Diyelim ki…

rıdvan_akar

Rıdvan Akar

Diyelim ki…

Diyelim ki açılım ‘fos’ çıktı.

Kim kaybeder?

Diyelim ki açılımdan umut kesildi.

Kim kaybeder?

Diyelim ki açılım sonucu kan durdu.

Kim kaybeder?

Diyelim ki açılım toplumsal barışın önünü açtı.

Kim kaybeder?

Kanaatim o ki yukarıdaki soruların hepsine verilecek ortak yanıt. “AK Parti” olabilir.

AK Parti siyaseten bir intihar projesi olan “açılım süreci” ile siyasi bir intiharın eşiğine gelmiş bulunuyor. Bu saatten sonra açılım başarıya ulaşsa da ulaşmasa da AK Parti, 2011 seçimlerinde ciddi bir oy kaybına uğrayacak.

Kürt Sorunu bu ülkenin en yapısal problemi. Sadece maddi ve manevi kayıplarıyla değil, bu ülkenin demokrasisi, geleceği, zihniyet haritasını derinden etkileyen bir kilometre taşı.

Öylesine bir sorundan söz ediyoruz ki bu defa salt askeri bir çözüm olması mümkün değil. Zira Kürt kimliği geçmişteki ayaklanmalardan farklı olarak içselleştirildi. Daha da önemlisi uluslar arası konjonktür, bu sorundan beslenen ülkelerin jeostratejileri ve emperyal bir vizyonun parçası olması da sorunu daha da çetrefil bir hale getirdi.

Öcalan’ın ifadelerinde yer alan “bizden yararlanmaya kalktılar” itirafı bu açıdan önem taşıyor.

Ancak kimse kendini kandırmasın bu sadece “dış güçlerin” ülkeyi bölme komplosu değil.

Kürt Sorunu’nu hafife alan bu anlayışın ölen 40 bin canı ve giden 1 trilyon doları anlaması mümkün değil.

Sorun, 21.yüzyılda hala kan döken bir zihniyetin kendi meşruiyetini yaratma çabası da değil. Bir çok kanaat önderinin dediği gibi PKK, Kürt sorunu’nun nedeni değil, sonucu olabilir. Zira nasıl ki Bulgaristan’da isimleri, köyleri değiştirilen Türk azınlığı bir varoluş problemi olarak kimliklerine sahip çıktıysa, Türkiye’de benzer bir sorunu yaşadığımızı kabul etmek gerekir.

Bu ülkenin Kürt yurttaşları kendi isimleri, köyleri, kimlikleri ve dilleriyle yaşamak istiyor.

Ancak bu gerçeğin kabul edilmesi de o kadar kolay değil. Zira geride sivili, askeri, korucusu ve polisiyle 8 bine yakın şehit cenazesi var. Üstelik geçmişten değil, dünden söz ediyoruz. Bugün ve yarın cenazeleri kalkacak o 4 askerin acılı ailesine kimse “açılımdan” söz edemez. Yazıyı kaleme alırken, şimdiden o protestoları duyar gibiyiz.

AK Parti siyasi bir intihar projesini hayata geçiriyor.

Başarsa da başarmasa da…

Yapılan araştırmalar -Umut Özkırımlı- ülkede “ben milliyetçiyim” diyenlerin oranını yüzde 70’lerde gösteriyor. AK Parti tabanında bu oran yüzde 72’lere çıkıyor. Yani böylesi bir mantaliteye barış projesinin empoze ettirilmesi gerekiyor. Hem de dünkü saldırılar devam eder, kan dökülürken.

İşte bu nedenle kan dursa, “ihanet”, durmasa “teröre verilen tavizler, PKK’yı azdırdı” türünden bir suçlamanın muhatabı olarak AK Parti’yi güç bir dönem bekliyor.

Daha da önemlisi bu sürecin muhataplarını (DTP, PKK vb) ikna edememe olasılığı da yüksek görünüyor. Zira DTP’nin ortaya koyduğu taleplerin bugünden yarına tatmin edil(e)meyeceğini İçişleri Bakanı Beşir Atalay açıkladı.

Velhasıl açılım süreci fena halde ne İsa’ya ne Musa’ya projesine dönüşme riskini içinde barındırıyor.

Diyelim ki bir açılım projesi var.

Kim kaybeder?

Ölümden, kandan beslenenler.

AK Parti bu ülkeye barışı getirecek bu girişimde, seçimi kazansa da kaybetse de tarihin önünde hatırlanacak.

Rıdvan Akar – CNN TÜRK

Yazara Ulaşmak için : ridvana@cnnturk.com.tr

Bu konu hakkındaki yorumunuz

  

  

  

Diğer sounçlar..

Generic selectors
Exact matches only
Search in title
Search in content
Post Type Selectors
Filter by Categories
BİLİM VE TEKNOLOJİ
DÜNYA
DW HABER
EKONOMİ
GÜNDEM
KÖŞE YAZILARI
KÜLTÜR & SANAT
MEDYA & MAGAZİN
SAĞLIK
SPOR
YOUTUBE