CHP lideri Deniz Baykal, partisinin grup toplantısında hükümetin Kürt açılımıyla ilgili değerlendirmelerde bulundu. Baykal, herkesin kendi etnik kimliğini özgürce yaşamasına saygı gösterdiklerini ama ayrıştırmaya, bölüştürmeye karşı olduklarını vurguladı. Baykal, Başbakan’a da “Birşey söyleyeceksen gel” diye seslendi; Kürt sorunu konusunda CHP’nin önerilerini de sıraladı.
Baykal, hükümetin “açılım” konusunda ne yapacağını açıkça söylemesi gerektiğini belirterek, “Ne yapacaklarını bilmeden nasıl destek verelim? Ciddi olmak lazım, dürüst olmak lazım. Ne yapacaksan çık söyle” dedi.
Baykal, partisinin TBMM grup toplantısında yaptığı konuşmada, Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’ın “askerlerin sivil mahkemede yargılanmasına ilişkin tasarının yasalaşması için CHP’nin oy verdiğini, sabah gelen telefon üzerine tutumunu değiştirdiğine” ilişkin açıklama yaptığını belirterek, “Bu sözlerin Arınç’ın boyuna posuna yakışmadığını” söyledi.
Arınç’ın CHP’ye kimin telefon ettiğini açıkça ortaya koyması gerektiğini kaydeden Baykal, “Sayın Arınç derhal ne biliyorsa söylemelidir. Yoksa özür dilemelidir. CHP’ye telefon edip politika değiştirecek hiç kimse yoktur. CHP kimseden talimat almaz. CHP’ye talimat vermeye kalkışmak hiç kimsenin haddi değildir” diye konuştu.
Baykal, hiçbir CHP’linin söz konusu kanuna oy vermediğini ifade etti.
“Açılım” konusunda da değerlendirmeler yapan Baykal, “açılım” konusunun neyi içerdiği ve Hükümetin neyin peşinde olduğunun belli olmadığını söyledi.
CHP lideri Baykal, şöyle devam etti:
“Yuvarlak laflarla, genel temennilerle bu politikayı sürdürmek artık mümkün değildir. İşin artık özüne girmek lazımdır. Ne yapılmak isteniyor, onu açıkça söylemeye başlamaları lazımdır. Ne yapacaklarını bilmeden nasıl destek verelim? Ne yapacağınızı çıkıp söyleyin. Şu ana kadar hiçbir şey yok. Bu kabul edilebilir bir yaklaşım değildir. Başbakan çözümden değil, süreçten bahsettiğini söylüyor.
O süreç nereye varacak? Süreçten bahsediyormuş, çözümden bahsetmiyormuş. Ne olacak, nereye bağlayacaksın bu işi? Bu konu savsaklanabilir olmaktan çıkmıştır. Ciddi olmak lazımdır, dürüst olmak lazımdır. Ne yapacaksın, niçin yapacaksın, nasıl yapacaksın, çık söyle. Süreç lafının arkasına saklanmak konunun ciddiyetiyle bağdaşmıyor. Hükümeti bir an önce ne yapmak istediğine karar vermesi ve bunu ortaya koyması lazımdır.”
Partisinin bu konudaki anlayışını yineleyerek anlatan Baykal, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın milli kimlik ile etnik kimliği karıştırdığı iddiasını da tekrarladı. Türkiye’nin ırk, kan, kafatası devleti olmadığını belirten Baykal, Türk milletinin herkesin milli kimliği olduğunu kaydetti.
Baykal, “Türk milletinin bir ferdi olmamız bizim Arap olmamıza, Arnavut olmamıza, Gürcü olmamıza, Kürt olmamıza engel değildir. Hepsi mümkün. Türkiye’de Türk milli kültürü etnik kimlik değildir. Bunu başbakanın öğrenmesi gerekir” dedi.
