Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Gölbaşı Özel Harekat Daire Başkanlığı’nda düzenlenen iftarda “Kürt açılımına” yönelik mesajlar verdi. “Etnik milliyetçilik yapmayız” diyen Erdoğan, teröristle müzakere etmenin sözkonusu olmadığını ifade etti. Erdoğan süreci baltalamaya çalışanlar olduğunu kaydetti.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, “Bu ülkede bizim Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığında bütünleşmemiz lazım, bir ve beraber olmamız lazım. Buna da kimsenin halel getirmeye hakkı yoktur” dedi.
Erdoğan, “Herkes etnik kimliğiyle övünsün kimse ona bir şey diyemez, dememelidir, ama tüm etnik unsurlar da Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığıyla övünsün” diye konuştu.
Başbakan Erdoğan, Gölbaşı Özel Harekat Daire Başkanlığında düzenlenen iftar yemeğinde polislerle bir araya geldi.
Erdoğan, iftarın ardından yaptığı konuşmada, Türkiye’nin huzur ve güvenliği noktasında özverili ve önemli bir çalışma yürüten güvenlik güçlerine ülke ve millet adına şükranlarını sunduğunu belirtti.
İftara katılan Özel Harekat Daire Başkanlığı kursiyerlerine eğitim hayatları ve vazifelerinde başarı dileyen Erdoğan, Özel Harekat polisleri başta olmak üzere şehit düşen tüm güvenlik görevlerini rahmet ve minnetle andıklarını ifade etti.
Özel Harekat Dairesi Başkanlığı’nın Türkiye’de milletin gurur duyduğu bir teşkilat olduğunu dile getiren Erdoğan, “Sizlerle her zaman gurur duyduğumuzu ve duyacağımızı bilmenizi isterim” dedi.
Başbakan Erdoğan, “yıllar boyunca demokrasi ve özgürlükle güvenliğin birbirinin zıttı, alternatifi olarak görüldüğünü” ifade ederek, bu iki alanın alternatifi olmadığına inandıklarını vurguladı.
Erdoğan, hem demokratikleşmede hem de terörle mücadelede etkin ve başarılı bir istikamet izlediklerini söyledi.
Başbakan Erdoğan, bu süreçte tüm güvenlik teşkilatlarının etkin ve özverili çalışmalar sürdürdüğünü dile getirerek, Türkiye’nin bugün ulaştığı seviyelerde büyük emeklerinin olduğunu söyledi.
“Bu sürecin dinamikleri tamamen yerli”
Başbakan Erdoğan, özel harekat polislerinin özellikle terörün yoğunlaştığı bölgelerde etkin görevler aldığını belirterek, Doğu ve Güneydoğu bölgelerindeki fotoğrafı en iyi görebilenlerin özel harekat polisleri olduğuna inandığını söyledi.
Erdoğan, “Başlattığımız Milli Birlik Projesi adı altındaki demokratik açılım süreci de sizlerin bağlı olduğu İçişleri Bakanlığımızın bünyesinde, koordinatörlüğünde yürütülüyor. Terörü doğuran sebepler ve terörü bitirmeye yönelik çözüm önerileri geliştirme noktasında her birinizin engin bir birikim ve tecrübeye sahip olduğunu biliyorum. Çünkü siz damdan düşenlerdensiniz. Siz olayın sadece teorisini değil hem teoride hem pratikte yaşayanlardansınız. Zaten bunu birleştirdiğimiz an ulaşacağımız neticede daha başarılı olacağız. Sürecin güvenlik boyutu ile ilgili olarak sizlerin bilgi ve tecrübelerinden de istifade etmeye devam edeceğiz” dedi.
Başbakan Erdoğan, “Son 1 ay içinde bizzat ben ve arkadaşlarım defaatle vurguladık; bu süreç, terörle mücadelede yaşanan zafiyet ve aciziyetin bir sonucu değil. Hükümet ve devlet olarak terörle çok etkin ve başarılı bir mücadele yürüttük, yürütüyoruz. Eğer bugün demokratik açılım sürecini başlattıysak bunda başarılı bir şekilde yürütülen çalışmaların büyük bir etkisi var. Çok boyutlu olarak sürdürdüğümüz çalışmalar neticesinde tarihi fırsat olarak adlandırılan bir ortam oluştu. Bu sürecin dinamikleri tamamen yerli” diye konuştu.
Bir gencin mektubu
Kendisine konuyla ilgili dün akşam bir mektup geldiğini, mektubun Güneydoğulu bir genç tarafından gönderildiğini ve duygu dolu olduğunu anlatan Erdoğan şunları söyledi: “Peki ‘siz ne kadar duygusallığa inanıyorsunuz?’ diye sorarsanız, yeri gelir duygusallık benim için çok şeydir, ama yeri gelir duygusallık benim için hiç bir şeydir, ama dün akşamkinde yatan duygular çok farklıydı. Çünkü o duyguların altında çözüm yatıyordu. O duyguların altında ‘Artık bu işi ne olur Başbakanım çözün’ diyordu. Kendi oyunu nereye verdiğini çok açık net söylüyordu. Benim partime verilmiş bir oy yoktu. Tamamen bu işin zıttı olan noktada olan bir oydu, ama bir gerçeği orada tespit ediyordu. O da bizim işte 10 yıllardır, özellikle son 25 yıldır içimizi yaralayan, dağlayan o sürecin içerisinde yaşadıklarımızdı.”
