Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, “Bu açılımdan (Demokratik Açılım) maksadımız belli bir konuyu değil, bu ülkenin insanlarının zihinlerinde ve vicdanlarında yer eden ne kadar meselemiz, sorun alanlarımız varsa hepsini tartışmaya açmak, bir ortak kanaate ulaşmak ve bunların her biri için çare neyse bulup hayata geçirmektir” dedi.
Demokratik açılım
Başbakan Erdoğan, televizyonlarda yayınlanan “Ulusa Sesleniş” konuşmasında vatandaşlara seslendi.
Bir ülkenin kalkınması, ilerlemesi ve güçlenmesi için o ülkenin insanlarının birbirine inanıp güvenmesi ve ortak bir iradede buluşmasının çok önemli olduğunu vurgulayan Başbakan Erdoğan, Türk Milletinin tarih boyunca yaşadığı büyük zorlukları hep bu şuurla ve hep bu iradeyle aştığını dile getirdi.
“Nice badireleri; danışarak, görüşerek, ortak bir akıl, ortak bir fikir, ortak bir yol bulabildiğimiz için hasar almadan, zarar görmeden aştık” diyen Erdoğan, AK Parti Hükümeti olarak bir “Demokratik Açılım” süreci başlattıklarını ve aşamalı olarak bu önemli meseleyi toplum gündemine taşıdıklarını bildirdi.
Başbakan Erdoğan, “bu açılımdan maksadımız, belli bir konuyu değil, bu ülkenin insanlarının zihinlerinde ve vicdanlarında yer eden ne kadar meselemiz, sorun alanlarımız varsa hepsini tartışmaya açmak, bir ortak kanaate ulaşmak ve bunların her biri için çare neyse bulup hayata geçirmektir. Biz, bütün insanlarımızın gurur duydukları ve razı oldukları bir ülkede yaşamalarını istiyoruz. Biz, kökeni, inancı, kültürü ne olursa olsun, bütün vatandaşlarımızın kendilerini özgür ve güvende hissedecekleri bir toplumsal hayatı inşa etmenin yolunu açmak istiyoruz” dedi.
Erdoğan, “biz, Türkiye’nin kazanımlarını bütün insanlarımızın hakça paylaşmasını, bu ülkenin köyleri, kasabaları, kentleri arasındaki gelişme farklılıklarının en aza indirilmesinin yolunu açmak istiyoruz. Biz, bu ülkede hakimiyetin kayıtsız ve şartsız olarak millete ait olmasını, hiç kimsenin kendini millet iradesinin üstünde görmeye kalkışmamasını istiyoruz. Biz, ülkenin gencecik fidanları daha yeşermeden kırılmasın, bu topraklarda terör kendine asla varlık zemini bulamasın, kardeşler arasında kin ve nefret yaşanmasın istiyoruz. Biz eli ekmek tutması gerekenler silah tutmasın; yola, okula, hastaneye, kalkınmaya harcanması gereken kaynaklar heba edilmesin istiyoruz. Biz, bu ülkenin gençlerinin yarınlarından ümitlerini kesmemelerini istiyoruz” diye konuştu.
Türkiye’de gözleri yaşlı, yürekleri yaslı analar olmasını istemediklerini belirten Başbakan Erdoğan, “bu millet asırlar boyunca aynı medeniyet sancağı altında nasıl tarihe nam salan altın sayfalar yazmışsa insanlığın geleceğinde de öyle ihtişam dolu izler bıraksın istiyoruz. Biz bu ülke için huzur istiyoruz, istikrar istiyoruz. Bunun için, hepimizin ama hepimizin bu muhasebeyi samimiyetle yapmamız gerektiğini söylüyoruz. Bu süreçte herkes içindekini samimiyetle söylemeli; bugüne kadar söylenmemiş, söylenememiş olanlar da açıkça, korkusuzca dile getirilmeli ki, ortak bir yol bulunsun, o yola da bir daha gölgeler düşmesin” ifadelerini kullandı.
“Açılımı istismar etmeyelim”
Hiç kimsenin söz söylemek adına, bu iyi niyetli açılım adımlarını istismar etmemesi gerektiğinin altını çizen Erdoğan, bunun bir ülke meselisi olduğunu hatırlattı.
