Başbakan'dan AP sitemi: 'Gözü kör mü?'

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Avrupa Birliği büyükelçilerine verdiği öğle yemeğinde sert mesajlar verdi. “Türkiye’nin Avrupalılığını da, üyeliğini de tartışmanın zamanı çoktan geçti” diyen Başbakan, Avrupa Parlamentosu’nun Kıbrıs tavrını da eleştirdi, “AP’nin gözü kör mü” diye sitem etti.

Erdoğan, Başbakanlık Konutu’nda AB ülkelerinin büyükelçileriyle öğle yemeğinde bir araya geldi.

Yemekte yaptığı konuşmada Kıbrıs’ta devam eden kapsamlı çözüm müzakerelerine de değinen Başbakan Erdoğan, “Kıbrıs Türk tarafının yönetim ve güç paylaşımı başlığı altında 4 Ocak tarihli önerisi müzakere sürecinde gerçek bir atılım şansı sunmuş, Kıbrıs Türk tarafı bu yönde büyük bir esneklik göstermiştir. Biz de Türkiye olarak paketin sunulmasında kendilerini teşvik ettik. Kuşkusuz bu açılımın kıymetinin bilinmesi ve çözüm yönünde bu fırsatın değerlendirilmesi gerekiyor. Böylece yönetim ve yetki paylaşımı başlığı kapatılabilecek, görüşmelere ivme kazandırılarak diğer alanlarda ilerleme sağlanacak, neredeyse iki yıldır devam eden müzakere sürecinde sonuca ulaşmak mümkün olabilecektir” diye konuştu.

“Müzakerelerin ebediyen devam edemeyeceği açık”

Başbakan Erdoğan, “Bugüne kadar Kıbrıs Rum tarafının uzlaşıyı geciktiren tavrını ısrarla koruduğunu burada da dikkatinize getirmek isterim. Müzakerelerin ebediyen devam edemeyeceği açıktır. Adada statükonun mağduru çözüm iradesini kanıtlamış olan Kıbrıs Türk tarafıdır. Ve buna daha fazla izin verilmemelidir. Önümüzdeki kısa dönem, sürecin akıbeti açısından hayati önem arz ediyor. Kıbrıs Rum tarafının çözüm yolunda gerekli iradeyi göstermeye teşvik edilmesi hususunda Avrupa Birliği üyesi ülkelerin özel sorumluluğu olduğuna inanıyoruz” diye konuştu.

“Atina ziyaretim olacak”

Yunanistan Başbakanı Yorgo Papandreu’ya 30 Ekim 2009 tarihinde bir mektup yazdığını ve 25 Ocak 2010 tarihinde de bu mektuba yanıt geldiğini anımsatan Başbakan Erdoğan, “Biz hükümet olarak iki ülke arasında önemli bir işbirliği ve ortak anlayış zemini bulunduğunu müşahede ediyor, Türk-Yunan ilişkilerini yeni ve yapıcı bir zeminde geliştirmek yönünde kararlılığımızı muhafaza ediyoruz. Önümüzdeki dönemde gerçekleştirilecek üst düzey ziyaretlerin -ki kısa bir zaman içinde Atina ziyaretim olacaktır- Türk-Yunan ilişkilerinin yeni bir döneme girmesi ve bir çok alanda Türk-Yunan ortak inisiyatiflerinin geliştirilmesine vesile teşkil edeceğini ümit ediyorum” diye konuştu.

Konuşmasında Avrupa Parlamentosu Raporu’na da değinen Erdoğan, “Burada bir gerçeği özellikle vurgulamak istiyorum, Avrupa Parlamentosu raporu üzerinde durmak durumundayım. Bu raporda esas itibarıyla tek taraflı, gerçeklerle bağdaşmayan ve tarafımızdan kabulü mümkün olmayan unsurlara yer verildiği ve katılım sürecine olumsuz tesir edebilecek bir üslubun burada benimsendiği görülmektedir. Raporda Türkiye’den beklenenler sıralanırken Avrupa Birliğinin Türkiye’ye karşı yerine getirmediği taahhütlere değinilmemiş olması ayrıca düşündürücüdür” dedi.

