Meclis’te Kürt açılımının genel görüşmesi yapıldı. AK Parti grubu adına Ömer Çelik’in söz aldığı sırada locada iki ayrı protesto girişimi oldu. O ana dek sakin geçen oturumda konuşan DTP lideri Ahmet Türk, “Ciddi yaklaşım görülürse silahlar 3 ay içinde bırakılır”, MHP lideri Devlet Bahçeli, “Sanal açılım paketleriyle milletimizin ufalanmasına göz yummayacağız”, CHP lideri Deniz Baykal, “Açılıma katkı vermeyeceğiz” dedi. AK Partili Ömer Çelik’in konuşmaya başlamasıyla salondaki tansiyon yükseldi; Çelik, “PKK’yla muhatap olanı görmek istiyorsanız aynaya bakın” dedi.
Baykal’ın konuşmasının ardından Genel Kurul’daki izleyici localarında bulunan Türkiye Gençlik Birliği üyesi iki genç açılımı protesto etti. Daha sonra Şehit Anneleri Derneği Başkanı Pakize Akbaba da bayrak açarak bağırdı. Eylemciler dışarı çıkarıldı. Akbaba, “PKK’lıları getirip konuşturuyorsunuz, bizi konuşturmuyorsunuz” dedi.
CHP İzmir milletvekilleri Ahmet Ersin ve Canan Arıtman’ın gelmesinin ardından kısa bir süre sonra Akbaba, milletvekilleri eşliğinde TBMM binasından çıkarıldı.
Akbaba, bu sırada, ‘Şehit verdim, o bayrağı her yerde açarım. O bayrak inmeyecek, PKK bitecek. Benimle başa çıkamazlar” diye bağırdı. Pakize Akbaba, bina dışında ise sivil polisler tarafından gözaltına alınarak arabaya bildirildi ve karakola götürüldü.
AK Parti (Önerge sahibi: Beşir Atalay)
İsmi değişen yerleşim birimleri
Meclis’te ilk konuşan isim olan İçişleri Bakanı Beşir Atalay, bugüne kadar çeşitli sebeplerle isimleri değiştirilen yerleşim birimlerine, yerel talep olması halinde, mevzuat hükümlerine uygun olarak eski isimlerinin verilebileceğini söyledi.
Mitinglerde Kürtçe hitap
Atalay, “Diğer yandan, siyasi partiler hukukunun alanını genişletmeyi, ifade ve örgütlenme özgürlüğünün bir gereği olan siyasi propaganda hakkının önündeki bazı yasal engellerin kaldırılması gerektiğini düşünüyoruz. Sözgelimi, siyasi partilerin seçim çalışmalarında vatandaşlarımızın kullandıkları farklı dil ve lehçelerde de onlara seslenebilme imkanı verecek gerekli çalışmalar bunlardandır” dedi.
Atalay, açılım kapsamında ayrımcılıkla mücadele komisyonu, insan hakları kurumu, işkence ve kötü muameleyle mücadelede ulusal önleme mekanizması, bağımsız kolluk şikayet mekanizması kurulacağını bildirdi.
Sivil anayasa
“Türkiye’de demokrasinin standartlarını gerçek manada yükseltecek olan şey, demokratik ve sivil bir anayasadır” diyen Atalay, mevcut anayasanın her açıdan toplumun gerisinde kaldığını savundu.
Atalay, “Milletimiz bu anayasayı hak etmemektedir. Bu nedenle, mümkün olan en geniş toplumsal katılım ve mutabakatla, çoğulcu ve özgürlükçü bir anayasanın hazırlanması gerekmektedir” dedi.
Slogan
Atalay, “Demokratik açılımın sloganı ‘herkes için daha fazla özgürlük’tür. Biz, herkes için daha fazla haklar, daha fazla özgürlük ve daha fazla demokrasi diyoruz. Bu, Türkiye’yi zayıflatmaz, tersine güçlendirir” dedi.
DTP (Ahmet Türk)
“Silahlar bırakılır”
– Ciddi bir çözüm önerisi görülürse silahlar 3 ay içinde Türkiye gündeminden kalkar
– TBMM’de bulunan bütün partilerin temsil edileceği bir komisyon kurulsun. Madem bu sorun bizim sorunumuzdur, madem çözümünü de biz kendimiz bulacağız, o halde hükümet bu süreci artık kapalı kapılar ardında yürütüp süreci bulandırmak yerine Meclis’e teslim etmelidir.
