Danıştay’dan Başbakan Erdoğan ve Ergenekon soruşturmasına eleştiri

Danıştay 5. Daire Başkanı Salih Er

Danıştay 5. Daire Başkanı Salih Er, Danıştay’a düzenlenen saldırının 3. yıldönümü nedeniyle düzenlenen törende Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile Ergenekon soruşturma sürecine yönelik ağır eleştiri yöneltti. İsim vermeden Erdoğan’ın türban konusunu “ulemayaö danışmak sözünü anımsatan Er, “Türkiye’de türban sorunu yokken bu konuyu kaşıya kaşıya günümüze taşıyanlar, bu saldırı karşısında bugün de düşünmelidirler. Düşünerek ya da düşünmeden edilen sözlerin, kurulan tümcelerin, sonunun nereye vardığını görerek bir kez daha düşünmelidirler. Yargı mensupları yerine ulemayı koyanlar, onlara danışarak hareket edenler, bulundukları makamın ağırlığını, sorumluluğunu duymaktan uzak olanlar bugün yeniden düşünmelidirlerö dedi. Başbakan Erdoğan’ı “bir düş gördümö diye ironi yaparak da eleştiren Er, Ergenekon soruşturma sürecine yönelik de eleştirilerini gündeme getirdi.

Duygusal Tören

Danıştay’a üç yıl önce yapılan saldırı nedeniyle bugün Danıştay’da bir tören düzenlendi. Törene, saldırıda hayatını kaybeden Danıştay 2. Dairesi Üyesi Mustafa Yücel Özbilgin’in eşi Sema Özbilgin, oğulları Gökhan ve Serkan Özbilgin’nin yanı sıra Yargıtay Başkanı Hasan Gerçeker, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya, Yargıtay Başkanvekili İhsan Akçin, Türkiye Barolar Birliği Başkanı Özdemir Özok, Adalet Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Mustafa Kökçam, bazı Anayasa Mahkemesi ve Yargıtay üyeleri ile çok sayıda Danıştay mensubu katıldı. Törende, saygı duruşunda bulunuldu ve İstiklal Marşı okundu. Ardından da Özbilgin’i anlatan ve fotoğraflarından oluşan sinevizyon gösterisi sunuldu. Sinevizyon gösterisi sırasında Özbilgin’in eşi Sema Özbilgin, Danıştay Başkanı Mustafa Birden ve bazı Danıştay mensuplarının gözyaşlarını tutamadıkları görüldü.

“Karanlık Bir Adam Kurşun Sıktı”

Danıştay 5. Dairesi Başkanı Salih Er, törende yaptığı duygusal konuşmada ağır eleştirilerde bulundu. Saldırı da hayatını kaybeden Özbilgin ve saldırıya uğrayan Mustafa Birden, Kamuran Erbuğa, Ayfer Özdemir, Ayla Günenç ve Ahmet Çobanoğlu ile beraber o gün aynı binaya girdiklerini hatırlatan Er, şöyle dedi:

“Saatlerin 09.51’i gösterdiği anda karanlık bir adam devletin egemenlik alanında kurşunlarını hak ve adalete, hukukun üstünlüğüne sıkmaya başladı. Mustafa’lar oradaydı, Kamuran, Ayfer, Ayla, Ahmet oradaydı. Ayrılık Mustafa’nın masanın üzerinde dirseğini dayadığı yerdeydi. Sizler orada yoktunuz. Ben de yoktum. Danıştay saldırıya uğramıştı.ö

Er, Danıştay’ın 141 yıllık bir kuruluş olduğunu, bir kurumun 141 yıl yaşabilmesinin toplumun gereksinimlerini karşılamasıyla olanaklı olduğunu, belirterek, Danıştay’ın temel hak ve özgürlüklerin korunması, savunma hakkı, hak arama özgürlüğü, sosyal güvenlik hakları, memur güvencesi, eşitlik konularında verdiği kararlarla tanındığını bildirdi.

Başbakan Erdoğan’a Ulema Eleştirisi

Hukukun üstünlüğü inancının yerleşmesindeki, hukuk devletinin gelişip güçlendirilmesindeki çabaları ve katkıları sonucu toplumda kazandığı saygınlığıyla Danıştay’ın tanındığını belirten Er, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Türkiye’de türban sorunu yokken bu konuyu kaşıya kaşıya günümüze taşıyanlar, bu saldırı karşısında bugün de düşünmelidirler. Düşünerek ya da düşünmeden edilen sözlerin, kurulan tümcelerin, sonunun nereye vardığını görerek bir kez daha düşünmelidirler. Yargı mensupları yerine ulemayı koyanlar, onlara danışarak hareket edenler, bulundukları makamın ağırlığını, sorumluluğunu duymaktan uzak olanlar bugün yeniden düşünmelidirler. Öte yandan, katilin geçmiş söylemleri üzerinden sonuca varmayı yeterli görenler bilgi kirliliği ve yönlendirmeler karşısında düşünce pencerelerini biraz daha aralamalıdırlar.”

