Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Kürt açılımı konusundaki randevu talebine “kamera şartıyla evet” diyen CHP Genel Başkanı Deniz Baykal’a, “Bu ahlaksızlıktır” yanıtını verdi ve teklifini geri çekti. Başbakan, PKK’lıların dönüşü ve serbest bırakılmalarını da “umut verici” ve “sevindirici” buldu.
CHP İLE MEKTUP KRİZİ:
Parti grup toplantısında Baykal’a cevap veren Erdoğan, “Gerekirse not tutucu da olur ama biri bizi gözetliyor mantığı içinde kameraların kurulmasını anlamak mümkün değil. Bu bahane üretmek, ipe un sermek. Gidip Sayın Baykal’ın beynini yıkayacak değiliz, hipnotize edecek değiliz, büyü, sihir yapacak değiliz, öyle bir kabiliyetimiz de yok zaten. Her konuda anlaşmayı beklemiyoruz zaten; önkabuller ortada. Ama biz demokrasinin gereğini yapalım istedik” dedi.
Erdoğan, “Baykal madem bu kadar kamera meraklısı, odasını açsın, 24 saat kameralar çeksin” dedi.
Başbakan, “Sayın Baykal acaba bugüne kadar tüm ikili görüşmelerini kameralar önünde mi yapıyordu? Sayın Baykal acaba bu birebir görüşmelerinin dışında görüşmeler yapmadı mı?” diye sordu.
Başbakan, “Şu ifadeye bak: Kapalı kapılar ardından görüşme yapamayız. Sizin kapılarınız hep açık mı duruyor Sayın Baykal” dedi.
Erdoğan, “Sayın Baykal madem ki kameraları çok arzu ediyorsun, biz bunu Meclis’e getiriyoruz. Orada 3-4 kamera var. Eğer sen çıkar orada konuşursan ben de çıkar orada konuşurum. Ama sen konuşmazsan, ilgili milletvekili arkadaşlarım milletimin karşısında açık seçik yapacak. Bu vesileyle ‘sağ olasın belki bir çayını içerdik. O çayından mahrum olduk. Teşekkür ederim’ deyip, kesinlikle ben de oraya gitmiyorum” dedi.
“İki defa karşılık beklemeden genel merkezlerini ziyaret ettim. Mutlak manada uzlaşma aramıyorum zaten ben” diyen Başbakan, “Demokraside olmazsa olmaz şart değildir mutabakat. Biz geliriz görüşlerimizi anlatırız, sizi dinleriz istişare ederiz, mutabakata biraz daha yaklaşmış olmak için çalışırız. Ancak usul üzerinde bile Sayın Baykal ın kaçtığını görüyorsunuz” ifadesini kullandı.
Erdoğan, Baykal’a ayrıca, “Sanki milletten birşeyler kaçırılıyor hissini vermek, bu propaganda ile siyaset yapmak kime ne fayda sağlar?” sorusunu yöneltti.
“Biz hiçbirşeyi milletimizden gizlemedik, saklamadık, böyle birşeyi de düşünmüyoruz” diyen Erdoğan, “Ama görüyoruz ki Sayın Baykal böyle birşeye açık değil” şeklinde konuştu.
AÇILIM SÜRECİ VE PKK’LILARIN GELİŞİ:
Erdoğan, Mahmur ve Kandil’deki 34 PKK’lının geri dönüşüyle ilgili olarak da, “Umutlanmamak mümkün mü?” dedi.
Erdoğan, bazılarının serbest bırakılmasını da olumlu ve sevindirici bulduğunu söyledi.
Başbakan Erdoğan demokratik açılım süreciyle birlikte son 3 aydır herkesin çözüme yönelik beklenti içine girdiğini vurguladı, “Habur’daki gelişmeler bir umuttur. Türkiye’de iyi şeyler oluyor. Umut verici gelişmeler oluyor. Tabii nereden baktığınız ve bakacağınız da önemli. Ama birileri bunun dışında kalıyor” dedi.
