
Yavuz Oğhan
Cumhurbaşkanı’nın “iyi şeyler olacak” sözleri tam unutulmaya yüz tutmuştu ki hükümet harekete geçti ve İçişleri Bakanı’nın koordinasyonunda “açılım” için kolları sıvadı.
Devlet bu süreçte soruna çözüm bulabilmek için her şeyi konuşmaya hazır. Ama bu kırmızı çizgilerin olmadığı anlamına da gelmiyor. İşte o kırmızı çizgiler…
Tek devlet… PKK ile birlikte Türkiye yıllardır bir bölünme korkusu yaşıyor. Bu korku nedeniyle tek devlet prensibi kırmızı çizgilerin başında geliyor… Açılım için çalışanlar “her şey konuşulabilir ama bölünme asla” diyor. Şunu da hatırlamakta fayda var. Bugün artık PKK dahil kimse bölünmeden bahsetmiyor, herkes bütünlük içinde bir çözüm arayışında… En azından söylemde öyle görünüyor.
Anayasal özerklik… Bu kavramı da kimse bugünlerde pek dile getirmiyor. Ama başlayan açılım sürecinde kimileri bu iş “anayasal özerkliğe” kadar gider mi endişesi taşıyor. Süreci başlatanlar bu endişeleri ortadan kaldırmak için anayasal özerkliği kırmızı çizgi olarak tarif ediyor.
Devlet tek olsun, özerk yönetim olmasın, bölünme akla bile gelmesin ama Anayasa’ya Türkiye’de yaşayan etnik grupların ismi yazılsın. Böylece bir etnik grup diğerinden üstün olmasın. Yada Anayasa’dan etnik çağrışım yapan ifadeler çıkarılsın. İşte bu konu da kırmızı çizgilerin arasında. AKP Anayasa’da etnik tartışma yaratacak düzenlemelerden “en azından şimdilik” uzak durma kararlılığında.
Bir başka kırmızı çizgi de etnik grupları temsil edecek siyasi parti kurulması. Bu açılımın Türkiye’deki parlamenter yapıyı değiştirmesine izin verilmeyecek. Kürt yada Çerkez grupları temsil eden siyasi yapılanmalar Anayasa’ya göre mümkün değil, bu prensipten vazgeçilmeyecek. Şu anki uygulamada milletvekilleri nereden seçilirse seçilsin Meclis’te Türkiye’yi temsil ediyor. DTP ile bu biraz aşınsa da sistemin tümden değişmesine izin verilmeyecek.
Resmi dil Türkçe. Son dönemde Kürtçe’nin resmi yazışmalarda da kullanılmasına ilişkin bazı talepler duyuluyor. Bu taleplerin kabulü de kırmızı çizgilerin ihlali olarak görünüyor. Yani konuşulamaz bulunuyor.
“Ne mutlu Türküm diyene” yerine “ülkemi seviyorum”
Belki en çok tartışma yaratacak husus dağa taşa yazılan “Ne Mutlu Türküm Diyene” cümlesinin kaldırılması olacak. O yazı kaldırılırsa yerine ne konacak sorusuna da yanıt aranıyor.“Türkiye’yi seviyorum, ülkeme bağlıyım” gibi ifadeler üzerinde duruluyor. Bununla birlikte her sabah milyonlarca öğrencinin tekrar ettiği “Ne Mutlu Türküm Diyene” ile biten “öğrenci andı”nın kaldırılması da tartışılabilir bulunuyor.
Tüm bunlar toplumun bütün kesimlerine nasıl anlatılacak, atılacak adımlarla nasıl bir Türkiye hedefleniyor, PKK’nın ve DTP’nin çözümdeki rolü nasıl olmalı, CHP’den beklentiler neler sorularına yanıt bir sonraki yazıda…
Yavuz Oğhan – CNN TÜRK
Yazara Ulaşmak İçin : yavuzo@cnnturk.com.tr












Bu konu hakkındaki yorumunuz