“İnanıyorum ki herkesin vurguladığı gibi veya beklediği gibi bu sürecin içerisinden inşallah çıkacağız, çıkmak zorundayız. Bu bizim ortak mücadelemiz” diyen Erdoğan, “Eğer bugüne kadar gördüklerimiz yine devam etseydi, yine bunları görelim yaşayalım diyorsak bunun bedeli işte o bayraklara sarılmış olan şehitler olacaktır. ‘Efendim zaten görevimiz bu…’ Arkadaşlar fakat ‘görevimiz budur’ derken en önemli görevimiz var o da tedbirdir. Bizim attığımız bu adımlar işin için tedbir oluşturur ve bunu yapmak da bizim özel sorumluluğumuzun, mesuliyetimizin görevidir” şeklinde konuştu.
Terörle mücadelede sadece güvenlik tedbirleriyle ve askeri yöntemlerle baş etmenin mümkün olmadığına dikkati çeken Erdoğan, olayın psikolojik, sosyolojik, ekonomik ve siyasi boyutlarının göz ardı edilemeyeceğini söyledi.
“Etnik milliyetçilik yapmıyoruz”
Başbakan Erdoğan, Hükümet olarak, bölgesel, etnik ve dinsel milliyetçilik yapmayacaklarını belirterek yola çıktıklarını anımsatarak, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bölgesel milliyetçilik yapmayacağız. Neden? 780 bin kilometre karelik bu vatan topraklarının her bir yerini nakış nakış işleyeceğiz. Batı’da ne varsa Doğu, Güneydoğu da aynen görmeli. Orada da eğitimden, sağlığa kadar, enerjisi, yollarına varıncaya kadar her yer abat olmalı. Eğer bunu halledemiyorsak işte o zaman istismar odaklarına malzeme vermiş oluruz. Onun için meseleyi çok boyutlu ele almak zorundayız. Niçin İstanbul’un Kadıköyü, Ankara’nın Kızılayı Ağrı’nın Patnosunda aynı şekilde tecelli etmesin, orayı da niçin aynı şekilde inşa etmeyelim?
Bunu yapmak bizlerin görevi değil mi? Eğer burada modern dünyanın bütün imkanları var da orada olmuyorsa o zaman siz her yeri tahrik etmiş olursunuz. İşte bugüne geldiğimizin altında bu gerçekler var. ‘Etnik milliyetçilik yapmayacağız’ dedik. Ben ülkemdeki 72 milyon vatan evladının her birini de aynı şekilde seviyorum. Hiç birini ayırt edemem. Var olanı yaradandan ötürü sevmek zorundayım. Benim insana bakışım budur ve bundan sonra da öyle bakacağım. Bugüne kadar da öyle baktım, ama tek şey istiyorum; bu ülkede bizim Türkiye Cumhuriyeti Vatandaşlığı’nda bütünleşmemiz lazım, bir ve beraber olmamız lazım. Buna da kimsenin halel getirmeye hakkı yoktur.
Bunu başardığımızda artık çözümsüzlük diye bir şey kalır mı? Herkes etnik kimliğiyle övünsün kimse ona bir şey diyemez, dememelidir, ama tüm etnik unsurlar da Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığıyla övünsün. Dinsel noktada da milliyetçilik yapamayız. Hangi dinden, hangi mezhepten olursa olsun hepsi için üniter, demokratik, laik, sosyal bir hukuk devleti içerisinde hepsinin güvencesi olmak durumundayız ve güvencesiyiz. Eğer biz burada güvence olamazsak, dünyanın değişik yerlerinde yaşayan soydaşlarımız, kardeşlerimiz için de aynı güvenceyi bekleme hakkına sahip olamayız.”
“Bağırıp çağırmakla düzelseydi…”
Erdoğan, “Demokratik açılım” çalışmalarına karşı çıkanların, bir yandan da “akan kanı durdurun” çağrısında bulunduklarını söyledi.
Erdoğan, “İşte bizim bugün yaptığımız budur. Anneler şehit tabutları başında gözyaşı dökmesin, yürekler dağlanmasın, genç fidanlar toprağa düşmesin istiyoruz. Onun için bu çalışmaları yapıyoruz” diye konuştu.
