| Başı kesilerek öldürülen Münevver Karabulut’un annesi ilk kez konuştu: Bu cinayette milyon dolarlar havada uçuşuyor.
İSTANBUL – Kızı Münevver Karabulut’un katil veya katilleri aylardır kayıp. İhmaller zinciri işi iyice içinden çıkamaz hale getirdi. Anne Nagihan Karabulut: “Olay başından beri skandallarla dolu. O kadar çok ihmal var ki, o kadar çok vurdumduymazlık var ki… Kurumlarda çalışan bazı kişiler görevlerini doğru yapmıyor, para karşılığında görevlerini suistimal ediyorlar” Milliyat gazetesinden Elif Berköz Ünyay Münevver Karabulut cinayetinde şu ana kadar suskun kalan anne Nagihan Karabulut’la konuştu. Söyleşi şöyle: Bundan dört ay önce, 26 Nisan’da Münevver Karabulut’un babası Süreyya Karabulut ile konuşmuştum. Bugünlerde TBMM’ye çıkıp milletvekilleriyle görüşmeye çalışan Süreyya Karabulut’u tekrar arıyor, bu kez eşiyle röportaj yapmak istediğimi söylüyorum. “Bu benim kadar karımın da davası. Tabii ki konuşur” diyerek beni Ankara’ya davet ediyor. 
 Vedat Özdemiroğlu ve Mehmet Çağçağ'dan 3G yorumları... 3G teknolojisi ile tanışan Türkiye’de artık cep telefonundan görüntülü haberleşmek mümkün. Vedat Özdemiroğlu’na göre Türk’ün 3G’si ‘göğüs, göbek ve diğer g… Mehmet Çağçağ’a göre de göz, göz ve üçüncü göz… İSTANBUL – “Türk’ün 3G’si göğüs, göbek ve diğer g dir. 3G sünnet düğününde göstereninden, beş dakikada bir arayanına kadar önce bir yağmalanacak ama herşey çabuk eskiyor. Bir süre sonra insanlarda sıkılırlar.” Mizah yazarı Vedat Özdemiroğlu, Türk insanının 3G anlayışını bu sözlerle anlatıyor. Özdemiroğlu şöyle devam ediyor: “Şimdiden 3. sayfada 3G ile ilgili haberleri görür gibiyim. Yalanlar, aldatmalar, ihanetler ortaya çıkacak, telefonunu açık unutanlarla… Her şey ortaya çıkacak. 

Manisa’nın Saruhanlı ilçesine bağlı Kumkuyucak beldesinde bir meyhanede, işletme sahibinin “sigara içen” grubu uyarması üzerine çıkan kavgada, 1 kişi öldü, 1 kişi yaralandı. Kumkuyucak Belediyesi’nde muhasebe memuru olarak çalışan Hıdır Karayiğit (46), gittiği meyhanede işletmenin sahibi Hamza Havutçu (42) ile sohbet etmeye başladı. Bu sırada Akhisar’dan gelen 4 kişilik arkadaş grubu meyhanede alkol alıp, sigara içmeye başladı. 
Başbakan Tayyip Erdoğan insanları güvenli bir ülkede yaşadıklarına inandırmaya çalışıyor. Sorumluluk almaktan kaçıyor, yaşanan korkunç olayların suçlusu olarak mağdurları ve ailelerini gösteriyor.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın partisinin Ankara İl Kongresi’nde binlerce insana seslenirken söylediklerini duyduğumda aklıma ister istemez sosyal psikologların kullandıkları bir psikolojik kavram olan “adil dünya inancı” kavramı geldi. Recep Tayyip Erdoğan kendisi gibi düşündüğüne inandığı bir kitleye sesleniyor belki o an, ancak Türkiye’de yaşayanlar onu televizyonlarından izliyor ve toplumsal olaylara yönelik fikirlerini öğrenmiş oluyor. Yaptığı konuşmada sayısı son dönemlerde artan cinayet ve katliamlardan bahsediyor. Bunların hangileri olduğunu hepimiz biliyoruz ve aklımıza en trajik birkaç tanesi hemen geliveriyor. Daha sonra ise Başbakanımız bu oldukça karmaşık ve birçok sosyo-psikolojik faktör tarafından şekillendirilmiş olan toplumsal olayları bir hamlede tek bir kaynağa yükleyerek şu sözleri söylüyor: “Acaba biz nerede hatalar yaptık diye üzerinde durmalıyız. Sınırsız, kontrolsüz bir ahlaki erozyonun olduğu yapılanma gerçekten bizi dertlendiriyor. Onun için aileye sahip çıkacağız”. O trajik olayların yaşanma sebebi neymiş? 