– Komisyon ters yüz edilmiş tarih anlayışını sorgulayarak, gerçekleri açığa çıkarabilmelidir. Hakikatleri araştırıp, kimin nerede hangi hataları yaptığını, ülkenin hangi dönemeçlerde, zayıflatılıp teslim alınmaya çalışıldığını ortaya çıkarmalıdır. Geçmişle yüzleşme noktasında cesur olmadan; Cumhuriyet, elitlerin işgalinden kurtarılıp demokratik bir hale getirilemez.
“PKK bir sonuçtur”
– Sorunların üstüne şiddetle gidildi, tepkilerin nedenleri doğru analiz edilmedi, demokratikleşme hamleleriyle yaklaşılmadı. Bunlar yapılmış olsaydı; bugün 40 bin ölüden, binlerce faili meçhulden bahsetmeyecektik. Boşaltılmış üç bin köyden, göçe zorlanan milyonlardan, yitip giden yüzlerce milyar dolardan söz ediyor olmayacaktık. Taş attığı için, hapislere tıkılan yüzlerce çocuğun dramı ile yüz yüze kalmayacaktık.
– İşte, tam bu noktada, PKK’nın bir sonuç olduğunu ifade etmek istiyorum. PKK, devletin ve hükümetlerin siyasal hataları neticesinde ortaya çıkmış bir sonuçtur.
– Eğer eşit yurttaş olduğumuzu, hiçbir sorunumuz olmadığını iddia ediyorsanız, lütfen biraz empati yapın. Bir an düşünün; Birileri çıksa ve ‘yeryüzünde Türkçe diye bir dil yoktur’ dese ve tek kelime Kürtçe bilmeyen sizin çocuğunuza, zorla Kürtçe eğitim yaptırsa, kendinizi eşit yurttaş olarak hissedebilir misiniz bu ülkede? Bu haksızlığa karşı çıkmazsanız, insanlık onurunuzu koruyabilir misiniz? Eminim bunun düşüncesi bile, bazılarınızın tüylerini diken diken ediyordur.
– İnsanın kendi ülkesinde, kendi anavatanında, kendi devleti tarafından dilinin inkar edilmesi, yasaklanması, yok sayılması nasıl bir travma yaratır? Bunu anlayabilir misiniz? İşte, düşüncesi bile, sizin tüylerinizi diken diken eden bu trajediyi biz yıllardır yaşıyoruz. Hiç değilse onurumuzu korumak için, bu politikalara karşı çıkıyoruz.
“Asimilasyon politikaları”
– Bu mesele bir Kürt-Türk meselesi değildir. Türk halkına karşı bir tutum da değildir. Asimilasyon politikalarına karşı bir tutumdur. İnkar edilmiş, yok sayılmış bir dili ve kültürü savunmayı da etnik milliyetçilik olarak tanımlayanları halkın vicdanına havale ediyoruz.
– Ortada resmi olarak kabul edilmiş bir etnik kimlik bile yokken ‘bu kimlik vardır’ demenin neresi milliyetçiliktir, neresi ırkçılıktır? Asıl etnik milliyetçiler, vatandaşlarına tek etnik kimliği dayatanlardır. İğneyi kendine batırmayıp da çuvaldızı bize batıranlardır.
– Devletin zihniyet dünyasında değişiklik yapmadan sorun çözülmez.
“İçi boşaltılmış kardeşlik söylemleri”
– Halklar arasında çatışma olmaması kazanımdır
– İçi boşaltılmış kardeşlik söylemleri sorunu çözmez
“Bayrakla sorun yok”
– Kimsenin bayrakla, sınırlarla bir sorunu yoktur olamaz
– Ülkenin ortak dili Türkçedir. Türkçe olmaya da devam eder. Kendi anadilinde eğitim yapacaklar için de Türkçe ortak değer olarak korunur.
“Gölge etmeyin…”
– Bu ABD projesidir diye hükümeti küçük düşürmeyi doğru bulmuyoruz. ABD ve Avrupa katkı sunacaksa tamam. Ama tekrar çatışma ortamına götürecekse ‘gölge etmeyin, başka ihsan istemez’ diyebilmeliyiz.
