ABD’deki temaslarını tamamlayan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan Meksika’ya hareket etmeden önce muhalefetin “Geziyi yarıda kesip Türkiye’ye dön” çağrısına cevap verdi. Erdoğan, “Bu konu konu mu, Bu hitap hitap mı? Bu kadar basitleşti bunlar” dedi. Erdoğan, Marshall Fonu’ndaki konuşmasında da Türkiye gündemine ilişkin açıklamalar yaptı.
Başbakan Erdoğan, ABD temaslarının ikinci gününde, ABD Kongresi’nin bazı üyeleriyle kahvaltıda bir araya geldi.
Daha sonra Türk-Amerikan Dernekleri Asamblesi Başkanı Günay Evinç ve beraberindeki heyeti kabul etti.
Başbakan Erdoğan, görüşmelerinin ardından Washington’daki son durağı Marshall Fonu’nda gündeme dair açıklamalarda bulundu; gazetecilerin sorularını yanıtladı.
Konuşmasından önce gazetecilerin muhalefet partilerinin dün, “Tokat’ta verilen 7 şehit nedeniyle Başbakan ziyaretini yarıda kesip Türkiye’ye dönmeli” çağrısının hatırlatması üzerine Erdoğan, “Bu konu konu mu, Bu hitap hitap mı? Bu kadar basitleşti bunlar” dedi.
DEMOKRATİK AÇILIM:
Başbakan Marshall Fonu’nda da açılım çalışmalarının da devam edeceğini söyledi; “İlk yapılan kabulde ortaya konan uygulama hiçbir zaman bizler için arzu edilen bir tablo değildir. Çeşitli uyarılar yapmamıza rağmen böyle bir tablonun oluşması gerçekten bizleri de üzmüştür. Biz bu tür şeyler olması halinde o konuya yönelik olarak bu işi sil baştan yaparız” dedi.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ‘Hükümetimin son dönemde uygulamaya koyduğu milli birlik ve kardeşlik süreci çalışmalarının Irak’ın kuzeyindeki terör altyapısının tasfiyesi konusunda da çok önemli sonuçlar doğuracağına yönelik inancımızı da burada bir kez daha ifade etmek istiyorum” dedi.
“Öncelikle şu hususun altını çizmek isterim ki, ülkemin on yıllardır terörünün bertaraf edilmesi yolunda sürdürdüğü kararlı mücadelesine ABD’nin verdiği desteği takdirle karşılıyoruz” diyen Başbakan Erdoğan, “2007 Kasım ayında Washington’a gerçekleştirdiğim ziyaret sırasında PKK’nın iki ülke bakımından ortak düşman ilan edilmiş olmasından ve bunu takip eden süreçte ABD tarafıyla artan işbirliğimizden memnuniyet duyduk. Bu doğrultudaki işbirliğimizin önümüzdeki dönemde de artarak devam etmesine büyük önem veriyoruz. Bununla birlikte, sırf güvenlik alanında alınan tedbirlerin terörle mücadele için yeterli olmayacağı bilinen bir gerçektir. Bu mücadelenin sosyal, psikolojik, diplomatik, kültürel ve ekonomik alanlarda da çok boyutlu olarak sürdürülmesi gerekiyor” dedi.
Erdoğan, “Bu konudaki adımlarımızı atıyoruz. Bu bağlamda hükümetim konuya geniş bir bakış açısıyla yaklaşıyor. Terör örgütünün yurt dışındaki finans kaynaklarının kurutulması da bu süreçte tabii büyük önem taşıyor. Terörle mücadele konusunda içinde bulunduğumuz bu süreçti örgütün Irak’ın kuzeyindeki varlığının da tasfiye edilmesinin gerektiği açıktır” diye konuştu.
Bu amaçla Irak merkezi yönetimi ve bölgesel liderleriyle temasları sürdürdüklerine işaret eden Erdoğan, “ABD’nin de içinde yer aldığı Üçlü Mekanizmanın temel amacı da bu olmalıdır. Bu mekanizmanın bu defa başarılı olması, geçmişteki gibi sonuçsuz kalmaması büyük önem arz ediyor” dedi.
