"IMF olmazsa ölmeyiz"


”BENİM KARŞISINDA DURDUĞUM KONU HAKARETTİR, ELEŞTİRİ DEĞİLDİR”

Başbakan Erdoğan, Murat Akgün’ün ”Peki karikatürlerinize niçin çok sinirliyorsunuz?” sorusuna ise ”Karikatürlerin de belli bir insaf çizgisi içerisinde olmasını isterim. Yani latife, nükte taşıyan bir şey olduğu zaman buna eyvallah. Ama kalkıp da hakikaten bir insanın değerlerine saldırı niteliği taşıyorsa bu karikatür de olsa ben şahsen ona kalkarım eleştirimi yaparım” yanıtını verdi.

Erdoğan, ”Peki bütün dünyada başbakanların benzeri bir saldırı veyahut saldırı demeyeyim de eleştiri kampanyası içerisinde olduğunu düşünmüyor musunuz? Mesela İtalya Başbakanı Berlusconi son zamanlarda son derece zor durumda. Aslında başbakanların kaderi de mi bir yandan da eleştiri bombardımanına tutulmak?” sorusu üzerine, şöyle konuştu:

”Şimdi hangi başbakan neler sebebiyle eleştiriliyor veya hakarete uğruyor? Bunlar önemli. Bakın ben eleştiriden bahsetmiyorum. Ben hakaretten bahsediyorum. Benim karşısında durduğum konu hakarettir, eleştiri değildir. Eleştiri yapılabilir.

Sayın Berlusconi benim dostumdur ama Berlusconi hangi yönleriyle eleştiriliyor, Tayyip Erdoğan hangi yönleriyle eleştiriliyor buna bakmanız lazım. Ben diyorum ki bunca şeyler yapılıyor, bunca şeyler yapılıyor olmasına rağmen, niçin bunlar hiç konuşulmuyor da Erdoğan’ın yapmadığı şeylerle tanıtılması gündeme getiriliyor? Neymiş? (Üslubu sert). Olabilir. Benim üslubum sert olabilir, bir başkasının sert olabilir. Yani (Herkesin üslubu yumuşaktır) diye bir şey yok. Ama ben de halkımın karşısına böyle çıkmışım, böyle çıkıyorum. Halkım beni bu halimle kabul etmiş. Eğer beni böyle sert görüyorlarsa, ben sert olduğumu kabul etmiyorum. Kendi çevremde arkadaşlarım beni bu noktada çok daha iyi tanırlar. Tanıdıkları içindir ki İstanbul gibi bir yerde belediye başkanı seçerken de beni bu yapımla seçtiler. Partimizi kurup da bu günlere geldiğimizde de beni bu halimle seçtiler, buralara geldik. Geçmişte de liderlerin içesinde de çeşitli üslup içerisinde olanlar olmuştur, vardır.

Bütün mesele üsluptan öte üslubun içeriğinde ne var? bu çok önemli. eğer içerikte bu ülkelerin değerleri savunuluyorsa, bu ülkenin değerlerine saygı varsa bunu kimsenin eleştirme hakkı yok. Üslubunuz çok yumuşak olur ama bu ülkenin değerlerini yok sayarsınız bu mudur olması gereken? Veya bu ülkenin halkına haksızlık, bu ülkenin halkının haklarını yok farz etmek yani eğer bunu bu üslupla koruyor veya o şekilde bunu geçiştiriyorsanız herhalde hiç kimse o üslubu takdir etmez. Bugüne kadar gelenleri takdir etmediği gibi.

Üslubumda zaman zaman bu tür sertlikler olmuşsa bile bunlar, o andaki belki haleti ruhiye sebebiyle olabilir ama hiçbir zaman benim asli karakterimin tezahürü değildir.” Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ”Zahit Bey üzerinden bir çatlak oluşturma gayreti içerisine girmek çok yanlış. Bülent Bey böyle bir yaklaşım içerisinde bulunabilir. O onun kişisel kanaatidir. Yani bizim hükümetimizin, başta şahsımın kanaati değildir. Bunu böyle bilelim” dedi.

NTV’nin canlı yayınında soruları yanıtlayan Başbakan Erdoğan, ”RTÜK Başkanı Zahid Akman’a yönelik eleştirilerden ötürü şahsınızın, partinizin, hükümetinizin yıprandığını düşünüyor musunuz?” sorusu üzerine, ”Bakınız, Zahit Bey’e yapılan eleştiriler veya hakkında söylenenler Zahit Bey’le alakalı konulardır. Benim partimle alakalı değil. Bir defa Zahit Bey üzerinden partimi vurmaya çalışmak ciddi bir haksızlıktır. İşte orada ben derim ki o konuyla ilgili partimi ilintili hale getirmek namertliktir. Çünkü benim partimin hiçbir zaman kasasına hiçbir yerden kayıt dışı para girmemiştir, girmez” dedi.