– Biz sürecin dışına itilmek isteniyoruz ama umudumuzu yitirmedik.
Askeri operasyonlar
– Sorunun artık askere havale edilmemesi ve ölümlerin durması adına süreci destekledik. Ama hükümetin askeri operasyonda ısrarı ölümleri durdurmadığı gibi süreci ilerletemedi.
– Siyasi ve ekonomik rantları için bu acıların sürmesini isteyenlere karşı demokrasi mücadelemiz sürecek
– Demokrasi ekonomisiz, ekonomi demokrasisiz olmaz
İsyanlar
– Şeyh Sait İsyanı da Ağrı ve Dersim olayları da doğru okunamadı. Bozulan düzeni yeniden tesis etme adına, akıl almaz baskılar, katliamlar uygulandı. Dönemin Erkanı Harbiye kurumunun, hükümete sunduğu raporda, ‘Dersimli okşanmakla kazanılmaz. Silahlı kuvvetin müdahalesi, Dersimli’ye daha çok tesir yapar ve ıslahın esasını teşkil eder’ diyor ve ondan sonra yaşanan trajediler biliniyor. Munzur suyunun nasıl kızıla boyandığı resmi tarihçiler tarafından yazılmamış olsa da halk tarafından kuşaktan kuşağa aktarılan gerçekler sayesinde çok iyi biliniyor. Düzenin niye bozulduğunun üstünde durulmadı, araştırılmadı. O dönemlerde yaşananların üstü örtüldüğü yetmezmiş gibi bugün bile aynı zihniyetin temsilcileri çıkıp bu yöntemleri bir daha uygulamaktan söz etme cesaretini gösterebiliyor. O dönemin sorumlu siyasetçilerini, nasıl etkisiz hale getirdilerse, şimdi de bu mantığı aynen devam ettirmek isteyenler olduğunu görüyoruz.
Başbakan’dan alkış
Türk’ün konuşmasını, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan başta olmak üzere, AK Parti’li milletvekilleri alkışlarken, DTP’li milletvekilleri de ayakta alkışladı.
MHP (Devlet Bahçeli)
“İşte buradayız! Ne konuşacağız?”
– Meclis 89 yıllık tarihinin en talihsiz gününü yaşıyor.
– Bugün burada neyi konuşacağız; nasıl bölüneceğimizi mi, nasıl ayrılacağımızı mı, kardeşlerimizi nasıl terk edeceğimizi mi? Hangi konuda anlaşacağız; illerimizi kimlere vereceğimizi mi, şehitlerimize nasıl ihanet edeceğimiz mi, gazilerimizi bir kez daha nasıl yaralayacağımızı mı, asker, polis ve korucularımızın hatıralarını nasıl ayaklar altına alacağımızı mı? Aylardır görüşmek istiyordunuz, işte buradayız. Bizden istediğiniz nedir, bunların hangisi tartışıp uzlaşacağız?
– Türkiye bütün olur bu oya gelmez. Uyarıyorum; MHP bayrağa kem gözle bakanların hakkından gelir.
“PKK açılımı”
– Açılımın amacı iyi anlaşılmalıdır. PKK açılımı ile amaçlanan terörle yapılamayanın siyasetle yapılmasıdır.
– AK Parti terörün sıfır noktasına geldiği bir Türkiye devraldı. Etnik bölücülük cüret ve merci kazanmıştır. AK Parti terör örgütüne teslim olma, müzakere noktasında. Yüce Meclis bugün bu yıkım projesini görüşüyor.
“Haçlı zihniyetinin ismi değişti”
– Bu vatan bin yıl önce gerçek sahibini buldu. Bunun adı Türk milletidir. Kökenlerin, mezheplerin üzerinde bir maddi ve manevi bağ ile birleşilmiştir. Kökenimiz, dinimiz, mezhebimiz ne olursa olsun, bizim adımız Türk milletidir. Buranın adı Türkiye, milleti ise Türk milletidir.
– Ya bir ve bütün olacağız ya da Türk milleti buradan atılacak ve tarihten silinecek. Bir yanda Türk milleti, bir yanda Haçlı zihniyeti. Bugün adının değişmesi amaçlarının değiştiğini göstermez. Coğrafyamız tartışılırsa milletimiz, milletimiz tartışılırsa bayrağımız ortadan kalkacak. Bunlar ne fantazi, ne vehim, ne sendrom, ne paranoyadır.