“Türkiye’nin senelerdir kanayan yaralarına çare aramak bizim bu ülkeye borcumuzdur” diyen Başbakan Erdoğan, “Türkiye’nin bütünlüğü asla tartışma konusu değildir, olmayacaktır. Bizim bütün gayretimiz o bütünlüğü daha da güçlü hale getirmek, bu milletin birbirine bağlılığını daha da pekiştirmektir. Sizlerin, bu gayretimizin Türkiye için ne mana ifade ettiğini gayet iyi bildiğinizden asla şüphe etmiyorum. Sizlerin desteğinizle kısa zamanda bu ülke her zamankinden daha da aydınlık ve huzurlu bir ülke haline gelecektir. Kısa, orta, uzun vadede bu çabalarımızı neticeye ulaştırmak istiyoruz” dedi.
Gelişmeleri vatandaşların da anbean izlediklerini kaydeden Başbakan Erdoğan, Türkiye’nin sadece iç meselelerinde değil dış dünyayla ilişkilerinde de bir tazelenme ve değişim içinde olduğunu vurguladı.
Hükümet olarak dış meselelere ilk günden bu yana gündemlerinde çok önemli bir yer ayırdıklarını belirten Erdoğan, “daha aktif, meselelerini çözme iradesi gösteren, barıştan yana bir dış politika stratejisi geliştirmek noktasında daima kararlı bir tutum içinde olduklarını” dile getirdi.
Başbakan Erdoğan, “Türkiye bu kararlılıkla çözümsüzlükleri çözüm gibi göstermeye yeltenen köhnemiş zihniyetleri bertaraf ederek, yıllardır çözemediği pek çok meselesini hal yoluna koydu. Bunların başında da komşularımızla ilişkilerimizi iyileştirme yolunda aldığımız mesafeler geliyor. Üzülerek ifade edeyim ki yıllar yılı Türkiye’nin dış politika gündemindeki en önemli meseleler komşularıyla yaşadığı sıkıntılarla ilgiliydi. Türkiye’nin bir kısmıyla tarihi ortak bağlara da sahip olduğu komşularıyla bu mesafeli hali, ne bizim, ne komşu ülkelerin, ne bölgemizin menfaatine bir durumdu. Bu tabloyu değiştirmeyi ve komşularımızla problemlerimizi çözüme bağlayarak iyi ilişkiler geliştirmeyi öncelikli görevimiz saydık” diye konuştu.
“Hiçbir ülkeye kapımız kapalı değil”
Bunun en güzel örneklerinden birinin Suriye ile yaşandığını anlatan Başbakan Erdoğan, Türkiye ile Suriye arasında vizenin kaldırıldığını hatırlattı.
“Ortak bir tarihe, zengin kültürel bağlara sahip olan, birbirine akraba olan, komşu olan, geleceğe dönük menfaatleri de aynı olan bu iki dost ülkeye yakışan da bu” diyen Erdoğan, Suriye ile ilişkilerin bundan böyle çok daha güzel seviyelere geleceğini ve iki halk arasındaki kaynaşmanın da hızlanacağını ifade etti.
Kıbrıs
Başbakan Erdoğan, “Türkiye’nin bölgesinde sevilen, güçlü, ağırlığı, itibarı olan bir ülke olması, dünyadaki önemini de doğrudan arttırmaktadır, bunu çok önemli görüyoruz. Bölgemizde çeşitli sebeplerle henüz istediğimiz seviyede ilerleme sağlanamayan meselelerle ilgili olarak da ilgili bütün ülkelerle temaslarımızı sürdürüyoruz. Kıbrıs meselesinde Türkiye son yıllarda dünyanın da kabul ettiği gibi daima çözümden yana olan, yapıcı olan taraf konumundadır, bu tutumumuzu bundan sonra da sürdüreceğiz. Bizim, ülke olarak, hiç kimseye karşı, hiçbir önyargımız yok, hiçbir kompleksimiz yok, dünyadaki hiçbir ülkeye de kapımız kapalı değil…” dedi.
