"Ergenekon"da Adil Serdar Saçan’a tahliye

İkinci “Ergenekon” davasının tutuklu sanıklarından İstanbul Organize Suçlarla Mücadele Şubesi eski Müdürü Adil Serdar Saçan tahliye edildi. Saçan, çapraz sorgusu sırasında JİTEM ile ilgili açıklamalarda da bulundu.

İkinci Ergenekon davasında 31. duruşma tamamlandı.

Mahkeme heyeti tutuklu sanıklardan İstanbul Organize Suçlarla Mücadele Şube eski Müdürü Adil Serdar Saçan’ın tahliyesine karar verdi. Mahkeme 2008 yılı Eylül ayından beri tutuklu bulunan Saçan’ın tahliye gerekçesi olarak ise ‘Dosya kapsamı, delil durumu, suç vasfının değişme ihtimali ve tutuklu kaldığı süreyi dikkate alarak’ tahliye kararını verdi.

Saçan silahlı terör örgütüne üye olmak, yasak, gizli bilgileri açıklamak suçlarından tutuklu bulunuyordu.

MAHKEMEDEN

İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nce Silivri Ceza İnfaz Kurumları Yerleşkesi’nde görülen davada, Saçan, çapraz sorgusuna devam edilmeden önce söyleyeceklerinin olduğunu ifade ederek, Mahkeme Heyeti Başkanı Köksal Şengün’den söz istedi.

Saçan, bir önceki duruşmada söylediklerinin bazı basın organlarınca yanlış ifade edildiğini belirterek, “2001 yılında Tuncay Güney ve grubu alındığı zaman, izin Ergenekon Terör Örgütü diye alınmadı. Tuncay Güney, Veli Küçük’ün mutemedi olduğunu söylediği için ‘organize suç örgütü’ olarak değerlendirdik. O tarihte böyle bir örgüt de yok. 2007 yılında Ergenekon adını duyduk. İzni, organize suç örgütleriyle ilgili aldık. Almış olduğumuz izin, Veli Küçük ve yapılanmasıyla ilgiliydi” dedi.

“Ergenekon Terör Örgütünün varlığına o tarihte vakıf olup da soruşturmayı kapatmışız diye bir şey yok” diyen Saçan, “Biz Veli Küçük’ün bağlantılarını bulamıyoruz diyoruz. Biz, delillere göre, Savcılığın emrinde çalışan bir şubeyiz. Tuncay Güney ve Ümit Oğuztan, 2001’de bize geldiği zaman, bütün ev ve iş yerlerinin aramasını benim şubem yaptı. Bunların aramalarını yapmışız, ifadelerini kameraya almışız. Biz, organize suç örgütlerinin şemalarını çizerdik. Tuncay Güney’in anlatımlarına göre Veli Küçük temalı şema, Ergenekon diye değil, Veli Küçük ve grubu diye çizilmiştir. Biz bunu Savcılığa gönderdik. Savcılık gördü. Bir şey gizlediğimiz yok. Bu çizimlerin yapılmasının sebebi dosyaların Savcılığa götürülmesidir. Bütün çalışmalar yapılmış, Savcılığın önüne gitmiştir. Zaten, Devlet Güvenlik Mahkemesi (DGM) Cumhuriyet Başsavcısı Aykut Cengiz Engin, ‘Yapılacak tüm işlemler, ön çalışma ve gerektiğinde tahkikat icrası için DGM Cumhuriyet Savcısı Muzaffer Yalçın görevlendirilmiştir’ diyor. Bizim hiç kimseden bir şey gizlemiş olmamız söz konusu değildir” dedi.

“Peker-Küçük ilişkisinde suç unsuru yok”

Tuncay Güney’in ifadesinde bahsettiği bütün organize suç örgütleriyle ilgili çalışmaların şube tarafından daha önceden yapıldığını anlatan Saçan, Güney’in sokak ağzıyla konuştuğunu ve sadece Güney’in söylediği Sedat Peker-Veli Küçük ilişkisiyle ilgili suç unsuru bulamadıklarını belirtti.

Birçok eksikliğin üzerine kendisinin getirilip monte edildiğini söyleyen Saçan, “Ergenekon Terör Örgütü ile bu olayların bağlantısı yok. Savcı beye hiçbir şey sorulmuyor” dedi.

Daha sonra, Üye Hakim Hasan Hüseyin Özese’nin, “Tuncay Güney ve Ümit Oğuztan ile ilgili çözümler savcılığa götürüldü mü?” sorusuna Saçan, götürüldüğünü söyledi.