“Demokrasi ambalajı”
– Hükümetin Kürt açılımı kısa zamanda demokrasi ambalajının arkasına saklandı. Emperyal fikir ve emellerin sığındığı en önemli sığınak demokrasidir.
– Ülkemizin bir bölümünde eşitsizlik var ise bu yılların ihmaliyle oluşmuş ekonomik yoksunluktur. Katı feodal yapı ve terörün sebep olduğu ferdi özgürleşme sorunudur. Sosyal ve ekonomik tedbirler alınmalıdır. 7 yıldır işbaşındasınız. Yapsaydınız. Hala da yapabilirsiniz.
“Herkes anasının dilini konuşabilir”
– Kim anasının dili nedeniyle siyasete, yönetime, bürokrasiye giremediğini söyleyebilir? Kim Cumhurbaşkanı, başbakan, profesör, milletvekili, bürokrat olamayacağını söyleyebilir?
– Herkes anasının dilini konuşup konuşmamakta serbesttir. Ancak resmi dilin dışyındaki ikinci bir dilin kamusal alanda resmiyet kazanması milletin birlik ve beraberliğini durduracaktır.
“Bölünme yasalarını çıkartın!”
– Sandalye sayınız yeterlidir. Bölünme ortağınızla elele verip bölünme yasalarını çıkartabiliyorsanız çıkartınız
– Sanal açılım paketleriyle milletimizin ufalanmasına göz yummayacağız.
– Bütün teröristler silahlarıyla teslim olmalıdır.
CHP (Deniz Baykal)
“İktidar ne yapacak?”
– İktidar aracılığıyla ilk TBMM uluslararası mücadelesinin tersine çevrilecek bir olaya tanıklık ediyor. Bu girişim önemli bir kırılmadır.
– Açılımın anaların gözyaşını dindirmek amacıyla yapıldığı duygusu yaratılıyor ama nasıl sorusunun yanıtı belirsiz. İktidar ne yapacağını bir türlü söylemiyor.
– Başbakan hazmettire hazmettire yapacağını söylüyor. Zamanı var diyor, alıştıra alıştıra, hazmettire hazmettire diyor.
Başbakan’ın Habur sözleri
– Türkiye’le gelen PKK’lılar ellerinde mektuplarıyla, elçi olarak geldiler. Öcalan’ın onları gönderdiğini ifade ettiler. Emirle geliyoruz, liderimiz Öcalan demişlerdir. PKK örgütünün üyesi olduklarını iftiharla ifade etmişlerdir.
– Bu tablo karşısında Başbakan, “Dün Habur sınır kapısında yaşanan gelişmeler karşısında umutlanmamak mümkün mü? demiştir. Manzara sorgulanmaya başlayınca Başbakan DTP yöneticilerini sorgulamaya başlamış ve konumunu yeniden tanzim etmeye çalışmıştır.
“Çadır mahkemesi”
– Türkiye’nin hukuk sistemi katledilmiştir. Hangi hukuki cambazlıkla, örgüt liderinin mesajını getirererek Türkiye sınırına dayanan bir grup insana, bizim hukuk sistemimiz nasıl olur da bir suç teşkil etmediği anlayışıyla kararlar üretir? Geceyarısı orada, ayağa taşınmış bir mobil mahkemeyle, bir çadır mahkemesiyle böyle bir hüküm verir? Bu nasıl oluyor da oluyor?
– Çalışmanın hiç kuşkusuz bir iktidar ayağı var, ama oraya o insanları götüren muhatabı var. İmralı ayağı var. Öcalan ile konuşuluyor, resmen telefonla konuşulmuyor ama mutabakat sağlanıyor. PKK-hükümet dirsek teması içine girdi. Bu işbirliğinin şartı olarak PKK’nın silahı bırakması, silahtan vazgeçmesi, dünyaya söz vermesi gibi bir durum var mı? Hayır. Çok açık bir şekilde silahı bırakmadıklarını söylüyorlar.
