Erdoğan: 'Baykal-Bahçeli konuşurken…'

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın hedefinde Kürt açılımıyla ilgili olarak muhalefet vardı. “Bırakın anneler ağlasın demek vicdansızlıktır” diyen Erdoğan, CHP’li Kemal Kılıçdaroğlu’nun Onur Öymen ile ilgili tutumu için de, “Bir ileri iki geri” yorumunu yaptı. Erdoğan, halka da “CHP ve MHP liderleri konuşurken çocuklarınızı televizyon başından uzaklaştırın” çağrısı yaptı.

AK Parti Genel Merkezi’nde düzenlenen Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısı’nda konuşan Erdoğan, Kürt açılımıyla ilgili mesajlar verdi.

Öymen’in Dersim sözleri

Erdoğan, “Atam İzindeyiz pankartlarının arkasına gizlenince, milletin görüş alanından çıktıklarını zannediyorlar. Eminim ki benim aziz milletim bu istismarın cevabını en güzel şekilde verecektir. İnanıyorum ki benim Alevi kardeşim bu istismarcıların gerçek yüzünü görecektir” dedi.

“Biz, bir dil sürçmesinin, yanlış anlamanın, algının peşine düşen, onu istismar eden siyasetçilerden olmadık, olmuyoruz. Siyasi tarihimiz boyunca sözlerimizin nasıl çarpıtıldığını, nasıl yanlış aksettirildiğini defalarca yaşadık, gördük” diyen Erdoğan, burada ise dil sürçmesi, yanlış anlama, yanlış aksettirme durumunun olmadığını, bir zihniyetin dışa vurumu olduğunu söyledi.

Erdoğan, “Nitekim, şu ana kadar samimi bir şekilde özür dilemek yerine sözlerinin arkasında durdular. Atatürk’ü istismar ettiler ve koltuklarında durmaya devam ediyorlar. Ne yazık ki bakıyorsunuz Tuncelili, Nazimiyeli, o da tutmuş oradan bu sözleri alkışlıyor. Daha sonra manevra yapıyor. Daha sonra tepkiler gelince ‘bizde biat kültürü yok’ diyor. Ama arkasından hemen gerekli olan şeyler yapılınca bu sefer yeni bir manevra yapıyor. Yani bir ileri iki geri, böyle bir durum işte biz bu üsluba karşıyız işte biz bu tavra, tutuma, davranışlara karşıyız. Ülkem de karşı” ifadesini kullandı.

“Asıl bölücü onlar”

“Bize bölücü yaftasını yakıştırmaya çalışanların ta kendisi aynada kendilerini seyrediyorlar. Asıl bölücü onlar, ortaya bunu koydular da asıl bu tür kampanyaları sürdüren ana muhalefettir, muhalefettir” diyen Erdoğan, “Çünkü sen eğer 81 vilayette halkınla kucaklaşamıyorsan, halkınla bütünleşemiyorsan, ‘Ben Türkiye’nin partisiyim’ diyemezsin” dedi.

“Terbiyem müsaade etmiyor”

Geçen haftaki Meclis oturumlarında CHP ve MHP liderlerinin ve milletvekillerinin kullandığı ifadelere bakılmasını isteyen Erdoğan, “Benim burada o ifadeleri tekrar etmeye terbiyem müsaade etmiyor ve buradan bizi izleyen tüm vatandaşlarıma da samimi bir ricada bulunuyorum. Lütfen bu liderler konuşurken, çocuklarınızı televizyon başından uzaklaştırın, lütfen. Lütfen bu öfkeyi, bu nefreti, bu seviyesiz üslubu görmesinler. Ağza alınamayacak kelimelerin meclis kürsüsünden pervasızca serdedildiğini, lütfen çocuklarımız duymasınlar. Geleceğin nesillerinde siyasetle ilgili olarak böyle bir imaj oluşmasın. Yine buradan bir kez daha tekrar ediyorum. Ne de teşkilatımın herhangi bir mensubu bu dili bu üslubu, asla kullanmayacaktır, kullanamaz. Atılan her iftiraya anında cevap vereceğiz, her ithamı anında yanıtlayacağız, her iddianın gerçek boyutunu hızlı bir şekilde ortaya koyacağız” dedi.