Başbakan Erdoğan, ”Ama Sayın Akman sizin partinizin kontenjanından seçildi. Bu şekilde bağlantı kuruluyor” hatırlatması üzerine de ”Seçilebilir. Ona mani bir hal yok ki. Bunu seçen neresi? TBMM seçiyor. Biz bu arkadaşımızı şu ana kadar tanıdığımız, bildiğimiz kadarıyla temiz bir arkadaşımız olarak bildik, biliyoruz. Adaylar arasına koyduk ve TBMM’den de seçildi. Şu anda da RTÜK üyesi” diye konuştu.
Erdoğan, ”Sayın Bülent Arınç da Zahid Akman’ın istifa etmesi gerektiğini söyledi. Hatta basında da size atfen Zahit Bey’e ‘İstifa etme. Temmuz’da yeniden adaylığını koymazsın’ dediğiniz söylendi. Doğru mudur bunlar?” sorusuna, ”Bir defa Zahid Bey üzerinden bir çatlak oluşturma gayreti içerisine girmek çok yanlış. Bülent Bey böyle bir yaklaşım içerisinde bulunabilir. O onun kişisel kanaatidir. Yani bizim hükümetimizin, başta şahsımın kanaati değildir. Bunu böyle bilelim. Kaldı ki Zahid Bey kendisi de açıklamasını yapmıştır. Başkanlık süresi 15 Temmuz’da doluyor. Dolduktan sonra da zaten başkanlığa aday olmayacağını, ondan sonra 3 yıl gibi bir süre de üyelik süresi var. Dün de nitekim yaptıkları toplantıda değerlendirme yapıldı. Beşe, üç CHP’nin müracaatı veya dilekçesi reddedildi. Şimdi burada görülen bir gerçek var. Zaten süre burada yaklaşmış. Şurada bir ay kadar gibi zaman var. Bir ay sonra da zaten aday olmayacağını çok net açıkça ortaya koydu. Burada fırtınalar koparmanın bir anlamı var mı?” yanıtını verdi.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ”Diyorlar ki ‘bak Başbakan sinirli’… Dertliyim ben dertli, sinirli değil…” dedi.Başbakan Erdoğan, NTV canlı yayınında Ankara Temsilcisi Murat Akgün’ün çeşitli konulardaki sorularını yanıtladı.”Avrupa Parlamentosu seçim sonuçlarından sonra Türkiye’nin işi AB yolunda biraz daha zorlaştı mı?” sorusunu yanıtlarken, Erdoğan, AB yolundaki süreç nasılsa bundan sonra da öyle devam edeceğini söyledi.

Orada çok fazla bir değişiklik olmayacağını, bunun ağırlıklı olarak AB üyesi ülkelerin yönetimleriyle alakalı olduğunu anlatan Erdoğan, şöyle devam etti:

”Şu ana kadar biz bu noktada iyi bir durumdayız. Her şeyden önce bizim bir kararlılığımız var. Bu kararlılığımızı biz aynen sürdürüyoruz. Fasıllar üzerindeki çalışmalarımız aynen devam ediyor. Bakın, işte yıl başında bir başmüzakereci ataması yaptık. Bugüne kadar bu yoktu. Bunu ilk defa biz getirdik. Getirmemizin sebebi daha yakın bir markaja bu işi alalım. Bu işte vaktini tamamıyla buna tahsis eden bir arkadaşımızı devlet bakanı olarak tahsis ettik. Egemen Bey bu işi götürüyor.
Şimdi AB Genel Sekreterliğiyle ilgili yeni bir yapısal değişikliğe gidiyoruz. Bu yeni yapısal değişiklikle de AB Genel Sekreterliğimiz daha etkin bir hale gelecektir. Bir de Brüksel’de bir daimi temsilcilik binası satın aldık. Çok mükemmel bir yer oldu bu. Şimdi orası da tamamen donanımıyla büyükçe, müstakil, tam da merkezde bir bina. O merkezde çok daha etkin bir hale geleceğiz. Fasılları iyi değerlendirecek bir ekiple bu çalışmaları sürdürüyoruz.”

