"IMF olmazsa ölmeyiz"

TEMMUZ AYINDA ÇALIŞABİLİR”

Bir başka soru üzerine, ”muhalefetin TBMM’yi çalıştırmadığını” ifade eden Erdoğan, bundan dolayı da belki Meclis’i Temmuz ayında kapattırmayacaklarını söyledi. Erdoğan, ”Ağustos ayına sarkabilir. Çıkarmamız gereken yasalar var. Mücadelemizi bu noktada veriyoruz. Muhalefet yasama organını çalıştırmamak için gayret ediyor, biz de çalıştırmak için… Önergelerle sürekli ön tıkıyorlar. Çalıştıracağız” diye konuştu.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ”IMF olmazsa biz ölecek miyiz? Hiç öyle bir derdimiz yok” dedi.Başbakan Erdoğan, NTV canlı yayınında Ankara Temsilcisi Murat Akgün’ün çeşitli konulardaki soruları yanıtladı.

”IMF ile ilişkiler ne zaman netleşecek?” şeklindeki soruya Erdoğan, şu yanıtı verdi: ”Biz, diğer iktidarlar gibi değiliz, ülkemizin menfaatlerine ters bir şey olduğu sürece biz böyle bir şeye imza atmayız. Ben, IMF Başkanı’na da söyledim, yardımcısına da söyledim, IMF Başkanı ile 3 kez görüşme yaptım. Şimdi yardımcısı yine gelecek. Kendileriyle görüşme yaptım ve söyledim. ‘Bakın’ dedim… Şimdi Sayın Baykal diyor ‘Ne istediler de siz bu işi oyalıyorsunuz?’ Söylüyorum ama anlamıyor. Çünkü iştigal alanı bu değil, farklı. Ben diyorum ki bakın bizden talep ettikleri şeyler, bazılarını örnek olarak veriyorum. Nedir? ‘Gelir İdaresi Başkanlığı (GİB) özerk kuruluş haline gelsin’. Olamaz, böyle bir şeyi biz kabullenmeyiz. Bırakın o işi biz yapalım. Biz şu anda reforme ederiz ama özerk hale getirmeyiz.
Böyle bir şeyimiz yok. Reforme etmek için çalışmalarımız var. Bu konuda sayın Baykal ve diğer muhalefet bize yardımcı olsunlar.”

”Şu anda GİB’in içinde 4 ayrı baş” bulunduğunu ifade eden Başbakan Erdoğan, kurumda müfettişler, vergi denetmenleri, hesap uzmanları bulunduğunu belirterek, bunu tek hale getirmek istediklerini söyledi.Hepsinin müfettiş veya hesap uzmanı olmasını istediklerini anlatan Başbakan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

”Bunlar tek baş olarak sayı yeterli değil, az. Bu sayıyı daha da artıralım. Denetimleri çok daha kaliteli yapalım ve bunu yaparken vergi denetmenleri, bu noktada daha çok küçük esnafla uğraşıyorlar. Ama asıl gelinmesi gereken yerler boş bırakılıyor. Yani büyük tüccarlar diyelim. Onların denetimini her yıl sağlıklı yapılması lazım. Şimdi büyük tüccarlarla konuştuğumuz zaman da diyorlar ki ‘işte bu tür kontroller bizi ürkütüyor’. Şimdi sizin her şeyiniz sağlam yürüyorsa sizi niye ürkütsün.

Ama şu anda bakıyorsunuz, kayıt altında yüzde 50 diyelim artık ortalama olarak, yüzde 50 gibi bir kayıt dışı var. Bu kayıt dışını kayıt altına almak durumundayız ki Türkiye şu sıkıntıları atlatsın. Ama kendileriyle bir araya geldiğiniz zaman, ‘şu vergiyi düşür, vergiyi KDV’yi’ diyorsun, tamam bunu düşürelim, ‘kurumlar vergisini düşür’ diyorsun. Peki, onu, bunu düşür de Türkiye’yi nasıl yöneteceğiz? Bu yatırımları nasıl yapacağız? Bunun da yöntemini gösterin. ”

IMF-TÜRKİYE İLİŞKİSİ

Türkiye’nin, IMF ile yürüttüğü görüşmelerin ne zaman sonuçlanacağına yönelik soru üzerine Erdoğan, ”Biz buna mecbur değiliz ki IMF olmazsa biz ölecek miyiz? Hiç öyle bir derdimiz yok” dedi.

Akgün’ün, ”Masadan da kalkmıyorsunuz” sözlerine karşılık olarak da Erdoğan, ”Hayır. Biz onlara söylüyoruz, bize açık açık şunu söyleyin ‘biz sizinle beraber çalışacağız, çalışmayacağız’ bunu söyleyin. Bizi, açıklamak zorunda bırakırsınız. İcabında gerekirse deriz ki ‘Kardeşim kusura bakma madem ki olmuyor bu iş, hayırlı olsun’. Bunu da diyebiliriz. Türkiye’de bu güç var” dedi.

