Ergenekon: Özkan kürsüyü yumrukladı

İkinci Ergenekon davasının 28. duruşmasında çapraz sorgusu süren Tuncay Özkan savcının sorusuna sinirlendi. Sanık kürsüsünü yumruklayan Özkan, “Başkalarının yaptığı telefon görüşmelerinden dolayı beni yalancılıkla suçlayamazsınız. Ben yalancı değilim. Yalancı sizsiniz. İade ederim” dedi.

İstanbul 13’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nce Silivri’de görülen ikinci Ergenekon davasının 28’inci duruşmasında tutuklu sanık Tuncay Özkan’ın çapraz sorgusu devam ediyor.

Savcı Mehmet Ali Pekgüzel dün kaldığı yerden sorularını sormaya devam etti. Pekgüzel’in, “Hurşit Tolon ile bir telefon görüşmeniz var. Bu görüşmede bahsettiğiniz yemekte Erdal Şenel de vardı. Başka kim vardı?” sorusuna Özkan, yemeğin bir toplantı yada özel bir yemek olmadığını ifade etti.

“Yalancı sizsiniz, iade ederim”

Savcı Pekgüzel, “Mustafa Balbay’ın yaptığı bir konuşmada ‘Tuncay Özkan aynı konuyu üç kişiyede farklı anlatmış’ şeklinde ifadesi var sözlerine çok sinirlenen Özkan, sanık kürsüsünü yumruklayarak “Başkalarının yaptığı telefon görüşmelerinden dolayı beni yalancılıkla suçlayamazsınız. Ben yalancı değilim. Yalancı sizsiniz. İade ederim” diye konuştu.

“N.T. adında başka Ergenekon savcısı var mı?”

Ardından savcı Nihat Taşkın, Tuncay Özkan’a sorularını yöneltti.

Taşkın hakkında bir gazetede çıkan haberde, Taşkın’ın bir uyuşturucu çetesi üyesiyle telefonda görüştüğü iddiaların yer aldığını ifade eden Özkan, sorularına cevap vermeyeceğini, ondan gelen soruları Başkan Köksal Şengün’den geldiğini farz ederek cevaplayacağını ifade etti.

Nihat Taşkın bu konuya cevap vermek istediğini belirtti.

Taşkın, dün Özkan’ın kendisine verdiği haber küpürünü göstererek, “Verdiğiniz gazetede benden bahsetmiyor. Ben ne Rize’liyim ne de Trabzon’lu. Uyuşturucu kaçakçısı arkadaşım yok. Sakaryalıyım. Madem bir güvensizlik oluştu. Sizin savcı seçme savcıların da sanık seçme hakkı yok” diye konuştu.

Tuncay özkan ise, “Gazetenin birinci sayfasını getirmeyi unutmuşum. İsmi N.T. olan başka bir Ergenekon savcısı var mı?” ifadesini kullandı.

Taşkın da haberde bahsi geçen kişinin kendisi olmadığını, uyuşturucu kaçakçılığı yapan bir çetenin üyesi ile de irtibatının bulunmadığını ifade ederek, 3. iddianamede görev almadığını, haftanın dört günü duruşmalara çıktığını anlattı. Ardından sorularına devam eden Taşkın, Tuncay Güney’in 2001 yılında gözaltına alındığında kendisiyle ilgili ifadelerini sorduğu Özkan, “Güney’in zırvalarını soruyorsunuz” diyerek tepki gösterdi.

Savcı Taşkın’ın İbrahim Şahin ve Abdullah Çatlı’yı aynı fotoğraf karesinde gösteren düğün fotoğrafına ilişkin sorusuna da Özkan, Kanal D’de Haber Müdürü olduğu dönemde bir muhabirinin kendisine gazeteci Haluk Girti’den aldığı bu fotoğrafları getirdiğini ve bunları yayımladıklarını söyledi.

Belge tartışması

Tutuklu sanık Levent Ersöz ile 16 Aralık 2003 tarihinde yapıldığı iddia edilen görüşmeye ilişkin belge ile ilgili soru yöneltmek istediğini belirten Taşkın, “Size ısrarla bu konuda soru sormamızın nedeni 311 ve 312. maddelerdeki suçlandığınız konularla doğrudan bağlantılı. Siz kabul etmediğinize göre nasıl yazılmış, sanıklara nasıl dağıtılmış olabileceği konusunda açıklama yapar mısınız?” dedi.

