Türk Silahlı Kuvvetleri’nin sınır ötesi operasyonlarına imkan tanıyan tezkerenin süresi 1 yıl daha uzatıldı. Tezkere TBMM Genel Kurulu’nda tezkere 452 oyla kabul edildi. Oylamaya 475 milletvekili katıldı. 452 milletvekili tezkereye kabul oyu verirken 23 milletvekili ret oyu kullandı.
MHP
Tezkereye ilişkin olarak MHP grubu adına konuşan MHP Ankara Milletvekili Deniz Bölükbaşı aldı. Tezkereyi desteklediklerini belirten Bölükbaşı, “Türkiye’nin terörü tasfiye etmeye gücü de imkanları da vardır. Mesele, siyasi iradedir; olmayan budur” dedi.
2007-2008 döneminde Kuzey Irak’a 29 hava harekatı ve kapsam itibariyle sınırlı bir kara harekatını yapıldığını kaydeden Bölükbaşı, “2009’da ise askeri müdahalenin şekli ve kapsamının son derece sınırlı kaldığı, bu yetkinin fiiliyatta hemen hemen hiç kullanılmadığı görülmektedir” dedi.
26 Eylül 2007 tarihinde İçişleri Bakanı’nın Irak’lı karşıtıyla terörle mücadele anlaşması imzaladığını söyleyen Bölükbaşı, bu anlaşmada Türkiye’nin Irak’a askeri müdahale hakkını Irak’ın iznine bağlayan bir hüküm yer aldığını kaydetti.
Terör örgütünün bugün de en büyük destekçisinin Barzani olduğunu ifade eden Bölükbaşı, Barzani’nin, PKK’yı hala terör örgütü olarak görmediğini, terör kartını Türkiye’ye karşı bir tehdit ve pazarlık unsuru olarak bugün de elinde tuttuğunu kaydetti.
CHP
Tezkereyi destekleyen CHP grubu adına konuşan Bursa Milletvekili Onur Öymen ise, partisinin terörle mücadelede sergilediği tutum ve davranışların “Kürtler’in içinde bulunduğu sorunları gözardı ediyor” şeklinde algılanmaması gerektiğini söyledi.
Geçmişte yayınladıkları Kürt raporunda da etnik özgürlüklerin olması gerektiğini savunduklarını ifade eden Öymen, “2002 yılında toplam şehit sayısı 6 iken, sadece dün şehit olan asker sayısı 6” dedi ve hükümeti eleştirdi.
Öymen, o zamanki hükümetin siyasi iradesi ve tutumu sonucunda, terör örgütünün elebaşının, tek bir mermi bile atılmadan PKK’nın beyni olan Suriye’den çıkmak zorunda bırakıldığını ifade etti. Öymen, bugünkü Hükümetten de terörle mücadele ederken aynı siyasi iradeyi beklediklerini söyledi.
“Holywood’u ikna…”
“Irak’ın anayasasına göre topraklarında terörist bulundurmayacağı hüküm altına alınmışken ve orada ABD’li askerler varken, terör örgütü ile neden yeterli ve etkin mücadele edilmiyor?” diye soran Onur Öymen, “Irak’ın 300 bin silahlı gücü var. Ülkedeki bütün terör örgütleriyle savaşıyor, biri hariç PKK. ABD ve peşmergeler de ülkedeki bütün terör örgütleriyle savaşıyor, biri hariç PKK. Peki biz terörle mücadele ederken onları niye ikna edemiyoruz? ABD’yi ikna edelim derken, sözlerimi yanlış anlamayın, Washington’u kastediyorum. Yoksa Hollywood’u ikna etmede çok başarılı olduğunuzu görüyoruz. Artık nasıl ikna ettiniz; karada mı, havada mı? onu bilemeyeceğim” diye konuştu.
Meclis’in daha önce Hükümete, Kuzey Irak’a operasyon için iki kez yetki verdiğini, ancak bu yetkilerin tam olarak kullanılmadığını, sadece 7 günlük bir kara harekatı yapılabildiğini ifade eden Öymen, Türkiye’nin, terörle mücadele etmek için askeri gücünün yeterli olduğunu, ancak bunun tam olarak kullanılmadığını savundu.