Arap kimliğinin Türkiye’de etnik kimlik, Mısır’da ise milli kimlik olduğunu kaydeden Baykal, şunları söyledi: “Türk milli kimliğini etnik kimlik sayarsak, üstelik bunu Başbakan düzeyinde yaparsak, Başbakan olarak milletin adının Türk milleti olduğunu unutmayı, unutturmayı marifet sayarsak, bu sorunlar çözülmez. Etnik kimlik ile milli kimlik birbirine hasım değil. Hem o, hem bu. Hem etnik kimlik, hem de milli kimlik. Birileri etnik kimliği milli kimliğin önüne koymaya kalkarsa, o yanlış. Öyle bir şey yok. Olmamalı”
Baykal, herkesin kimliğini özgürce yaşaması gerektiğini partisinin 30 yıl önce ortaya koyduğunu belirterek, Güneydoğu’ya Türkiye’nin en iyi okullarının götürülmesi, zarar etme pahasına devletin fabrika kurması gerektiğini anlattı.
“Türkiye yol ayırımında”
Deniz Baykal, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Türkiye bir yol ayırımında. Bu konuya yönelik yaklaşım ayrıştırıcı mı olacak, kaynaştırıcı mı olacak? Biz, kaynaştırıcı olanların yanındayız. Ayrıştırıcı olanlara da şiddetle karşı çıkıyoruz. Türk milleti lafını Anayasadan çıkaracakmışız. Bu bizi kaynaştıracakmış… Hadi canım sende. Böyle saçma şey mi olur. Bu milletin yeniden bir kimlik arayışına ihtiyacı yok. Bu milletin kimliği oturmuştur. Milli kimliğimiz bellidir, etnik kimliklerimiz tam bir özgürlük anlayışı içinde yaşanacaktır, ama milli kimliğimiz değişmez bir şekilde kalacaktır.
Türk milletinin parçasıyız. Anayasamızda bunu değiştirmeye kimsenin hakkı yoktur, böyle bir girişimi, zihinlerde yer ediyor olmasını da üzüntüyle karşılıyorum. Bu tartışma zihinlerde netleşsin. Bizimle görüşmek istiyorlarmış. Ne söyleyeceksiniz? Ne söyleyeceğimizi bilmiyoruz, sizi dinlemek istiyoruz. Bizi dinlemek istiyorsan, işte dinle. İşte buradayız, söylüyoruz. Bunları dinle. Eğer bir şey söyleyeceksen gel o zaman konuşalım. Ben bir şey söylemeyi düşünmüyorum, sizlerden alacağım. Sen ne isteğine karar ver. Olur mu olmaz mı, biz düşüncemizi açıkça ifade ederiz. Milli kimlikle oynamak olmaz, milli eğitime etnisiteyi koymak kesin olmaz.
Etnisiteyi milli eğitime sokmayınız. Kaynaştırmaya yönelik her türlü öneriyi destekleriz. Ama bizi etnik ayrıştırmaya götürecek süreçleri kabul etmek mümkün değildir. Buradan uzak durmalarını tavsiye ediyoruz.” CHP’nin geçmişte bu konuda büyük görev yaptığını kaydeden Baykal, “Türkiye’yi kimsenin bölmesine izin vermeyeceğiz. Türkiye buna izin vermeyecektir” diyerek sözlerini tamamladı. Grup toplantısından sonra Sakarya Caddesinden bir grup esnaf sigara yasağı ve diğer konulardaki sıkıntılarını dile getirdi. Baykal, bir grup partilinin yerinde inceleme yapacağını belirtti.
“Anayasa Mahkemesi, senin niyetini irdelemez”
Deniz Baykal, Türkiye ile Suriye sınırındaki mayınlı arazinin temizlenmesine ilişkin yasanın, CHP’nin müracaat ettiği doğrultuda Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edildiğini anımsatarak, bunun sevindirici bir haber olduğunu söyledi.
