| 
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın, Yunanistan dönüşü ayağının tozuyla katıldığı toplu açılış töreninde yaptığı konuşmada, 111 milletvekilinin Anayasa değişikliği konusunda açtığı davayı kastederek, “Anayasa Mahkemesi, Ana Muhalefet Mahkemesi oldu” dediğine gazetelerde yer verildi. Yine bir AKP yetkilisi, daha önce de, “Anayasa Mahkemesi CHP’nin arka bahçesi oldu” demişti. 
 Oktay Ekşi POLİTİKADA 24 saatin bile çok uzun süre olduğunu gösteren bir süreç dün CHP’de yaşandı. Öğleden sonraki saatlere kadar CHP Genel Başkanlığı’na adaylığını koyan Kemal Kılıçdaroğlu lhine nerdeyse partinin tüm ileri gelenlerinden destek geliyormuş gibi bir hava vardı. Ama sonra hava bulutlandı. Nitekim gün boyu, başta partinin Genel Sekreteri Önder Sav ve Parti Meclis Grup Başkanvekilleri ile 58 milletvekilinin (geriye 39 kişi kalıyor) desteğini alan Kılıçdaroğlu’nun karşısına, akşamüzeri partinin Merkez Yönetim Kurulu (MYK) görüntüsü altında bizzat Deniz Baykal çıktı. 

 Güngör Mengi Kılıçdaroğlu halkın sesine ve içinden gelen sese uyarak adaylığını ilân etti. Bu adımı atmak için başarıyı garanti altına almaya dönük bir tedbirlilikle hareket etmedi. Böyle davranmış olması, çıkışının değerini yükseltecektir. Partinin geleceği için kariyerini tehlikeye atmıştır. Eğer başarılı olursa bu cesareti CHP’nin başına bir emanetçi değil, lider potansiyeli son derece yüksek bir siyasetçi getirecektir. 
 Tufan Türenç CUMHURBAŞKANI Abdullah Gül kendisinin Çankaya’ya çıkışına karşı olanları bugüne kadar hiç yanıltmadı. “367 oy gerekli” diye ısrar edenlerin ne kadar haklı olduğunu da bugüne kadar defalarca kanıtladı. Kendisini seçen, kurucusu olduğu partinin gönderdiği yasa ve kararnamelere gözünü kırpmadan mührünü vurdu. 
 Ertuğrul Özkök EĞER dürüst birer insansak. Eğer ülkemize gerçekten demokrasinin yerleşmesini istiyorsak. Eğer çifte standardın karanlık gölgesinde siyaset yapmayı reddediyorsak. Eğer samimiysek. 
 Oktay Ekşi DAHA önce de yazdık. Kamuoyu denen “saflar” sürüsünü her gün yeni bir “Cambaza bak!” numarasıyla öyle güzel meşgul ediyorlar -hatta uyutuyorlar- ki, siz “Yargıyı iktidarın emrine sokacak Anayasa değişiklikleri engellenmelidir” diye yırtının. Bir “seks kasedi” gündemi anında tersine çeviriyor. 
 Yalçın Doğan DÖNER mi, dönmez mi, sorusunun çok ötesinde, bunlara yol açan asıl meseleye geliyoruz dün Deniz Baykal’la telefon sohbeti sırasında. Asıl mesele, kaset meselesi. Baykal istifasını açıklarken, kasetten hükümeti sorumlu tutuyor ve olayı komplo olarak niteliyor. 
| |