Onur Öymen, “Terör örgütü, Türkiye’de devlet içinde devlet kurmak istiyor. ‘O bölgenin yönetimini, ekonomiyi bize bırakın’ diyorlar. ‘Bizim orada silahlı gücümüz olsun’ istiyorlar. Bunun ötesinde resmen devlet olmak için iki eksik kalıyor. Bir hutbe okutacaksın, bir de Osmanlı dönemindeki gibi sikke kestireceksin” dedi.
DTP
“Savaş tezkeresi”
DTP Grup Başkanvekili Gültan Kışanak, Başbakanlık Tezkeresi üzerinde partisinin görüşlerini açıkladı.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın gittiği her yerde “analar ağlamasın, anaların gözyaşları dinsin” dediğini aktaran Kışanak, “Ancak, aynı Başbakan’ın, böylesi bir süreçte Meclisin önüne savaş tezkeresi getirdiğini” iddia etti.
Hükümetin, Meclisten “gençleri bir yıl daha ölmeye ve öldürmeye gönderme yetkisi istediğini” ileri süren Kışanak, “Siz, gençlerimizi ölmeye ve öldürmeye gönderirseniz, anaların göz yaşları nasıl dinecek?” diye sordu.
“Bu tezkereye ‘evet’ oyu verirken, Edirnekapı Mezarlığında feryat eden gencecik kadını düşünün. Hakkari’de Kürtçe ağıt yakan anayı düşünün” diyen Kışanak, “Çok eskilere gitmenize de gerek yok. Bu Parlamentonun çıkarttığı iki tezkereden sona yaşanan can kayıplarını düşünün. Vereceğiniz ‘evet’ oyunun, yeni ocaklara ateş düşüreceğini, Edirnekapı mezarlığında feryat eden kadınlara, Hakkari’de ağıt yakan analara yenilerini ekleyeceğini unutmayın. Ülkemizde yaşanan bu anlamsız savaşı bitirebiliriz. Savaşa ‘dur’ diyebiliriz. Ölme ve öldürme siyasetine izin vermeyebiliriz. Çocuklarımızı yaşatabilir, geleceğimizi birlikte kurtarabiliriz. Barış hakkımızı sonuna kadar kullanalım” dedi.
AK Parti
AK Parti Grubu adına söz alan Ankara Milletvekili Salih Kapusuz da Hükümetin Güneydoğu’da yaptığı yatırımları anlattı.
Bölgede akan kanın durmasını sağlamak, çocukların bir daha asla devlete karşı dağa çıkmamasını sağlamak ve terör problemini tamamıyla çözmek için eş zamanlı olarak bir demokratik açılım politikası geliştirdiklerini belirten Kapusuz, “Bu konuda parti ayırımı yapmaksızın hepimize sorumluluk düşüyor” dedi.
Çözümün yolunun “dinlemek, anlamak, demokratik standartların yükseltmek” olduğunu dile getiren Kapusuz, çözümün yerinin Meclis, anahtarının ise millet olduğunu kaydetti.
Kapusuz, çözüme herkesin katkısını beklediklerini belirterek, “Silahlı örgütün varılığı ve eylemleri devam ederken bu alana ilişkin demokratik reformların yapılmasının yanlış olacağına ilişkin gerekçeleri de artık bir kenara koymalıyız. Benzer sorunların yaşandığı dünyanın bir çok ülkesinde reformların yapılması, terör eylemlerinin tamamen sona erdirilmesinden sonraya değil, paralel bir süreçte ele alınmıştır” diye konuştu.
“Terör var olduğu ve canımızı yakmaya devam ettiği müddetçe mücadelemiz aynı kararlılıkla devam edecektir” diyen Kapusuz, “Bundan kimsenin şüphesi ve endişesi olmasın. Hangi ülkede kendi sınırları içerisinde kendi güvenlik güçleri dışında silahlı kişilerin varlığına müsaade edilir? Böyle bir şey düşünülebilir mi? Bu mücadeleyi savunmak haktır” görüşünü dile getirdi.
