BAŞBAKAN Tayyip Erdoğan’ın “ABD projesi olduğunu ispatlayamayan alçaktır”, Başbakan Yardımcısı Arınç’ın “ABD yazmış, AKP uyguluyor demek, geri zekalı işi” diyerek hararetle savunduğu proje, bir AB dayatması. İşte ‘açılım’ın kronolojisi:
1999 AB İlerleme Raporu:
Nüfusun büyük ölçüde Kürt kökenli olduğu Güneydoğu’da kültürel haklar engellenmemeli.
2000 AB İlerleme Raporu:
Bireylerin çocuklarına, (Kürtçe dahil) seçtiği adı verme özgürlüğünü teyit eden karar olumlu.
2001 AB İlerleme Raporu:
Türkçe dışı dillerde iletişim kurma hakkına müdahale etmeyin, mevcut mevzuatı değiştirin.
2002 AB İlerleme Raporu:
Anayasa’nın, resmi dilin Türkçe olduğunu düzenleyen 42. maddesinde değişiklik yapın.
2004 AB İlerleme Raporu:
Özellikle azınlık dillerinde yayın ve öğrenim alanında hala büyük kısıtlamalar mevcuttur.
2005 AB İlerleme Raporu:
Kürtçe dahil Türkçe dışı dillerde yayın var ancak devam eden bazı kısıtlamalara son verilmeli.
2006 AB İlerleme Raporu:
Türkçe bilmeyen kişilerin kamu hizmetlerine erişimini kolaylaştırmak için önlem alın.
2007 AB İlerleme Raporu:
Anadili Türkçe olmayan çocuklara da eğitim verin, siyasi hayatta Türkçe zorunluluğunu kaldırın.
2008 AB İlerleme Raporu:
Halen kamu veya özel eğitim sisteminde Kürtçe öğrenme imkanı bulunmuyor, bu sorunu çözün.
Bu projenin neresi milli!..
*İktidar, küfürlerle, hakaretlerle Kürt açılımının Amerika ve Avrupa Birliği’nin dayatması olmadığını kendi projeleri olduğunu savunuyor.
* Ancak, AKP’lilerin çözüm olarak öne sürdüğü, Kürtçe eğitim, Kürtçe isim, Kürtçe kamu hizmeti gibi öneriler bütün AB raporlarında yer alıyor.
Ankara yeni bir haftaya daha sözde Kürt sorunu açılımı tartışmalarıyla başladı. Muhalefet partileri dün de yaptıkları açıklamalarla açılımın AB dayatması olduğu yorumunu yineledi. Açılım adına sarfedilen sözlerin AB’nin talepleri ile paralelliğine dikkat çeken muhalefet temsilcileri, “AKP iktidarı, bugün açılım adı altında yürütülen talepleri AB’ye uyum sürecinde, zamana yayarak zaten yerine getirecekti. Ancak Irak’tan acilen çekilme planları yapan ABD’nin istekleri doğrultusunda öne almak zorunda kaldı. Şimdi ise panik havasında kapı kapı gezip ortak arıyor” yorumunu yapıyor. AKP ise açılım çalışmalarının dış kaynaklı olmadığını savunmaya devam ediyor. “Amerikan projesi olduğunu savunanlar bunu ispat edemezlerse alçaktırlar, namussuzdurlar” diyen Başbakan Erdoğan ve “ABD’de yazılmış, Türkiye’de AKP uyguluyor demek biraz geri zekâlı işi” ifadelerini kulanan Bülent Arınç’ın ardından İçişleri Bakanı Atalay da, süreci kendi iradeleriyle başlattıklarını öne sürüyor. Ancak AKP temsilcilerinin açılım tartışmaları çerçevesinde çözüm olarak öne sürdüğü, Kürtçe eğitim, Kürtçe isim, Kürtçe kamu hizmeti gibi öneriler bütün AB raporlarında yer alıyor. İşte AB’nin Türkiye’den talep ettiği açılımlar:
1998: 1991 yılında, başka dillerdeki yayınlarla ilgili yasanın kaldırılması, Kürtçe dahil yabancı dillerde yayın yapılabilmesini mümkün kıldı. Kürtçe, kültürel faaliyetler çerçevesinde artık yasak değildir fakat “siyasî iletişim” veya eğitim alanlarında kullanılamaz. Kürt dillerinden herhangi birinde radyo ve televizyon yayıncılığı yasaktır.
1999: Milli Eğitim Bakanlığı tarafından açıkça müsaade edilmedikçe, Türkçeden başka hiçbir dil eğitim amacıyla kullanılamaz. Ne mevzuat, ne de uygulama, etnik kökenlerinden bağımsız olarak bütün Türkler için kültürel hakların kullanımına engel olmamalıdır. Nüfusun büyük ölçüde Kürt kökenli olduğu güneydoğudaki durumun düzelmesi için, bu husus özel önem taşımaktadır.
2000: Kültürel haklar ile ilgili olarak, 31 Mart 2000 tarihinde Yargıtay tarafından kabul edilen ve Medeni Kanun çerçevesinde bireylerin, çocuklarına, (Kürtçe adlar dahil) kendi seçtikleri herhangi bir adı verme özgürlüğünü teyit eden karar ile, olumlu bir gelişme gerçekleşmiştir. Uygulamada, bazı adlar, nüfus kayıt memurları tarafından bazen kabul edilmemektedir. Yargıtay’ın kararı, mevzuatta bir değişikliğin yolunu açmalıdır.