“Aklıselimle, sabırla, kararlılıkla adım adım sorunları çözüme kavuşturmanın gayreti içindeyiz” diyen Başbakan “Ancak tecrübelerimiz bize şunu gösteriyor. Özellikle terörle mücadelede ne zaman olumlu bir adım atılsa, ne zaman milli mutabakat gündeme gelse bunun için anlamlı bir adım atılsa, bundan nemalanan bazı karanlık çevreler o zaman tutuşuyor ve bu mihrtaklar hemen bir provokasyon tezgahlamaya çalışıyor” şeklinde konuştu.
Başbakan sözlerine şöyle devam etti:
“Bunu özellilkle son 30 yıl içerisinde çok yaşadık, çok gördük. Bunlar rantı kendileri için benimserler ama istikrarı asla. Bunlar kargaşadan, kaostan, terörden nemalanırlar. Hala bu sürece gölge düşürme ve bunun altında birşeyler arama gayreti içinde olanlar var.Neden bu coşkuyu, umudu milletle paylaşmıyorsunuz?”
Başbakan konuşmasında isim vermeden anamuhalefet CHP’ye de şu sözlerle seslendi:
“1989 da 1991’de raporları hazırladınız. Bugüne oranla çok daha ileri öneriler getirdiniz. Peki bugün sizi sürecin dışında kalmaya sevk eden, geçmişinizle tam tersi bir yöne sevk eden nedir? Biz tek başımıza da kalsak inşallah bu süreci sona erdirmeye çalışacağız. Tek başımıza da kalsak milletimizin desteği arkamızda olduğu sürece sonuna kadar gideceğiz. Herhalde bu partiler bu işi partilerüstü bir mesele olarak görmüyor. Ancak biz bu işi partilerüstü bir mesele olarak görüyoruz. Yeter ki ülkemiz kazansın, yeter ki milletimiz kazansın. Umuyorum ki CHP Genel Başkanı bahaneer üretmekten, kapıları kapalı tutmaktan vazgeçer”
“Süreç İmralı’dan yönetilmiyor”
Erdoğan, “Bildiğiniz gibi dün 34 kişi sınırı geçti ve sabah saatlerinde 29’u ilgili yasalarımız çerçevesince bırakıldı. Bunu son derece olumlu ve sevindirici bir gelişme olarak görüyoruz. Şu anda yargı diğer 5’iyle ilgili çalışmalarını sürdürüyor” dedi.
Başbakan, bazı medya gruplarının bu sürecin İmralı’ndan yönetildiği mahiyetinde ifadeler kullandıklarına dikkat çekerek sözlerini şöyle sürdürdü:
“Ben tabii o medya mensuplarını uyarmak istiyorum. Adama sorarlar acaba 11-12 yıldır orada değil miydi? Niçin böyle bir adım atılmadı? Bu bir demokratik açılım süreci olarak atılmış bir adımdır. Bu bir kardeşlik projesinin gereği olarak atılmış bir adımdır. Biz bu ülkede Türküyle, Kürdüyle, Lazıyla, Çerkeziyle biriz, beraberiz. Biz tek millet olduğumuzu söylemedik mi ve ayyıldızlı bayrağımızla tek bayrak olduğumuzu söylemedik mi? Bu konuda problemi olmayanlarla zaten beraber yürüdük biz bu yollarda diyeceğiz.