Ermenistan
Ermenistan ile başlayan ilişkileri geliştirme çalışmalarına da değinen Erdoğan, “Ermenistan ile henüz çözülmemiş bazı sorunlarımız olduğu doğrudur. Ancak bunların da iyi niyet temelinde çözülebilir meseleler olduğunu düşünüyoruz. Bu çerçevede, Ermenistan ile imzalanacak olan protokol önemli bir aşamaya işaret etmektedir. Bildiğiniz gibi, bu protokol ancak TBMM’nin onayı ile geçerlilik kazanacak olan bir protokoldür. İki ülke arasındaki meseleleri çözmek ve ilişkilerimizi iki komşu ülkeye yakışır bir çizgiye çekebilmek için bu temaslarımızı sürdüreceğiz. Bu temaslarımız sırasında elbette dostumuz ve kardeşimiz Azerbaycan halkının menfaatlerini de en az kendi menfaatlerimiz kadar korumaya özen gösteriyoruz. İnanıyorum ki bu süreç, hem Türkiye hem Ermenistan hem de Azerbaycan için mutlu bir sona bağlanacak, adeta kangrene dönüşmüş bu mesele de ortadan kalkmış olacaktır” diye konuştu.
Türkiye’nin, Kafkasya, Ortadoğu ve Balkanlar’da doğrudan tarafı olsun ya da olmasın bütün meselelerin çözümüne katkı sağlamak üzere, en üst seviyede çabalarını sürdürdüğünü kaydeden Erdoğan, bunun sadece kendilerinin dış politika rotası değil, aynı zamanda Türkiye’nin dünyada ve bölgesinde ulaştığı ağırlığın ve önemin de bir gereği olduğunu söyledi.
Başbakan Erdoğan, Avrupa Birliği ile ilişkileri de bu barışçı ve medeni perspektif içinde ele aldıklarını ve meseleye bu ciddiyetle yaklaştıklarını dile getirdi.
ABD temasları
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, “Bu (ABD) gezimiz vesilesiyle Türkiye’nin büyüklüğünü bir kere daha müşahede ettik ve bundan büyük gurur duyduk, daha büyük hedeflere doğru ilerleme adına azim ve kararlılığımız daha da arttı, daha da katmerlendi” dedi.
Erdoğan, New York’ta düzenlenen Birleşmiş Milletlerin 64. Genel Kurulu ile Pittsburgh’da düzenlenen G-20 zirvesi çalışmalarına katılmak üzere ABD’ye gittiklerini ve pek çok üst düzey temaslarda bulunduklarını anımsattı.
Bu yılki BM Genel Kurulu’nda uluslararası gündemle ilgili konularda Türkiye’nin görüşlerini açıklayan bir konuşma yapma imkanı bulduğunu ifade eden Erdoğan “Genel Kurul’dan önce de, ABD Başkanı Sayın Barack Hüseyin Obama başkanlığında düzenlenen nükleer silahsızlanma ve yayılmanın önlenmesi konulu Güvenlik Konseyi toplantısına katılarak bir konuşma yaptım. Bildiğiniz gibi, Türkiye, yürüttüğümüz diplomatik çabalar neticesinde, BM Güvenlik Konseyi geçici üyeliğine seçilmişti. Dolayısıyla, ilk defa bir Türk Başbakanı, Güvenlik Konseyi’nde ülkemizi temsilen konuşma yapmış oldu” dedi.
“Gerek BM Genel Kurulu, gerek G-20 zirvesi vesilesiyle orada bulunan pek çok yabancı liderle de çok yararlı ikili görüşmeler gerçekleştirdim” diyen Başbakan Erdoğan, “Bu temaslar sayesinde ABD, Rusya, İran, Pakistan, Hollanda, İsveç, Irak, Güney Kore, Avusturya, İtalya, Güney Afrika, Hindistan, Lübnan başta olmak üzere 32 hükümet ve devlet başkanıyla görüş alışverişinde bulundum. Ayrıca, BM Genel Sekreteri Ban Ki-Moon ile de bir araya geldim. Bu görüşmenin hemen ardından, KKTC Cumhurbaşkanı Sayın Talat ile gerçekleştirdiğimiz görüşmeye BM Genel Sekreteri Sayın Ban Ki-Moon ve İslam Konferansı Teşkilatı Genel Sekreteri Sayın Ekmeleddin İhsanoğlu’nun da katılmış olması bizi ayrıca memnun etti” diye konuştu.