Konunun tarafı herkesin düşüncelerini dile getirmesini istediklerini belirten Erdoğan, “Ama bakıyorsunuz ki hep bu sorunu gündeme taşıyanlar ve çözümsüzlüğe çözüm getirmeyenler ne yazık ki bunun üzerinden istismar politikası üretmeye de devam ediyorlar. Hamasetle, bağırıp çağırmakla, meydan okumakla bu işler düzelseydi bugüne kadar çoktan düzelirdi” dedi.
Başbakan Erdoğan, çözüm noktasında her kesimin sağ duyulu ve metanetle hareket etmesi gerektiğine işaret ederek, “Süreç içerisinde bizim sabrımızı, metanetimizi, dayanma gücümüzü sınamaya çalışanlar olabilir. Tahriklerle ya da tahrikkar açıklamalarla süreci baltalamaya çalışanlar olabilir. Biz bunlar karşısında soğuk kanlı olacağız. Sabırlı olacağız. Dayanıklı ve dirayetli olacağız. Hiç kimse kendisini şunun, ya da bunun temsilcisi, sözcüsü, hak arayıcısı gibi göstermeye kalkmasın. Bu milletin topyekun temsilcisi TBMM’dir. Milletin başka temsilcisi yoktur” ifadelerini kullandı.
“Muhatabımız 72 milyon Türkiye Cumhuriyeti vatandaşımızdır”
Başbakan Erdoğan, “Hele hele Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin ya da Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti’nin bir terör örgütünü ya da teröristleri muhatap alması onlarla müzakereye oturması asla ve asla söz konusu olamaz, bunu çok açık ve net söylüyorum. Kimse bizi böyle bir yere oturtmaya da kalkmasın. Bizim muhatabımız topyekun 72 milyon Türkiye Cumhuriyeti vatandaşıdır. Bunun dışında bir muhatap kabul etmedik, etmeyeceğiz” diye konuştu.
Özel harekat polislerinin, arkadaşlarını yanı başlarında şehit verdiklerini, bu psikolojiyi çok iyi bildiklerini, şehit ailelerinin hissiyatına en yakından onların tanık olduklarını dile getiren Erdoğan, “Bu acının, gözyaşının dindirilmesi siyaset malzemesi yapılabilir mi? Akan kanın durdurulması siyasi istismar aracı yapılabilir mi? Ay yıldızlı bayrağımıza sarılı tabutlar üzerinden siyaset üretilebilir mi? Meclis’te daha önce de söyledim; ben şehidimin bir damla kanını 550 milletvekilliğine değişmem. Bu işin bedeli ne olursa olsun biz bu yola çıktık ve bu yola böyle devam edeceğiz” dedi.
“Timsah gözyaşları…”
Başbakan Erdoğan, bu süreci siyasi hesaplarla değil büyük bir insani ve vicdani sorumlulukla yürüttüklerini belirterek, şöyle devam etti: “Sorunun devamını arzulayanlar, süreci baltalamaya çalışanlar, çözümün karşısında duranlar yaşanan acının sorumluluğuna ortak olmaktan kurtulamazlar. Döktükleri timsah göz yaşları milletimizin gözyaşlarını dindirmez. Attıkları hamaset nutukları milletimizin yüreğindeki acıyı soğutmaz. Çok açık ve net olarak şunu bilmenizi istiyorum; son derece halis bir niyetle son derece samimi bir niyetle yola çıktık.
Hiç kimseyi incitmeden, hiç kimseyi mağdur etmeden kardeşlik iklimini ülkemizde yeniden ve sarsılmaz şekilde inşa etmek için yola çıktık. Açık söylüyorum; bizden öncekilerin yaptığı gibi durumu idare edebilir öteleyebilir, görmezden gelebilir, idare-i maslahatla günümüzü geçirebilirdik. Nitekim bizden öncekiler bunları yaptı, ama sonuç, sorunun daha da büyümesi, karmaşık bir hal alması, girift bir yapıya kavuşması, çözüm umutlarının daha da azalması oldu. Biz ise elimizi taşın altına koyduk ve dedik ki ‘gelin hep beraber ellerimizi taşın altına koyalım.’ Risk aldık. Hocam, ‘oğlum ekonomi risktir’ derdi, ama siyaset de risktir, daha da ileri gidiyorum yaşam bir risktir. Biz bunu böyle gördük ve bu yola da böyle devam ediyoruz. Bedeli ne olursa olsun biz bu yolda attığımız adımdan asla geri dönmeyeceğiz. Yeter ki bu yolda inşallah arzuladığımız neticeye ulaşalım.”
“Sorun 25 yıl önce iyi görülseydi, iyi analiz edilseydi, o zaman çözüm yolları aransa ve bulunsaydı on binlerce insanımızı biz terör nedeniyle kaybetmeyecektik” diyen Başbakan Erdoğan, gelecek nesillerin kendileriyle ilgili bu noktada eleştirilerde bulunmasına gönüllerinin razı olmadığını dile getirdi.
CNN TÜRK












Bu konu hakkındaki yorumunuz