– Onlar tabii ki şenlik yapacaklar. Senin verdiğin imkanlar sayesinde (Bu sözler üzerine DTP sıralarından tepki geldi)
– İktidarın uzun süredir Öcalan ile temas kurma, onu tatmin etme, gerekirse tahliye etme gib bir arayışta olduğunu biliyoruz.
İngiltere-İspanya örneği
– IRA silah bıraktığını ilan edip, uluslararası mercilere silalarını bırakana kadar İngiltere müzakere etmemiştir. İspanya ise, Baskı terörünü Fransa’ya kaçmış olan Basklıları Fransa’nın İspanya’ya iade etmesini sağlayarak çözmüştür. Şimdi ilk kez bir hükümet, silah doğrultmaktan vazgeçmediği halde müzakere ediyor.
“Devlet etnik kör olmak zorunda”
– Ben Kürdüm demek yasaktı. Ben Çerkezim, Arnavudum demek yasaktı. Biz buna karşı çıktık. Türkiye bir kafatası memleketi değildir. Kendi anadillerini konuşmak haklarıdır.
– Devlet etnik kör olmak zorundadır. Devlet kimsenin etnisitesine karışmasın. Bunu sivil topluma bırakın, bu imkanı sağlayın. Gerisine karışmayın. Bunun mücadelesini 20 yıl önce verdik. Bir Arnavut, Çerkez hangi hakka sahipse Kürt de olmalıdır. Bugün en azından hukuk bakımından problem yok. Bu Türkiye’nin her yerinde hukuk dışında tam bir anlayışa dönüşmedi.
– Şimdi deniliyor ki bu etnik kimlik millete dönüşsün. Ayrı bir milli devleti kurmak kimsenin yararına olmaz.
“Türk milleti” kavramı
– Bu ayrımı kimse hissetmiyor, Türk milleti hissetmiyor da, PKK hissediyor diye biz de mi hissetmeliyiz? Buradaki Türk milleti lafı bize dünyanın verdiği bir addır, etnik bir tanımlama değildir. Bize, “Siz Ermenileri kestiniz” diyorlar. Onlar acaba “Kürtler kesmedi de, etnik Türkler kesti” mi demek istiyor.
– Türkiye’de yaşayan Arnavut Türkiye’nin Arnavutu, Çerkez Türkiye’nin Çerkezi, Kürt de Türkiye’nin Kürdüdür.
– Türkiye’de bir etnik kökene tanınan tüm haklar Kürtlere de tanınmalıdır.
“Bölgeye teşvik değil, devlet yatırımı şart”
– İşsizlik bütün kötülüklerin anası. Gençleri çaresiz bırakıyor. Bu çaresizliği ortadan kaldırmak lazım. Büyük bütçe ayırmak lazım. Hala GAP’ı bitiremedik. Hala sulamanın yüzde 13’ü yapılıyor. Halkın refahını etkileyecek bir proje. Hala Mardin ovası susuz. Orada teşvik uygulaması için ekonomik yapı değiştirilemez. O parayla gidip Batı’ya yatırım yapıyorlar. Yapılması gereken doğrudan devleti devreye sokmak. Oraya fabrikaları koyacaksınız. Etibank, Sümerbank, Et Balık Kurumu hepsi kapatıldı. Madeni değerlendirin. 11 çocuğu var, işi yok. Böyle bir durumda tabii teröre gider. Kendi elimizle yapıyoruz. Zarar ediyor diyorlar. Etsin. Bu bir barış projesi. Bunu mutlaka yapacaksınız. Mayın temizlemesinde de onu değiştiremedik. Hükümet başkalarına vermek için çırpındı ama neyse ki Anayasa Mahkemesi’nden döndü.
Kuzey Irak ve PKK
– Bizim Irak’tan talebimiz niye yok? Irak, PKK’nın bir terör örgütü olduğunu niye ilan etmiyor? Kandil’e ulaşmak mümkün değil. Peki o yolları tutmak mümkün değil mi?
Başbakan’a “Türk milleti” çağrısı
– Başbakan’ın yüreğini doldura doldura Türk milleti dediğini duymak istiyorum.
– Biz CHP olarak katkı ve destek vermeyeceğiz. Onları ve işbirliği yaptıkları insanları hiçbir zaman desteklemeyeceğiz.