Özese’nin, “Adli büro amirliği Savcılıkla görüştükten sonra bu projeyle ilgili size ne söyledi?” sorusuna da Saçan, “Savcı Beye ‘Bir sonuç elde edemedik ne yapalım” diye soruyor. Savcı bey de ‘Madem öyle dokümanları gönderin, kapatma yazısı yazalım’ diyor. Savcı beyin haberi olmaması diye bir şey söz konusu değil” yanıtını verdi.

Saçan, hakim Özese’nin, “Sedat Peker ile Veli Küçük arasında ne tür bir ilişki vardı?” şeklindeki sorusuna da “O benim değil, Tuncay Güney’in iddiası. Bizim de duyumlarımız vardı, araştırdık bir şey bulamadık” dedi.

Özese’nin, “Veli Küçük-Sedat Peker ilişkisi bir duyum muydu? Yazılı mıydı? İstihbarat mıydı?” sorusuna Saçan, istihbaratların çeşitli şekillerde kendilerine geldiğini kaydederek, dedikodu üzerine çalışmadıklarını anlattı.

Hakim Özese’nin, “Evraklar şubede nasıl saklanırdı, herkes girebilir miydi?” şeklindeki sorusunu Saçan, “Arşiv vardı. Kapısı şifreliydi. Şifreyi sadece arşiv memuru biliyordu. Herkes girip çıkamazdı. Girenler deftere yazılırdı” diye yanıtladı.

Saçan, Özese’nin, “Şevki Duyu’ya neden Arif Doğan’la görüşme dediniz?” sorusuna da, “Arif Doğan’ın Jitemci olduğunu gazetelerden biliyordum. Susurluk sürecinden de biliyordum. Uzak durun demiştim” karşılığını verdi. Tutuklu sanık Başkent Üniversitesi Rektörü Mehmet Haberal’ı tanıyıp tanımadığının sorulması üzerine Saçan, Haberal’ı tanımadığını ve hiç görmediğini ifade etti. “Eski Özel Harekat Dairesi Başkanvekili İbrahim Şahin’i tanıyor musunuz?” sorusuna da Saçan, tanımadığını ve burada tanıştığını söyledi.

“Karşı devrim” sorusu

Saçan, Özese’nin, “Karşı devrim yapacak kimler, nasıl mücadele edilir?” sorusunu “Türkiye’de laiklik problemi olan bir parti var. Bunu Anayasa Mahkemesi de saptadı. Laiklikle problemi olmak demek karşı devrimdir” diye yanıtladı.

Daha sonra üye hakim Sedat Sami Haşıloğlu’nun, “Organize Şube Müdürlüğü ne zaman kuruldu? Çalışma ve tahkikat şekli nedir?” şeklindeki sorusu üzerine Adil Serdar Saçan, 29 Ağustos 1998’de kurulduğunu belirterek, “Mafyayla mücadele etmek için mafyayı bilmek gerekiyor. Türk kamuoyu sürekli terörle mücadele ettiği için, terörü tanıyor, ama mafyayla mücadeleyi bilmiyor. Kuzey Irak’ta fiili Kürt devleti kurulduktan sonra Türkiye’de uyuşturucu yakalama oranı düştü. Çünkü rota değişti. Dünyada uyuşturucunun tespit edilmiş dönüşümü 1 trilyon dolardır. Buna izin veren de gizli örgütlerdir. Çünkü gizli operasyonlar yapmak için kara paraya ihtiyaç vardır. Biz şubede, mafyanın sızmaması için tedbirler almıştık” dedi.

“Polisin en çok para yediği şey adam teslimidir” diyen Saçan, “Onun için ben, bizzat kendiniz yakalayın, teslim almayın demiştim. Şubenin içinde silahla ve telefonla dolaşmak yasaktı, ben de dahil. Şubenin her tarafında kamera vardı. İşkenceyi önlemek için 24 saatte bir rapor alma uygulaması benim dönemimde başladı. Buna rağmen işkenceci ilan edildim. Kadromu, teşkilatta dürüstlüğü ile öne çıkmış çocuklardan kurdum. 110 kişiyle İstanbul’un mafyasıyla uğraşıyorum. Koymuş olduğum tedbirler başarılı da olmuştur. 461 tane operasyon gerçekleştirdik. Boş çıkan bir tek operasyon vardır. İstanbul ile bağlantılı 56 ilde operasyon yaptık. Bizim tekniğimiz çok zayıftı. İstanbul’da en az 100 tane mafya lideri vardı. Onun için istihbaratta dinleme konusunda destek alıyorduk. Her yakaladığımız kişiyi kameraya çekiyorduk” dedi.