Brezilya’nın dediği gibi Türkiye’nin de bunu diyebileceğini ifade eden Başbakan Erdoğan, ”Ama bizi bu noktaya getirmeyin” diye konuştu.

Akgün’ün, ”Ama siz şu anda IMF’den açıklama bekliyorsunuz” sözleri üzerine de Erdoğan, ”Şu anda görüşmelerimiz devam ediyor, şu yeni görüşmeleri de bir yapalım. Yeni ekonomik koordinasyon kurulumuz, başta Ali Bey olmak üzere çalışmalarını yapsınlar. Onları bir görelim, çok daha fazla bu işleri uzatmayı düşünmüyoruz” değerlendirmesini yaptı.

Murat Akgün’ün, ”IMF ile ilişkiler yakın bir süreçte son bulacak” sözleri üzerine Erdoğan, ”Son bulmalı, şöyle ya da böyle… Ve artı veya eksi… Bunları bir görüşüp, biz hele hele siyasi dayatma asla kabullenemeyiz” derken, bu yaz sonuna kadar sürecin tamamlanıp tamamlanmayacağı sorusuna da ”Temenni ederim ki bitsin” karşılığını verdi.

”SAĞIR DUYMAZ UYDURUR”

Akgün’ün, bazı çevrelerin, hükümetin, ”gelecek seçimleri düşünerek IMF ile bağlayıcı anlaşmayı düşünmediği” şeklinde iddialarının bulunduğunu ifade etmesi üzerine Erdoğan, şöyle konuştu:

”Bunların hepsi uydurma, sağır duymaz uydurur. Sağır kardeşlerim gücenmesin, onları ben çok severim, asla böyle bir şeyi kabul edemeyiz. Öyle bir şey söz konusu değil. Biz bu güne kadar siyasi etik açısından, siyasi etiğe sığmayan hiçbir uygulama yapmadık. Bugün de yapmayız, yarın da yapmayız. Olması gereken ne ise gerçekler ne ise gerçekleri uygularız. Hiç kimseye bu noktada bir borcumuz yok. Siyasetimizin ilkelerini biz belirleriz. Ve ilkeli siyaset bizim için bir fazilet mücadelesidir. Bu fazilet mücadelesini de vermeye devam edeceğiz.”

”O zaman şöyle diyebilir miyiz? Artısıyla eksisiyle IMF ile ilişkiler son bahara kadar bir yere gelecek” sözlerine Erdoğan, ”İnşallah, inşallah” karşılığını verdi.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, CHP Genel Başkanı Deniz Baykal’ın kendisine yönelik sözleriyle ilgili olarak ”Ben merdim ama karşımda mert olan insan arıyorum. Ama kendisi namertse bilemem” dedi.
Erdoğan, NTV’nin canlı yayınında Ankara Temsilcisi Murat Akgün’ün sorularını yanıtladı. Baykal’ın, Irak Devlet Başkanı Celal Talabani tarafından Bağdat’a davet edilmesine ilişkin bir soruya Erdoğan, ”Ben Türkiye Cumhuriyeti’nin bir ana muhalefet lideri olarak Sayın Baykal’ın Sayın Talabani tarafından davet edilmesini normal karşılıyorum. Temenni ederim ki Türkiye-Irak ilişkilerine güç katacak görüşmeler olur” karşılığını verdi.

Başbakan Erdoğan, Akgün’ün, ”Sayın Baykal ile ilişkiniz oldukça gerilimli bir atmosferde devam ediyor. Sayın Baykal size yönelik (Ben samimiyetimden ötürü O’na sen diyorum) dedi. Ardından da sizi kaba bulduğunu ifade etti. Ne dersiniz Sayın Baykal ile ile ilişkileriniz hep bu düzeyde mi devam edecek?” sorusuna şu yanıtı verdi:

”Kabayı da mı samimiyetinden söylüyor? Şimdi ‘Sen’i samimiyetinden söylüyor. Hadi anladık. Nasıl bir samimiyetse! Peki, Türkiye Cumhuriyeti Başbakanına, (Türkiye Cumhuriyeti’nin gelmiş geçmiş en kaba başbakanıdır) derken, bunu da mı samimiyetinden ötürü söylüyor. Bunun nezaket kuralları içerisinde yeri nedir acaba? Ben bunu anlamakta zorluk çekiyorum.

Bakın, benim seçim öncesi, başbakan olduğum süre, daha öncesini alın inceleyin. Hiçbir zaman Sayın Baykal’ın şahsıyla ilgili bir hakaret görmeyeceksiniz. Sayın Baykal’ın benim şahsımla ilgili hakaretini her zaman göreceksiniz. Kampanyalarını hep bunun üzerine bina etmiştir, hep hakaret üzerine bina etmiştir. Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı olarak bu bulunduğum makamda bu tür hakaretlerin bir genel başkan tarafından yapılmasının ne denli sağlıklı olacağını, ne denli yakışık alacağını düşünmüyorsun. Fakat o saygısızlığına varsın devam etsin. Ben kendisine bu tür saygısızlığı yapmayacağım. Çünkü benim aldığım edep, adap dersleri buna müsaade etmez. Ben yine ‘Siz’ derim, ‘Sayın’ derim. Yani bazen belki ağzımızdan kaçarak ‘Sen’ demiş olabilirim. Ama ben zihniyeti eleştiririm, ben yapılanı eleştiririm. Asla şahsıyla uğraşmam.