Kapusuz, “Milli birlik ve kardeşlik projesi çerçevesinde, güçlü bir Türkiye için gelin hep birlikte herkesi, özellikle yanlış yola girmiş, aldatılmış insanların silah bırakması için çağrı yapalım, gayret sarf edelim. Silahları bırakın. Böylece sizin hayatlarınız üzerinden hesap yapanların da oyunlarını bozun. Tezkereye kimse başka anlamlar yüklemesin. Bu tezkere savaşmak için değil, savaşmamak içindir, barış içindir. Türkiye’ye karşı kötü niyetlileri caydırmak içindir. Bizim mesajımız tek yanlı da değildir. Sorunu barış içinde, köklü şekilde çözmek isteyenleri milli birlik ve kardeşlik projemize davet ediyoruz. Sorunu savaşarak çözmek isteyenlerle hem sınırlarımız içinde hem de sınırlarımızı dışında yeni bir duruşla mücadeleye devam edilecektir” diye konuştu.
Kapusuz, AK Parti Grubu olarak, tezkerenin bir yıl uzatılmasını desteklediklerini bildirdi. Salih Kapusuz, harekat yetkisinin, uluslararası hukuk ve insan hakları çerçevesinde en etkili şekilde kullanılacağına olan inancının da tam olduğunu ifade etti.
Dışışileri Bakanı Ahmet Davutoğlu, Irak’ın iç huzur ve istikrarının, Türkiye’nin iç huzuru ve istikrarı ile iç içe geçmiş durumda olduğunu belirterek, “Irak ve Suriye ile uzun sınırımızda istikrar ve güvenlik oluşturamazsak, Türkiye’de istikrar ve huzur içinde yaşamamız mümkün olmaz” dedi.
TBMM Genel Kurulunda, Hükümete sınırötesi operasyona izin veren tezkerenin görüşülmesi sırasında, Hükümet adına konuşan Davutoğlu, Türk dış politikasının bir vizyonu ve ana ekseni olduğunu söyledi.
Davutoğlu, bu vizyonun temel hedefinin iç huzur ve toplumsal barışın güvenlik ve özgürlük alanları genişletilerek sağlanmasını temin edecek bir dış ortam sağlanması olduğunu ifade etti.
Bu çerçevede ülkenin çevresinde güvenlik ve istikrar kuşağı oluşturulmasını amaçladıklarını kaydeden Davutoğlu, dış politikanın temel hedefinin de bu güvenlik ve istikrar kuşağının temin edilmesi olduğunu vurguladı.
Bunun temin edilmesinin komşu ülkelerle yoğun işbirliği sağlanmasına bağlı olduğunu vurgulayan Davutoğlu, Türkiye’nin bölgesinde etkin ve küresel olarak saygın bir konuma getirecek bir dış politika hedeflediklerini kaydetti.
Davutoğlu, bu dış politikanın temel uygulama alanının Irak ve Suriye’yi kapsadığını belirterek, şöyle devam etti. “Çünkü, Irak’ın iç huzur ve istikrarı, Türkiye’nin iç huzuru ve istikrarı ile iç içe geçmiş durumdadır. Irak ve Suriye ile uzun sınırımızda istikrar ve güvenlik oluşturamazsak, Türkiye’de istikrar ve huzur içinde yaşamamız mümkün olmaz. Çünkü, Irak’ta barış yoksa bölgemizde barış sağlamanın imkanı yoktur. Çünkü, Irak birçok özelliği itibariyle küçük bir Ortadoğu’dur. Dolayısıyla Türkiye’nin Irak’ta etkin bir Ortadoğu politikası yürütmekten başka bir dış politika tercihi olamaz. Bu sebepledir ki Irak ile ilişkilerimiz son derece iyi bir seyir içindedir.”