“Türkiye’nin itibarı artıyor”
Erdoğan, bütün bu temaslarında başta bölgesel sorunlar olmak üzere gündemdeki dünya meseleleri hakkında Türkiye’nin görüş ve hassasiyetlerini aktarma imkanı bulduklarını belirterek, “memnuniyetle gördük ki, dış politikada attığımız sağlam ve geniş ufuklu adımlar, Türkiye’nin dünyadaki itibarını ve ağırlığını her geçen gün arttırıyor. Amerika’nın en saygın üniversitelerinden olan Princeton Üniversitesi’nde, New York Eyalet Üniversitesi’ne bağlı Levin Enstitüsü’nde yaptığımız konuşmalarda; İslam Konferansı Teşkilatı 40. Kuruluş Yılı Resepsiyonu’nda ve diğer bütün etkinliklerde bu itibar ve ağırlığı fazlasıyla hissettik. Küresel barış, nükleer silahsızlanma, medeniyetler ittifakı, iklim değişikliği gibi dünya gündeminin önemli konu başlıklarıyla ilgili Türkiye adına dile getirdiğimiz görüşler, hem muhataplarımızda hem uluslararası medyada büyük yankı buldu” ifadelerini kullandı.
Eğitim
Eylül ayının eğitim yılının da başladığı dönem olduğunu hatırlatan Başbakan Erdoğan, “eğitimin Türkiye’nin en temel önceliği olduğu gerçeğinden hareketle son yıllarda bütçeden en büyük payı eğitim harcamalarına, eğitim yatırımlarına ayırıyoruz. Bakınız Milli Eğitim Bakanlığımızın 2002 yılında bütçeden aldığı pay 7,5 milyar TL iken, bu yıl bu rakamı yüzde 267’lik bir artışla 27,5 milyar TL seviyesine yükseltmiş durumdayız. Yedi buçuk milyardan 27 buçuk milyara.” Başbakan Erdoğan, “Bu Türkiye’nin son altı yılda yaşadığı ekonomik zorluklar hesaba katıldığında çok ileri bir adımdır, çok önemli bir gelişmedir” dedi.
Erdoğan, 2002 yılında 2,5 milyar TL seviyesinde olan yüksek öğretim bütçesini de 2009 yılında yüzde 252’lik artışla 8,8 milyar TL’ye yükselttiklerini ifade ederek, “2002 yılında 494 milyon TL olan YURTKUR bütçesi yüzde 386’lık bir artış göstererek, 2009 yılında 2 milyar 400 milyon TL’yi aşmış duruma geldi. Lütfen dikkat ediniz; 494 milyon’dan 2 milyar 400 milyon liraya… Yedi yılda yüzde 386’lık bir artış. 2003 yılından bugüne kadar toplam 132 bin 790 yeni dersliğin yapımını tamamlayarak öğrencilerimizin hizmetine sunduk” diye konuştu.
Başbakan Erdoğan, 2003-2009 yılları arasında 610 resmi anaokulu, 1587 ilköğretim okulu, 55 yatılı ilköğretim okulunu, 113 Anadolu öğretmen lisesini, 402 genel liseyi, 561 Anadolu lisesini, 41 fen lisesini, 22 spor lisesini, 17 sosyal bilimler lisesini ve 10 Anadolu güzel sanatlar lisesini hizmete açarak eğitimimize kazandırdıklarını kaydetti.
Ekonomi
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, “Yine sürecin (global ekonomik kriz) başından beri iddiamız şudur; Türkiye, dünya ekonomilerini derinden sarsan bu krizi, mümkün olan en az hasarla, ayakta kalarak geçirmiştir. Biz bu krizden etkilenmediğimizi söylemiyoruz, elbette etkilendik, bunu sadece sektörlerimiz değil, vatandaşlarımız da hissetti ama ‘en az biz hissedeceğiz’ dedik, en az biz hissettik” dedi.