2001:Türkçe dışındaki dillerde iletişim kurma hakkına müdahale edilmesine karşı etkili bir koruma sağlanabilmesi için, mevcut sınırlayıcı mevzuat ve uygulamaların değiştirilmesi gerekmektedir.
* Eğitim alanında ise (temel ve sonrasında), Milli Eğitim Bakanlığının resmi izni olmadan, Türkçe dışında bir dilde öğretim yapılmasına izin verilmemektedir. Anayasa reformunda, Türkçe dışındaki bir dilde eğitim yapılmasına yönelik herhangi bir hüküm bulunmamaktadır.
2002:Anayasanın 42.nci maddesinde yer alan “Türkçeden başka hiçbir dil, eğitim ve öğretim kurumlarında Türk vatandaşlarına ana dilleri olarak okutulamaz ve öğretilemez hükmü” değiştirilmediği için, Türkçe dışındaki dillerde resmi eğitim verilmesi, değiştirilen Yabancı Dil Eğitimi ve Öğretimi Kanunu kapsamına girmemektedir. Üçüncü reform paketinin kabul edilmesinden önce, Kürtçenin kullanımı geniş kapsamlı sınırlamalara tâbiydi.
2003: Bununla birlikte, Eylül 2003’de yayımlanan bir genelge ile Kürtçe isimlerde yaygın olarak kullanılan q, w ve x harflerini içeren adların kullanımı yasaklanarak, söz konusu değişikliğin kapsamına sınırlama getirilmiştir.
* Ağustos 2002 uyum paketinin Türk vatandaşlarının günlük yaşamlarında geleneksel olarak kullandıkları farklı dil ve lehçelerde eğitim yapabilmeleri hakkındaki hükümlerinin uygulanmasında ilerleme kaydedilmemiştir. Bu tür dil kursları açmak için yapılan bir çok başvuru, hazırlanan eğitim programlarının dil eğitiminden ziyade kültür ve tarihe yoğunlaştığı gerekçesiyle reddedilmiştir.
2004: Kürtçe ve diğer dil ve lehçelerde yayın yapılmasına artık izin verilmektedir ve kısıtlı ölçüde de olsa yayınlar başlamıştır. Kürt kültürünün farklı biçimlerinde ifade edilmesinde daha fazla hoşgörü mevcuttur. Kültürel haklar alanında alınan önlemler sadece bir başlangıç noktasını temsil etmektedir. Özellikle azınlık dillerinde yayın ve öğrenim alanında hala büyük kısıtlamalar mevcuttur.
* Kürtçe dahil olmak üzere Türkçe dışındaki dillerde yayın sürmekte; ancak, önemli kısıtlamalar devam etmektedir.Kürtçe öğrenimde önemli kısıtlamalar mevcuttur.
* Buna ilaveten, bazı Kürtçe isimlerin kaydı konusunda sorunlar devam etmekte ve bu konudaki uygulama ülke genelinde farklılık göstermektedir. Siyasi partilerce Türkçe dışındaki dillerin kullanımı konusunda hala kısıtlamalar mevcuttur.
2006:Anadilleri Türkçe olmayan çocuklar Türk kamu eğitim sisteminde anadillerini öğrenememektedirler. Bu şekilde bir eğitim sadece özel eğitim kurumlarında yapılabilmektedir. Kürtçe öğreten bu tür kursların tümü 2004 yılında kapatılmıştır. Bu nedenle, halen kamu veya özel eğitim sisteminde Kürtçe öğrenme imkanı bulunmamaktadır.
* Türkçe bilmeyen kişilerin kamu hizmetlerine erişimini kolaylaştırmak için alınmış bir önlem yoktur.
2007: Anadilleri Türkçe olmayan çocuklar Türk kamu eğitim sisteminde anadillerini öğrenememektedirler. Bu şekilde bir eğitim sadece özel eğitim kurumlarında yapılabilmektedir. Kürtçe öğreten bu tür kursların tümü 2004 yılında kapatılmıştır. Halen kamu veya özel eğitim sisteminde Kürtçe öğrenme imkanı bulunmamaktadır. Türkçe bilmeyen kişilerin kamu hizmetlerine erişimini kolaylaştırmak için alınmış bir önlem yoktur. Buna karşılık, mahkemelerde genellikle çeviri imkanı bulunmaktadır. Siyasi hayatta Türkçe dışındaki dillerin kullanımı yasadışıdır.
2008: Anadilleri Türkçe olmayan çocuklar, Türk kamu eğitim sisteminde anadillerini öğrenememektedirler. Yürürlükte olan yasalar doğrultusunda, bu şekilde eğitim sadece özel eğitim kurumlarında yapılabilmektedir. 2003 yılında yapılan değişikliklerin ardından açılan kurslar bugün kapanmıştır. Sonuç olarak, halen kamu veya özel eğitim sisteminde Kürtçe öğrenme imkanı bulunmamaktadır.
Haber: Sümeyra YILMAZ – yenicaggazetesi.com.tr












Bu konu hakkındaki yorumunuz