Erdoğan ve Ergenekon Sürecini İroni Yaparak Eleştirdi

Er, Özbilgin’in hayatını kaybetmesinin kendilerine büyük bir acı verirken, diğer yandan da hukukçuların kenetlenmesini sağladığını, bu duygu seli öncesi pek önemsenmeyen birlik ve beraberliğin yeniden tanımlanmasına ışık tuttuğunu, cinayeti her koşulda kınayan hukukçuların artık tek derdinin karanlık noktaların aydınlatılması ve adaletin sağlanması olduğunu kaydetti.

“Toplumda sarsılan, siyasal emeller doğrultusunda korku salınarak yönlendirilmek, eritilmek istenen adalet duygusunun mutlak gerçek yerini alacağına inandığınıö dile getiren Er, herkesin de buna inanması gerektiğini söyledi. Başbakan Erdoğan’ı ve Ergenekon sürecini “bir düş gördümö diye ironi yaparak eleştiren Er, şöyle dedi:

“Dün bir düş gördüm. Ülkemin Başbakanı Danıştay’a sahip çıkıyor, türban kararından sonra ’Bunlar bu gidişle evin içine de karışacaklar’, ’Efendi bu senin işin değil, Diyanet’in işi’, ’Yasamada, yürütmede bazı adımları atarız ama yargıdaki adımı bizim atmamız mümkün değil. Açık konuşuyorum, Danıştay’da bir çok engelle karşı karşıyayız’ diyenleri hukukun üstünlüğünü tanımaya çağırıyordu. Ülkemin Başbakanı, yargı kararlarına saygı duymayı herkesin içine sindirmesi gerektiğini söylüyor, Can Dündar’ın dediği gibi ’saldırganlığa zemin hazırlamamak için Başbakan nasıl konuşmalı’nın dersini veriyordu.

Ülkemin savcıları, insan onuruna sahip çıkıyorlar, soruşturmaların gizliliği konusunda büyük duyarlılık gösteriyorlardı. Sabahın erken saatlerinde evlerinin arandığı, anlatımların yandaş basına aktarıldığı, devlete yıllarca hizmet etmiş kişilerin göz altına alınma sürecinde örselenmiş ruhların bırakıldığı, ceplerinde kalbi kırık ömürler ve tansiyon hapıyla dolaşmaların yaratıldığı dönemleri kınıyorlardı.

Geleceğin Türkiyesi soruşturmasının savcısı, insan onurunu güvence altına alan bütün kuralların, insan hakları kapsamında olduğunun dersini veriyordu.”

Bu Düş Obama’nın Düşü Değil

Dün bir düş gördüm. Namusun yalnızca kadınlarda bulunması gereken bir değer olmadığı, kadınlarımızın, genç kızlarımızın töre cinayetlerine kurban gitmediği, Güldünya’nın, Şemse’nin, nicelerinin adının soğuk mezar taşlarına yazılmadığı, pervasız esintili sabahlarda çocukların örselenmediği, ırk, renk, etnik köken, uyruk, din, cinsiyet ya da cinsel yönelim ayrımının olmadığı, etnik ve kimlik baskının yapılmadığı, yaşı bir gecede büyütülüp idam edilen gençlerin bulunmadığı, ’asmayalım da besleyelim mi?’ diyenlerin devlet büyüğü muamelesi görmediği, borsanın, doların, silah, ilaç sanayinin emperyal güçlerin egemen olmadığı, özelleştirme adı altında rant transferlerinin yapılmadığı, Cumhuriyet’in özellikle son yıllarda elden çıkarılan kazanımlarının gerçek sahiplerine, halka döndürüldüğü, korku tünelinden özgürlüğün aydınlığa çıkan, sorunlarını demokratik parlamenter rejim içinde çözün, hukukun üstünlüğüne inanan bir Türkiye gördüm.

Bu düş Obama’nın düşü değil, bizim düşümüz. Ulaşmak uzun soluklu olsa da bu düşün gerçekleşeceğine ben inanıyorum. Biliyorum ki, sizler de inanıyorsunuz. Bu inancımızı bir kez daha paylaşmak üzere Anıtkabir’e, Mustafa Kemal’e gidelim.”

Milliyet

Bu konu hakkındaki yorumunuz

  

  

  

Diğer sounçlar..

Generic selectors
Exact matches only
Search in title
Search in content
Post Type Selectors
Filter by Categories
BİLİM VE TEKNOLOJİ
DÜNYA
DW HABER
EKONOMİ
GÜNDEM
KÖŞE YAZILARI
KÜLTÜR & SANAT
MEDYA & MAGAZİN
SAĞLIK
SPOR
YOUTUBE