CHP’nin raporları

Erdoğan, SHP’nin 1990 Raporu, CHP’nin 1996 Tunceli Raporu ve CHP’nin 1999 Doğu Güneydoğu Raporu’nun kendilerinin bugün kabul edemeyecekleri önerileri dile getirdiğini kaydetti.

“Sayın Baykal’ın akşam yatarken söylediği ile sabah kalktığında söylediği asla birbirini tutmaz, öyle birisi, aynen böyle birisi” diyen Erdoğan, “‘Özel okullarda kendi ana dilleriyle eğitim yapabilme, Kürt dil ve kültürü üzerinde araştırma yapacak enstitüler ve benzeri kurumların kurulabilmesi haklarına kavuşmalıdırlar’… Bu ifadeler de bana ait değil bunlar da 1996 CHP Tunceli Raporu’ndan alınmış ifadeler. ‘İsteyenlerin kendi ana dillerinde Milli Eğitim Bakanlığı kuralları içinde özel eğitim görebilmeleri, üniversitelerde ilgili araştırma enstitüleri kurabilmesi, her türlü iletişim, yazılı basın, yayın ve medyadan bu amaçla ve bu çerçevede yararlanabilmeleri sağlanmalı, bu konudaki tüm yasaklar ve tüm fiili engeller kaldırılmadır’… İşte bu ifadeler de yine Haziran 2001’de yine CHP tarafından hazırlanan rapordan. Bu raporlar orada öyle dururken bu raporların altında Sayın Baykal’ın imzası dururken, Sayın Baykal çıkıyor dil konusunda yapılanları bölücülük olarak değerlendirmek gibi bir gaflet sergiliyor” dedi.

“Muhalefetin gözü dönmüş”

Muhalefetin “ihanet, hıyanet, terörle işbirliği gibi” suçlamalarda bulunduğunu kaydeden Erdoğan, “Müzakere gibi, mütareke gibi kavramları dillerine dolayanlar, tam bir gözü dönmüşlük içinde ülkemizin huzuruna kastediyorlar. Ülkemizin Doğusuyla, Güneydoğusuyla iletişim kuramayan, gönül köprülerini inşa edemeyenler, ülkemizin diğer bölgelerini istismar ederek buradan siyasi rant elde etmek gibi düşüncesiz bir tavır içindeler. Allah aşkına soruyorum, bir şehit annesini 13 Kasımda çok önemli bir meselenin görüşüldüğü TBMM’ye getirmek, oradan ona slogan attırmak provokasyon değil de nedir? Gençleri alıp, ellerinden tutup, izleyici tribününe getirmek suretiyle, orada slogan atmak, alkış her şey yasak olduğu halde, onlara oradan slogan attırmak soruyorum, bir provokasyon değil de nedir?” dedi.

Türkeş’in tutumu

Başbakan Erdoğan, “Merhum Alparslan Türkeş’in hoşgörülü yapıcı, birleştirici tutumu hatırlatıldığında, Sayın Bahçeli öfkeleniyor, hop oturuyor hop kalkıyor. Merhum Alparslan Türkeş’in meseleye ilişkin yıllar önce dile getirdiği tespitler, bugün mirasçılarının tutum ve davranışlarından fersah fersah ilerdedir, özgürlükçüdür, açılımcıdır. Bu kadar da değil birinci, ikinci ve üçüncü uyum paketleri DSP, MHP ve ANAP koalisyonunda çıkarıldı. Sadece üçüncü uyum paketinden bir örnek vermek istiyorum. Delillerle konuşacağız, belgeyle konuşacağız öyle afaki değil. Tarihi hiç bir zaman affetmez. İşte bunları da affetmiyor. Ne söylediniz bunların hepsi kayıt kuyut altında, bir yere kaçamazsınız. Ama hafıza-i beşer nisyan ile maluldür. Nasıl olsa biz ‘unuttururuz’ ve böylece de ‘yuttururuz’ diyorlar” dedi.

