KOAH hayat kalitesini pek çok diğer kronik hastalığa göre çok daha fazla bozan bir hastalıktır. Ömür boyu süren, devamlı ilaç, oksijen veya yardımcı solunum aletleri kullanmayı ve bazı hastaların yılda birkaç kere hastaneye hatta yoğun bakıma yatırılmasını gerektirebilen, hayat kalitesini ciddi şekilde bozan KOAH’ ın ruhsal hastalıklara yol açması kaçınılmazdır.
Birçok KOAH’ lıda özelikle atak dönemlerinde geçici ruhsal sıkıntılar olabilir, ancak bunlar herhangi spesifik bir tedaviye gerek kalmadan hastanın solunum şikayetleri azaldıkça kendiliğinden düzelir.
Stabil ama fizyolojik rezervleri sınırda olan ağır KOAH’ lılarda küçük bir egzersiz aşırı nefes darlığı ile ilgili olan panik atakları başlatabilir. Bu durum da panik hastalıkları ile karıştırılmamalıdır.
KOAH tedavisinde kullanılan beta-agonist sınıfı nefes açıcı ilaçlar ve yüksek miktarda kortizonun panik atak ve anksiyeteye sebep olabileceği de hatırda olmalıdır.
Anksiyete ve depresyon KOAH’ lıların hayat kalitesini ciddi şekilde etkileyen ruhsal hastalıklardır, ancak klinik pratikte çoğu zaman hastaların psikolojik şikayetleri üzerinde fazla durulmaz ve tedavi de edilmez.
Oysa depresyonun KOAH atakları için bir risk faktörü olduğu ve akut atakla hastaneye başvuran KOAH’ lılarda mortaliteyi belirleyen en önemli etkenin depresyon olduğunu gösteren pek çok araştırma vardır. Bu yüzden KOAH’ ta depresyon ve anksiyetenin tanısı ve uygun şekilde tedavisine gereklidir.
RUHSAL ÇÖKKÜNLÜK
KOAH’ lılarda depresyon görülme sıklığı ne kadardır?
Kısaca ruhsal çökkünlük hali olarak tanımlanabilen depresyon, günümüzde özellikle gelişmiş ülkelerde zaten çok sık rastlanan bir hastalıktır. Depresyonun kalp yetersizliği, diyabet, böbrek hastalıkları, felç, hipertansiyonÖ gibi kronik rahatsızlıklarla çok sık birlikte görüldüğü de bilinir.
KOAH’ lıların tümünde depresyon olduğunu ileri sürenler veya depresyona kanser dahil tüm kronik hastalıklar içinde en çok KOAH’ lılarda rastlandığını ileri sürenler olmakla beraber, her iki hastalığın birlikteliği ile ilgili olarak %10 ile 42 arasında değişen oranlar bildirilmektedir. Bu farklı oranların bir taraftan depresyon tanı kriterlerindeki ve bir taraftan da KOAH ağırlığındaki farklılıklardan kaynaklanması muhtemeldir.
Mesela, KOAH ağırlaştıkça depresyon oranları da artmaktadır. Ağır KOAH’ lıların değerlendirilmeye alındığı araştırmalarda depresyon oranlarının %37-71 arasında olduğu belirlenmiştir. Depresyona kadınlarda ve sürekli oksijen kullanmak zorunda olan hastalarda yüksek oranlarda rastlanır.
BELİRTİLERDEN BEŞİ BULUNMALI
Depresyon teşhisi nasıl konur?
Depresyon teşhisinde ana belirtiler ve minör belirtilerden faydalanılır. Ana belirtiler çökkün duygudurum yani hayattan eskisi kadar zevk ve tat alamamak ve ilgi kaybı yani bir şeye karşı istek duymamak, içinden bir şey gelmemektir.
Minör belirtiler ise kilo alma veya kaybetme şeklinde kilo değişiklikleri, uyku azlığı veya fazlalığı şeklinde uyku bozuklukları, iştahsızlık veya aşırı iştah artışı, bitkinlik ve enerji kaybı, uyuduğu halde dinlenememe, unutkanlık, dikkat azalması, konsantre olamama, cinsel zevk ve istekte azalma, huzursuzluk, sinirlilik, gerginlik, ağlama, değersizlik-suçluluk hisleri, yoğunlaşma zorluğu-kararsızlık, tekrarlayan ölüm düşünceleri olarak sıralanabilir.
Teşhis için bir hastada bu belirtilerden beşinin bulunması ve bunlardan en az birinin ana belirtilerden biri olması, en az iki hafta süreyle devam etmesi ve kişinin işlevselliğinde bozulmaya yol açması gerekir.
Depresyon KOAH’ lılarda neden bu kadar sıktır?
Depresyon ve KOAH ilişkisi bir bakıma ‘tavuk mu yumurtadan çıktı, yumurta mı tavuktan’ esprisinden farklı değildir. Bir görüşe göre depresyona eğilimi olanlar erken yaşta sigaraya başlamakta, bir süre sonra bağımlı olmakta ve çok sigara içtikleri için de ileriki senelerde KOAH’ a yakalanmaktadır. KOAH’ la ilgili sıkıntılar da depresyonu artırmakta ve hastayı daha çok sigara içmeye zorlamaktadır.
Depresyonun doğrudan sigara tiryakiliği ile alakalı olabileceği de ileri sürülmektedir, çünkü depresyon genel olarak sigara içenlerde içmeyenlere göre daha sık görülmektedir.
MR ile yapılan bazı araştırmalarda depresyonu olanlar ile nikotin bağımlısı olanların beyinlerinde benzer değişiklikler olduğu belirlenerek depresyonun doğrudan nikotine bağlantılı olduğu iddia edilmiştir.
Bir başka görüşe göre KOAH’ ın ömür boyu süren bir hastalık olması, hastanın hayat kalitesini düşürmesi, sık geçirilen ataklar ve hastane tedavileri depresyon oluşumunu kolaylaştırmaktadır. Depresyon nefes darlığı ve kanda oksijen düşüklüğü yani ‘hipoksi’ ile de ilişkilendirilmeye çalışılmaktadır.
Kaynak : Prof. Dr. Ahmet Rasim Küçükusta – Güneş












Bu konu hakkındaki yorumunuz