Ben gerek dağdakilere gerek Mahmur’da olanlara gerek Avrupa’da olanlara çağrımızı yineliyorum: Vakit yitirmeden ülkelerine dönmelerine tavsiye ederim. Bu olayı siyasi şova dönüştürenlere de lütfen sorumlu davranın diyorum. Ama gerginlikle, tahrikle, sorumsuz açıklamarla bu sürece katkı sağlanmaz, sürece zarar verilir. Bu işi arzu edenler olduğu gibi arzu etmeyenlerin olduğunu da bilmelidirler. Popülist şovlarla başka yerlere çekmek çözümü zorlaştırmaktan başka birşeye hizmet etmez”
DTP’yi eleştirdi
Başbakan konuşmasında isim vermeden DTP’yi de şu sözlerle eleştirdi:
“Legal bir örgütün yöneticisi illegal bir örgütün yöneticisi adına konuşmamalıdır, konuşamaz. Biz legal örgütle konuşmaya hazırız ancak illegal bir örgütle görüşmeye asla. Bunu hep söyledik. Bu yaklaşımımızın karşılık bulmasını temenni ederim”
MHP LİDERİ BAHÇELİ’YE SERT YANIT:
Erdoğan’ın konuşmasında eleştirilerden payını alan bir diğer isim de MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli oldu. Erdoğan Bahçeli’yi konuşmasında şu sözlerle eleştirdi:
“Sayın Bahçeli hafta sonunda yaptığı konuşmada benim Doğu-Güneydoğu milletvekili arkadaşlarıma siyasi ahlaktan tamamıyle uzak bir yakıştırma ile sesleniyor ve arkadaşlarıma ve aslında bana da saygısızlığın ötesinde hakaret ediyor. Sayın Bahçeli sizin yaklaşım tarzınızı kabul etmemiz, benimsememiz zaten mümkün değil. Sizin dilinizle size cevap vermeyi de asla düşünmüyorum ama biz bu yola çıkarken birşey söyledik: Biz bölgesel milliyetçilik yapmayacağız, etnik milliyetçilik yapmayacağız dedik. Ama sen bu ifadelerinde hem bölgesel hem etnik miliyetçilik yapıyorsun. Ama sen bu sözlerinle benim arkadaşlarıma saygısızlığın daniskasını yapıyorsun.
Arkadaşlarımın ne karakterini ne de cibiliyetini seninle hiçbir zaman ölçmem. Ne demek onlara güvenip güvenmemek? Böyle bir görev ne zamandan beri size düştü? Böyle bir hakkı sen nasıl kendinde buluyorsun? Bu ülkenin halkını sen nasıl böyle bölüyorsun? Senin Güneydoğu’ya, Doğu’ya niçin gidemediğin, niçin sıralamaya giremediğin belli. Çünkü gidene gelinir, gitmeyene gelinmez. Kapısını açık tutanın kapısından girilir, kapısını açık tutmayanın kapısından girilmez.”
TÜRKİYE-AZERBAYCAN İLİŞKİLERİ:
Erdoğan konuşmasında son dönemde gerilen Azerbaycan ile ilişkilere de değindi.
Başbakan, hükümetin ve şahsının, Azerbaycan Milli Meclisi’nde yaptığı konuşmanın arkasında olduğunu vurgulayarak, “Herkes şundan emin olsun; biz Azeri bayrağını Türk bayrağı gibi, Azeri topraklarını, Türkiye toprakları gibi aziz ve kutsal bildik, yine öyle biliriz. Bakü’de yatan şehitlerimiz, bunun şanlı şahitleridir” dedi.
Erdoğan, Azerbaycan milletvekilleriyle görüştüğünü ve başta Ermenistan ile imzalanan protokoller olmak üzere gelişmeleri değerlendirdiklerini anlattı. Erdoğan, şunları söyledi:
“Orada kendilerine bir kere daha ifade ettim; Hükümetim ve şahsım, Azerbaycan Milli Meclisinde yaptığım konuşmanın arkasındadır. Bizim Azeri kardeşlerimizin aleyhine olacak hiç bir adımı atmamız asla söz konusu değildir. Ancak, Türkiye ile Azerbaycan arasına nifak sokmak amacıyla fitne odaklarının da gayret içinde olduklarını, dedikodularla iftiralarla kamuoyunu yanıltmaya çalıştıklarına şahit oluyoruz. Benim vatandaşlarım da Azeri kardeşlerimiz de bu nifak girişimlerine prim vermesinler. Aslı olmayan bu dedikodulara, iftiralara lütfen kulak asmasınlar. Herkes şundan emin olsun; biz Azeri bayrağını Türk bayrağı gibi, Azeri topraklarını Türkiye toprakları gibi aziz ve kutsal bildik, yine öyle biliriz. Bu hitabım ağırlıklı olarak Azerbaycan halkınadır.