Özkan, “Savcılar 16 Aralık 2003 belgesine dayanarak benim 20 yıl aynı elbiseyi giyip giymediğimi, taze fasulyeyi etli mi etsiz mi sevdiğimi sordular. Beni bu delille mi tutuyorsunuz?” diye konuştu.

Taşkın, “Levent Ersöz, Hasan Atilla Uğur bir akrabanız değil. Kendilerinden bir talepte bulunmadığınızı söylüyorsunuz. Bu kişiler kendi kafalarına göre mi Mehmet Emin Karamehmet ile görüştüler? Siz talepte bulunmadan işinizle ilgili görüştüklerine göre sizden bir beklentileri olduğu izlenimi doğuyor” dedi.

Özkan da Ersöz ve Uğur’u tanımadığını tekrarladı. Savcı Taşkın, Özkan’ın İşçi Partisinin düzenlediği “Susurluk” konulu sempozyuma konuşmacı olarak katıldığını hatırlatması üzerine Özkan, “Benim katıldığım panelde Nail Güreli de vardı. Eski üç yönetici ağabeyimiz vardı. Üç kişi konuştuk. Benden önce konuşan Erol Mütercimler’i dinledim. Konferanstaki sunumunun buradaki Ergenekon ile ilgisi yok” diye konuştu.

Taşkın’ın Özden Örnek’e ait olduğu iddia edilen günlüklerle ilgili sorusu üzerine de Özkan, bu konuda ilk haber yapan gazeteci olduğunu belirterek, “(Bunun üstüne gidelim) dedim. Komutana telefon açtım, oğlu çıktı, yalanladı. Haberden kaçan gazeteci olur mu?” dedi.

Savcı Taşkın’ın, Tuncay Güney’in “Susurluk olayı”na ilişkin beyanını okuyarak, “Susurluk konusunda birçok araştırma yaptınız. Meclisteki komisyona ifade verdiniz. Susurluk kazasındaki aracın başka bir araç tarafından takip edildiği sizin beyanınızda da var. Birçok kişi Susurluk kazasının tam olarak aydınlatılmadığını düşünüyor, siz de” şekildeki beyanı üzerine Özkan, “Ben öyle düşünmüyorum” dedi. Taşkın’ın, “Bu tarihte Ergenekon örgütünden bahsedildiğini biliyordunuz. Komisyona söylediniz mi?” sorusuna karşılık Özkan, Susurluk ile ilgili yargılamada pek çok şeyin çözüldüğüne inandığını belirterek, yargılamanın halen devam ettiğini hatırlattı.

Tuncay Güney’in söyledikleri

Özkan, “Biz iddiaları topluyoruz, değerlendirmeye çalışıyoruz. Tuncay Güney o tarihte daha çocuk. Siz duymadınız mı bu iddiaları? Susurluk’la ilgili canımızı ortaya koyacak şekilde çalıştık, araştırma yaptık. Bulabildiklerimizi Başsavcı Aykut Cengiz Engin’e teslim ettik. Madem benim kitaplarımda bunlarla ilgili çalışmalar olduğunu biliyordunuz, beni bu adamlarla nasıl yan yana koyarsınız? Tuncay Güney’in söylediği hiçbir şeyin gerçek olduğuna inanmıyorum. Benden alanı almış sonuna kendi yalanını katmıştır” dedi.

Taşkın’ın, Kanaltürk’te malzemelerini koyduğu iddia edilen depoda çıkan dokümana yönelik “Bunların içinde suç unsuru varsa kimi sorumlu tutmak lazım?” sorusuna Özkan, önce bu malzemelerin kendisine ait olmadığını söyledi.

Taşkın’ın, bu malzemeler arasında Ümit Oğuztan’ın arşivi ve örgüt belgelerinin yer aldığını belirtmesi üzerine Özkan, bunların kurumda çalışan gazetecilerin “Ergenekon” iddianamesi çıktıktan sonra internetten indirdiği belgeler olduğunu söyledi. Özkan, “15 aydır buradayım, (üzerinde parmak izi araştır) diyorum, (sizindir) diyorsunuz. Araştırma yapmanıza ne gerek var. Asın beni. Kesin kararınızı vermişsiniz” dedi.

“Türkan Saylan’ı tanırım ancak…”

Tuncay Özkan ayrıca Ergenekon Soruşturması kapsamında evi aranan ve 18 Mayıs günü vefat eden Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği (ÇYDD) Başkanı Türkan Saylan’ı tanıdığını ancak hiç ortak projeleri olmadığını söyledi.

