-”EKONOMİYE VURGU YAPILARAK LAİKLİK GÜNDEMDEN DÜŞÜRÜLMEYE ÇALIŞILIYOR”
Yalçınkaya, ”Muhafazakar partiler öne çıktıkça, artan radikalleşmeyle birlikte, ekonomik büyüme ve modernizasyona daha çok vurgu yapılmak suretiyle batı tipi demokrasilerin ayrılmaz parçası olan laikliğin gündemden düşürüldüğü ve tanımının değiştirilmeye çalışıldığı görülmektedir” dedi.
İnsanları inançları ile kabul eden, bunu sorun yapmayan Avrupa sosyal demokrasi çizgisine yaklaşan muhafazakar partiler için yasaklamanın Siyasi Partiler Yasası’nda mevcut olmadığını belirten Yalçınkaya, sadece, dini kuralların devlet işlerinde etkili ve egemen kılınmasının, eğitim birliği ve hukuk birliği gözetilmeden bu yönde faaliyetlerde bulunulmasının yasaklandığını bildirdi.
Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi’nin, ”Avrupa Konseyi’ne üye devletlerde laik hükümetler olması kararında” ısrarcı olmasını desteklediklerini dile getiren Yalçınkaya, şöyle konuştu:
”Ancak, bir dinin ahlaki değerlerinin hayat verdiği siyasi partiler, Avrupa Konseyine üye devletlerin çoğunda bulunduğundan, ‘laiklik kriteri siyasi partilere uygulanmaz’ kuralını açmak gerekir. ‘İktidarda ise anayasaya aykırı kararlar çıkartıyorsa, hukuki önlemler kararların arkasındaki siyasi partiye değil, anayasal olmayan kararlara karşı alınmalıdır’ düşüncesini şu hallerde uygulamak mümkün değildir:
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yasa teklifi verme ve anayasanın değiştirilemez maddelerine aykırı olan anayasa değişikliklerine karşı, Anayasa Mahkemesi’ne başvurma görev ve yetkisi bulunmadığından, siyasi partilerin anayasaya aykırılık yoluna başvurmaması halinde, demokratik devlet düzeninin, laik devlet niteliğinin değiştirilmesine karşı hangi hukuk yoluyla demokrasinin sağlanması veya hukuk devletinin, hukukun üstünlüğünün ve de güçler ayrılığının uygulanabilmesi mümkün olacaktır.”
-AK PARTİ VE DTP HAKKINDAKİ KAPATMA DAVALARI-
Yalçınkaya, hukuk yoluyla demokrasinin sağlanmasına her kesimin saygı göstermesinin, demokrasinin ve güçler ayrılığı ile hukukun üstünlüğü ilkesinin gereği olduğuna işaret ederek, ”Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı nitelemesi, laik Türkiye Cumhuriyeti ile bütünleşmiş, birlikte kökleşmiş ve gelişmiştir” diye konuştu.
AK Parti ve Demokratik Toplum Partisi (DTP) hakkında açılan kapatma davalarına ilişkin de bilgi veren Yalçınkaya, Venedik Komisyonu kararlarında belirtilen ilkeler doğrultusunda, siyasi partilerin kapatılmasının özellikle şiddete göz yumma ve şiddete kışkırtma, ülkenin sivil barışını tehdit etme durumlarında, uygulanabilecek istisnai bir tedbir olduğunun vurgulandığını kaydetti.
Venedik Komisyonu Raporunda ifade edilen yasaklama ilkelerinin, sadece ”şiddet” ile sınırlı olmadığını, ilkeler arasında, ırkçılık, yabancı düşmanlığı ve hoşgörüsüzlüğün de bulunduğunu hatırlatan Yalçınkaya, laikliğin, ”dinsel hoşgörüyü sağlayan ve güvence altına alan ilke” olduğu söyledi.
Yalçınkaya, Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi’nin, Venedik İlkeleri’nden farklı olarak ”bir siyasi partinin, sivil barışı ve demokratik anayasal düzeni tehlikeye sokması halinde, bu amaca ulaşmak için demokratik yolları kullanıyor olsa dahi, o siyasi partinin kapatılacağı kuralını” getirdiğini ifade ederek, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın, açtığı parti kapatma davalarının esas ve sözlü açıklamalarında bu hususlara değindiğini anlattı.
DTP hakkındaki kapatma davasına ilişkin sürecin Anayasa Mahkemesi’nde devam ettiğini anımsatan Yalçınkaya, DTP’nin dava süresince yapılacak seçimlere katılamaması; dava tarihinde, parti bünyesindeki üye, yönetici, belediye başkanı ve milletvekili olarak görev alanların bir başka siyasi parti listesinden veya bağımsız olarak dava süresince seçimlere katılamaması; partiye ödenebilecek Hazine yardımlarının banka hesabında blokesine ve davalı partinin üye kayıtlarının durdurulmasına karar verilmesinin talep edildiğini, Anayasa Mahkemesi’nin tedbir niteliğindeki bu talepleri reddettiğini söyledi.











Bu konu hakkındaki yorumunuz