Bakü’de yatan şehitlerimiz, bunun şanlı şahitleridir. Azerbaycan’ın çıkarlarını, Türkiye’nin çıkarlarından geride tutmayız, tutmadık. Azerbaycan’ın üzüntüsünü, aynen Türkiye’nin üzüntüsü biliriz. Azerbaycan’ın sevinci bizim sevincimizdir ve sevincimizi artırır. Kimse, Türkiye’nin iyi niyetli duruşunu, samimi çabalarını başka yerlere çekmesin, Türkiye’yi de test etmeye kalkmasın. Son zamanlarda, özellikle bu konu üzerinde fitne fesat odakları, çok iyi çalışıyor. Çok gayretli. Tabii bu Türkiye’nin içinden de besleniyor. Bunu da açıkça söylemem lazım. Türkiye’nin içinden bunu besleyen odaklar da belli. Sürekli olarak orayla paslaşmak suretiyle böyle bir süreci tahrik ediyorlar.”
Erdoğan, 7 yıllık iktidarları döneminde Türkiye-Azerbaycan ilişkilerinin nereden nereye geldiğinin ortada olduğunu belirterek, “Ancak, sadece Türkiye-Ermenistan milli maçı sebebiyle FİFA’nın da almış olduğu bir karar ki, son anda gelen bir karar malumunuz. Bu kararı uygulamaya çalışan arkadaşlarımız bunun da açıklamasını yaptılar. Bu milli maçı provoke etmeye çalışan odakları da zaten halkımız gayet iyi tanıdı, gayet iyi biliyor” dedi.
“Bizi asıl yaralayan şey…”
Başbakan Erdoğan, şöyle devam etti:
“Bundan sonra Türkiye’de süper ligde asılan Azerbaycan bayrağını ‘İstanbul’da böyle Bursa’da böyle’ diye gösterme gafletine düşecek kadar şecaat arz ederken sirkatini söyleyen zavallılar bunlar. O noktada zaten herhangi bir şey söz konusu değil. Ama hassasiyetin olduğu bir Türkiye-Ermenistan süreciyle alakalı olarak böyle bir şeyi tahrik etmekten başka bir şey olarak değerlendirmek de mümkün değil. Bunu bizzat malum siyasi partinin kendi kongrelerinde adeta (hah şimdi biz siyasi rantı yakaladık) deyip bunun üstüne atlamasının da ne anlama geldiği bellidir.
Biz 7 yıllık iktidarımızda yapılması gereken neyse hepsini yaptık. Kendilerinin 3,5 yıllık koalisyon ortaklıklarında neler yaptıkları da bellidir. Türk dünyasıyla ilgili ne yaptıkları da bellidir. Bizim ne yaptığımız da bellidir. Her şey eserleriyle ortadır. Tabii halkımızın bunu asla kabul etmeyeceğini, asla bu tür iftiralara prim vermeyeceğini çok iyi biliyorum. Ama Azerbaycan halkının da Azerbaycanlı kardeşlerimin de bu tür oyuna prim vermemelerini özellikle hatırlatmak istiyorum. Asıl bizi yaralayan şey de şudur; onu da söylemem lazım. Azerbaycan şehitliğindeki Şehitlik Camisi’dir. Azerbaycan’daki o şehitlik anıtının yanında Türk bayrağı ile Azerbaycan bayrağının kaldırılmasıdır ki, bunun ne anlama geldiğini, neler ifade ettiğini, inanıyorum ki Azerbaycanlı kardeşlerim de iyi değerlendirecektir.”
CNN TÜRK












Bu konu hakkındaki yorumunuz