“Raporda Kıbrıs’ta devam eden kapsamlı müzakereler ve Kıbrıs Türk tarafının yapıcı, çözüme dönük gayretleri adeta hiçe sayılmış ve Kıbrıs sorununun ortaya çıkmasında sorumluluğu olanlarla ilgili gerçekler maalesef görmezden gelinmiştir” diyen Erdoğan, “Bunu bizzat yaşayan birisi olarak söylüyorum. Ve bu müzakerelerde kaçan taraf her zaman Güney Kıbrıs Rum yönetimi olmuştur. Ve maalesef garantör ülke olarak Yunanistan olmuştur. Ve bunu Burgenstock’da bizzat yaşadım. Ve Annan Planı’nın o ifadesi çok açıktır, ‘bunu erteleyelim’ diyen Yunanistan ve Güney Kıbrıs olmuştur. Ve o toplantıda Papadopulos ve Karamanlis, onlar masadan çekilirken biz söz verdik ‘hayır burada bugün bu işin bitmesi lazım’ demişizdir. İmzayı atmışızdır ve bir hafta sonra referandum yapılmıştır” diye konuştu.

Başbakan Erdoğan, “Her zaman söylüyoruz, yine söyleyeceğiz, ne olmuştur referandumda? Kuzey Kıbrıs’ta Annan Planı’na yüzde 65 ‘evet’ çıkarken Güney Kıbrıs’ta yüzde 75 ‘hayır’ çıkmıştır. Nasıl oluyor da hala burada Türkiye ve Kıbrıslı Türkler suçlu hale getiriliyor. Bu Avrupa Parlamentosu’nun gözü kör müdür Allah aşkına? Bunu söylemeyeceğiz de neyi söyleyeceğiz? Biraz gözlerini açsınlar. Kulaklarını doğruya, hakikate açsınlar. Ve bu dilleri doğruyu, gerçekleri konuşsun” ifadelerini kullandı.

“Eğer bu adaleti bunlar görmezden gelirlerse bu adalet bir gün onlara da muhakkak lazım olacak. Bugün bunu burada dile getirmemeyi kendime hakaret, saygısızlık olarak görüyorum” diyen Erdoğan, “Onun için sizlerin huzurunda bunu söylemek durumundayım. Her türlü adalet duygusundan uzak olan bu yaklaşım, en hafif tabiriyle büyük bir hayal kırıklığı yaratmıştır. Avrupa Parlamentosunun işlevinin, Kıbrıs Rum tarafının sözcüsü gibi davranmak ve tüm mesnetsiz iddia ve taleplerini karşılamak olmaması gerekir. Avrupa Parlamentosunun yeni yasama dönemindeki Türkiye ile ilgili bu ilk sınavında iç politika saiklerine rehin düştüğünü görmekten üzüntü duyuyoruz” şeklinde konuştu.

“AB yolunda ilerleyeceğiz”

Avrupa Parlamentosu tarafından yayıMlanan belge ve raporların Türkiye açısından anlam taşımasının ancak yapıcı ve tarafsız bir tutum benimsenmesi halinde mümkün olacağını vurgulayan Başbakan Erdoğan, “Türkiye bazı çevrelerin menfi tavrına ve tüm engelleme çabalarına rağmen kazanılmış haklarına sahip çıkmaya ve Avrupa Birliğine üyelik hedefi doğrultusunda kararlılıkla ilerlemeye devam edecektir” dedi.

25 Ocak’ta AK Parti Antalya Milletvekili Mevlüt Çavuşoğlu’nun Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi Başkanlığı’na seçildiğini anımsatan Erdoğan, “başkanlığı ilk kez Viyana’nın doğusuna taşıyarak, Türkiye’nin Avrupalılığını tartışanları bir kez daha hayal kırıklığına uğrattığını” söyledi.