Baykal, şunları kaydetti:
“Bu, CHP’nin bir başarısı olmanın ötesinde Türkiye’de hukukun bir başarısıdır. Gerçekten buna çok sevindik. Türkiye’de her kurum çözülüyor, her alanda bir bozulma bir kokuşma yaşanıyor. Böylesine ağır bir tablo karşısında Anayasa Mahkemesinin kararlılıkla görevini yapmış olması hepimizin yüreğini serinletmiştir. Olması gereken buydu. AKP yöneticileri bunu hala anlamış değildir. ‘Biz o maddeyi kullanmayacaktık, diğer maddelere göre iş tutacaktık, kullanmayacağımız maddeyi niye Anayasa Mahkemesi iptal ediyor’ diye hala Anayasa Mahkemesi’ne şikayet söylemektedirler.
Anayasa Mahkemesi önüne gelen kanuna bakar, senin niyetini irdelemez. Senin niyetin ne olduğu da zaten belli değil. Sen öyle diye diye Türkiye’yi bu noktaya getirdin. Anayasa Mahkemesi, hukuki gerçeklere, kanunun metnine bakar, kararını alır. Çok büyük bir memnuniyet duyduk. İnşallah bu olay mayından temizlenecek arazilerin en doğru şekilde değerlendirilmesine vesile olur. O bölgede yaşayan insanların, yararlanacağı bir düzen kurulabilir. Bunlar kuramazsa, CHP olarak biz geldiğimizde o düzeni kurarız.”
Enerji
Enerji alanında önemli imzalar atıldığına değinen Baykal, “Türkiye, dünya enerji coğrafyasının kritik noktasında. Enerji üreten ülkelerle tüketen ülkeler arasında önemli bir bağlantı konumunda. Bu, Türkiye için çok büyük bir olanaktır, bunu en iyi şekilde değerlendirmemiz lazım” dedi.
Daha önce başlatılan Bakü-Tiflis-Ceyhan boru hattının önemli bir adım olduğunu kaydeden Baykal, Türkiye’nin hem kendi enerji güvenliğini, hem enerji tüketicisi konumundaki başta Avrupa ülkeleri olmak üzere diğer ülkelerle ilişkilerinde siyasi, ekonomi ağırlığını ve önemini ortaya koyacak bir fırsat olduğunu söyledi.
Türkiye’nin, bu konumunu sorumlulukla kullanması gerektiğine dikkati çeken Baykal, “Kendi ulusal yararlarımızı ve bölgedeki ciddiyetimizi, güvenilirliğimizi zaafa uğratacak yanlışlıklara fırsat vermeden Türkiye, bu konumunu en iyi şekilde değerlendirmelidir” dedi.
Ceyhan’da kurulacak bir rafineri etrafında daha önce bir tartışma yaşandığını, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın ‘işi bizim Çalık Grubuna vereceğiz’ dediğini, bu nedenle projeyle ilgili bir sıkıntı olduğunu ileri süren Baykal, diğer bir sıkıntının da Rusya’nın elindeki petrol kaynaklarını bu proje etrafında değerlendirilmesine soğuk bakmasından kaynaklandığını söyledi.
Son günlerde sürpriz bir şekilde Güney Akım Doğalgaz Boru Hattı Projesi’nin açıklandığına değinen Baykal, bu projeyle Rusya’dan kaynaklanacak doğalgazın Türkiye üzerinden değil de Karadeniz üzerinden Avrupa piyasalarına aktarılacağının öngörüldüğünü belirtti.
Üretim merkezi olan bilinenlerin yanı sıra Azerbaycan, Baku, Şah Denizi, Kazakistan, Türkmenistan, Rusya ve İran’daki doğalgaz ve petrolün, tüketim merkezlerine ulaştırılması konusunun, dünyanın en önemli konularının başında geldiğini belirten Baykal, “Tüketim, ihtiyaç artıyor. Artık klasik, alışılmış, Kuveyt, Suudi Arabistan ve İran petrol kaynaklarına ek yeni petrol ve doğalgaz kaynakları devreye sokmak gerekiyor. Nasıl devreye sokacaksınız; kaynakları bulup geliştirerek ve bunları tüketim merkezlerine taşıyacaksınız. Dünya çapında global stratejik savaş yaşanıyor” diye konuştu.