Erdoğan, “Türkiye bu süreci tamamlamak, hem de başarıyla tamamlamak zorundadır, biz buna inanıyoruz. Partim ve hükümetim, bu süreci cesaretle nihayete erdirmek konusunda kararlıdır ve tüm engellemelere, tüm tahriklere rağmen yolumuzda yürüyoruz. Çünkü bunun neticeye varması şart” dedi.
ERGENEKON DAVASI:
Erdoğan, “Türkiye’deki hukuk dışı örgütlenmeye ilişkin konu, şu anda yargı aşamasındadır. Benim bu konunun ayrıntılarına girmem zaten doğru olmaz. Ancak, ortaya çıkan iddianameler, iddialar, kirli ilişkiler, kirli senaryolar, çirkin planlar, Türkiye’nin geçmişte ne büyük bir tehdit altında olduğunu ortaya koymaya yetecek kadar malzemeyi gün yüzüne çıkarmıştır” diye konuştu.
Başbakan Erdoğan, “Altını çizerek ifade ediyorum, eğer, çetelerle, mafyayla, hukuk dışı örgütlenmelerle mücadeleyi erteleseydik, ya da bu mücadeleyi hiç yapmasaydık, ne ekonomide, ne iç ve dış politikada, ne de demokratikleşmede bugün ulaştığımız seviyeye asla ulaşamazdık. Sadece bizim iktidarımız döneminde şahit olduğumuz provokasyonlar bile, hukuk dışı örgütlenmelerin değişimin önünde nasıl bir engel teşkil ettiğini çok net olarak ortaya koymuştur” dedi.
“Eğer sorunlar zamana yayılmışsa, eğer sorunlar kör düğüm olmuşsa, bundan beslenen, bundan nemalanan, bunu istismar ederek kendisine ikbal sağlayan çevreler de oluşuyor” diyen Erdoğan, “Dolayısıyla, siz her hangi bir sorunu çözmeye yeltendiğiniz anda bu çevreler, yani çeteler, mafyatik örgütlenmeler çeşitli taktiklerle ve tehditlerle karşınıza çıkıyor. Biz 7 yılda bunların tamamını yaşadık. Hala da yaşıyoruz. Türkiye’deki hukuk dışı örgütlenmeye ilişkin konu, şu anda yargı aşamasındadır. Benim bu konunun ayrıntılarına girmem zaten doğru olmaz” dedi.Erdoğan, “Şunu da ifade etmek durumundayım, hukukun temel ilkesidir: Hiçkimse, aksi ispatlanıncaya kadar suçlu sayılamaz. Buna da saygı duyuyoruz ve herkesin de buna saygı duyması gerekir. Soruşturma kapsamında tutuklu bulunanların hiç biri tabii ki suçlu kabul edilemez. Böyle büyük ve kapsamlı bir davanın sonuçlanması elbette vakit alacaktır. Biz, Hükümet olarak, demokratik çerçeve içerisinde hukuka yardımcı oluyor ve görevini en iyi şekilde yapmasını sağlayacak zemini hazırlıyoruz. Gerisi hukukun, yargının işidir ve inanıyorum ki ak ile kara hukuk yoluyla ortaya çıkacaktır” diye konuştu.
BASIN ÖZGÜRLÜĞÜ:
Doğan Holding’e verilen vergi cezasına değinen Erdoğan, “Son günlerde, Türkiye’deki basın özgürlüğü başta ABD olmak üzere çeşitli çevrelerde tartışma konusu yapılıyor. Burada bazı gerçekleri sizlerle paylaşmak isterim. Türkiye, tarihinin en büyük demokratik açılımlarını bizim dönemimizde gerçekleştirmiş, ifade özgürlüğü en geniş anlamıyla bu dönemde hayata geçmiştir. Yasakların kalktığı bir dönemdir bizim dönemimiz. Basın, tarihinin en özgür dönemlerinden birini yaşamaktadır. Biz bunu da yeterli görmüyoruz ve mevcut engelleri de ortadan kaldırmanın mücadelesini veriyoruz. Ancak, bünyesinde bazı gazete ve televizyonların da mevcut olduğu bir holdingin, vergiden dolayı aldığı ceza, çarpıtılarak basın özgürlüğüne darbe gibi yansıtılmaya çalışılması düşündürücüdür” dedi.
