BDP Grup Başkanı Nuri Yaman, AK Parti’nin, darbe anayasasını savunur hale geldiğini iddia etti.
Türkiye’de statükocu kesimin, demokratik değişim ve dönüşüm talepleri karşısında son direnişlerini sergilediğini ifade eden Yaman, “Onlar, otoriter rejimde ısrar ederek, eski Türkiye’nin bu haliyle sürmesinden yanadırlar” dedi.
Yaman, bu statükocuların, toplumlar arası bir çatışmayı başlatabilmek için sokak linçlerini, ırkçı saldırıları körüklediğini savundu.
Manisa’nın Selendi ilçesinde yaşanan olaya değinen Yaman, Roman vatandaşların, karşı karşıya kaldığı linç girişiminin ardından sürgüne gönderilmelerinin ibret verici olduğunu söyledi.
Nuri Yaman, bu saldırıyı kimlerin organize ettiğinin açığa çıkarılması gerektiğini ifade etti.
AK Parti’nin 7 yıllık iktidarında, büyük çoğunluğu Kürtlere karşı olmak üzere 40’ı aşkın linç girişimi yaşandığını iddia eden Yaman, hükümetin bu linçleri önlemek yerine seyirci kalarak sessizliğini koruduğunu ileri sürdü.
Anayasa değişikliği:
Nuri Yaman, “hükümetin, askeri vesayet rejimine karşı etkili bir siyasal mücadele vermediğini” iddia ederek, hükümetin bu tutumunun, kapsamlı bir demokrasi mücadelesini yansıtmaktan uzak olduğunu öne sürdü.
Hükümetin, demokrasinin ve özgürlüklerin önünü tıkayan mevcut sistemi değiştirme yerine, onu onarma ve restorasyon çabası içerisine girdiğini ifade eden Yaman, “Vesayet rejimine karşı siyasi mücadele verdiğini iddia eden bir siyasi iktidarın, bu rejimin temel dayanağı olan 12 Eylül darbe anayasasını değiştirmesi gerekmez mi? Seçim meydanlarında yeni anayasa sözü verenler ve toplumu bu vaatlerle sömürenler, iktidara geldiklerinde ne yazık ki 367 gerekçesinin arkasına sığınmaktadırlar. Aslında hükümetin buna niyeti ve cesareti yoktur. Daha doğrusu suya taş atarak, Anayasa’nın sahiplerini ürkütmek istememektedirler” dedi.
“Onlara göre, sistemde, anayasada hiçbir sorun yok. Sorun sadece uygulamadadır” diyen Yaman, “AKP, açıkça darbe anayasasını savunur duruma gelmiştir. Bugün Türkiye’nin demokratikleşmesinin önündeki önemli engellerden biri katı merkeziyetçi yönetim sistemidir. AKP’nin bünyesi, değişim dönüşüme kapalıdır. Bu nedenle AKP’nin her şeyden önce kendi içindeki zihniyetle mücadele etmesi gerekir. Milliyetçilik ve otoriterlik, diğer sistem partilerinde olduğu gibi AKP’nin de mayasında mevcuttur” şeklinde konuştu.
Açılıma eleştiri:
Demokratik açılımı da eleştiren Yaman, “Açılım adı altındaki açmazlarının geldiği nokta şu olmuştur: Kürt açılımı kelepçeye, Roman açılımı sürgüne, Alevi açılımı da oyalamaya dönüşmüştür” diye konuştu.
Nuri Yaman, “demokratik açılım” yapma iddiasındaki bir hükümetin, demokratik alanı tıkayan bütün duvarları ortadan kaldırması gerektiğini söyledi. Halkın seçilmiş iradeleri tutuklanırken, AK Parti’nin söz ettiği açılımı anlamakta güçlük çektiklerini ifade eden Yaman, “Tutuklu siyasetçileri, belediye başkanlarını serbest bırakın. Kürt halkından özür dileyin” diye konuştu.
Kozmik odadaki aramalar:
Kozmik odaya girilmesi ve her şeyin araştırılması gerektiğini, ancak bu aramaların sadece hükümete yönelik bir takım girişimlerle sınırlı tutulmasının yanlış olacağını ileri süren Yaman, bu aramaların, kontrgerilla yapılanmasının ve faaliyetlerinin aydınlatılması için iyi bir fırsat olduğunu söyledi.
Nuri Yaman, “Kozmik odayla bağlantılı olarak dikkatleri bir başka noktaya daha çekmek istiyorum. Orduyla hükümet arasındaki anlaşmayı içeren bir protokol var. Kısa ismi EMASYA olan Emniyet Asayiş Yardımlaşma Protokolü. Bu protokol, 28 Şubat 1997’deki post-modern darbenin ardından, 7 Temmuz 1997’de Genelkurmay ile dönemin İçişleri Bakanlığı Müsteşarlığı arasında imzalandı. Söz konusu protokol, toplumsal olaylara ordunun el koymasının yolunu açan ve hiçbir yasal dayanağı olmayan bir protokoldür. EMASYA Protokolü, bölgedeki vali, polis, özel tim ve korucular ile İçişleri Bakanlığına bağlı jandarma teşkilatını doğrudan Asayiş Kolordu Komutanlıklarının emri altına sokmaktadır. Protokol, çok açık bir biçimde askerin sivil otorite üzerindeki etkinliğini arttırmakta, yerellerdeki mülki amirlikleri, adeta EMASYA Komutanlıklarının emri altına sokmaktadır. Eğer hükümet samimiyse önce bu demokrasi dışı yapılanmaları derhal sona erdirmelidir” dedi.
TEKEL işçilerinin eylemi:
TEKEL işçilerinin eylemlerine değinen Yaman, hükümetin 12 bin civarında TEKEL işçisine resmen köleliği dayattığını iddia etti.
Yaman, konuşmasında AK Parti grup toplantısında, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın, konuşma süresini uzattığını, bu nedenle partilerinin grup toplantısının geç başladığını anlatarak, bu durumun “siyasi nezaketsizlik” olduğunu belirtti.
CNN TÜRK












Bu konu hakkındaki yorumunuz