Güney Akım ve Nabucco
Kısa süre önce Ankara’da imzalanan Nabucco Projesi’yle, Kafkasya ülkelerinin, Azerbaycan’ın, Türkmenistan’ın, belki ileride Irak’ın, İran’ın doğalgaz kaynaklarının Türkiye üzerinden Avrupa’ya taşınacağını belirten Baykal, bu projeyle Türkiye’nin Avrupa ile ilişkilerinde önemli bir ekonomik, ticari, enerji bağlantısının ortaya çıktığını, bundan Türkiye’nin dünyadaki konumunun olumlu etkilendiğini söyledi.
Genel Başkanı Baykal, şöyle devam etti:
“Nabucco’ya atılan imza Rusya’yı rahatsız etti. Çünkü bu imza, Kafkasya’daki kaynakların Rusya üzerinden değil, Rusya’nın kontrolünde, Rusya’nın denetiminde değil, Rusya’nın dışında Türkiye üzerinden Avrupa’ya taşımayı öngörüyordu. Rusya istiyor ki bütün Kafkasya’daki petrol ve doğalgaz zenginlikleri kendisine bağlansın. Onları uzun vadeli anlaşmalarla satın alsın sonra vanayı kendi elinde tutarak, kendi kontrolünde, hem kendi doğalgazını petrolünü hem de Orta Asya ülkelerinin petrol ve doğalgazını kendi vanasından Avrupa’ya taşısın. Kafkasya’nın amacı, böyle bir bağımlılığa teslim olmadan, dost ülke olarak Türkiye üzerinden mallarını taşıyabilmek ve satabilmek.
Bu iki proje, birbiriyle karşıt projedir. Rusya’nın Karadeniz altından geçireceği doğalgaz hattına ilişkin Güney Akım Projesi ile Türkiye üzerinden geçirilecek hatta ilişkin Nabucco Projesi birbirine karşıt iki projedir. Bu projelerin karşıtlığı sadece amaçlarının, çıkış yerlerinin, Rusya’nın kontrol edip etmediğinin ortaya çıkmasıyla ilgili değildir. Aynı zamanda bölgedeki doğalgaz ve petrol kaynakları, bu iki ayrı projeyi aynı şekilde desteklemeye müsait değildir. 30-40 yıllık gelecek için, oradaki doğalgaz kaynaklarının hem güney akım projesine hem de Nabucco projesini besleyecek gaz kaynaklarına sahip olması mümkün değildir.
Ya birini ya diğerini yapacaksın. Biz önce Nabucco’ya imza attık. Türkiye’nin ‘önemi daha da arttı’ dedik. Şimdi aradan kısa bir süre geçti bir hafta önce imza attık Nabucco’nun rakibi, Nabucco’yu anlamsız hale getirecek Rusya’nın Kafkasya’daki ve Orta Asya’daki kaynaklara hakimiyetini artıracak bir projeyi uygulamak üzere Rusya’ya, sen bunu gidip münhasır ekonomik bölgemin altından jeolojik çalışma yaparak boru hattını geçirebilirsin iznini verdik. Nabucco’yu öldürecek izni de son Erdoğan-Putin-Berlusconi görüşmesinde verdik.
Bunun karşılığında biz ne aldık bilmiyorum ama Çalık Grubu, özlediği petrolü aldı. Yani Ceyhan’a boru hattını ve sonra rafineri kurmasına imkan verecek olan petrolü, Türkiye, Çalık Grubuna sağlamış oldu. Böyle bir iş birliği yaşandı. Ülkeler, şirketler… Ülkelerin yararları var, şirketlerin yararları var. Uluslararası ilişkilerde ülkeler ve şirketler nasıl bir ilişki içinde olacaklardır. Uluslararası ilişkileri ülkeler olarak mı götüreceğiz, şirketler olarak mı götüreceğiz?”
CNN TÜRK












Bu konu hakkındaki yorumunuz