Erdoğan, ‘MEB İnternete Erişim Projesi’ kapsamında, 20 Temmuz 2009 tarihi itibari ile alt yapısı müsait olan 36 bin 82 eğitim kurumuna geniş bant ADSL bağlantısı ile internet sağlandığını ve diğer okullara da bu imkanı sağlayabilmek için çalışmaların devam ettiğini bildirdi.
“Bildiğiniz gibi liselerin öğretim süresini 3 yıldan 4 yıla çıkardık, örgün ve yaygın eğitimde toplam 599 dersin müfredatını yeniledik, eğitimde bugünün dünyasıyla uyumlu standartları yakalamak için çalışmalarımızı çok yönlü olarak sürdürüyoruz” diyen Başbakan Erdoğan, 2003 yılından 2009 yılına kadar 142 bin 848 kadrolu, 50 bin sözleşmeli olmak üzere toplam 192 bin 848 öğretmen alımının gerçekleştiğini kaydetti.
Başbakan Erdoğan, “global ekonomik krizin ülkemizdeki olumsuz etkilerini en aza indirmek, Türkiye’nin kriz öncesi dinamik büyüme trendini yeniden yakalamasını sağlamak için ilgili bütün birimlerimizle birlikte yoğun bir mesai harcıyoruz. Geçen hafta, ilgili bakanlarımız hem krizin Türkiye’ye çıkardığı faturayı sizlere en açık, en şeffaf biçimde aktardılar, hem de hükümetimizin geleceğe dönük orta vadeli planlarını bilginize sundular” dedi.
Krizin başından bugüne kadar bizim değişmeyen bir tavırları bulunduğunu anlatan Erdoğan, “o da sizlere açık davranmak, ekonomimizin seyrini adım adım sizlerle paylaşmaktır. Yine sürecin başından beri iddiamız şudur; Türkiye, dünya ekonomilerini derinden sarsan bu krizi, mümkün olan en az hasarla, ayakta kalarak geçirmiştir. Biz bu krizden etkilenmediğimizi söylemiyoruz, elbette etkilendik, bunu sadece sektörlerimiz değil, vatandaşlarımız da hissetti ama ‘en az biz hissedeceğiz’ dedik, en az biz hissettik. Ülke olarak biz bu süreçte büyük yıkımlar, kitlesel felaketler, dev iflaslar da yaşamadık, batan firmaları devlet bütçesinden kurtarmak suretiyle faturayı milletimize de ödettirmedik. Şimdi daha berrak biçimde ortaya çıkan tablo, Türkiye’nin kriz sürecinde son 6 yıllık dinamik büyüme çizgisinden bir parça geri kaldığını ortaya koymaktadır” diye konuştu.
“Şunu bilmenizi isterim ki hükümet olarak bu konunun hassasiyetle ve dikkatle takipçisi olmaya devam ediyoruz ve edeceğiz” diyen Erdoğan, “her gelinen aşamada, yeni yeni gelişmeler oldukça sizleri de bilgilendirmek konusunda hassasiyetimizi sürdüreceğiz, ama ben ama bakan arkadaşlarım. Karamsar olmamız için hiçbir sebep yok. Ekonomimiz krizin etkilerini hızla üstünden atıyor ve bu iyileşmenin etkisini de hepimiz her gün biraz daha hissedeceğiz. Bizler bu ülkenin vatandaşları olarak işlerimize dört elle sarılıp, ülkemiz için üretmeye, ülkemiz için kazanmaya, ülkemize inanarak ve güvenerek çalışmaya devam edersek Türkiye’nin aşamayacağı engel yoktur. Türkiye’nin geleceğe umutla bakmak için çok sebebi vardır. Yeter ki huzur ve istikrarımızın, birlik ve beraberliğimizin değerini bilelim, Türkiye’nin ideallerine sahip çıkalım. Bu inanç ve umutla yolumuza devam edelim” ifadelerini kullandı.
CNN TÜRK












Bu konu hakkındaki yorumunuz