|  Mehmet Y.Yılmaz CUMHURBAŞKANI Abdullah Gül’ün görev süresinin ne kadar olduğu ile ilgili en somut açıklamayı Başbakan Recep Tayyip Erdoğan yaptı: “Düşüncemiz yedi yıldır” dedi! Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın işi gerçekten çok zor! Başbakan olarak hükümet meselelerini düşünmek ve karar vermek zorunda. Yüksek Seçim Kurulu yerine de o düşünüp, karar alıyor. Elbette TBMM’deki çoğunluk adına da düşünüp karar vermek zorunda. Hatta bazen Kars’ta olduğu gibi “belediye başkanlarının yerine düşündüğü” de olabiliyor. 
 Mehmet Tezkan Deniliyor ki, Başbakan noktayı koydu.. Köşk seçimi 2014’te yapılacak.. Ben de diyorum ki, bu meselede son noktayı koyması gereken kişi Başbakan mıydı? Canım yüzde 50 oy aldığına göre o’dur.. Hukuken mi? Siyaseten mi? * Bu önemli bir sorudur.. 2007’de yapılan referandumdan çıkan kararın hangi kurum tarafından yorumlanacağı başlı başına demokrasi sorunudur.. Kuvvetler aykırılığıyla ilintilidir.. Başbakan’ın 2014 açıklamasıyla kuvvetler birliği oldu.. 
 Özcan Yeniçeri Türkiye operasyon sağanağı altında nefes alamaz hale gelmiştir. “Ergenekon” operasyonunu “Balyoz” izledi, onun devamında “Kafes” operasyonuna sıra geldi. Askere yönelik darbe tezli operasyonlar gına verince bu defa operasyonlar nitelik değiştirdi. Sırasıyla “şike”, “cübbe”, “reyting” şeklinde operasyon üstüne operasyon yapılıyor. Türkiye, açıktan bir operasyon devletine dönüştürülmüş durumdadır. İç ve dış çıkar çevreleri kurdukları düzen için tehlikeli gördükleri her şeye operasyon yaptırıyorlar. Duruşu beğenilmeyen herkes için bir gerekçe yaratılarak operasyon tehdidi altına alınıyor. Operasyon iktidarın varlığını ve meşruiyetini sağlama aracı olarak kullanılıyor. Bu yönü itibarıyla da operasyonlar sistematik bir kimlik kazanmıştır. 
 Yılmaz Özdil Türkiye’de… “Savaş suçlusu” ilan edilen Sabiha Gökçen Havalimanı’ndan Ankara’ya inen Başbakanımız, “Hitler”e benzetilen İsmet İnönü’nün önünden geçip, “diktatör” damgası yapıştırılan Atatürk’ün mozolesine çiçek koyduktan sonra, “katliam” arşivlerini açmamakla suçlanan Genelkurmay’a gelip, “soykırım”cı denilen Fevzi Çakmak Salonu’nda YAŞ’a katıldı. Bilahare… 
 Yılmaz Özdil Holdingin biri, kedi maması üretmeye karar vermiş, masraftan kaçınılmamış, şahane ambalaj yapılmış, sanırsın mücevherdir, o kadar albeniliymiş, hem müşterinin ayağı alışsın, hem de rakip firmaların ürünü pahalı kalsın diye, hayli makul bi fiyat konulmuş, en ünlü reklamcılarla anlaşılmış, ülke çapında bangır bangır tanıtım yapılmış ve piyasaya sürülmüş… İlk haftanın satış raporları gelmiş, muhteşem, kapış kapış gidiyor. Hatta, sırf bu mamadan satın almak için, kedi satın alan insanlar bile olmuş, o derece yani… Gel gör ki, ikinci haftanın raporları gelmiş, şok! Satışlar bıçak gibi kesilmiş, raflarda yığınla duruyor, elini süren yok. Acilen toplantı yapılmış, bütün kodaman müdürler filan, kimisi ambalajın rengini değiştirelim demiş, kimisi reklamı arttırmayı önermiş, kimisi de fiyatı az daha ucuzlatmayı… Masanın taaa en ucunda oturan stajyer, ürkekçe parmağını kaldırıp, söz istemiş “kedi mamayı sevmedi” demiş!* Reyting budur. 
 Bekir Coşkun Cumhuriyet Gazetesi yazarı Bekir Coşkun yazdı: CERN… CERN’de yaradılışın sırrını çözmek için ilk anti madde deneyleri 2002’de… İmam Başbakan oldu… * 2004, atom altı parçacıklar hızlandırıldı… İlkokul yardımcı kitaplarına, “Oku Ali oku… Ali Yasin oku… Oku Ali Yasin oku… Nine bana zerde yap…” eğitici sayfaları konuldu… 
 Aslı Aydıntaşbaş Meclis bu aralar tam bir panayır yerine dönüşmüş durumda. Her türlü atraksiyon var. Laf atanlar, küfredenler, amigolar, bardak kıranlar… Yine de arada güzel konuşmalar, ‘Hah işte!’ dedirten çıkışlar olmuyor değil. Geçen gün BDP listesinden seçilen Ertuğrul Kürkçü’nün yaptığı konuşma da bunlardan biriydi. Solun sembol isimlerinden Kürkçü’nün neden bu Meclis’te olması gerektiğine dair onlarca şey söyleyebilirsiniz. Ama benim asıl derdim, sembol değil rakamlar. Kürkçü, Adalet Bakanlığı bütçesiyle ilgili yaptığı konuşmada, memlekette adaletin acınası durumuyla ilgili öyle can alıcı rakamlar verdi ki, kendi kendime “Artık söylenecek başka laf yok” dedim. 
| |