Locada protestolar
Baykal’ın konuşmasının ardından Genel Kurul’daki izleyici localarında bulunan iki genç, slogan atarak eylem yapmaya kalkınca polis tarafından gözaltına alındı. İzleyici locasında, “Amerikan açılımına geçit yok”, “Kahrolsun ABD” diye bağıran biri kız iki genç, Salonda bulunan sivil polisler tarafından engellendi ve zorla dışarı çıkarıldı.
Dışarıda da bağırmaya çalışan gençler, polis tarafından ağızları kapatılarak engellendi. Gazetecilerin, nereden geldiklerini sormasına, “Türkiye Gençlik Birliği” yanıtını veren gençler, bir arabaya bindirilerek TBMM yerleşkesinden karakola götürüldü.
İkinci eylem
Şehit Anneleri Derneği Başkanı Pakize Akbaba, Mecliste izleyici locasında otururken bayrak açarak bağırmaya başlaması üzerine polis tarafından engellenerek dışarı çıkarıldı. AK Parti Adana Milletvekili Ömer Çelik’in konuşması sırada İzleyici Locasında bulunan Akbaba, bayrak açarak, bağırmaya çalıştı.
İçeride bulunan sivil polisler tarafından ağzı kapatılarak engellenen Akbaba, Genel Kuruldan çıkarıldı. Daha sonra Meclis polisleri tarafından Meclisteki polis noktasına götürülerek sakinleştirmeye çalışılan Akbaba, burada da açılımı protesto etti.
Polisler tarafından sakinleştirmeye çalışılan Akbaba, elindeki bayrağı kimsenin alamayacağını ve kimsenin kendisini Meclisten alıp götüremeyeceğini söyledi. Pakize Akbaba, şehit verdiği evladının kendisine verilmesini isteyerek, “PKK’lıları getirip konuşturuyorsunuz, bizi konuşturmuyorsunuz. Gidin PKK’lıları çıkarın. Susmuyorum” dedi.
CHP İzmir milletvekilleri Ahmet Ersin ve Canan Arıtman’ın gelmesinin ardından kısa bir süre sonra Akbaba, milletvekilleri eşliğinde TBMM binasından çıkarıldı.
Akbaba, bu sırada, ‘Şehit verdim, o bayrağı her yerde açarım. O bayrak inmeyecek, PKK bitecek. Benimle başa çıkamazlar” diye bağırdı. Pakize Akbaba, bina dışında ise sivil polisler tarafından gözaltına alınarak arabaya bildirildi ve karakola götürüldü.
AK Parti (Ömer Çelik)
– Suni duvarlar yaratmak isteyenler oldu. Alaturka Berlin Duvarı yaratmak isteyenleri kim engelledi? AK Parti.
– Kafatasçılık, ırkçılık, tek bir etnik yapı üzerindeki anlayış koşullara uymuyor. Ne yapılmalı? Demokratikleşmeden başka yol var mı?
– CHP’nin Tunceli raporu 1996’da yayınlanmış. Sorumlu şöyle ifade ediliyor; “Bugüne dek çözüm güvenlik güçlerine havale edilmiştir. Çözüm siyasetçilerdir”.
– Bu sorunu çözmezsek kim zararlı çıkacak? Özellikle milliyetçi gençlere sesleniyorum. Bizim hükümetimizi Damat Ferit hükümetine benzetenler oldu. Bu Damat Ferit hükümeti sadece İstanbul’da sarayın çıkarlarını ve konforunu düşünen bir hükümetti. Bugün bu yakıştırma hiçbir riske girmeyenlere yakışır. Türkiye’nin her tarafını tarayan, her noktasına ayak basan AK Parti ise ancak ve ancak Kuvayi Milliye’ye benzetilebilir.
– Bu ülkede inanç gruplarından etnik gruplarına kadar herkesin demokratikleşmeden kaynaklanan sıkıntılarının olması siyasetçilere sorumluluk yükler. Sorumluluktan kaçmamalı. Siyasetçiler bunları çözmeli. Bunlar yüksek siyasi sorumluluk ve siyasi vizyon gerektiren sorunlardır.
– Demokratikleşme dışında bir seçenek var mıdır?