Geçenlerde yine oldu. Kendilerine Anayasa Mahkemesinin vermiş olduğu 1 trilyona yakın cezayı eleştirdim. O kalktı yine başka yere işi götürüyor. Vakıflardan aldığı yardımlar meselesini gündeme getiriyor. Vakıflar ile ilgili aldığı, almadığı yardımları ben dile getirmedim. Bunlar gazetelerin yazdığı şeyler.

Siz Hazine’den aldığınız 1 trilyon liralık yardımın hesabını veremediniz ve Anayasa Mahkemesi de sizi mahkum etti. Gittiniz bu parayı ödemek durumunda kaldınız. Bunun hesabını verin. Nereye ödediniz bu parayı. Asıl yolsuzluk burada. Naylon fatura mı, şu mu, bu mu? Bunlar nedir? Bunlar yolsuzluk değil mi? Bu parayı nereye kaçırdınız? Hazine’nin size vermiş olduğu para. Bunu ispat edin. Kullandığı ifade; (ispat edemezsen namertsin). Anayasa Mahkemesi tescil etmiş bunu. Benim başka bir şey söylememe gerek yok ki… Ben merdim ama karşımda mert olan insan arıyorum. Ama kendisi namertse bilemem.”

”BU BAŞBAKANIN YAPTIĞI HİÇ HAYIRLI İŞ YOK MU YA?”

Erdoğan, ”Sizin bazı çıkışlarınız, açıklamalarınızla ilgili olarak fazla sinirli, gergin olduğunuza dair yorumlar da var. Siz akşam eve gittiğiniz zaman (keşke bunu söylemeseydim, biraz fazla sert kaçmış falan dediğiniz oluyor mu?” sorusu üzerine şunları söyledi:

”Dediğim anlar da olabilir tabi. Her şeyden önce insanım. Kaldı ki bulunduğum makam sebebiyle ben bir kişiyle, on kişiyle muhatap olmuyor, yüzlerce, binlerce kişiyle muhatap oluyorum. Hedefte olan tek insansınız. Siyasetteki tüm siyasi partiler size saldırıyor. Bunu 29 Mart seçimlerinde de yaşadık. İrili ufaklı bütün siyasi partiler size saldırıyor. Doğru, yanlış önemli değil. Şimdi yine pazar günü yapılan seçimlerde de aynı şeyi yaşadık. Yine irili ufaklı hepsi size saldırıyor. Ama ben mesela bu seçimlerde ne ilçe ne beldede hiçbirine katılmadım. Sağolsun bakan, milletvekili arkadaşlarım oralara gittiler. Seçimlerin neticesi de ortada.

Biraz da tabi sağolsun medya bu işi karıştırıyor. Yani ben burada basit bir örnek vereyim. Bu da çok çok önemli. Sürekli söylüyorlar siyasette üslup sorunu, vesaire gibi… Bunları söylerken tabi bize yapılan saldırılar noktasında kimsenin bir şeyi yok.

Bakıyorsunuz bir köşe yazarı çıkıyor. Bugüne kadar benim şahsımla ilgili hakaret içeren oran yüzde 90’ı buluyor. Bu başbakanın yaptığı hiç hayırlı iş yok mu ya? Hakaretten başka sizin yazılarınızda yer alacak başka bir şey yok mu? Bir gün da Allah aşkına ‘Ya bu Başbakan şu hayırlı işi yaptı, şurada şu okulları açtı, şurada şu hastaneleri açtı, şurada adalat saraylarını açtı…’ Bunları görmeyecek misiniz? Tarımda, enerjide atılan adımları görmeyecek misiniz? Bu kadar yapılan açılışlar var. Bunların hiçbir tanesinin bunların köşesinde yer aldığını göremezsiniz. İnanın belki bu yapılanların hiçbirinden haberleri de yok. İnsan bunları da biraz görsün be. Bu da bir insaf ister. Biz de ülkemiz adına bu tür şeylerin değerlendirilmesini isteriz. Ne gazetelerinde bunu görürsünüz, ne televizyonlarında görürsünüz.”

Sayfalar: 1 2 3 4 5

Bu konu hakkındaki yorumunuz

  

  

  

Diğer sounçlar..

Generic selectors
Exact matches only
Search in title
Search in content
Post Type Selectors
Filter by Categories
BİLİM VE TEKNOLOJİ
DÜNYA
DW HABER
EKONOMİ
GÜNDEM
KÖŞE YAZILARI
KÜLTÜR & SANAT
MEDYA & MAGAZİN
SAĞLIK
SPOR
YOUTUBE