Erdoğan, “Kesilen vergi cezası, tamamen kanunlarımız çerçevesinde kesilmiştir. Kesen devletin Maliye Bakanlığı’dır. Vergi cezasının basını kontrol altına alma çabasıyla uzaktan, yakından asla ve asla ilgisi yoktur, olamaz. Vergi konusunda biz aslında ABD’nin hassasiyetini çok iyi biliyoruz. Yaşanmış tecrübeleri de çok iyi biliyoruz. Buradaki uygulamaları da, tarihinde çok iyi biliyoruz. Vergi konusunda hiç kimseye imtiyaz tanınmadığını da çok iyi biliyoruz. Kanunlar karşısında hiç kimse ayrıcalıklı bir konumda olamaz. Vergi cezasını basın özgürlüğüyle birlikte anmak son derece yanlıştır, bunun çeşitli çevrelerde yanlış propagandasını yapmak da yine aynı derecede hatalıdır” diye konuştu.
Başbakan Erdoğan, Türkiye’de 7 yıl önce gazetelerin ne tür baskılar altında olduğunu bilenlerin bildiğini vurgulayarak, “Ben de gayet iyi bilirim. Bir çok konu konuşulamıyor, yazılamıyor, çizilemiyordu. Değişik baskı grupları Basın üzerinde adeta Demokles’in kılıcı gibi duruyordu. Aynen, herkesin dilinde olan şuydu: ‘İktidarları basın getirir, basın götürür’ Mantık buydu, anlayış buydu. Ama bugün basın, bir kez daha tekrar ediyorum, Türkiye’de tarihinin en özgür döneminden geçmektedir ve inanıyorum ki daha da özgürleşecektir. Ama bu özgürlüğü eğer siyasi iktidarlara hakaret olarak telakki ediyorlarsa, tanımlıyorlarsa tabii ki buna örneğin mağduru olan bir kişi olarak Tayyip Erdoğan’ın eyvallah etmesi mümkün değildir. Eleştiriye sonuna kadar açığız ama hakaret edilince buna tahammül etmek mümkün değil. Ve bu konuda herkesin şöyle bir kendisini ayna karşısında düzenlemesi lazım. Buna bakmamız lazım” dedi.
NÜKLEER ENERJİ:
Enerji alanında atılan adımlara da değinen Erdoğan, “Nükleer enerjide uluslararası anlaşmayla atılacak adımla, 7-8 yıl sonra Türkiye’nin nükleer enerjiden faydalanır hale geleceğini söyledi.
Türkiye’nin, son 7 yılda, AK Parti iktidarı döneminde, hemen her alanda çok ciddi bir değişim ve dönüşüm sürecinin içinden geçtiğini kaydeden Erdoğan, Türkiye’deki ekonomik gelişmelerden örnekler verdi.
Türkiye’nin küresel krize, sağlam bir finans sistemiyle karşı koyduğunu vurgulayan Erdoğan, bir tek bankanın bile sıkıntı yaşamadığını dile getirdi.
Krizin etkilerinin mümkün olan asgari düzeyde hissedildiğini anlatan Başbakan Erdoğan, Türkiye’nin şu anda da dünya ülkeleri arasında krizden en hızlı çıkacak ülkeler arasında gösterildiğini söyledi.
Enerji alanında atılan adımlara da değinen Erdoğan, “Türkiye, enerji sıkıntısını kendi kaynaklarıyla temin edebilme ve nükleer enerjide de şu anda da uluslararası anlaşmayla atmak üzere olduğumuz adım var ki buradan da 7 yıl sonra, 8 yıl sonra Türkiye nükleer enerjiden de faydalanma, istifade etme dönemine girecektir” dedi.
Başbakan Erdoğan, Türkiye’nin bölgesinde nükleer silaha karşı olduğunu ancak aynı bölgede nükleer silaha sahip ülkeler bulunduğunu belirterek İsrail’e gönderme yaptı.
İRAN İLE İLİŞKİLER:
Erdoğan, Amerika Alman Marshall Fonu’nda yaptığı konuşmanın ardından katılımcıların sorularını yanıtladı.