Saçan, Peker ve Küçük arasındaki ilişkiyi bulmak için yapılan proje çalışması ile ilgili bir başka soruya da “Biz Ergenekon’la ilgili değil, Veli Küçük’le ilgili izin aldık diyerek, “Biz terör örgütü ile ilgili değil, Veli Küçük ve grubu ile ilgili izin alıyoruz. Çünkü organize suçlarla ilgili şubeyiz. Türkiye Cumhuriyeti tarihinde en kapsamlı proje çalışması yapılmıştır. Onda da bir şey bulamadık. Tuncay Güney anlatıyor, ‘Veli Küçük, silah, uyuşturucu, akaryakıt kaçakçılığı yapıyor” diyor. ‘Kimlerle yapıyor?’ diye sorduğumuzda cevap yok. Siz Veli Küçük’ü yakaladınız, uyuşturucu buldunuz mu? Sedat Peker’le ne tür bir ilişki buldunuz? Tuncay Güney’in organize suç örgütleriyle ilgili söylediği şeyler yeni değildi. Zaten bizim yaptığımız çalışmalar” dedi.

Hakim Haşıloğlu’nun, “Tuncay Güney’in pasaportunu Savcılığa teslim ettiniz mi?” sorusuna da Saçan, “Evet, 12 Mart 2001’de Fatih Savcılığına teslim ettiğimize dair evrak var” yanıtını verdi.

“Yeşil’in faili meçhul cinayetlere karışıyor”

Saçan, Haşıloğlu’nun Susurluk olayı ile ilgili ne bildiğini sorması üzerine şunları kaydetti: “Susurluk sürecinde İbrahim Ağabey de var. İbrahim Şahin mahkum oldu. Polis, politikacı, mafya ilişkileri açığa çıktı ama MİT ve askeri kesimin, jandarmanın suç işleyen kısmı hiç görülmedi. Yeşil kimin adamıydı? Ben bunların üzerine gittiğim için buradayım. Yeşil denilen adamın faili meçhul cinayetlere adı karışıyor.

Karışıyor değil, kesin cinayetleri var. Yeşil’i bulabilseydim, bence çok iyi operasyonlar yapacaktım. Bu örgüt ile benim o zaman aradığım örgüt aynı değil. Bu örgüt politik olarak sulandırılmış. “

Adil Serdar Saçan, “Susurluk mudur?” şeklindeki soruya da “Hayır. Susurluk’un ortaya çıkmayan askeri kanadı. MİT, jandarma ve askerin çeteye bulaşmış halidir” dedi. “Bu kanaate nasıl vardınız?” sorusuna da Saçan, “Yeşil’in adı Güneydoğu Anadolu’da birçok faili meçhule karışmış. Devlet desteği olmadan bunu yapacağına inanıyor musun? Yeşil’i kimlerin kullandığı hala açığa çıkmadı” diye konuştu.

Saçan’dan JİTEM çıkışı

Saçan, üye hakim Hasan Hüseyin Özese’nin “JİTEM ile ilgili bilginiz var mı?” sorusu üzerine şunları kaydetti: “Jandarma İstihabarat Terörle Mücadele daha sonra JİT adını aldı. Güneydoğu Anadolu’da görev yapıp da JİTEM, JİT adını duymayan yoktur. Muş’ta, terör operasyonlarında bizimle birlikte kahramanca çatışan çocuklardır. Muş’ta 4-5 kişi sivil gruptu. Cesur arkadaşlardı. Konularına, PKK’ya hakimdiler.

Birlikte operasyonlara gittik ama kurumlarda zaman içinde dejenerasyona uğrayan, başka yollara sapanların temizlenmesi gerekir. Jandarma da kendi içinde zaman zaman bu temizliği yaptı ama daha da yapması gerekir.”

Gördüğü her yasa dışı işe müdahale ettiğini ifade eden Saçan, 2001’de Genelkurmay İstihbarat Başkanlığında çalışan bir muvazzaf binbaşıyı gözaltına aldığını, binbaşının tutuklandığını ifade ederek, “Asker o zaman ‘girmeyin’ demedi” şeklinde konuştu.

Saçan’ın JİTEM ile ilgili sözleri üzerine Başkan Köksal Şengün, “Bilgiye mi dayanıyorsun, yoksa duyum mu? Tuncay Güney’in anlatımları gibi dayanağı olamayan duyumlar mı?” diye sordu. Saçan, “Duyum değil, bilgim var. Mafyalaşan itirafçılara çok operasyon yaptım” diye konuştu.

CNN TÜRK

Bu konu hakkındaki yorumunuz

  

  

  

Diğer sounçlar..

Generic selectors
Exact matches only
Search in title
Search in content
Post Type Selectors
Filter by Categories
BİLİM VE TEKNOLOJİ
DÜNYA
DW HABER
EKONOMİ
GÜNDEM
KÖŞE YAZILARI
KÜLTÜR & SANAT
MEDYA & MAGAZİN
SAĞLIK
SPOR
YOUTUBE