CHP’li Öymen’e “Dersim” eleştirisi
– Salı günü Sayın Öymen Dersim’den bahsetti. Bilmeyenler için söyliyim Tunceli. Konuşan CHP sözcüsü bugünkü sorunların çözümü için Dersim olaylarını örnek gösteriyor. Üstelik o konuşmasında o zaman Yunan birliklerine karşı mücadeleyle bugünkü sorunların çözümünü bir görüyor. Kendi milletine karşı bu kadar kör bakılabilir mi? Bir emekli diplomat ne öneriyor? Biliyor musunuz? Böyle bir mantık olabilir mi? Yunan devletinin Türklere yaptığı haksızlıkları örnek mi alacağız?
– Dersim olayları gibi olaylar tarihin acı olaylarıdır. Bırakın bunların tekerrür etmesini. Bunları hatırlamak istemeyiz. Bugün için örnek gösterilmesi tam bir basiretsizliktir.
CHP’ye eleştiri
– “Hepsi bizim çocuklarımız. Akmakta olan kan kardeş kanıdır”. Böyle diyen bir CHP’nin açılıma itiraz etmesinin bir mantıklı açıklaması var mıdır?
– Biz bu konuda yapılan bütün çalışmaları takip etmekteyiz. AK Parti’yi bölücülükle suçlamasının herhangi bir mantığı olabilir mi? Bölücülük, vatana ihanet ya da İmralı’ya işbirliği gibi eleştirilerden sonra birilerinden de çıkıp Ergenekon’la, çetelerle işbirliği yapıyorsunuz demelerine yol açmaz mısınız?”
– Yurtdışında bayraklarla ismine gösteri yapılan tek lider Sayın Başbakanımızdır. Atatürk’ü ayrı tutarak söylüyorum. Başbakanımıza karşı saygılı olmak gereklidir.
– “Terör sorunu ayrıdır Kürt sorunu ayrıdır. Bugün bize demokratikleşme adımları atıyorsunuz. Peki terörü bitireceğinizin garantisi var mı yoksa İmralı’yla işbirliği yaparsınız” diyen CHP’nin eski raporunda “demokratikleşme yapmadan terörü bitirme şansı yoktur” denilmedi mi? Merhum İsmail Cem kitapta bunu açıklıyor.
– Peki CHP’nin bu kanı durdurmak için önerdiği somut birşey var mı? Ee buyrun Irak’a ziyaret yapın siz söyleyin.
– Bu konunun ileride yaşatacağı sorunların farkına vararak adım adımlardan biri de merhum Sayın Türkeş’tir.
Bahçeli’ye eleştiri
– Sayın Devlet Bahçeli’yi beraber okuyalım. 19 Aralık 2008’de Sayın Bahçeli’nin basın mensuplarıyla kahvaltıda yaptığı konuşmada dediklerini hep beraber görelim.
– Sayın Bahçeli diyor ki. Etnik tartışmalara beka sorunları yaratmadan çözüm bulmalıyız. Bunun yeri TBMM’dir. Biraz önce ise ‘bunun burada tartışılması talihsizlik’ dedi kendisi. Bu konular Meclis dışında çıkarsa iç çatışmayla şekillenir, Türkiye için yazık olur demişti önceki açıklamalarında. Bakınız deniyor ki bize küresel güçlerin talimatıyla bu işleri yapıyorsunuz deniliyor.
– PKK ile muhatap olan birinden bahsediyorsanız kapıdan çıkın ve aynaya bakın orada göreceksiniz.
“Kürt kökenli vatandaşlarımıza sesleniyorum…”
– Demokratikleşmenin zemini TBMM’dir.
– Özellikle Kürt kökenli vatandaşlarımıza sesleniyorum bunların istediği Kürt kökenli vatrandaşlarımızın hakları değil, kendi çıkarlarını korumaktır.
Türkiye eksen kaymasında mı?
– Bu coğrafyanın sadece jeopolitikle savunulması mümkün değildir. Çok güçlü bir demokrasiye ihtiyaç vardır.
– Muhalefetin bir çelişkisi de bu proje dış kaynaklı diyorlar. Ama bir yandan da Türkiye’yi Batı’dan koparmak istiyorsunuz deniliyor. O zaman İran ve diğer komşularımızla ilişki geliştirmeye neden itiraz ediyorsunuz? Türkiye’nin eksen kaymasında olduğunu düşünenler, süreci anlamayanlardır. Türkiye eksen kuran bir ülkedir.