“Diplomatik ve askeri ayaklı eylem planı”
Irak ile her alanda sınır tanımayan bir işbirliği geliştirildiğini anlatan Davutoğlu, yapılan görüşmeleri anlattı.
Suriye ile benzer bir işbirliğinin geliştirilmekte olduğunu kaydeden Davutoğlu, önümüzdeki hafta 11 bakanla bu ülkeyi ziyaret edeceğini bildirdi.
Davutoğlu, şunları söyledi: “Bu bölgesel vizyondan bakıldığında Türkiye’nin bu etkin dış politika anlayışını tehdit eden en önemli unsurlardan birisi Irak’ın kuzeyinde yerleşmiş bulunan terör örgütünün mevcudiyetidir. Tezkerenin gündeme gelmesi de terör örgütünün 2007 yıl Ekim ayında artan terör faaliyetleri dolayısıyla ortaya çıkan atmosferdir. Hükümet olarak böyle tehdidin nasıl ortadan kaldırılacağı konusunu ele aldık. Diplomatik ve askeri ayaklı kapsamlı bir stratejik eylem planı geliştirdik.
TBMM’nin verdiği yetki ile 17 Aralık 2007’den bu yana Türk Silahlı Kuvvetlerimiz en etkin askeri mücadeleyi yürütegelmiştir. Bu sebeple bugün terör örgütünün faaliyetlerinde ciddi bir azalma yaşanmıştır. Tek başına askeri yöntemler bu tür mücadelelerde yeterli olamaz. Onun için tezkerenin yanı sıra kapsamlı bir diplomatik eylem faaliyeti çıkardık.”
Irak hükümeti ile yürütülen temasları da anlatan Davutoğlu, bu temaslarla terör örgütünün bir hedefinin bertaraf edildiğini, Irak ile ilişkilerin kriz beklentilerinin aksine her türlü alanda geliştiğini belirtti.
Davutoğlu, “İkinci ana diplomatik faaliyet alanı olarak bunun Kürt-Türk çatışmasına dönüşmesine engellemek üzere Irak’ın kuzeyindeki bölgesel yönetim nezdinde diplomatik etki gücümüzün artırılmasıdır” dedi.
Irak’ı askeri olarak kontrol altında tutan ABD ile diplomatik görüşmeler yürütüldüğünü anlatan Davutoğlu, istihbarat ve operasyon işbirliği sonucunda TSK’ya 30 yıl içinde belki de en rahat operasyon yapma zemini oluşturulduğunu kaydetti. Davutoğlu, Türkiye, Irak ve ABD arasında geliştirilen 3’lü mekanizmayı da anımsatarak, yürütülen çalışmaları dile getirdi.
Ahmet Türk: “Oyumuzun rengi belliydi”
DTP Genel Başkanı Ahmet Türk, sınır ötesi operasyon tezkeresinin kabul edilmesini değerlendirirken, “Yeni döneme uygun politikaların ve gerçekten toplumu kucaklaştıracak bir mantığın öne çıkması gerekir” dedi.
Türk, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin, Irak’ın kuzeyinden Türkiye’ye yönelik terör tehdidinin ve saldırılarının bertaraf edilmesi amacıyla Hükümete verilen sürenin, 17 Ekim 2009 tarihinden itibaren 1 yıl daha uzatılmasını öngören Başbakanlık Tezkeresinin kabul edilmesinin ardından gazetecilerin sorularını cevaplandırdı.
“Oyumuzun rengi belliydi zaten” diyen Türk, tezkereye ret oyu vermelerinin gerekçelerini önceki konuşmalarında ortaya koyduklarını söyledi.
Ahmet Türk, “Biz başından beri çatışma, imha, inkar politikalarının, bu sorunu çözmeyeceğini ifade ediyoruz. Yeni döneme uygun politikaların ve gerçekten toplumu kucaklaştıracak bir mantığın öne çıkması gerekir” diye konuştu.
CNN TÜRK












Bu konu hakkındaki yorumunuz