”HEP JESTLER BİZDEN Mİ OLACAK?”

Başbakan Erdoğan, AB ile ilişkilerde limanların ve ruhban okulunun açılması gibi demeçlerin verildiği sıkıntılı bir dönemin sinyallerinin geldiğinin ifade edilmesi üzerine, şöyle konuştu:
”Limanların açılıp açılmaması yeni bir mesele değil. Bu Finlandiya’nın dönem başkanlığında da gündeme geldi. Biz kendilerine dedik ki ‘Limanların açılıp açılmaması meselesinde biz buna karşılıklı olarak evet deriz. Güney, Kuzey ve Türkiye… Ama Güney bunu başta Ercan Havaalanı olmak üzere açmak durumunda, karşılıklı olarak. Mütekabiliyet neyi gerektiriyorsa buna varız.’
Türkiye, Kuzey bunu yapsın da Güney bir şey yapmasın. Böyle bir şeyin içerisinde biz yokuz. Her iki taraf da müşterek bu işe girerse buna biz de yardımcı oluruz. Bakın biz Güney’e vize uygulaması kaldırdık. Onlar bu noktada ciddi bir adım atamadılar. Sadece ‘Güzel bir şey oldu, jest oldu, şu oldu, bu oldu…’ tamam da hep bu jestler bizden mi olacak? Hani karşı tarafın jesti. Lokmacı Kapısı ile ilgili bir takım şeyler oldu, yine biz adım attık. Onlardan yine bu noktada sağlıklı gelişmeler olmadı. Tamam da bu bir yere kadar.”

RUHBAN OKULU VE PATRİK SEÇİMİ

Ruhban Okulu konusunun da tartışılabileceğini, konuşulabileceğini ifade eden Erdoğan, aslında Ruhban Okulunun 1972 yıllarına dayanan bir konu olduğunu, bunun çok da önemli bir konu olmadığını dile getirdi. Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

”Ben bunları yetkililere her zaman söyledim, söylüyorum. Ama siz ne yapıyorsunuz? Sen şimdi kalkıp da Batı Trakya’da hala benim oradaki vatandaşlarımın seçmiş olduğu bir müftüye, resmi olarak ‘seni tanıyorum’ demezsen kendin atadığın bir kişiyi müftü olarak kabul edersen kusura bakma arkadaş.
Burada patriği kim seçer? Sensinot Meclisi seçer. Sensinot Meclisinde olanlar, tamamen bizim vatandaşımızın olması gerekir, Lozan’a göre. Şu anda Sensinot Meclisi üyeleri bizim vatandaşımız değil. Biz burada da anlayış gösterdik. Ben kendileriyle açık konuşuyorum. Hiç olmazsa vatandaşlık müracaatı yapsınlar da böyle bir yanlışın içinde olmayın. Bunu dahi söyledim. Rahatız bu noktada. Ama siz ne yaptınız? Onların yaptığı bir şey yok. Batı Trakya’ya bir Türk kelimesine tahammül edemiyorlar ya. Öyle şey olur mu? En sonunda mahkeme kararını verdi, şimdi ne yapacağız diye bir telaşın içine düştüler, bunu yapacaksın. Bir defa azınlıkların hukukuna her yerde aynı şekilde saygı duyacaksın.”
Başbakan Erdoğan, Atina’ya kısa bir süre sonra gerçekleştirmesi planlanan ziyaret anımsatılarak yöneltilen ”Bunları Yunanistan Başbakanı Kostas Karamanlis’e dile getirecek misiniz?” sorusu üzerine, ”Bunu Karamanlis dostuma çok söyledim. Ben bunu Sayın Dora’ya Dışişleri Bakanı, Sayın Kostas’a bunları anlattım sürekli. Onlar savunamıyorlar kendilerini bu noktada. ‘Yapacağız, edeceğiz, filan falan’ diyorlar. Ama orada da işte medyanın baskısından çok korkuyorlar. Onların mahalli baskısı ileri derecede medyadır” şeklinde konuştu.

Sayfalar: 1 2 3 4 5

Bu konu hakkındaki yorumunuz

  

  

  

Diğer sounçlar..

Generic selectors
Exact matches only
Search in title
Search in content
Post Type Selectors
Filter by Categories
BİLİM VE TEKNOLOJİ
DÜNYA
DW HABER
EKONOMİ
GÜNDEM
KÖŞE YAZILARI
KÜLTÜR & SANAT
MEDYA & MAGAZİN
SAĞLIK
SPOR
YOUTUBE