Rand Corporation adlı düşünce kuruluşu uzmanlarından Stephen Larabee, Türkiye ile ABD’nin İran konusunda politikalarının geçmişte örtüştüğünü belirtti ve Başbakan Erdoğan’a, İran’ın yükümlülüklerini yerine getirmesi konusunda Türkiye ile ABD politikalarında bir ayrışma olması tehlikesi görüp görmediğini, gerekirse bir noktada yaptırım uygulamada istekli olup olmadığını sordu.
Erdoğan, İran ile 1639 Kasrı şirin anlaşmasıyla başlayan ilişkilerin tarihinin çok eski olduğuna ve ilişkilerde o günden bugüne ciddi bir sorun yaşanmadığına işaret etti. 350 kilometrelik sınır bulunduğunu ve iki ülke arasındaki ticaret hacminin 10 milyar doları bulduğunu hatırlatan Erdoğan, doğal gazda da Rusya’dan sonra İran’ın ikinci sırada Türkiye’nin tedarikçileri arasında yer aldığını söyledi.
Başbakan Erdoğan, şu anda Türkiye’nin elektrik enerjisinin yüzde 52’sini doğalgaz çevrim santrallerinden elde ettiğini ve doğal gazda yaşanacak herhangi bir sıkıntının, özellikle elektrik enerjisinde ne gibi bir sıkıntı yaşatacağını tahayyül edilemeyeceğini kaydetti.
Başbakan Erdoğan, “Duygusal davranamayız, hissi davranamayız. Devlet yöneticilerinin de duygusal davranma hakkı yok. Enine boyuna oturacağız, konuşacağız, devletimizin milletimizin ali menfaatlerini düşünüp karar vereceğiz. Şimdi sınır komşum, tarih boyunca herhangi sıkıntı yaşamamışız. Diplomasi dururken farklı uygulamalarla adım atmak? Konu nedir? Nükleer program. Bir şey kabul ediliyor. Barışçı amaçla yapılacaksa hakkıdır, buna bir şey demiyoruz. Silah elde edecekse bu noktada biz dur diyoruz. Böyle bir şey şu anda var mı? Yok ama böyle bir şeyin olma ihtimali var. İşte uranyum zenginleştirme çalışmaları var. Bu, enerjinin üretiminde bir ham madde değil mi, o yakıta ihtiyaç yok mu, var. İran burada, (biz bunu ABD’den temin edebiliriz) dedi. Fakat ABD adres olarak Rusya ve Fransa’yı gösterdi. Fakat bu çalışmalarda da bazı müzakere sıkıntıları oldu. Biz Türkiye olarak, özellikle Cenevre’de son dönemdeki ilk buluşmayı temin etmede gayret sarf ettik. Devamı için de biz gayret sarf ettik. Şu anda olabilir mi devamı? Olabilir. Biz diyoruz ki diplomasi kesilmesin, devam etsin” diye konuştu.
Erdoğan, “Ortada nükleer silah olayı söz konusu değil, Barışçı adım atma gayretleri var. Bölgede Türkiye olarak nükleer silahla ilgili adım atılacaksa buna karşıyız. Ama bölgemizde bu adımı atmış olan başka bir ülke var. Şu anda olmayan, atılmayan bir adımla, sürekli bu gündemde tutuluyor. Biz bu yaklaşımı adil bulmuyoruz. Adil bir yaklaşımda Türkiye her türlü çalışmaya, her türlü arabuluculuğa hazırdır. ABD ile ters konuma düşmek gibi bir hesabımız olmadığı gibi, İranla ilişkilerimiz noktasında Sayın Obama’nın da memnuniyetini kendilerinden bizzat dün de dinledim. Bu bağları tamamen koparmak zaten yanlıştır. Biz bu görüşmelerde bir koridor oluşturabiliriz”. İran’a yaptırımlar konusunda ise Erdoğan, “Bu müeyyideler neymiş, görmek lazım. Görmeden konuşmak doğru olmaz. Şu anda da bazı tali müeyyideler uygulanıyor. Ama bakıyorsunuz farklı kanallarla ABD, Almanya, İngiltere, Fransa’nın bazı malları İran’a giriyor. Bunları inkar etmek mümkün değil. Bu konularda hep birlikte oturup çok daha samimi davranmamız lazım. Atılacak adımları adil bir şekilde çözme gayreti içine girmeliyiz” dedi.