İstanbul’da Kartal ile Kadıköy arasını 29 dakikaya indirecek metro hattı 2011’de bitiyor. Marmaray’ın da devreye girmesiyle Kartal’dan Taksim’e 57, Sarıyer ve Atatürk Havalimanı’na 79 dakikada gidilebilecek. İSTANBUL – İstanbul’da Kadıköy-Kartal metrosunun deneme sürüşlerinin 2010’da başlaması planlanıyor. Günde 1 milyon yolcu taşıması beklenen metro hattı, 2011 yılında hizmete girecek ve Kadıköy ile Kartal arasını 29 dakikaya indirecek. Uzunluğu 22 kilometreden fazla olan Kadıköy-Kartal metro hattının kazı çalışmalarının büyük bir bölümü tamamlandı. 16 istasyonlu planlanan metro hattında 13 istasyonun inşaat çalışmaları ise sürüyor. 
Bütçe açığı ilk 6 ayda 13 kat arttı, 23.2 milyar liraya çıktı. Gelirler azalıp harcamalar artınca hükümet de vergi artışına gitti ve bazı vergileri artırdı. Ancak hükümetin gelirleri artırmak için yeni tedbirler almayı planladığı haberleri de yayıldı. Maliye Bakanlığı ise yazılı açıklama yaptı, “Tedbir çalışması yok” dedi.
Maliye Bakanlığı, “emlak vergisi ve motorlu taşıtlar vergisine bir taksit daha ekleneceği, belediyelere aktarılacak kaynağın kısıtlanacağı, maaşa esas haftalık ders saat ücretinin 20 saate çıkartılacağı” gibi ek tedbir çalışmalarının doğru olmadığını belirtti. Bakanlık açıklamasında, “Orta vadeli program karara bağlanmadan ve çalışmalar tamamlanmadan yapılan değerlendirmeler doğru değil” denildi. CNN TÜRK  Fazıl Say - Buket Aşçı İdil’le Alperen Başkanı’nın fotoğrafını görünce gülmekten koltuktan düştüm. Daraldım. Sanatlarıyla sadece bizleri değil dünyayı etkileyen isimlerle sadece Türkiye’nin kaba meselelerini konuşmaktan. Orhan Pamuk’un romanı çıktığında kitabını değil de hakkında söylenenleri yorumlamaktan. Ömründe kitap okumamış adamların gürültüsünde sesimi duyuramamaktan… Daraldım, Fazıl Say gibi bir müzisyenin laiklik kaygısının küçümsenmesinden. Onunla insanoğlunun dinmeyen yalnızlığı, müziğin bu yalnızlığımızdaki yerini konuşmak yerine Alperen Ocağı’nın protestosuna saplanıp kalmaktan. Kendisiyle Doğan Kitap’tan çıkan “Yalnızlık Kederi” isimli kitabından hareketle yılın yarısını yollarda geçirişine, zorunlu yalnızlığına ve müziğine, ödüllerine bir türlü sıra gelememesinden… Çünkü bu röportaj öyle oldu. Zira ben kitabın kapağındaki harika fotoğrafa takılıp kalmıştım. Fazıl Say’ı bir çırpıda anlatan bir fotoğraftı bu. Onun sanatına gösterdiği emeği, saygıyı, sadakati, sevgiyi, sabrı anlatan… Ne yazık ki, daha ne olduğunu anlamadan Türkiye ve sorunları yine bir dağ gibi çıktı karşımıza. Zaten gündemde Alperenler’in protestosu varken, şimdi kimin dikkatini çekerdi “klasik müziğin faydaları!” Ne yazık ki durum bu! Ama galiba, bizim asıl büyük yalnızlığımız da bu! 
| |