“Statüko devam etsin demek…”

Türkiye’nin yıllar yılı bu sorunları konuşmadığını ve asgariye indirmek için netice alan hiçbir uygulama yapmadığını ifade eden Başbakan Erdoğan, “Sadece konuştu, tartıştı, gündemine taşıdı. Ama ne yazık ki kalıcı çözümler üretilmedi. ‘Böyle gelmiş böyle gider’ diyenler, bu yaklaşımın, bu siyasetin ardına saklananlar sorunları kalıcı, kronik hale getirmekten başka bir amaca hizmet etmediler. Statükonun devam etmesi demek, daha fazla şehit demektir, daha fazla ölüm demektir, daha fazla kan ve daha fazla yüreği parçalanmış anne demektir. Açık söylüyorum ‘statüko devam etsin’ demek, ölümlere, çatışmalara, yıkıma, haksızlığa, hukuksuzluğa, adaletsizliğe ortak olmak demektir” dedi.

“Anneler ağlasın demek vicdansızlık”

“Ne diyorlar ‘bırakın anneler ağlasın’, bunu demek vicdansızlıktır. ‘Anneler tabii ki ağlayacak’ demek merhametsizliktir. Ölümleri, katliamları, işkenceyi masum yavruların mağaralarda boğazlanmasını onaylamak hatta ve hatta yüceltmek, sevgiden, şefkatten, merhametten nasibini almamaktır, alamamaktır” diyen Erdoğan, “İster Alevi olsun, ister Sünni olsun biz hepimiz Kerbela faciasını dinleyerek, Peygamberin torunlarının nasıl susuzluğa mahkum edildiğini, nasıl katledildiklerini, sahranın ortasında nasıl zulme maruz kaldıklarını okuyarak büyüdük. 2-3 yaşımızdan itibaren annelerimiz, babalarımız dedelerimiz bizlere Kerbela’yı anlattılar. Bizim tüm bir toplum olarak insan sevgimiz bu ibret dolu anın tekrar tekrar anlatılmasıyla şekillendi. Cinayetin, öldürmenin, insana zulmetmenin ne derece feci olduğunu Kerbela örneği üzerinden belleğimize yerleştirdik. Bir insanı öldürmenin tüm bir alemi öldürmek olduğunu bu şekilde öğrendik. ‘Evladı Kerbelayız, bu hatadır, günahtır, zulumdür, ayıptır’ diyenlere yapılan Kerbela muamelesini onaylar şekilde Meclis kürsüsüne taşımak millet sevgisiyle insan sevgisiyle nasıl bağdaşır?” şeklinde konuştu.

“Domuz gribi yok olmuyor”

Erdoğan, “Bunları artık gündemden çıkartmamız lazım. Bunları gündemde tutmak suretiyle domuz gribi yok olmuyor. Sağlık Bakanlığımız bütün tedbirleri almıştır. Bu kadar yazıp çizmek, her gün ölüm haberini vermek, bununla domuz gribini şifa bulmuyor. İlgili merciler zaten gerekli çalışmayı, yeterli çalışmayı zaten yapıyor” diye konuştu.

GDO

Erdoğan, genetiği değiştirilmiş ürünlerle ilgili olarak Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehmet Mehdi Eker’in gerekli açıklamaları yaptığını anımsatarak, “Bakıyorsunuz hala hala bunun üzerine gidiyorlar” dedi.

CNN TÜRK

Bu konu hakkındaki yorumunuz

  

  

  

Diğer sounçlar..

Generic selectors
Exact matches only
Search in title
Search in content
Post Type Selectors
Filter by Categories
BİLİM VE TEKNOLOJİ
DÜNYA
DW HABER
EKONOMİ
GÜNDEM
KÖŞE YAZILARI
KÜLTÜR & SANAT
MEDYA & MAGAZİN
SAĞLIK
SPOR
YOUTUBE