“Büyük bir sorun var”
-Büyük bir sorun var ve bu soruna son derece ivedilikle çare bulunmalıdır. Her gün Alevi sorununun çözülmesi için, inanç gruplarının sıkıntılarının çözülmesi için muhaklefetin aslında çok güçlü bir iradeyle hükümeti sıkıştırması gerekirdi. Ancak şimdi hükümet muhalefeti bu konuda sıkıştırıyor.
– Bu sorunun çözümü çoğulculuğu yok saymamak, vatandaşlarımızın incinmiş mensubiyet duyguları tamir edilmezse, millet içinde millet adacıkları oluşma ihtimali vardır. Bakın 90’lı yıllar boyunca 80’li yıllarda bu ekonomik problemdir denildi daha sonra siyasal problemdir denildi.
“Sorunu çözmek zorundayız”
– Bunu bir şekilde çözmek zorundayız. Biz bu sorunu yaratmadık, ihaleyle de devralmadık. Ancak bu sorunu çözmek gerekiyor. “Bu Kalp Seni Unutur mu?” diye bir dizi var orada Diyarbakır Cezaevi sahneleri var onları izleyin. Biz bütün acı çeken varandaşlarımıza şunu diyoruz AK Parti’nin kalbi sizi unutmaz. AK Parti olarak sizin yanınızdayız.
“Allah razı olsun”
– Bu sorunu çözme konusu bize nasip olduğu için Allah razı olsun. Biz bu sorunu çözme konusunda AK Parti olarak çok kararlıyız.
– Son iki ay içerisinde 86 yıldan daha fazla fikir neden üretildi.
– Milletimizin demokratik taleplerini görmezden gelenlerin bilmesi gereken birşey var. Biz hiçbir konuda böyle gelsin böyle gitssin demeyiz. Türkiye günlerdir bence çok verimli bir tartışma yaşıyor: GDO tartışması. Bence şu genetiği değiştirilmiş milliyetçilik anlayışını da biraz konuşalım. Milletimiz müsterih olsun milletin, devletin sahibi var, özgürlüklerin sahibi var. Kimsenin hakkını ve hukukunu almak için mücadele etmemesi olma yolunda yaşasın Türkiye Cumhuriyeti.
Bağımsız İstanbul Milletvekili Ufuk Uras
– Kürt sorunu ile ilgili çözümün sürdürülebilir olması için toplumsal desteğin alınması gerekir.
– Kürt sorununun yeri ve nedenleri belli. Bu konunun bir asayiş sorunu olarak görülmemesi gerekli.
– Sorunun çözümüne ilişkin yapılacak yeni açılımlar, beraberinde yeni çözümler üretecektir.
– Sorunun çözümü için artık herkesin çaba sarf etmesi gerekiyor.
– Kürt sorunu ile ilgili çözümün sürdürülebilir olması için toplumsal desteğin sağlanması gerekli.
“Anayasa değişmeli”
– 12 Eylül Anayasası’nın yerine daha demokratik bir anayasaya ihtiyaç var.
– Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinin yeniden ayağa kaldırılması için çaba sarf edilmesi gerekiyor.
Uras’ın, konuşma süresinin bitmesi üzerine TBMM Başkanı Mehmet Ali Şahin, ek süre verdi. Bu sırada, CHP sıralarından gelen eleştirilere Uras yanıt verdi.
– “Ben 10 Kasım’da, kendimi ‘aç aç gecesinde’ zanneden milletvekillerinden değilim”
Başbakan Erdoğan cevap verdi
Kürt açılımının TBMM’deki genel görüşmelerinde muhalefet liderlerinin ardından Başbakan Recep Tayyip Erdoğan cevaben bir konuşma yaptı. Erdoğan’ın, “Bu açılımın sonunda rant kapılar kapanacak olanlar var. Bunlar tabii ki bu sürece karşı çıkıyorlar. Hatta şehitler gelsin de daha fazla bağıralım diyenler var” sözleri üzerine CHP salonu terk etti. MHP’li bazı vekiller bu sözler ayağa kalktı, Erdoğan “MHP’ye güle güle” dedi ama Bahçeli salondan çıkmadı.
CNN TÜRK

















Bu konu hakkındaki yorumunuz