Özkan, “Türkan Saylan’ı Ege ve Güneydoğu yollarında tanıdım. Okul yapmaya gidiş gelişi sırasında. Kendisiyle ortak bir projemiz olmadı. Türkan Hanımla ilgili çalışmalarınızda benim verdiğim gizli bursları da açık ettiniz. Teessüf ederim” dedi.

Çömez’le görüştünüz mü?

Özkan savcının, “Hurşit Tolon ile yaptığınız bir telefon görüşmesinde Turhan Çömez ile görüşmenizde yarar olduğunu söylüyor. Bu görüşmeden sonra Turhan Çömez ile görüştünüz mü? sorusuna da, “Turhan Çömez’i bir kere gördüm. Seçimlerde canlı yayına geldi” dedi.

Tuncay Özkan, “Cumhuriyet Gazetesi ile organik bağınız var mı?” şeklindeki bir soruya da, “İletişim Fakültesi’nde okurken Cumhuriyet Gazetesi’nin ve Gırgır dergisinin okul kütüphanesine alınması engellendi. 15 gün oturma eylemi yaptım. Bu yüzden okuldan atıldım. Cumhuriyet Gazetesi benim için okul oldu, yuva oldu. Cumhuriyetin ruhunu sevdim. Ayrıldıktan sonra organik bağımı kestim. Cumhuriyet benim ruhum. Eğer Cumhuriyet’ten dolayı bana bir ceza kesecekseniz kesin cezamı” diye konuştu.

Diğer sanıkların soruları

Tuncay Özkan, savcıların sorularının ardından sanıkların sorularına cevap verdi.

Duruşmada söz alan Mustafa Balbay, Özkan ve kendisinin savunmalarında gazeteciliğin sorunlarına değindiklerini ifade ederek, “Benim kafamda edebiyat alanında, onun kafasında da siyasette ilerlemek vardı. Özkan, Cumhuriyet gazetesinden ayrıldıktan sonra yollarımız birleşmedi. Ahmet Taner Kışlalı’nın cenaze töreninden sonra 5 dakika uğradı” dedi.

Özkan da Balbay’ı doğrulayarak, görüşmediklerini belirtti.

Balbay da, Özkan’a yönelik “yalancı” şeklinde bir beyanı olmadığını ifade ederek, Kanaltürk’ün de Cumhuriyet gazetesi gibi terör örgütünün merkeziymiş gibi gösterildiğini söyledi. Tutuklu sanık Osman Gürbüz’ün “Benimle ilgili çok haber yaptınız” demesi üzerine Özkan, dönemin bakanlarından Eyüp Aşık’ın Osman Gürbüz’ün “Yeşil” olduğunu iddia ettiğini, yaptıkları araştırma üzerine “Yeşil”in Mahmut Yıldırım olduğunu tespit ettiklerini dile getirdi.

Özkan, “Osman Gürbüz ile ilgili olağanüstü bir sır perdesi yaratılmaya çalışılıyordu. O dönemde Yeşil’in yaptığını Osman Gürbüz’ün üzerine atmışlardı” dedi.

Tutuklu sanık Adil Serdar Saçan da Tuncay Özkan’a hayatı boyunca hiçbir evrak, belge vermediğini belirterek, “Organize şubedeyken, 3 tane DGM başsavcısıyla çalıştım. Hakkımda ‘basına bilgi verdin’ diye soruşturma açılmadı, aldığım ceza yoktur. Organize Şube mafyaya karşı operasyon yapmıştır. Nasıl bir mafya dosyası vererek, Ergenekon örgütünün amaçları doğrultusunda kullanırsın? O dönemde Çakıcı’nın aleyhine haber yapılacak öyle mi? O dönemde mafya aleyhine haber yaptırmak için göbeğimiz çatlıyordu. Haberler çıkmıyordu. 3-5 gazeteci, televizyoncu haber yapıyordu. Ona da ‘Ergenekon’un amaçları doğrultusunda haber yaptırdı’ deniliyor” diye konuştu.

Duruşma, mahkeme heyeti üyelerinin Özkan’a sorularını yöneltmesiyle devam ediyor.

CNN TÜRK

Bu konu hakkındaki yorumunuz

  

  

  

Diğer sounçlar..

Generic selectors
Exact matches only
Search in title
Search in content
Post Type Selectors
Filter by Categories
BİLİM VE TEKNOLOJİ
DÜNYA
DW HABER
EKONOMİ
GÜNDEM
KÖŞE YAZILARI
KÜLTÜR & SANAT
MEDYA & MAGAZİN
SAĞLIK
SPOR
YOUTUBE