AB ÜYELİK SÜRECİ:
Bir başka katılımcının, kamuoyu yoklamalarına göre Türkiye’nin AB üyelik sürecine Avrupa halkının verdiği desteğin düşük olduğu ve Fransa’nın lideri olsaydı, Türkiye’nin AB üyeliği konusunda halkı ikna etmek için ne yapacağı sorusu üzerine Erdoğan, “bu konularda karar vermek için her yerde illa halka gidip bu konuyu sormak şart değil” yanıtını verdi.
Erdoğan, her ülke için AB’ye girişte halka sorularak alınmış karar bulunmadığını belirtti ve “Böyle bir olumlu kararı verdikleri takdirde yönetimler, halkıyla burada bir netice almak istiyorsa, halkının da desteğini alabilir. Fransa’da bunun çok farklı oranlarda değiştiğini zaman içinde gördük. Fakat halka gidip gitmeme kararını veren yönetimlerdir. İsterse halka gider, isterse kendisi bu kararı verebilir. Kaldı ki şu anda ben halklar nezdinde yapılacak bir enformasyon, kamu diplomasi çalışmasıyla (bu desteğin) artmakta olduğunu biliyor, düşünüyorum” dedi.
Erdoğan, Türkiye’nin de yaptırdığı kamuoyu araştırmaları bulunduğuna işaret etti ve bu desteğin her geçen gün daha iyiye gittiğinin görüldüğünü söyledi. Başbakan Erdoğan, “İktidarın olumsuzluğu halka da olumsuz yansıyor. Bu aşılabilir. İktidarların vereceği karar çok çok önemli diye düşünüyorum. Bunun dışında sıkıntı olacağına ihtimal vermiyorum” diye konuştu.
Obama ile nitelikli sanayi bölgesi kurulması konusunu görüştüğünü ve Obama’nın bu projeye nasıl yaklaştığını soran bir katılımcıya Erdoğan, Türkiye ile ABD arasındaki “model ortaklık” kapsamında Türkiye tarafından ve Amerikan tarafından iki üst düzey yetkilinin birlikte çalışacağına işaret etti. Başbakan Erdoğan, “Ümit ediyorum ki bu konuda en kısa zamanda bir netice alırız, çözüm yoluna gireriz” dedi.
Ve Meksika’ya gitti…
Başbakan Erdoğan, Washington’daki temaslarının ardından gezisinin ikinci durağı olan Meksika’nın başkenti Mexico City’de.
Özel uçak “ANA” ile TSİ 07.15’te Meksika’ya giden Başbakan Erdoğan’ı, Meksika Uluslararası Havaalanı’nda Türkiye’nin Mexico City Büyükelçisi Alev Kılıç ve öteki yetkililer karşıladı.
Erdoğan ile eşi Emine Erdoğan, Devlet Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış, Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, Bayındırlık ve İskan Bakanı Mustafa Demir, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Kürşad Tüzmen de Meksika’da.
TSİ ile akşam saatlerinde temaslarına başlayacak olan Başbakan Erdoğan, önce Ulusal Vatan Anıtı’na çelenk koyacak.
Cumhurbaşkanlığı Resmi Konutu Los Pinos’ta yapılacak resmi karşılama töreninin ardından Başbakan Erdoğan, Cumhurbaşkanı Felipe Calderon ile başbaşa bir görüşme yapacak.
Heyetlerarası görüşmelerin ardından Cumhurbaşkanı Calderon ve Başbakan Erdoğan ortak bir basın toplantısı yapacak. Toplantının ardından Calderon, Başbakan Erdoğan onuruna yemek verecek.
Başbakan Erdoğan, daha sonra Osmanlı Kolonisi’nin 1910 yılında Mexico City’ye hediye ettiği saat kulesini ziyaret edecek. Erdoğan’ın, bu temaslarının ardından Meksika Dışişleri Bakanlığı Diplomasi Akademisi “Matias Romero Enstitüsü’nde” bir konuşma yapması bekleniyor.
CNN TÜRK












Bu konu hakkındaki yorumunuz