzaklaştığını, bir çöküntü içine girdiğini iddia eden Baykal, “7 yıl sonra geldiğimiz noktada AKP sadece gömleğini değiştirmemiştir, ahlakını da değiştirmiştir” dedi.
Bunun millet tarafından da anlaşıldığını belirten Baykal, işin devlet imkanlarını kullanarak istismara dayandığını söyledi. Baykal, “Geçenlerde bir vali mahkum oldu. Aslında vali mi mahkum oldu, Başbakan mı mahkum oldu? O vali o işi niye öyle yaptı, kim yaptırdı onu? Valiyi mahkum ediyorsunuz, valiye bu talimatı veren adam ne olacak? Ona sonra bakarsınız? diyor” şeklinde konuştu.
Başbakan Erdoğan’ın moralini bozanın “seçim anketleri, gelecek kaygısı ve hesap sorulması endişesi olduğunu” savunan Baykal, “Başbakan’ın hakaretlerine bile artık değer vermiyorum. Başbakanın kendisi acınacak bir noktadadır. Başbakan sıkıştıkça, yanlışları ortaya çıktıkça, foyası döküldükçe, gerçek görüldükçe bizlerle kavga açarak, bizlere hakaret ederek, bizlere suçlama yaparak gerçekleri örtbas etme çabasına kesinlikle fırsat vermeyeceğiz. Bildiklerimizi söylemeye, Başbakan’ın yaptığı yanlışları anlatmaya devam edeceğiz. Günü geldiği zamanda Başbakan’dan bunların hesabını sonuna kadar soracağız” dedi.
CNN TÜRK












Bu konu hakkındaki yorumunuz