Başbakan, “Türkiye’nin, Batılı vizyonu bu kadar güçlü bir zemine sahipken buna rağmen halen ayrıcalıklı ortaklık gibi maçın ortasında oyunun kurallarını değiştirmeye ve süreci sulandırmaya yönelik tekliflerin ortaya atılıyor olması, büyük bir samimiyetsizlik örneğidir. Nitekim, AB’nin genişlemeden sorumlu eski komiserlerinden Verhaugen geçtiğimiz günlerde, bu teklifleri son derece isabetli bir yaklaşımla (sahte bir ambalaj) olarak nitelendirmiştir. Türkiye olarak, AB’ye tam üyelik yolunda, artık sorgulanmaması, hatta bizim dahi tekrarlamaya lüzum görmediğimiz bir husustur” diye konuştu.

Demokratikleşme, kalkınma ve dış politikaya ilişkin olarak cesur kararlar alma noktasında Türkiye’nin şimdiden AB üyesi birçok ülkeden daha ileri seviyede olduğunu rahatlıkla söyleyebileceğini belirten Erdoğan, “Özellikle temel hak ve özgürlük noktasında bazı Avrupa ülkelerinde yürütülen tartışmalar, bununla birlikte aşırı sağ ve ırkçı eylemler son derece dikkat çekicidir ve aynı oranda da kaygı vericidir” ifadelerini kullandı.

AB’nin küresel ölçekte daha barışçıl, istikrarlı, uyumlu ve refah üreten bir ortamın sağlanmasında üstleneceği role büyük önem atfettiklerini söyleyen Başbakan, “Ancak üzülerek ifade etmeliyim ki AB’nin bu tartışmalar çerçevesinde bir içe kapanma eğilimi göstermesi ve verilen sözlerin, atılan imzaları tekrar tartışmaya açması, kamuoylarımız açısından son derece motivasyon kırıcı bir maliyet taşıyor” dedi.

Başbakan, “Türkiye’nin AB ile üyelik müzakerelerine başlatan kararın altında bütün AB ülkelerinin imzaları bulunuyor. Buna rağmen halen Türkiye’nin AB üyeliğinin, bu bağlamda Türkiye’nin Avrupalılığının tartışılıyor olması, ne hakkaniyetle ne ahde vefa ile ne de tarihi gerçeklerle bağdaşıyor. Türkiye, hükümetimizin 7 yıldan bu yana attığı kararlı adımlar sonucunda bugün hiç olmadığı kadar Avrupa ile bütünleşmiştir. AB üyeliğine her zamankinden daha yakın bir noktaya gelmiştir” diye konuştu.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye’nin birçok meselesinin, oluşturulmuş ve yapay korkular nedeniyle gündeme dahi getirilemediğini kaydederek, “Her türlü iyiliğe, her türlü girişime, ‘bölünürüz, parçalanırız, kimliğimizi kaybederiz’ gibi tamamen asılsız korkularla yaklaşanların haklı olmadıkları, korkuların ve kaygıların tamamen boş olduğu bu süreçte ortaya çıkmıştır” dedi.

Medyaya eleştiri

Her geçen gün “sivil siyasetin, demokrasinin alanının genişlediğini, demokratik normların kökleştiğini” belirten Erdoğan, “Hukuk dışı yapılanmalarla mücadelemiz aynı şekilde devam ediyor. Milli birlik ve kardeşlik projesi olarak ifade ettiğimizi, Türkiye’de terör meselesinin, azınlıkların, inanç guruplarının, etnik unsurların sorunlarını ve ekonomik sorunların minimize edilmesine yönelik demokratik açılım sürecini kararlılıkla sürdürüyoruz” dedi.

Erdoğan, “Bu noktada, bir hususu bir kez daha sizlerle paylaşmakta fayda görüyorum: Türkiye’de basın özgürlüğü konusundaki tartışmaların ne yazık ki Avrupa’ya çok farklı şekilde aksettirildiğine şahit oluyoruz. Demek ki Türkiye’deki bir kısım medyanın ciddi lobi faaliyetleri sebebiyle böyle bir gelişme söz konusu” dedi.

