Güneydoğu'da herkesin bildiği sırlar…

Tanıklar Ölüm Kuyularını Anlatıyor

Kürt açılımının konuşulduğu şu günlerde, gözler Güneydoğu’da işlenen faili meçhul cinayetlere çevrildi. Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı’nın hazırladığı iddianame ve itirafçıların bu iddianamede yer alan ifadeleri cinayetlere ışık tutuyor. İfadelerin bazıları geri alınsa da anlatılanlarla yaşananlar çok farklı değil.

Tıpkı 1994 yılında Cizre-Silopi hattında gözaltına alınan 4 kişinin öyküsünde olduğu gibi…

Ölen Süleyman Gasnak’ın eşi Leyla Gasyak anlatıyor: “Eşim, Süleyman amcam ve Ömer ile beraber koyun alım satımı yapıyordu. Saat 8-9 gibi evden çıktılar. Yarım saat, bir saat geçmişti ki, evimizin telefonu çaldı. Tanımadığımız kişiler bana, ‘Sizin taksiyi BOTAŞ’ta durdurdular ve içindekilerin ellerini bağlayarak aşağıya, Holan’a doğru götürdüler’ dedi.”

Leyla Gasyak’ın anlattıkları Diyarbakır Cumhuriyet Savcılığı’nın hazırladığı iddianamede de var. Gizli tanık “Tükenmez Kalem”, daha sonra geri aldığı ifadesinde anlatıyor:

“Sivil beyaz renkli Toros marka iki araca; Tuna’nın kullandığında ben ve Tayfun kod adlı Hıdır bulunuyorduk, Adem’in kullandığı diğer araca Yavuz ve Cabbar uzman çavuş bindiler. Silopi yoluna hareket ettik. Yolun yaklaşık 10-15. kilometresinde beyaz bir Toros araç durduruldu, içinde yanlış hatırlamıyorsam sürücüsü ile birlikte 4-5 kişi vardı. Bu şahısları araçlarından indirip kendi araçlarımıza bindirerek Cizre yönüne döndük.”

Ölen 4 kişi…

Cizre yönüne dönen Güneydoğu’nun korkulu rüyası beyaz Toroslarda, Keççan Hesinan Aşireti’ne mensup 4 kişi vardı: Süleyman Gasnak, Abdulaziz Gasnak, Yahya Akman ve Ömer Cindoruk.

Ömer Cindoruk’un eşi Hanım Cindoruk’un o gün duyduklarını, yıllar sonra gizli tanık “Tükenmez Kalem” doğruladı. Ancak, Tükenmez Kalem ifadesini sonradan geri aldı.

Hanım Cindoruk anlatıyor: “Ramazan’a 7 gün vardı. Sabah evden çıkmıştı. Öğlene doğru duyduk ki, BOTAŞ’ta gözaltına alınmış. Bize, Ömer’in kaçarken vurulduğunu, öldürüldüğünü söylediler.”

“Tarayarak öldürdüler…”

Ve iddianame: “Aldığımız şahıslardan birisi araçtan kendisini attı. Adem kaçmasın diye ateş etti ve bu şahsı yaraladı. Daha sonra aracın bagajına atıp yolumuza devam ettik. Bozalan köyüne yakın bir yerde bulunan küçük bir mezrayı geçtikten sonra, bir dere yatağında araçları durdurup yanımıza aldığımız şahıslarla birlikte aşağıya indik. Yavuz ile Adem bu 4-5 kişiyi bizden yaklaşık 50 metre kadar uzaklaştıktan sonra keleşlerle tarayarak öldürdüler.”

Koruculuk dayatması mı?

Peki neden? Neden öldürüldüler? Tükenmez Kalem’in ifadesine göre öldürülen kişiler PKK’lıydı. Ailelere göre ise ölümlerin ardında “koruculuk” dayatması var.

Yahya Akman’ın annesi Bedriye Akman, “Bize koruculuğu dayattılar. İstihbarat ve askeriye illa korucu olacaksınız, alın size silahlar, alın size para diyorlardı. Biz kabul etmedik, olamayacağımızı söyledik” diye anlatıyor.

Sebep ne olursa olsun 2’si çocuk 4 kişi, aynı gün, aynı arabadaydı ve herkesin gözü önünde alınıp götürüldüler. Cesetleri birkaç gün sonra dere yatağında bulundu.

Herkesçe bilinen sır

Diyarbakır DGM’nin tozlu raflarında 10 yıl bekleyen dosya da cinayetin failleri de yıllar boyu herkesçe bilinen bir sır olarak kaldı.

Avukat Tahir Elçi, “Failleri aslında herkes biliyor. Ölenlerin yakınları biliyor, Cizre’de herkes konuşuyor. Bu olay o kadar ilginç ki, aslında o dönemde Şırnak bölgesinde Güneydoğu’daki halim şiddet iklimini çok çarpıcı bir şekilde gözler önüne seriyor. Ölenlerin araçlarına da jandarma istihbarat timi ve itirafçı sanıklar el koyuyorlar sahte plaka ile. Ama herkes bu aracın ölen kişilere ait olduğunu ve öldürülen kişiler tarafından kullanıldığını biliyordu” diyor.

Göksel Göksu – CNN TÜRK

Bu konu hakkındaki yorumunuz

  

  

  

Diğer sounçlar..

Generic selectors
Exact matches only
Search in title
Search in content
Post Type Selectors
Filter by Categories
BİLİM VE TEKNOLOJİ
DÜNYA
DW HABER
EKONOMİ
GÜNDEM
KÖŞE YAZILARI
KÜLTÜR & SANAT
MEDYA & MAGAZİN
SAĞLIK
SPOR
YOUTUBE