Başbakan, “Ülkemizinde medya kuruluşlarının yayınladıkların haberler, analizler, yorumlar, derinlemesine incelendiğinde 7 yıl öncesine göre gelinen seviyenin, kıyas kabul edilmeyecek derecede olduğu rahatlıkla görülecektir. Ancak şunu da kabullenmek gerekir; basının, Başbakan’ı eleştirmek hakkı olduğu kadar, Başbakan’ın da basını eleştirme hakkı vardır. Eleştiri, eleştiri sınırlarını aşıp hakarete dönüştüğünde yaptığımız sadece hukuka başvurmak ve hukuk yoluyla hak aramaktır. Yoksa bunu da mı yapmayalım? Bu hakaretler, benim edep, haya sınırlarımı da aşar. Bunu da söyleyeyim…” diye konuştu.

“Bir kısım yargı kararlarının basın özgürlüğüne müdahale olarak yansıtılmasını da ben son derece yanlış ve yönlendirici buluyorum” diyen Erdoğan, “Türkiye hakkındaki raporların da bu manada yeterince araştırma yapılmadan hazırlandığını görüyorum. Yine yazılı ve görsel medyanın, bu tür yazılar sebebiyle değil de eğer farklı konularda, örneğin Maliye’yi ilgilendiren konularda rutin olarak çalışmalar yapılan, vergi incelemelerinden doğan neticelerde meydana gelmiş bazı konular eğer kalkıp ‘basın özgürlüğüne müdahale’ diye yansıtılırsa ve AB mensubu ülkeler bunu bu şekilde değerlendirirse, bu bizi ayrıca üzer… O zaman AB kendi ilkeleriyle, özellikle bir defa orada çatışır ki, bu AB müktesebatına ters bir görünümdür. Bunu da hatırlatmayı kendim için görev telakki ediyorum” ifadelerini kullandı.

Büyükelçilere, “Demokratikleşme adımlarımızı, diğer tüm engellerle birlikte ne tür bir muhalefet yaklaşımına maruz kaldığını da eminim sizler de takip ediyorsunuz” diye seslenen Başbakan Erdoğan, “Ne yazık ki gerçekçi bir dış politika vizyonu olmayan, hatta dış politikası olmayan bir siyaset tarzına karşı 7 yıldır bu reformları gerçekleştiriyoruz” dedi.

Erdoğan, “7 yılda girdiğimiz 4 seçim ve 1 referandum bunun en bariz ispatı olmuştur. Aynı şekilde kamuoyu yoklamalarıyla da toplumun nabzını her an tutuyor ve politikalarımızı toplumun beklentileri noktasında şekillendiriyoruz” şeklinde konuştu.

Mevlana mesajları…

Erdoğan, esasen Avrupa ülkelerini, evrensel değerler altında bir araya getiren Avrupa Birliği felsefesinin, Mevlana’nın evrensel mesajlarıyla örtüştüğünün de bir gerçek olduğunu dile getirdi.

Başbakan Erdoğan, “Nüfusunun çoğunluğu Müslüman demokratik, laik, sosyal bir hukuk devleti olma özelliği ile Türkiye, geniş bir coğrafyada barış ve adalet mesajlarını güçlü şekilde ifade ediyor, bu mesajlar da karşılığını buluyor. AB’nin genişleme yorgunluğundan ziyade, yeni genişleme dalgalarını konuşması, bunları tartışması daha anlamlı bir yaklaşım olacaktır. Zira ben genişlemenin bir yorgunluk değil, bir güçlenme unsuru olduğunu düşünüyorum” dedi.

CNN TÜRK

Bu konu hakkındaki yorumunuz

  

  

  

Diğer sounçlar..

Generic selectors
Exact matches only
Search in title
Search in content
Post Type Selectors
Filter by Categories
BİLİM VE TEKNOLOJİ
DÜNYA
DW HABER
EKONOMİ
GÜNDEM
KÖŞE YAZILARI
KÜLTÜR & SANAT
MEDYA & MAGAZİN
SAĞLIK
SPOR
YOUTUBE